- Katılım
- 13 Haz 2005
- Mesajlar
- 3,062
- Konu Yazar
- #1
Dinç Bilgin'den gecikmiş itiraf!
Medya dünyasında sık sık tartışılan "Tetikçi Gazeteci" tabirine eski medya patronlarından Dinç Bilgin'den tarihi bir itiraf geldi: Canavarı yoğuranlardan biri de benim...
...
- Siz bir gazeteci ailesinin oğlu ve gazeteci kökenlisiniz. Niye elinizin altında Yeni Asır, Sabah gazetesi, ATV ve öbür yayın organları dururken işadamlığına, daha doğrusu bankacılığa sıvandınız? Açıkça da sormam gerekirse sizi kim ya da kimler bu işe teşvik etti?
BİLGİN - O tarihlerde Türkiye çok garip olaylar zinciri içinden geçti. Bir kere iki grup arasında kıran kırana büyük bir rekabet vardı. O rekabet çok sertleşti. Birbirini karalama, küçük düşürmeye dönüştü. O arada da yeni gazeteci tipleri ortaya çıktı.
- Tetikçi gazeteciler mi?
BİLGİN - Evet, tetikçi gazeteciler.. ya da patron adına saldırı yapan gazeteciler, diyebiliriz. Sonuçta da basın kendi işlevinden uzaklaştı. Yine o tarihte bir seçim yapıldı. Bir kısmı, aynen siyasi parti gibi, Tansu Çiller , bir kısmı da Mesut Yılmaz yanlısı oldu. İki başbakan adayından daha çok, iki basın grubu birbiriyle kavga eder oldu. Onunla birlikte de yeni genel yayın müdürü, yazar türleri ortaya çıktı. Ben bunları sanki hiç sorumluluğum yokmuş gibi anlatıyorum. Elbette gazete patronlarının bu işte büyük sorumlulukları vardır. Büyük teknoloji, tiraj kavgaları, basının büyük sermaye, büyüme ihtiyacı.. bozulma demeyeyim de, büyük bir değişime götürdü.
- Peki, bu değişim sizce olumlu mu, olumsuz mu oldu?
BİLGİN - Tabii ki olumsuz oldu. Mesleğinden uzaklaşan, ama kıdemli arkadaşlarına göre çok daha fazla para kazanan yeni gazeteci tipleri çıktı. Bu canavarı yoğuran ve ortaya çıkaranlardan birisi olarak benim de bu işte sorumluluğum var.
- İyi de, niye yaptınız bunu?
BİLGİN - Bu, bilinçle filan yapılmış bir şey değil. Basın o tarihte öyle bir yola girdi. Belki hatırlarsınız.. Sabah o tarihlerde gazete sahiplerinin basın dışında işi olmaması gerektiğinin kavgasını verdi. Sabah'a karşı olan gazeteler de bunun çok aksini savundular. Hatta iş âlemi de onların yanında yer aldı. Örneğin, rahmetli Vehbi Koç 'un bana mektubu var. Yurtdışında işadamlarının da basın sektörüne girdiğini örnekleriyle yazıyordu. Bütün basın kuruluşlarının aynı zamanda bankaları oldu. Bankası olmayan basın kuruluşları da bankası olanların eline geçti. Ama o dönemde Sabah'ın bankası yoktu. Henüz bankacılık krizi yoktu, ama bir ekonomik krizin patlayacağının işaretleri vardı. Bu seziliyordu. Evet, çok büyük hata yaptım. Bankacılık işine girdim. Böylece de bankası olmayan hiçbir basın grubu kalmadı.
röportajın tamamı için; http://www.haber7.com/haber-fake.php?url=http://www.medya7.com/haber.php?haber_id=106978
(sol sütun)
Medya dünyasında sık sık tartışılan "Tetikçi Gazeteci" tabirine eski medya patronlarından Dinç Bilgin'den tarihi bir itiraf geldi: Canavarı yoğuranlardan biri de benim...
...
- Siz bir gazeteci ailesinin oğlu ve gazeteci kökenlisiniz. Niye elinizin altında Yeni Asır, Sabah gazetesi, ATV ve öbür yayın organları dururken işadamlığına, daha doğrusu bankacılığa sıvandınız? Açıkça da sormam gerekirse sizi kim ya da kimler bu işe teşvik etti?
BİLGİN - O tarihlerde Türkiye çok garip olaylar zinciri içinden geçti. Bir kere iki grup arasında kıran kırana büyük bir rekabet vardı. O rekabet çok sertleşti. Birbirini karalama, küçük düşürmeye dönüştü. O arada da yeni gazeteci tipleri ortaya çıktı.
- Tetikçi gazeteciler mi?
BİLGİN - Evet, tetikçi gazeteciler.. ya da patron adına saldırı yapan gazeteciler, diyebiliriz. Sonuçta da basın kendi işlevinden uzaklaştı. Yine o tarihte bir seçim yapıldı. Bir kısmı, aynen siyasi parti gibi, Tansu Çiller , bir kısmı da Mesut Yılmaz yanlısı oldu. İki başbakan adayından daha çok, iki basın grubu birbiriyle kavga eder oldu. Onunla birlikte de yeni genel yayın müdürü, yazar türleri ortaya çıktı. Ben bunları sanki hiç sorumluluğum yokmuş gibi anlatıyorum. Elbette gazete patronlarının bu işte büyük sorumlulukları vardır. Büyük teknoloji, tiraj kavgaları, basının büyük sermaye, büyüme ihtiyacı.. bozulma demeyeyim de, büyük bir değişime götürdü.
- Peki, bu değişim sizce olumlu mu, olumsuz mu oldu?
BİLGİN - Tabii ki olumsuz oldu. Mesleğinden uzaklaşan, ama kıdemli arkadaşlarına göre çok daha fazla para kazanan yeni gazeteci tipleri çıktı. Bu canavarı yoğuran ve ortaya çıkaranlardan birisi olarak benim de bu işte sorumluluğum var.
- İyi de, niye yaptınız bunu?
BİLGİN - Bu, bilinçle filan yapılmış bir şey değil. Basın o tarihte öyle bir yola girdi. Belki hatırlarsınız.. Sabah o tarihlerde gazete sahiplerinin basın dışında işi olmaması gerektiğinin kavgasını verdi. Sabah'a karşı olan gazeteler de bunun çok aksini savundular. Hatta iş âlemi de onların yanında yer aldı. Örneğin, rahmetli Vehbi Koç 'un bana mektubu var. Yurtdışında işadamlarının da basın sektörüne girdiğini örnekleriyle yazıyordu. Bütün basın kuruluşlarının aynı zamanda bankaları oldu. Bankası olmayan basın kuruluşları da bankası olanların eline geçti. Ama o dönemde Sabah'ın bankası yoktu. Henüz bankacılık krizi yoktu, ama bir ekonomik krizin patlayacağının işaretleri vardı. Bu seziliyordu. Evet, çok büyük hata yaptım. Bankacılık işine girdim. Böylece de bankası olmayan hiçbir basın grubu kalmadı.
röportajın tamamı için; http://www.haber7.com/haber-fake.php?url=http://www.medya7.com/haber.php?haber_id=106978
(sol sütun)