7.GÜN ARDAHAN-ŞAVŞAT-HOPA 350 km
Ardahan öğretmenevinden erkenden kalkar Şavşat'a geçmek için motosikletimizi yüklemeye devam ederiz.. Ancak hala aklımızda dünden kalan çiçek tarlaları ve bu çiçekler üzerinde koşan nalsız yüzlerce yılkı atlarının toynak sesleri kulaklarımızdadır..
Bu düşünceler ile tekeri döndürürüz.. Gün ola harman ola bakalım bugün neler yaşayacağız... Kısmet deyip Kura Nehrine doğru gideriz.. Ardahan'ı ikiye bölen büyük bir nehirdir KURA..
By
selcukkaya at 2010-06-17
İşte Kura Nehri....
By
selcukkaya at 2010-06-17
Ardahan Kalesi....
By
selcukkaya at 2010-06-17
Ardahan çıkışı tekrar yükselmeye başlarız.. Ardahan 1800 m dir ki yukarı doğru sürüş bizleri 2000 küsür metrelere çıkarıyor demektir... Derken allahım tekrar çiçek tarlaları....
200 m daha yükseliriz.. Tahminimce 2300 m lerdeyiz.. Tekrar heryer çiçek.. Birileri bu çiçekleri satsın yahu.. Olmaz böyle bişey... Hava sıcak.. 27 derece civarı.. Ama peki ya bu kar nedir? Fizik kuralları yok mu burada...
By
selcukkaya at 2010-06-17
Devam etmek isteriz.. Yolumuz uzundur lakin çiçekler bizlere gitmeyin... Aşkınızı tazeleyin... Niye gideceksiniz ki... Varmak değil mühim olan, yolda olmak... Gitmeyin, kalın yanımızda bakın güzelliğimize der gibiydiler ki; dayanamam.. Dururum.....
By
selcukkaya at 2010-06-17
By
selcukkaya at 2010-06-17
Özgür gene coşar... Ver coşkuyu Özgür ver... Hava sıcak.. Montlarımız astarsızdır.. Pantolonlarımız astarsızdır.. Ama bunalırız 2300 m de.. Kar yanında ....
By
selcukkaya at 2010-06-17
Hanım mı? O çoktan atmosfere giriş yapan uzaylı gibidir.... Görmemişiz ki böyle bişey..... Hava 27 derece.. İrtifa 2300-2400 m, etraf sarı, beyaz papatyalar ile mor sümbüller dolu, ve her yer kar....
By
selcukkaya at 2010-06-17
Resimlerim bu güzel kır çiçekleri; Mor Sümbüller....
By
selcukkaya at 2010-06-17
Beyaz papatyalar....
By
selcukkaya at 2010-06-17
Mor çiçekleri çerkerken Özgür'de objektife girer... Duramıyordur yerinde, kar yığınına tırmanırken...
By
selcukkaya at 2010-06-17
Çiçekler...
By
selcukkaya at 2010-06-17
Bu resmi çektikten sonra Özgürün yaptığı bu kartopu suratımda patlar....
By
selcukkaya at 2010-06-17
Işılay havanın sıcaklığından şikayet ederken sırtını serinletmek için kar yığınlarına yaslar.. Aylardan Haziran olduğuna inanmak güçtür... Elinden çiçeklerini bırakmaz....
By
selcukkaya at 2010-06-17
Bende dayanamam, hayat arkadaşıma topladığım çiçekleri kar üstünde Haziran ayında veririm, verirken bir kaç güzel sözde eklerim ki o anı Özgür kaçırmaz....
By
selcukkaya at 2010-06-18
Bu güzellik karşısında coşkumuz birden dinginleşir, durulur.. Sessizliğe geçeriz.. Neden dir Bilemeyiz.. Susarız belli süre.. Sessizlik dinlenir...Özgür o esnada dalar gider kaybolur gene, dalar... Kimbilir nerelere?
By
selcukkaya at 2010-06-18
Neyse tekeri döndürür hala tırmanırız.. Tahminim 2400 m lerdeyiz derken Çamlıbel Geçidi 2640 m de olduğumuzu söyler.. Hava en az 25 derecedir...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Öyle ilginç bir olaya şahit oluruz ki; Özgür 4100 km lik gezi boyunca en mükemmel anlardan birisinin bu olduğunu söyler.. Ardahan'dan çıkışımız henüz 20 km olmuşken birden bir bu Çamlıbel Geçitini geçip 700 m aşağıya doğru (irtifa değil-mesafe) ilerleyince Karadeniz Yayla Evlerini görürüz.. İnanılmazdır.. Bıçak sırtı gibi Doğu Anadolum bitiyor Karadeniz başlıyor... 700 m gibi bir alanda böyle bi'şey olması tek kelime ile mucizedir.. Bu mesafe ile adet, gelenek, tarz, insan değişir.. Artık atlar görünmez olur... Kurutulması içim Mısır koçanları görülür.. 700 m geri gitsek doğu Anadolu platolarımız var.. Harikadır.. Hepimizi bu görüntü şok eder... Bu ev tarzını daha önceki yerlerde görmemiştik...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Yeşil dağlar platolardan sonra hırçınlaşmış gibidirler.. Kıvrimlı Şavşat yollarıda cabası...
By
selcukkaya at 2010-06-18
By
selcukkaya at 2010-06-17
Yollarımızdaki dağlarda bulunan çimen hala fosforlu bir yeşildir...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Virajlar keyf verir...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Ve tanrı cennet diye Şavşatı yaratır....
Manzaralar harikadır....
By
selcukkaya at 2010-06-18
Karadeniz evleri yoğunlaşır...
Yamaçta eriyen kar suları ufak bir dere olmuş vadiyi sulamaktadır...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Yol bazen bu şekilde iri taşlı hale gelebiliyordu....
Manzara....
By
selcukkaya at 2010-06-18
Ve Şavşat'tayız...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Yolumuza birden Kawasaki KLE 500 ile birisi atlar, çarpmaktan son anda kurtarırım...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Bu Şavşatlı İbrahim dir.. Bizler ile tanışır... Şavşat ta şehre hakim bir tepeye çıkarmak ve orada çay ikram etmek ister.. Kıramayız ve takip ederiz...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Epey bir tırmanışı müteakip geldik....
By
selcukkaya at 2010-06-18
By
selcukkaya at 2010-06-18
Çaylarımız içer sohbet ederiz.. Bu arada Karagöl yolunu sorarız... Karagöl Şavşat'a git-gel yaklaşık 90 km dir.. Yol kısım kısım ciddi bozuktur...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Ve Karagöl yolu... Epey zorlu çıkar.. Tam yük, artçılı ve sıcak hava beni yorar... Hava Şavşatta inanılmaz sıcaktı.. Bence o gün en az 35 derece idi...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Artık o kadar yorulmuşum ki... Motosikletimi Karagöl'e tabelası önüne park etmeye çalışırken bir anda şaküliyi kaçırırım..
By
selcukkaya at 2010-06-18
Tutmaya çalışırım lakin tutma çabam depo üstü çanta ve top case ile gazoz ağacı olur.. Motorumu yavaşça yana bırakmak zorunda kalırım.. Bu arada motorumu yana bırakırken sol ayağımın kaval kemiğinin deri parçasını motorumun karter koruması sıyırır..
By
selcukkaya at 2010-06-18
Neyse der yoldan geçenler ile tekrar motorumu doğrulturum... Lakin kaval kemiğim ciddi ağırmaktadır ama Karagöl gezisini bozmamak için belli etmem...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Karagöl..
By
selcukkaya at 2010-06-18
By
selcukkaya at 2010-06-18
Özgür'e durumu izah ederim.. Özgür önceden çıkmıştı... Ama kaval kemiğimi söylemem.. Tek istediğim ortalık toz toprak ve çok sıcaktı.. Sadece yüzülen deri mikrop kapmasın yeterdi.. Ama akşam Otelde eşime söylerim ve kolonya döker yaramı temizlerim...
By
selcukkaya at 2010-06-18
By
selcukkaya at 2010-06-18
Işılay ve Karagöl...
By
selcukkaya at 2010-06-18
Ormancılar bizi bırakmazlar çay ikram ederler azda olsa kıramaz sohbet ederiz......
By
selcukkaya at 2010-06-18
En nihayet acıkırız.. Hava feci sıcaktı... Antalyada fan açtığını görmediğim motorum bu sıcak bozuk ve dik Şavşat yokuşlarında fan açtı... Allahım Şavşat ta rampa 35 derece.. Motor yüklü.. Ayakalrım yere zor değiyor.. Az önce ayağımdaki deriyi yüzdürdüm... Goratex kumaş sıcak ile sürttükçe kaval kemiğimi yakıyor.. Motor ısısı bacaklarımı yaktı.. Şavşat rampasından dönerken yana tekrar düşücem diye korkuda var.. Hangi pideci o mu bu mu derken.. İbrahim tekrar karşımıza çıkar...
İbrahim...
Merhaba...
N'aber..
N'oldu?
Karagöl'de motorumu yatırdım...
Bieşeyiniz yok ya..
Yoo.. İyiyiz..
Boşver İbrahim...Bizim karnımız aç, acız biz ibrahim..
(Hava sıcak bayılmak üzere iken Özgür su getirir..)
İbrahim; Arkadaşlar ben 1979'dan beri Pideciyim....
Ughhhh..
Valla mı?
Valla...
Heyoooooo...
Hadi gidelim...
By
selcukkaya at 2010-06-18
By
selcukkaya at 2010-06-18
Pideler torpillimi idi anladım.. Tek kelime ile süperdi... Akşam kimse yemek yemedi...
By
selcukkaya at 2010-06-18
By
selcukkaya at 2010-06-18
Teşekkürler İbrahim der geceyi Hopa'da geçirmek için tekrar gaz açarız........
By
selcukkaya at 2010-06-18
Devam edecek.....