Draggy kardeşim, büyük geçmiş olsun. Bu mantıksız mesnetsiz trafikte nasıl bir çözüm getirmek gerek bilemiyorum. O kadar zor ki.. Bir yabancı profesör hocam vardı "der di ki; Selçuk siz Türkler çok nazik gibisiniz, Çünkü bir bina kapısından dışarı çıkarken en son çıkmak için herkes birbirine buyur eder kibarlıktan kırılır ve kapıdan sonuncu çıkmaya çalışmanıza rağmen direksiyona geçtiniz mi bu yapınızdan eser kalmaz son derece agresif, sinirli ve tehlikeli bir şekilde bir kavşakta ilk geçen olmak için tüm hoşgörünüzü bırakırsınız. Hatta trafik kurallarını çiğneyen sürücülerin hocamı hayrete düşüren mazaretleri de "çok acelem vardı" diye belirtirmeleriymiş. Oysa trafikte trafik kurallarına uymaktan daha acele ne olabilir?" dediğinde ifadem aptallaşmış ve inanın bu yabancı hocama ne diyeceğimi bilemez şekilde kalakalmıştım.
Trafikte eksik bi'şeyler var.. Ya psikolojik, ya mental, anlayamıyorum.
Arkadaşlar kusura bakmayın şu kango, connect, doblo, transit gibi kullanıcılar için çok açık konuşacağım.. Bence bu işin başında millet olarak bu anlamsız kalitesiz üreme işinden vazgeçmeliyiz.. Ortada iş yok güç yok ha bire eğitimsiz insanlar yada zır cahil insancıklar türüyor.. Bunlar lütfen kimse alınmasın; 500 - 600 liraya tüm gün belki 20 saat panelvan, minibüs, doblo, kango ,connect gibi araçları azrail demiyeceğim; cellat gibi kullanmaktadırlar.. Aylık 500 lira ile geçinmeye çalışıp tüm gün deliler gibi çalışan bu insanların trafikte ciddi akıl ve ruhsal depresyonlar geçirip şoka girmektedirler. O esnada önünde çocuk mu var yanında motosiklet sürücüsümü var farkına varamıyor.. Hatta şirkette çalışırken bu tip insan profillerinden bazıları "Abi! bir kaza yapsakta kurtulsak, hiç değilse bu çilemiz biter!" şeklinde ifadelerine şahit olmuşumdur. Piyasa her zaman 500 liraya çalışacak adam yada adamcıklar bulduğu sürece trafikte kelle kopmalarını, çamaşır makinası büyüklüğüne gelmiş kamyon yada otobüsleri çok göreceğiz.. Ne olur! Yeter.. Üremeyinn..
Hatta....
Arkadaşlar bırakın motosikleti bir olay anlatacağım akıllara durgunluk.. Birgün Antalya da lamba kırmızı bekliyoruz.. Arabada eşim ve 3 yaşında ki oğlum var.. O an yaklaşık 80 yaşında teyze tam önümüzden bastonu ile küçücük adımlar ile karşıya gerçerken lamba bir anda bize yeşil oldu. Hareket etmedim önümde teyze var. Arkamdaki Kango panelvan bir korna basıyor tarifi imkansız. BU arada soldan beni geçmek istedi; o an teyze tam benim aracımın önünde durakaldı. Doblo bir 5 yıldızlı otele aitti çünkü kapı üzerinde logoları vardı. Doblo tam yanımda durdu.. Camı açtı. Bende açtım. Bu arada eşim oğlum ve önümdeki teyze donmuştuk..
Doblo; Geçsene Ayı!
Ben; Ama ama; Teyze geçemedi yolu...?
Doblo; Ez geç sanane eşşeko....! deyip bir de el hareketi ile gazladı..
Ben, eşim, oğlum aptallaşmış teyzeye bakıyorduk..
Kıssadan hisse;
Unutmayın bir kavşakta bu doblo sürücüsüne denk gelirseniz size saatte 100 km lik bir hız ile vurmaktan bir an bile tereddüt etmeyecek bir hastalıklı akıla sahiptir... Geçenlerde Onur arkadaşımızın kazasında sanırım kafasını teller ile koparabilecek kadar hızlı gelen minibüse karşı ne yapabilirdi? Maalesef bu tipler kamyonculardan dolmuşculardan daha maganda... Çok daha arabeskler...
O sebeble Draggy kardeşim, unutma trafik yoğunluğu olan her yerde kaza yapma riskide fazladır. O sebeble ben..
ŞEHİR İÇİ MOTORUMU KULLANMAMA KARARI ALDIM..
Teşekkür eder, kazasız sürüşler dilerim...:cat: