Kardeşin üşüyor, Bir Bot Bir Mont Dünyalara Bedel...

Katılım
5 Eyl 2005
Mesajlar
544
Alttaki sitenin ilginizi çekebileceğini düşündüm ve bu adresi siz kardeşlerimle paylaşmak istedim. Bu siteyi geç farkettiğim için de üzüntü duydum.

Binlerce insan kardeşini seçmiş bir o kadar da bekleyen var. Kardeşliğin gösterilmesi gereken en güzel dönemler içerisindeyken öyleyse neden birşeyler yapmıyoruz.

Siteye alltaki link'e tıklayarak giriş yapabilirsiniz.

KARDESİNİ SEÇ
Kalbi tıklayın bakın kimler bekliyor. ;)
:cat: :rendeer: :cat: :rendeer:
Böyle organizasyonlara hep destek tam destek.

Siteden bir yazı.

KARDEŞİNİ SEÇ....ÖNCE MEKTUP YAZ...
ONU TANI....SONRA HEDİYENİ YOLLA

Sitenin sağlıklı büyüyebilmesi için yeni bir anlayışı derhal uygulamalıyız... Önce kardeşine mektup yaz. Kendini tanıt KARDEŞİNİ SEÇ felsefesini anlat, ailesine ve okuluna ait bilgileri iste, fotoğrafını iste... Mektubunla beraber üzeri pullu adresin olan bir de zarf ilave et... iki adet de defter... Kardeşinden mektup geldikten sonra hediyeni yolla.Böylece ilerde olabilecek olumsuzlukları şimdiden önle.... Ve onu asla unutma...

www.kardesinisec.com
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
Bu siteyi biliyordum daha önce ancak inceleme fırsatım olmamıştı. Motorcu camiası olarak çok fazla şey yapabiliriz. Mesela üniversite hazırlık yıllarımdan kalan soru bankaları test kitapları vs. var. Onları göndermek isterim ben. Toplu halde bir şeyler yapıp trenle bile yollayabiliriz.
Sitenin sağ tarafında kitap ve yardım bekleyen okullar var. Doğrudan okula yardım edersek hakettiği şekilde dağılır düşüncesindeyim.
Yarınki Ankara buluşmasında dile getireceğim bunu.
 
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
Bir çocuğun hayaline ortak olmak - Sibel Oral

Kasvetli bir Kasım ayıydı. Kendimden ve bu şehirden çok sıkılmıştım. Daha lüks yaşama adadığımız zamanlarımız, birbiriyle çarpışıp yamulan insan ilişkilerimiz, içimizde ki merhamet duygusunu çalan “hırsız hırslarımız” bizi yaşamlarımızın ve bencilleşen yalnızlığımızın dibine gömüyordu.

Güneşin doğuşunu da batışını da koca İstanbul’un kalabalık yaşam topluluğu arasından izlemek, izlerken kendi içsel yalnızlığının farkına varmak ve bu farkındalıkla Kasım ayının kasvetine katkıda bulunmak içten bile değildi. İşsizdim ve bir iş gelmişti. Önce “sipariş üstüne nasıl hikaye yazılır ki?” diye sordum kendime. Aynı günün akşamı Cihangir çay bahçesinde hiç sevmediğim halde çay içip sipariş üzerine yazmak zorunda olduğum hikâyeyi düşündüm. Bana verilen konuya uygun istenilen konseptte hiçbir şey yazamıyordum. Parmaklarımın arasında kalem döndü durdu saatlerce. Zihnim hiçbir şey üretemiyordu; pes ettim ve bir kahve söyleyip en sevdiğim kalemimi masaya koyup kendime döndüm ve onu gördüm.

Teninin rengi, mantosunun kapüşonu ve kaşlarının duruşuyla bana kendi gibi olan bir çocuğu hatırlatıyordu; 10 yıl önce postallarımı boyamak için bana sırnaşan Mesut’u… Hakkari’den 9 nüfuslu ailesiyle terörden kaçıp İstanbul’a göç etmiş. Babamın iş yerinin yakınlarında ayağında ayakkabı olmamasına rağmen başkalarının ayakkabılarını boyar, parlatır kazandığı parayı babasına verirdi. Okula hiç gitmemişti oysa okul çağı gelmişti. Okula gidecek para, okula kayıt olabilse bile kitap alacak, önlük alacak paraları yoktu. Zaten bunu umursayacak hayalleri de yoktu. Babam ve yakın çevresi Mesut’u çok sevdi ve birlik olup onu okula yazdırdı. Önlük, kitap, defter, çanta aldı, cebine harçlığını koydu ve Mesut artık okullu oldu. İşte, hikayemin kahramanını bulmuştum. Mesut ve onun gibi çocukluğunu okuldan uzak terör gölgesinde yaşayan çocuklar olacaktı.

Hızla eve gittim ve internette doğu’da yaşayan çocuklarla, doğu illerinde ki okulların durumlarıyla ilgili araştırmalar yapmaya başladım. Heyecandan yerimde duramıyordum. Hikâyem kafamda çoktan yazılmış hatta yaşanmıştı bile. Ertesi sabah araştırmalarıma devam ederken bir site buldu .http://www.kardesinisec.com Böyle bir sitenin varlığından haberdar olmamıştım. Uzun süre inceledim. Evet, bu harika olabilirdi zaten 3 kardeşim vardı ve 1 tane daha olsa üstelik yardıma muhtaç bir kardeşim olsaydı ve ben ona yardım etseydim belki de yazacağım hikâyenin içine girecektim. Hakkâri ilinde kardeş bekleyen isimleri ve tanıtım formlarını tek tek dikkatle inceledim. Durdum… Çok tuhaftı…

Adı Soyadı: Sibel DAYAN
Yaşı:13
Adres: Hakkâri Merkez

-“Dayan Sibel” diyerek okulunun telefonunu buldum ve aradım. Ne diyeceğimi bilemiyordum, onu nerden bulduğumu, internetin ne olduğunu ona nasıl anlatacaktım?

Telefonu kapadım ve Mesut’u düşünmeye başladım. Bu arada hikâyemin tretmanlarını yazmıştım ve çok beğenilmişti. Hemen senaryo hali sipariş edilmişti. Siparişlerden nefret ediyordum ama bundan daha önemlisi Hakkari’li Sibel Dayan’dı. Onu aramam gerekiyordu, sanki beni bekliyordu. Kafamda ki bütün kaygılardan kurtulup okulunun bana verdiği komşularının numaralarını çevirdim ve onu istedim. Sesini duyunca, sesim titredi. Ona kendimi tanıttım ve onu nereden bulduğumu ve bunu neden yaptığımı anlattım. Sandığımdan daha kolay oldu. Öğretmenleri onlara her şeyi anlatmış. Uzun zamandır o da birinin onu seçmesini bekliyormuş. Ona sorduğum sorulara karşılık bana verdiği cevaplar beni şaşırtıyordu. İki odalı bir evde 12 kişi. Babaları ne iş olursa onu yapıyor. Sibel, evin okuyan tek kızı. Türkçesi gayet düzgün ya da beklediğimden daha düzgün ve her şeyden önemlisi bana “siz” diye başlayan cümleler kuruyor. Sesimin titrek hali kendini doğallığına teslim ettiğin de ona ilk mektubumla birlikte bir hediye göndermek istediğimi ve benden ne istediğini sorduğum da bana verdiği cevabın ardından bir süre konuşamadım. Çünkü benden çilekli toka ya da renkli boncuklu kolye istemişti. Sadece bu kadar mı? İnanamıyordum. Sadece toka ya da kolye mi? Hayal etmek için renkli bir dünyaya ihtiyacı vardı ve belki de bu yüzden benden renkli boncuklu kolye istemişti.

Telefonu kapadım ve ona sayfalarca mektup yazdım. Ona alabileceğim her şeyi alıp yollamak istiyordum. Artık içime tuhaf bir duygu yerleşmişti. Sürekli onu düşünüyordum. Ne yiyor, nasıl rüyalar görüyor, ne giyiyor, şu anda ne yapıyor? Peki, bana ne yaptığının farkında mı?
Şehir hayatının verdiği sıkıntıların misillemesinden doğan çarpılmış insan ilişkilerinin kıyısında boğulurken çok uzaklarda hiç tanımadığım küçük bir kız çocuğu bana “sizi seviyorum” diyor ve beni mutlu ediyordu. Ona yolladığım mektupları komşuları ve akrabaları ile topluca okuyorlarmış. Annesi, babası ve ablasıyla bile konuşmaya bile başlamıştım. Sağlığımı ve onlardan, oralardan bir şey isteyip istemediğimi soruyorlardı.

O kadar güzellerdi ki etrafımda ki herkes çok çirkin geliyordu.

O kadar içten gelen bir samimiyetle benimle konuşuyorlardı ki bana birilerine yardım etmekten dolayı içime dolan huzurla tanışıyordum her gün biraz daha fazla…

Ramazan bayramında benden hediye olarak sadece kitap istemesine rağmen ona pembe bir etek ve kazak yolladım. Paketinin içine kitabın,çilekli tokasını ve renkli boncuklu kolyesini de koydum.Her hafta arayıp sınav sonuçlarını, derslerini soruyordum. Onunla konuştukça yaşamıma anlam üstüne anlam yükleniyordu. Bu arada onunla olan bu ilişkim hikâyeme ve üzerinde çalıştığımız projeye çoktan yansımıştı. Herkese Sibel’i ve onun gibi hayallerini bekleyen çocukları anlatıyordum. Bazıları anlamıyor hatta eleştiriyordu.

Sorun neydi? Biz kameralı cep telefonu, son model araba ya da bilmem nereye tatile gitmek için kart ekstrelerimizde ki rakamların küçüleceği günü beklerken orda ki çocuklar sadece çilekli toka ya da kitap bekliyordu.
Ben hiç çilekli tokanın hayaliyle uykulara dalmadım.
Siz daldınız mı?


Hiç tanımadığınız bir çocuğun sizden gelecek olan mektubun hayaliyle her gün uykuya dalması düşüncesi mi sizi daha mutlu eder yoksa patronunuzdan gelecek terfi e-postası mı?

Binalar arasında daha lüks yaşama adadığımız zamanımız, birbiriyle çarpışıp yamulan insan ilişkilerimiz, içimizde ki merhamet duygusunu çalan “hırsız hırslarımız” bizi yaşamlarımızın dibine gömmüşken, kilometrelerce uzakta patlama sesleriyle uyanıp, lastik pabuçlarla okula giden çocukların hayallerine ortak olamaz mı?

-Olur!

Bu yazı beni çok etkiledi... Mutlaka bir şeyler yapılmalı...
 
Katılım
25 Ocak 2006
Mesajlar
41
Bu siteyi herkes ogrenmeli bence yardımlasmalı hatırlattıgınız için TESEKKURLER
 
Katılım
5 Eyl 2005
Mesajlar
544
Ben 1 koli kitap topladım.

Ansiklopedi, ders kitabı, roman vs. 2 saat önce Bingöl İli Kiğı İlçesi Çanakçı Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Yaşar AKYÜZ ile konuştum ona ulaştıracağım. Dernek olarak kendi köylerindeki okulu kendi çabalarıyla kurup eğitime açan bir dernek bu.

Zaten bu sıralar bir gönderim yapacağını yakın bir zamanda kitapları ulaştırırsam iyi olacağını ve duyarlılığım için teşekkür ettiğini söyledi.

Aslında teşekkür etmesi gereken bendim. Bana bu gururu tattırdığı için.

İnanın okullarını bile eğitime açamayan bu şekilde yüzlerce köy varken halkınında internetten haberdar olması çok zor bir durum. O sitede görünen kardeş bekleyenlerden daha fazlası var ülkemizde.
 
Son düzenleme:
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
İnternetten haberdar olmaları elbette ki zor. Bu durumda iş bize düşüyor. Özellikle benzer yörelerde yaşayan motorcu arkadaşlarımız ya da polis asker vs. gibi kamu görevlisi olup da oralara yerleşmek zorunda kalan dostlarımız olabilir. Onlardan bu yerlerin adresini alıp bağış yapabiliriz de.

Bana kalırsa motosiklet toplantılarında sadece motosiklet konuşmasın bu hafta. Sadece neredeyse zamanımızın büyük bir bölümünü hem forumda hem de diğer zamanlarda motosiklet konuşarak geçiriyoruz. Birden fazla fikre ihtiyaç var ve bu birden fazla kişiyle ortaya çıkar. Bu haftaki toplantılarımızda bu konuyu gündeme taşımalıyız.
 
Katılım
26 Ocak 2006
Mesajlar
156
dostlar bu siteye üye olurken sadece motor konuşulur, geyik sohbetleri yapılır falan diye düşünüyordum ama hakikaten yanılmışım ve iyiki üye olmuşum.
asgari ücretle geçinenlerimizin hayat standartlarının bile lüks kaldığı bir hayat var doğuda. askerliğimi şemdinli / tekeli mezrasında yaptım ve birebir yaşadım olumsuzlukları, çözümsüzlükleri. bişey yapmanın zamanı geldi geçiyor bence. bu ülkede paylaşım, fedakarlık olsa kimsenin aç kalmayacağını hepimiz biliyoruz ama kimi zaman bencilce kimi zaman duyarsızca yaşıyoruz günde bir paket lm içeceğimize bir ay kısa samsun içsek oradaki insanlara ulaştırabilsek, neler olur neler. bu konu beni içten yaralıyor ve gerçekden bişeyler yapmak istiyorum.
fikir birliği yapıp bi yolunu bulup direk şahıslara ulaşmamız lazım derim.
 
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
delitay, Ankara buluşmalarına katılırsan eminim daha nesnel bir şeyler konuşabiliriz. :cat:
 
Katılım
31 Ocak 2005
Mesajlar
2,031
gazetelerin verdiği ansiplopediler var,birde elbise olur dimi benim giymediğim bir sürü elbise pantolon var kilo aldığım için olmuyor.Hepsi giyilecek durumda
 
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
Olur olur... Hatta sizin orda bir ilkokul varmış abi. Adana'da Seyhan sanırım. O okulla görüş dilersen bir.
 
Katılım
5 Eyl 2005
Mesajlar
544
Çok iyi olur. Geçen hafta dayımla muhabbet ettim. Diğer dayımın cenazesi için İstanbul'a gelmişti. Çocuklar zorluklar içinde bile olsa okulda çok başarılı olduklarını söyledi. Birde şu örneği verdiki . Çok hoşuma gitti ben herşeyi yaparım onlar okusunlar diye dedi. Yazın bir hafta keçilerin peşine gönderdim. Sonra sordum hangisi güzel kalem mi yoksa keçilerin peşinde sopa sallamak mı? İşte bu iş benim işim okumakta sizin işiniz. Dedim diyor.
 
Katılım
4 Ocak 2006
Mesajlar
520
bizim begenmediğimiz ve gardropun bir kenanrına bıraktığım elbiseleri bile bulamayan kardeşlerimiz var.
birlik olalım onların yanında olalım
hadi adana
hadi türkiye
hadi tüm motor sevdalılar hadiiiiii
 
Katılım
13 Haz 2005
Mesajlar
3,062
Sadobey' Alıntı:
Ben 1 koli kitap topladım.

Ansiklopedi, ders kitabı, roman vs. 2 saat önce Bingöl İli Kiğı İlçesi Çanakçı Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Yaşar AKYÜZ ile konuştum ona ulaştıracağım. Dernek olarak kendi köylerindeki okulu kendi çabalarıyla kurup eğitime açan bir dernek bu.

Zaten bu sıralar bir gönderim yapacağını yakın bir zamanda kitapları ulaştırırsam iyi olacağını ve duyarlılığım için teşekkür ettiğini söyledi.

Aslında teşekkür etmesi gereken bendim. Bana bu gururu tattırdığı için.

İnanın okullarını bile eğitime açamayan bu şekilde yüzlerce köy varken halkınında internetten haberdar olması çok zor bir durum. O sitede görünen kardeş bekleyenlerden daha fazlası var ülkemizde.









Kiğı'yı, Çanakçı'yı, Aftinik'i, Algoz'u, Zeynan'ı hatırlattın bana...
Duyarlılığınız için teşekkürler arkadaşlar...:rendeer:
 
Katılım
24 Ocak 2006
Mesajlar
4,007
"sadobey",teşekkürler.İşyerinde konuşurken sitenin bahsi geçmişti.Gargaraya geldi hiç girmemiştim.Çok iyi oldu bu.Biraz araştırdım dahada devam edicem,yapabileceğimiz birşeyler mutlaka vardır.
 
Katılım
5 Eyl 2005
Mesajlar
544
Teşekkür ediyorum arkadaşlar. Teşekkürler abi.

Gürzan Resimler çok güzel. Alagöz'den mi çekilmiş ben yıllar önce bir kere gitmiştim ama hatırlıyorum.

İşte böyle zor yaşam koşullarında yaşayan yolları bile olmayan insanların eğitim ve çocuklarının gelecekleri için yaptıklarını çok iyi anlamamızı sağladı bu resimler için çok teşekkür ederim.
 
Katılım
13 Haz 2005
Mesajlar
3,062
evet fotolar gerçek ve tarafımdan çekilmiştir.
ben alagöz'lüyüm.
sadobey; alagöze herkes gitmez:)
sen nereden yol buldunda gittin?
yüzen adaları bende merak ediyorum.

bu arada nickim gurzan. U ile yazılıp okunur. "Ü" ile değil. :)
 
Son düzenleme:
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
Alakasız olacak ama insan bu resimleri görünce endurocu olmak istiyor. Sanırım bu insanlara motorla gitmek için bir enduro şart.
 
Katılım
13 Haz 2005
Mesajlar
3,062
sırf orada kullanmak için, çin işi bir kross alıp, köyde bırakıcam zaten. :)
seneye yaparım inşallah...
 
Katılım
5 Eyl 2005
Mesajlar
544
Gurzan biz akraba olabiliriz. :queen: Babam Çanakçılı Annem Aftinikli. Bir dedem Meyi Mevle bir dem Hacı Zülfü. Kejelerdeniz. Sizin köyde de misafir oldum beni misafir edip yemek verdiler. Zaten Aftinik'le arası yürüme mesafesi 5-10 dakika.
Bende yüzen adaların resmini koyayım ;)
Yuzen_ada.jpg
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst