Türkiye'de iş, iş verme, çalışma ahlakı adına o kadar çok yanlış var ki, bu konuda danışmanlık veren biri olarak nereden başlayayım bilemedim.
Şurada bile düşünülmek zorunda kalınan konular bunun en güzel özeti.
"Evli adamı akşam mesaiye bırakamam diyorlar bekar istiyorlar."
"Bekar adam gezer içer tozar diyorlar evli istiyorlar."
"Evlinin borcu harcı ödemesi çolcocuğu olur diyorlar kaçamaz diyorlar".
Yönetici bir dostumuz askerliği yapmayana güvenmem diyor.
Çoğu kişinin tekrar ettği konu var mesela, "izin derdi olmasın".. İzin derdi ne demek? Kanunlarla belirlenmiş, oldukça da kısıtlı sayıda izin günü var zaten çalışanların. Buna göz dikmek..
Türkiye'de malesef IK departmanları çöp durumunda. Özverili insanlar milyonda bir olsa da var, onlar da genelde şirket politikalarıyla cebelleşiyorlar. Genel tutumum (benim konudaki pozisyonum patronun yanında görünse de) çalışandan yana, ama Türkiye'de çalışanların büyük çoğunluğunda da öyle bir çalışma ahlakı var ki, adamın yanında olmaya utanıyorsun bir süre sonra. Düzgün çalışacak adam "pre-safe" patronu görünce salıyor. Düzgün patron olacak adam bu tipleri görünce Hitler kesiliyor, sonra da kısır döngü başlıyor. Türk toplumunda "güven" sıfır. Satacağım arabanın fren balatalarını değiştiriyorum diye enayi gözüyle bakıyor bana, bu balata değişiminden para kazanan servisteki adamlar.

"İnsan yönetmek" de tamamen ama tamamen güvene dayalı yürütülebilecek bir konu, o da olmayınca işte Türkiye çıkıyor ortaya.
Hata kaza girmişşsin bir şekilde, kamuya laf atma, kuzular gibi yatıyorsunuz. Türkiyede en yoğun kamu kurumunda en yoğun memurun yaptığı iş, özel sektördeki herhangi bir emekçinin yaptığı iş ile kıyaslanamaz bile. Devlete daya sırtını iki dosya yada iş biriktimi ofla pufla. Ben sizin yaşınızdan daha çok çalışma hayatı içindeyim, memurların ciğerlerini biliyorum, özel olsun kamu olsun çalışan çevrem çok geniş, İçişleri bakanlığındaki memurdan tutunda, Hastanedeki memura kadar insan var çevremde, bana anlatmayın bunu, rahatsınız Devlet size öyle bir imkan sunmuş laf etmeyin, emekçi işçi eşşek yüküyle çalışıp, iş garantisi olmadan, cücük kadar maaş alıyor.
Ben sizin iş yapmanızıda biliyorum, bu iş olmaz, çok yoğunluk var diyen memura valilikten telefon gelince , cep numaramı arayıp çay kahveye buyur edip hemen işimi halletklerinide biliyorum.
Kendinizi deşifre etmeyin böyle sosyal ortamlarda o yüzden. Şükür edin. Devletimiz memuru çok çalıştırmaz,ezdirmez, hakkınıda verir. Deşifre edip isyan ederseniz yerinize hemen gelecek birisi bulunur, sırada bekleyen çoktur.
Bu kadar sene çalışıp da bu kadar dar bir resim elde edebildiyseniz boşu boşuna gözlemlemişsiniz kusura bakmayın.
Kamunun genel anlamda daha rahat bir ortam sunma ihtimalinin daha yüksek olduğu tartışılabilir, belli durumlar da kabul de edilebilir. Gel gelelim özel sektördeki gizli işsizleri anlatsam size, kamudakilere yazık dersiniz.
*****
Ben de eğlenceli bir IK maceramı anlatayım. Biraz şanslı bir şekilde gelişti benim profesyonel çalışma hayatım, o yüzden çok mülakat tecrübem yok. Teknoloji tarafında olduğum bir dönemde, Türkiye'nin lider GSM operatörlerinden biri

görüşmeye çağırdı beni. O zamana kadar ben freelance kendim IT projeleri yapıyorum, profesyonel bir şirket tecrübem yok. Görüşmeye de inadına kazak ve kot pantolonla gittim.

O da ne, tabii ki IK'dan biri geldi bana, işle ilgili 15sn konuştuk ve bana "ipconfig falan biliyosun di mi?" diye sordu.. Kendisinin haberi yok ne sorduğundan.

Neden takım elbiseyle gelmedin diye sordu, ben de "işe takım elbiseyle mi geleceğim?" diye sordum, hayır diyince, sanırım cevabını vermiş oldunuz dedim, bozuldu kızdı falan..

Sonra bana ikinci görüşme için dönüş yapacaklarını söylediler, ben de başka bir firmanın beni kabul edip çağırdığını, ama firma imajı ve lokasyon nedendiyle kendilerinin ilk tercihim olduklarını belirterek mümkünse biraz hızlı bir dönüş olmasını rica ettim.

20 günün sonunda 3 kıvırılan telefon görüşmesinin sonunda "ya biz zaten 3 yıllık deneyimli birini arıyorduk" dedi beyefendi.. Bişey demedim.. Ben başvurmadan beni çağıran sensin, CV'mde freelance çalıştığım yazıyor, niye çağırıyorsun o zaman? Gel gelelim ben bambaşka bir 3. firmada işe başladım, 6 ay sonra bu GSM'ci IK'cı arkadaştan bir telefon geldi. Kısaca kendi tanıttı, ben de "çok iyi hatırlıyorum buyrun" diyince "kilingroad'cum nasılsın?" diyiverdi.. Peh.

Biz seninle çalışmak istiyoruz (bu arada IT camiasında biraz araştırma yapmışlar, şu aldıkları 3 yıllık 2 arkadaş da fos çıkmış..

), tekrar bir görüşmeye gel.. Olur dedim ben 6'da çıkıyorum.. Ne güzel biz 5'te çıkıyoruz, 4'te gel...

Patrona iş görüşmesine gidiyorum desem tamam git derdi, öyle bir ortam.. Adam ya sabah işe geç git, ya erken çık bize gel diye tutturdu..

Sonunda ben "sabah 07:00-09:00 arası olur, akşam olur, haftasonu olur, mesai dışı seve seve görüşebiliriz" dedim, kapattım telefonu..

O sırada kazandığım 2-3 katını kazanabilirdim kısa sürede bu büyük şirkette, saniye bile düşünmedim gitmeyi..
Şimdi iş arayan veya beğenmeyen arkadaşlar buna nasıl bakarlar mesela? İşin bir de bu boyutu var..
