- Katılım
- 18 Eyl 2005
- Mesajlar
- 267
Kanuni Basın pikniği ve ATV’de artçı olmak

Herşeyin inceden planlandığı bir etkinlik için, boş gezenin boş emeklisi olarak erkenden Seçkin ATV Club tesislerine damladım.



Emekli gazeteci, taze motorcu başlayan hayatımın Kanuni Tiger 250 kullanarak devam eden akışında, bu tercihimin zaman zaman mükafatını da yaşamak çok hoşuma gidiyor. Geçen hafta içinde mailime gelen bir davet, yepyeni bir etkinliği yine motosiklet seven dostlarla paylaşacağım bir sevince dönüştürdü. ATV klasmanında yeni bir model olan ATV300 için bir tanıtım pikniği ve safari turu hazırlanmıştı...


Talip Seçkin, bu güzel işin, insanları ne kadar çok mutlu ederse, o kadar mutlu olduğunu anlatıyor. İnsanın sevdiği işi yapması ne kadar güzel, herkese örnek olması dileğiyle...
Kanuni Genel Müdürü Said Orhan ve Seçkin Club sahibi Talip Seçkin gelenleri kapıda karşılıyordu. Yanyana dizilmiş ATV’ler, gerek duyulması halinde bir ambulans ve katılımcılar için tüm aksesuarlar eksiksiz hazırlanmıştı.

İstanbul’un farklı yerlerinden gelen ziyaretçileri taşıyan servis aracı, mekana gelince hareketlilik de başladı...




Benim için en önemli olan kısım ise bal, kaymak, salam, peynir, zeytin, tereyağ, reçel, fındık ezmesi ve daha bir çok oburing çeşitlerden oluşan kahvaltı sofrasıydı. Tabii yanında olmazsa olmaz çaylarrrrrrrrrrr....

Kahvaltı zamanını tamamlarken Said Orhan bey, günlük program hakkında katılımcı basın mensubu arkadaşlara brifing verdi. Günün çok güzel geçeceği belli, hele benim için!


Orman turuna çıkılacak araçlar yakından incelenmeye başlandı, gerekli sürüş talimatları ve dikkat edilmesi gereken detaylar bir bir kullanıcılara anlatıldı.

Sürücü kursu sahibi Canan Yüce hanım da programı yakından izliyor.

Sürüş sorumluluğu ve olası aksiliklere karşı kullanıcı arkadaşlar gerekli formları doldurdular.



Formunu dolduran, gerekli donanımları almak için ilgili arkadaşlardan destek alıyorlar...

Erol Erkale hocamız, aynı zamanda Kanuni Çağlayan bayii Murat Oto’nun sahibi son kontrolleri yapıyor.


İşi biten bineceği aracın tepesinde ilk pozlarını veriyor. Her şey çok güzel... Ben gözlemci taze motorcu olarak olup bitenleri izliyorum. Hatta başıma geleceklerden habersiz Said Orhan beyle poz bile veriyorum...

Motosiklet sevdalısı Milliyet gazetesi acar muhabirlerinden olan Menderes kardeşimle iki nesil basın mensubu hatırası bir resim çektiriyoruz.

Ben hariç herkes yerini alıyor ATV’ler üzerinde... Ben sadece resim çekmek için aralarında olacağım... Emekli gazeteci, taze motorcu HULK!


Güzergâh üzerinde, parkurun yapısı hakkında ve olması gereken hareketlere karşı sürücü arkadaşlarımız yola çıkmadan bir kere daha bilgilendiriliyorlar.

Veeee benim tur için oturmam gereken yer belirleniyor, öncü giden rehberimiz Kadir Kaymış’ın artçısı olarak Nasrettin Hoca misali ATV safari kurbanı seçiliyorum... Çok sevinçliyim... Ama bu sevinç parkurun zorlu yapısında benim ve popom için bir zulme dönüşmek üzere... Ne kadar mutlu görünüyorum, hey Allahım....



Herşey tamam ve ormana doğru yola koyuluyoruz, istikamet; dar patikalar, sık ağaçlar ve çamurlu su birikintileri... Bu aşamadan sonraki resimlerden hayır beklemeyin, denemek isteyen aynı pozisyonda benzer çalışmalar yapabilir... Hoca Nasrettin Hulk işbaşında...

Zaman zaman konvoydaki kopmalardan dolayı verdiğimiz çok kısa molalardan birinde, fırsattan istifade ATV’ye düz de binilebileceğini test etme imkanı buldum...

Daha önceki çeşitli gezilerimizde, kâh Keramet ılıcasının ılık sularında, kâh Kemerburgaz Cross etkinliğinin ortasında yolumuza çıkan bu tosbağa bizleri burada da buldu, hem de tam yolumuzun üstünde...



Tırmanma kısımlarının bitmesiyle çamurlu bölümler ve sık ağaçlar başladı, arkam dönük gittiğim için, ne zaman çukura gireceğimiz, ne zaman enseme bir dal parçası yiyeceğimi bilemeden yola devam ettik. Portbagaj demirlerinin popomdaki zalim baskısı her geçen dakika daha da artıyordu.

Farklı yönlere doğru kıvrılan bir çok parkur vardı. Zor etaplardan biri sayılan Domuz Çukuru kısmına dönüşte girmek üzere karar veriliyor. Her türden kullanıcı için zorluk dereceli parkurlar var. Muhteşem bir ortam...



Tırmanışın sonunda adına Bağdat Caddesi dedikleri geniş ve daha düzgün bir alana geliyoruz. Burada herkes kurtlarını döküyor. Rehberimiz ATV’nin farklı kullanım versiyonları hakkında örnekler sergiliyor...

Dönüş noktasına ekip halinde ulaşmanın zaferi olarak grup fotoğrafı çektiriyoruz, ben hala gülümseyebiliyorum, Hoca Nasrettin Hulk, portbagaj artçılıktan memnun...

Araçları ve kendimizi, özellikle ben popomu dinlendirdikten sonra dönüş yolculuğuna başlıyoruz...


Sert geçişlerde, özellikle test edilen ATV300’ün performansı ve yola tepkileri kullanıcılar tarafından yakından inceleniyor. Ön takımlar mükemmel, yol kavrayışı ve keyif muhteşem...


Giderek daha sık ve güneş almayan patikalardan safarimiz devam ediyor... Ortamın bakirliği, keşfetme arzusunu daha bir tetikliyor... Buna rağmen trafik sıkışıklığı yaşanıyor zaman zaman... Ne de olsa İstanbul işte...

Sürekli arkamdan gelen gruba aslında en keyifli ATV kullanım taktiklerinden en güzelini sergiliyorum, popo dinlendirmece...



Molamızı fırsat bilen basın emekçisi ATV sürücüleri, ormanın orta yerinde yayık ayranı içmek gibi bir lüksün eşliğinde hatıra fotoğrafı çektiriyorlar... Kim düşündüyse aklıyla bin yaşasın...


Yorgunluktan ziyade, ATV’de artçı olmanın ters şeklinden ötürü benim bakışlarım ve duruşum yanlamaya başlamış. İnsan anatomisine aykırı bir gezi şekli, portbagajda ters gitmek... Her bir ağaç dalının, yaprağının ensende ne zaman patlayacağını bilememek...

Bu güzel günün muhteşem anıları için ne ayrandan vazgeçtik ne de resim çekmekten...

Tekrar yola koyulduk, botanik bir tüneli andıran, güneş görmeyen patikalardan daha hızlı bir tempoyla geri dönüşe başladık... Ama daha zorlu etaplar bitmemişti...




Derin yarıkların çamurla dolan kısımları, geçişleri zorlaştırsa da hemen gelen yardımlar sayesinde hiç oyalanmadan burayı da geçtik... Bu çetin etaplar arkamızda derin izler bıraktı, kısaca hepimiz çamura yattık!

Pırıl pırıl ATV’lerle çıktığımız bu turumuzun sonuna tüm araçların ve sürüclerinin renginin değişmesiyle son etapa girdik...

Azmin zaferi, ekip çalışmasının gurur veren tarafı ve medyanın safari çıkarması...


Varış noktasında yine objektifler üzerimizdeydi, zafer sarhoşluğu ve çamur her şeyin üstündeydi...

Böyle bir parkurun sonunda yıkanıp paklanıp dosdoğru sofraya gidilir... Aynen öyle oldu, biz çamura yatarken aşağıda mangal yanmış, ızgaralar hazırlanmıştı bile... Tam Hulk usulü bir etkinlik, popomun derdini hemen unuttum!



Ama önce boy abdesti aldık, sulandık, çamurları akıttık... Kendimize geldik...



Arkasından masa başında beslenme zamanı, havadan mıdır ATV’den midir bilinmez sindirim sistemi çok yüksek değerlerde çalışmış ve karnımızın zilleri jiglesi çekilmiş bir motor gibi guruldayıp duruyordu...

Bütün motosiklet sevdalısı arkadaşlarım adına burada bulunup mevcut herşeyi mideye indirmekten kendimi birinci derecede sorumlu tuttum, sofranın hakkını verdim, emin olabilirsiniz... Kanuni Yedek Parça Satış Müdür yardımcısı Volkan Şanbay ve Murat Oto Yetkili servisi Erol Erkale ile yemek arası günün değerlendirmesini yaptık.

Hemen arkasından da hazmın daha kolay olabilmesi için, salınım hareketlerine kaydık, sallanan salıncakta üç kişi pozunu verdik...


Biraz dinlendikten sonra, günün geri kalan etkinliklerinden olan paintball turnuvası öncesi, artçı olduğum ATV’den intikamımı almak için tepesine binip, saldım kendimi çayıra...


Resme dikkatli bakarsanız, ATV’de artçı olmanın ve resim çekmek uğruna Hoca Nasrettin gibi binmenin bedelini ayakta sürüş olarak ödediğinizi anlarsınız... Siz siz olun ATV’de artçı olmayın, sürücü olun... Sonra geri kalan ömrünüzü ayakta geçirirsiniz...

Son etkinlik paintball savaşını mı merak ediyorsunuz? Onu da ayrıca yazacağım ve resimlerle anlatacağım... Ama daha sonra, malum; ATV’de artçı olduk, bu saat oldu hala ayaktayız, gidip yüzükoyun bir uzanalım, kalıbı dinlendirelim... Herkese mutlu günler, kazasız sürüşler... Şansınız, farınız, yolunuz açık olsun!

Herşeyin inceden planlandığı bir etkinlik için, boş gezenin boş emeklisi olarak erkenden Seçkin ATV Club tesislerine damladım.



Emekli gazeteci, taze motorcu başlayan hayatımın Kanuni Tiger 250 kullanarak devam eden akışında, bu tercihimin zaman zaman mükafatını da yaşamak çok hoşuma gidiyor. Geçen hafta içinde mailime gelen bir davet, yepyeni bir etkinliği yine motosiklet seven dostlarla paylaşacağım bir sevince dönüştürdü. ATV klasmanında yeni bir model olan ATV300 için bir tanıtım pikniği ve safari turu hazırlanmıştı...


Talip Seçkin, bu güzel işin, insanları ne kadar çok mutlu ederse, o kadar mutlu olduğunu anlatıyor. İnsanın sevdiği işi yapması ne kadar güzel, herkese örnek olması dileğiyle...
Kanuni Genel Müdürü Said Orhan ve Seçkin Club sahibi Talip Seçkin gelenleri kapıda karşılıyordu. Yanyana dizilmiş ATV’ler, gerek duyulması halinde bir ambulans ve katılımcılar için tüm aksesuarlar eksiksiz hazırlanmıştı.

İstanbul’un farklı yerlerinden gelen ziyaretçileri taşıyan servis aracı, mekana gelince hareketlilik de başladı...




Benim için en önemli olan kısım ise bal, kaymak, salam, peynir, zeytin, tereyağ, reçel, fındık ezmesi ve daha bir çok oburing çeşitlerden oluşan kahvaltı sofrasıydı. Tabii yanında olmazsa olmaz çaylarrrrrrrrrrr....

Kahvaltı zamanını tamamlarken Said Orhan bey, günlük program hakkında katılımcı basın mensubu arkadaşlara brifing verdi. Günün çok güzel geçeceği belli, hele benim için!


Orman turuna çıkılacak araçlar yakından incelenmeye başlandı, gerekli sürüş talimatları ve dikkat edilmesi gereken detaylar bir bir kullanıcılara anlatıldı.

Sürücü kursu sahibi Canan Yüce hanım da programı yakından izliyor.

Sürüş sorumluluğu ve olası aksiliklere karşı kullanıcı arkadaşlar gerekli formları doldurdular.



Formunu dolduran, gerekli donanımları almak için ilgili arkadaşlardan destek alıyorlar...

Erol Erkale hocamız, aynı zamanda Kanuni Çağlayan bayii Murat Oto’nun sahibi son kontrolleri yapıyor.


İşi biten bineceği aracın tepesinde ilk pozlarını veriyor. Her şey çok güzel... Ben gözlemci taze motorcu olarak olup bitenleri izliyorum. Hatta başıma geleceklerden habersiz Said Orhan beyle poz bile veriyorum...

Motosiklet sevdalısı Milliyet gazetesi acar muhabirlerinden olan Menderes kardeşimle iki nesil basın mensubu hatırası bir resim çektiriyoruz.

Ben hariç herkes yerini alıyor ATV’ler üzerinde... Ben sadece resim çekmek için aralarında olacağım... Emekli gazeteci, taze motorcu HULK!


Güzergâh üzerinde, parkurun yapısı hakkında ve olması gereken hareketlere karşı sürücü arkadaşlarımız yola çıkmadan bir kere daha bilgilendiriliyorlar.

Veeee benim tur için oturmam gereken yer belirleniyor, öncü giden rehberimiz Kadir Kaymış’ın artçısı olarak Nasrettin Hoca misali ATV safari kurbanı seçiliyorum... Çok sevinçliyim... Ama bu sevinç parkurun zorlu yapısında benim ve popom için bir zulme dönüşmek üzere... Ne kadar mutlu görünüyorum, hey Allahım....



Herşey tamam ve ormana doğru yola koyuluyoruz, istikamet; dar patikalar, sık ağaçlar ve çamurlu su birikintileri... Bu aşamadan sonraki resimlerden hayır beklemeyin, denemek isteyen aynı pozisyonda benzer çalışmalar yapabilir... Hoca Nasrettin Hulk işbaşında...

Zaman zaman konvoydaki kopmalardan dolayı verdiğimiz çok kısa molalardan birinde, fırsattan istifade ATV’ye düz de binilebileceğini test etme imkanı buldum...

Daha önceki çeşitli gezilerimizde, kâh Keramet ılıcasının ılık sularında, kâh Kemerburgaz Cross etkinliğinin ortasında yolumuza çıkan bu tosbağa bizleri burada da buldu, hem de tam yolumuzun üstünde...



Tırmanma kısımlarının bitmesiyle çamurlu bölümler ve sık ağaçlar başladı, arkam dönük gittiğim için, ne zaman çukura gireceğimiz, ne zaman enseme bir dal parçası yiyeceğimi bilemeden yola devam ettik. Portbagaj demirlerinin popomdaki zalim baskısı her geçen dakika daha da artıyordu.

Farklı yönlere doğru kıvrılan bir çok parkur vardı. Zor etaplardan biri sayılan Domuz Çukuru kısmına dönüşte girmek üzere karar veriliyor. Her türden kullanıcı için zorluk dereceli parkurlar var. Muhteşem bir ortam...



Tırmanışın sonunda adına Bağdat Caddesi dedikleri geniş ve daha düzgün bir alana geliyoruz. Burada herkes kurtlarını döküyor. Rehberimiz ATV’nin farklı kullanım versiyonları hakkında örnekler sergiliyor...

Dönüş noktasına ekip halinde ulaşmanın zaferi olarak grup fotoğrafı çektiriyoruz, ben hala gülümseyebiliyorum, Hoca Nasrettin Hulk, portbagaj artçılıktan memnun...

Araçları ve kendimizi, özellikle ben popomu dinlendirdikten sonra dönüş yolculuğuna başlıyoruz...


Sert geçişlerde, özellikle test edilen ATV300’ün performansı ve yola tepkileri kullanıcılar tarafından yakından inceleniyor. Ön takımlar mükemmel, yol kavrayışı ve keyif muhteşem...


Giderek daha sık ve güneş almayan patikalardan safarimiz devam ediyor... Ortamın bakirliği, keşfetme arzusunu daha bir tetikliyor... Buna rağmen trafik sıkışıklığı yaşanıyor zaman zaman... Ne de olsa İstanbul işte...

Sürekli arkamdan gelen gruba aslında en keyifli ATV kullanım taktiklerinden en güzelini sergiliyorum, popo dinlendirmece...



Molamızı fırsat bilen basın emekçisi ATV sürücüleri, ormanın orta yerinde yayık ayranı içmek gibi bir lüksün eşliğinde hatıra fotoğrafı çektiriyorlar... Kim düşündüyse aklıyla bin yaşasın...


Yorgunluktan ziyade, ATV’de artçı olmanın ters şeklinden ötürü benim bakışlarım ve duruşum yanlamaya başlamış. İnsan anatomisine aykırı bir gezi şekli, portbagajda ters gitmek... Her bir ağaç dalının, yaprağının ensende ne zaman patlayacağını bilememek...

Bu güzel günün muhteşem anıları için ne ayrandan vazgeçtik ne de resim çekmekten...

Tekrar yola koyulduk, botanik bir tüneli andıran, güneş görmeyen patikalardan daha hızlı bir tempoyla geri dönüşe başladık... Ama daha zorlu etaplar bitmemişti...




Derin yarıkların çamurla dolan kısımları, geçişleri zorlaştırsa da hemen gelen yardımlar sayesinde hiç oyalanmadan burayı da geçtik... Bu çetin etaplar arkamızda derin izler bıraktı, kısaca hepimiz çamura yattık!

Pırıl pırıl ATV’lerle çıktığımız bu turumuzun sonuna tüm araçların ve sürüclerinin renginin değişmesiyle son etapa girdik...

Azmin zaferi, ekip çalışmasının gurur veren tarafı ve medyanın safari çıkarması...


Varış noktasında yine objektifler üzerimizdeydi, zafer sarhoşluğu ve çamur her şeyin üstündeydi...

Böyle bir parkurun sonunda yıkanıp paklanıp dosdoğru sofraya gidilir... Aynen öyle oldu, biz çamura yatarken aşağıda mangal yanmış, ızgaralar hazırlanmıştı bile... Tam Hulk usulü bir etkinlik, popomun derdini hemen unuttum!



Ama önce boy abdesti aldık, sulandık, çamurları akıttık... Kendimize geldik...



Arkasından masa başında beslenme zamanı, havadan mıdır ATV’den midir bilinmez sindirim sistemi çok yüksek değerlerde çalışmış ve karnımızın zilleri jiglesi çekilmiş bir motor gibi guruldayıp duruyordu...

Bütün motosiklet sevdalısı arkadaşlarım adına burada bulunup mevcut herşeyi mideye indirmekten kendimi birinci derecede sorumlu tuttum, sofranın hakkını verdim, emin olabilirsiniz... Kanuni Yedek Parça Satış Müdür yardımcısı Volkan Şanbay ve Murat Oto Yetkili servisi Erol Erkale ile yemek arası günün değerlendirmesini yaptık.

Hemen arkasından da hazmın daha kolay olabilmesi için, salınım hareketlerine kaydık, sallanan salıncakta üç kişi pozunu verdik...


Biraz dinlendikten sonra, günün geri kalan etkinliklerinden olan paintball turnuvası öncesi, artçı olduğum ATV’den intikamımı almak için tepesine binip, saldım kendimi çayıra...


Resme dikkatli bakarsanız, ATV’de artçı olmanın ve resim çekmek uğruna Hoca Nasrettin gibi binmenin bedelini ayakta sürüş olarak ödediğinizi anlarsınız... Siz siz olun ATV’de artçı olmayın, sürücü olun... Sonra geri kalan ömrünüzü ayakta geçirirsiniz...

Son etkinlik paintball savaşını mı merak ediyorsunuz? Onu da ayrıca yazacağım ve resimlerle anlatacağım... Ama daha sonra, malum; ATV’de artçı olduk, bu saat oldu hala ayaktayız, gidip yüzükoyun bir uzanalım, kalıbı dinlendirelim... Herkese mutlu günler, kazasız sürüşler... Şansınız, farınız, yolunuz açık olsun!