- Katılım
- 12 Tem 2004
- Mesajlar
- 122
- Konu Yazar
- #1
5.EnduroClub şenliği yer keşfi için 3 gün planladığım ancak, beş gün süren hoş bir gezi gerçekleştirdim.
Yola çıktıktan yaklaşık yarım saat sonra Taraklı da kamyoncuların mekanı olan Kürşat’ın yerinde durdum.
Kahvaltı yaparken o da ne yere yağ akıyor, şimdi yolun başında yapılırmıydı bu :-(
Nereden kaçırdığını gayet iyi biliyordum.İçindeki yağın tamamaını boşaltmamak için motoru sol tarafa olduğu gibi yatırarak sağ taraftaki yağ filtresi kapağını söktüm.Kapağın içindeki sızdırmaz lastik kırık olan yerden ısının da etkisi ile sünmüş ve aradan yağ kaçırmasına neden olmuştu.Yeni lastik takıp 1 lt yağ ilave edip Göynük tarafına doğru gaz bastım.Yaklaşık yarım saat sonra Göynüğe geldiğimde yine yağ kaçırdığını gördüm ve hiç zaman kaybetmeden Mudurnu tarafına doğru gazladım.Aklım yağ seviyesinde kalmıştı, çünkü her ilerleyen metrede bir miktar yağ akıyordu.Yağsız bırakıp şanzımanı dağıtmak içten bile değildi doğrusu.Dağ başında köhne bir benzinlik beni ne kadar sevindirdi.Amacım benzinlikte yağı tamamlayıp zaman kaybetmeden Mudurnu ya ulaşmak orada bulabilirsem alüminyum kaynağı ile kırk olan yeri kaynattırmaktı.Yağı tamamladım Mudurnu’ya kadar gazladım.Sanayide bir kaportacıya uğradım.Kapağı soktum, yine aynı manzara.Kapağın içindeki kanalın içe bakan tarafında 1 cm lik bir kırık lastik ısınınca o kırıtkan içe sünüyor ve yağ kaçırıyordu.O kırığı doldurup lastiğin yerinde kalmasını sağlamak olayı çözecekti.O da ne bizim kapak alüminyum değil başka bir malzeme imiş. Kaynak tutmadı tabii.Çaresizlik içinde düşünürken aklıma bir fikir geldi.Kapağın içi genişliğinde yuvarlak bir bilezik yaptırıp oraya takmak ve böylelikle lastiğin yerinde kalmasını sağlamaktı.Kaportacı usta kısa surede yaptı yerine taktım, yağı tamamladım ve doğru Bolu’ya gazladım.Bolu da benzinlikte durduğumda yine yağ kaçırdığını gördüm
Resmen çaresizdim, sanayide bir motor tamircisi buldum ve onun da fikrini almak için yine söktüm. Nedenini bulmuştuk.Taktığımız bilezik yaklaşık yarım milimetre fazla olduğundan kapağı tam sıktığımızda arada bir miktar boşluk kalıyor ve lastik sıkışmadığından yağ kaçırmaya devam ediyordu.Hemen yan taraftaki hassas tornada bileziği kapak seviyesinde düzelttik, yeni lastikle birlikte taktık.Yağını tamamladım ve Gerede tarafına gazladım.
Gerede den geçerken hep dikkat etmek gerek orası sürekli eser ve ya serin ya da soğuktur, yine öyle oldu.
Hava kapatmaya başladı ilerde şimşekler çakıyor kara kara bulutlar görünüyordu. Çerkeş-Kurşunlu-Atkaracalar-Ilgaz istikametinden gitmeyi planlamışken kara bulutların o tarafta olduğunu görünce birden karar değiştirip, sol tarafa saparak Eskipazar-Araç tarafına devam ettim.Hava da nerede ise kararmıştı.Ufacık lastik conta hem o günü yedi hem de 3 litre yağı
Araç ilçesine yakın önünde kamyon dolu bir kamyoncu lokantasında yemek molası verdim.Yemekleri gayet güzeldi bu kamyoncular işi biliyor gerçekten.
Kastamonu ya kadar yer yer yağmur yağdı.Fazla riske girmemek için yaklaşık 90-100 km ile giden bir kamyoneti izleyerek yaklaşık 70 km yol aldım.Kastamonu ya vardığımda saat 22:00 idi.
Kastamonu Motosiklet Kulübü Başkanı sevgili Göksel KESER beni karşıladı değerli üyeleri ile kulüp mekanında oturduk.
Yaklaşık elli üyesi olan KAMOK (Kastamonu Motosiklet Kulübü) un çok hoş bir mekanı var.Kastamonu Küre çıkışına yakın yol kenarında sağ tarafta bir apartmanın altında gayet geniş bir mekan.İçine motorlarını park ediyorlar, aynı ortamda çay ocağı, televizyon, bilgisayar oturma gurubu ve masalar mevcut.İç kısımda tuvalet ve 2-3 motorun sığabileceği lazım olabilecek her cins aletin bulunduğu güzel bir atölye.İsteyen üyeler bu mekanda motorlarına tamir bakım yapabiliyor ya da yaptırabiliyor.Buraya yolunuz düşerse mutlaka uğrayınız, şaşıracaksınız.
Ertesi gün arazi keşfi yapmak üzere Göksel bey ile Ilgaz dağı eteklerinde yakın bölgeye iki motor gittik.Göksel bey racing kullanmasına rağmen enduroları da seviyor ve kullanıyor. Daha önceki motoru olan XT-600 ile geldi. Daha sonra ünlü İzbeli çiftliğine gittik.Burada orman mühendisi olarak görev yapan Kastamonu EC üyelerinden sevgili Akgün KARAKAYA ile buluştuk.İzbeli çiftliği tarih dolu işletmecisi 73 yaşında oldukça sevimli ve kültürlü bir teyzemiz.Daha önceleri Osmanlı zamanında süvari yetiştirilen bir yermiş.Sadrazam fermanı ile İzbeli sülalesine verilmiş.
Çiftlik evi resmen tarih kokuyor.her yerde orada yaşamış insanların İzbeli lerin üyelerine ait resimler ve eşyalarla dolu.Buraya geldiğinizde görülmesi gereken yerlerden bir tanesi.Gelen ziyaretçilere çiftlik yemekleri ve kahvaltısı veriliyor ancak kahvaltıda zeytin çünkü çiftlikte zeytin yetişmiyor.
Akgün beyde KLR-250 var.Ancak o sırada orman mıntıkasını dolaştığından orman aracı ile geldi.Kendi mıntıkasında olan iki yaylaya götürdü bizi.
Görülmeye değerdi ancak şenlik alanı için yol büyük önem taşıdığından ve her cins motorun gelebilmesini tercih ettiğimizden maalesef o yaylalardan vazgeçmek durumunda kaldık.yaylaya çıkmışken tadını çıkarmak lazım, çimlerin üzerinde gazladım toprak tepelerinden atladım.
Daha aşağıda bir yaylada KTM in motorundan garip bir ses gelmeye başladı.2500 devirden sonra kesiliyor, ama o devre kadar bir vuruntu sesi geliyordu.Fazla riske girmemek için makineyi susturup aşağı inmeye karara verdik.Yukarıda olduğumuzdan aşağıya salarak dere kenarındaki alabalık lokantasına kadar gittim.Orada güzel bir alabalık ziyafeti çekerken.Kulübün mekanikeri Bülent DT-125 ile geldi.Motoru çalıştırmadan kulüp atölyesine götürmeye karar verdik.DT-125 in desteği ile Kastamonu girişine kadar geldik.Girişte römorka yükleyerek atölyeye götürdük.
Başladık sökmeye önce subap ayar kapaklarını soktuk ama subablarda boşalma falan yoktu.Sonra üst kapağı söktük.Görünürde bir sorun yoktu ama egzantirik mili üzerindeki biçimsiz bir parça yerinde oynuyordu.Bu balansördü.Telefon ile KTM servisi Demaks’ı arayıp emin olmak için sorduk.Balansörün içindeki yay özelliğini kaybettiğinden yapabilir dedi.Ama ses yapsa da zararı yok dedi ustası.İsterseniz hemen yaydı cargoya verip Kastamonu ya gönderelim dedi.Zarar vermeyecekse gerek yok dedim.Balansörü elimizle yerinden oynatarak üst kapağı yerine oturttuk ve toplamaya başladık.Amacımız hava kararmadan Kastamonu civarındaki bizim DT-125 cilerin parkurlarında gezmek
O kadar motorcu içinde sadece 3 tane endurocu olması üzücü
Her şey tamam ve makineyi çalıştırdık, ses kesilmişti.Bizi oldukça mutlu etti.Anlaşılan elimizle oynattığımız balansörün yayı yerine oturdu.Çocuklar gibi sevinerek önümde iki tane DT-125 patikalardan tırmanmaya başladık.O akşam çok eğlenceli geçti.Dar Kastamonu tarihi sokaklarından kaleye bile çıktık.
Ertesi gün üç yağmur yağdı her yer ıslandı.Öğleye kadar birkaç yere daha baktık.
Heryer çok güzel ama güzelin güzelini arıyoruz.Özellikle de ulaşıma dikkat ediyoruz. Öğleden sonra 3 enduro buluştuk KLR-250, DT-125, KTM 640 ADV.
Havaalanı civarında çok güzel çamlık bir bölge ver o bölgede çamurlar içinde çok güzel yerler vardı.
Ama yine bir seyler eksikti.O kadar yolu gelen motorcuların şenlik yeri hafızalarda kalacak güzellikte olmalıydı.Ertesi gün Akgün beyin önerdiği bir yerde daha var oraya bakmaya karar verdik.
Cumartesi günü doğruca yine 3 enduro Benlisultan köyü yakınındaki Saraycık yaylasına gazladık. İnanılmaz bir yer, tamam dedik şenlik yeri burası olmalı, 3 gun boyunca gördüğümüz yerlerin en etkilisi.Ortada geniş çim duzlük ve tepeler, etraf çam ağaçları ile çevrili ortada buz gibi akan su, ileride Ilgaz dağı Büyük Hacettepe manzarası.5.EnduroClub şenliği yeri tamamdır.
Kastamonu ya yaklaşık 30 km mesafede yol çok zevkli ve virajlı dar asfalt, yaylaya yakın yaklaşık 3 km si stabilize , yani her cins motorun gelebileceği bir yer.
Daha ileride ağaç keşim işi yapan ormancı ve orman köylülerinin olduğu yere gazlıyoruz.Sağolsun Akgün bey önceden çayı demleyin geliyoruz haberini vermiş bile.Gittiğimiz yer sadece 4x4 lerin, traktörlerin ve bir de enduroların çıkabileceği bir yer,yollar çamur dolu.Sağolsunlar çalışanlar bize güzel bir yer sofrası kurdular ve üzerine çay.Teşekkür ederek Ilgazlara daha yakın bakir yaylalara doğru gaz açmaya başladık.
Şimdiden şenlik zamanında orada keşif yapmak için gazlayan endurocuları görür gibiyim.
Hacettepenin altındaki tepedeki yangın gözetleme kulesini gösterdim ve çıkabilirmiyiz dedim ve gazladık.
Manzara mükemmel.O gün mükemmel yerler gördük, kesinlikle endurocuların görmesi gereken yerler.
Hava kararmadan şehre gelip şenlik için gelecek motorcuların başlıca görmesi gereken yerlerin fotoğraflarını çektik ve GPS datalarını çıkarttık.
Ertesi gün sabah 08:00 de Ilgaz dağı üzerinden yola koyuldum.Ilgaz kayak pistine iki sene once 3.EC şenliğinde yapmış olduğumuz gibi aşağıdan yukarıya doğru gazladım
Yol üzerinde Sünnet Gölü ve Göynük e de uğrayarak fotoğraf çektim.
Yakın ilgilerinden dolayı KAMOK Başkanı Göksel KESER ve üyelerine, EC Kastamonu üyelerinden Akgün KARAKAYA’ya teşekkürler,
7-10 Temmuz da Kastamonu da, Ilgaz’ın kuzey yüzünde görüşmek üzere üzere….
birazcık da kısa videolar..............
(DT-125 - KLR-250 çim drag ...)
(DT-125 - LC4 640 tırmanış ...)
(KLR-250 tırmanış ...)
(DT-125 motorlu sirk ...)
(KLR-250 ve ıslak çimler ...)
(LC4 640 ve ıslak çimler ...)
Yola çıktıktan yaklaşık yarım saat sonra Taraklı da kamyoncuların mekanı olan Kürşat’ın yerinde durdum.
Kahvaltı yaparken o da ne yere yağ akıyor, şimdi yolun başında yapılırmıydı bu :-(
Nereden kaçırdığını gayet iyi biliyordum.İçindeki yağın tamamaını boşaltmamak için motoru sol tarafa olduğu gibi yatırarak sağ taraftaki yağ filtresi kapağını söktüm.Kapağın içindeki sızdırmaz lastik kırık olan yerden ısının da etkisi ile sünmüş ve aradan yağ kaçırmasına neden olmuştu.Yeni lastik takıp 1 lt yağ ilave edip Göynük tarafına doğru gaz bastım.Yaklaşık yarım saat sonra Göynüğe geldiğimde yine yağ kaçırdığını gördüm ve hiç zaman kaybetmeden Mudurnu tarafına doğru gazladım.Aklım yağ seviyesinde kalmıştı, çünkü her ilerleyen metrede bir miktar yağ akıyordu.Yağsız bırakıp şanzımanı dağıtmak içten bile değildi doğrusu.Dağ başında köhne bir benzinlik beni ne kadar sevindirdi.Amacım benzinlikte yağı tamamlayıp zaman kaybetmeden Mudurnu ya ulaşmak orada bulabilirsem alüminyum kaynağı ile kırk olan yeri kaynattırmaktı.Yağı tamamladım Mudurnu’ya kadar gazladım.Sanayide bir kaportacıya uğradım.Kapağı soktum, yine aynı manzara.Kapağın içindeki kanalın içe bakan tarafında 1 cm lik bir kırık lastik ısınınca o kırıtkan içe sünüyor ve yağ kaçırıyordu.O kırığı doldurup lastiğin yerinde kalmasını sağlamak olayı çözecekti.O da ne bizim kapak alüminyum değil başka bir malzeme imiş. Kaynak tutmadı tabii.Çaresizlik içinde düşünürken aklıma bir fikir geldi.Kapağın içi genişliğinde yuvarlak bir bilezik yaptırıp oraya takmak ve böylelikle lastiğin yerinde kalmasını sağlamaktı.Kaportacı usta kısa surede yaptı yerine taktım, yağı tamamladım ve doğru Bolu’ya gazladım.Bolu da benzinlikte durduğumda yine yağ kaçırdığını gördüm
Resmen çaresizdim, sanayide bir motor tamircisi buldum ve onun da fikrini almak için yine söktüm. Nedenini bulmuştuk.Taktığımız bilezik yaklaşık yarım milimetre fazla olduğundan kapağı tam sıktığımızda arada bir miktar boşluk kalıyor ve lastik sıkışmadığından yağ kaçırmaya devam ediyordu.Hemen yan taraftaki hassas tornada bileziği kapak seviyesinde düzelttik, yeni lastikle birlikte taktık.Yağını tamamladım ve Gerede tarafına gazladım.
Gerede den geçerken hep dikkat etmek gerek orası sürekli eser ve ya serin ya da soğuktur, yine öyle oldu.
Hava kapatmaya başladı ilerde şimşekler çakıyor kara kara bulutlar görünüyordu. Çerkeş-Kurşunlu-Atkaracalar-Ilgaz istikametinden gitmeyi planlamışken kara bulutların o tarafta olduğunu görünce birden karar değiştirip, sol tarafa saparak Eskipazar-Araç tarafına devam ettim.Hava da nerede ise kararmıştı.Ufacık lastik conta hem o günü yedi hem de 3 litre yağı
Araç ilçesine yakın önünde kamyon dolu bir kamyoncu lokantasında yemek molası verdim.Yemekleri gayet güzeldi bu kamyoncular işi biliyor gerçekten.
Kastamonu ya kadar yer yer yağmur yağdı.Fazla riske girmemek için yaklaşık 90-100 km ile giden bir kamyoneti izleyerek yaklaşık 70 km yol aldım.Kastamonu ya vardığımda saat 22:00 idi.
Kastamonu Motosiklet Kulübü Başkanı sevgili Göksel KESER beni karşıladı değerli üyeleri ile kulüp mekanında oturduk.
Yaklaşık elli üyesi olan KAMOK (Kastamonu Motosiklet Kulübü) un çok hoş bir mekanı var.Kastamonu Küre çıkışına yakın yol kenarında sağ tarafta bir apartmanın altında gayet geniş bir mekan.İçine motorlarını park ediyorlar, aynı ortamda çay ocağı, televizyon, bilgisayar oturma gurubu ve masalar mevcut.İç kısımda tuvalet ve 2-3 motorun sığabileceği lazım olabilecek her cins aletin bulunduğu güzel bir atölye.İsteyen üyeler bu mekanda motorlarına tamir bakım yapabiliyor ya da yaptırabiliyor.Buraya yolunuz düşerse mutlaka uğrayınız, şaşıracaksınız.
Ertesi gün arazi keşfi yapmak üzere Göksel bey ile Ilgaz dağı eteklerinde yakın bölgeye iki motor gittik.Göksel bey racing kullanmasına rağmen enduroları da seviyor ve kullanıyor. Daha önceki motoru olan XT-600 ile geldi. Daha sonra ünlü İzbeli çiftliğine gittik.Burada orman mühendisi olarak görev yapan Kastamonu EC üyelerinden sevgili Akgün KARAKAYA ile buluştuk.İzbeli çiftliği tarih dolu işletmecisi 73 yaşında oldukça sevimli ve kültürlü bir teyzemiz.Daha önceleri Osmanlı zamanında süvari yetiştirilen bir yermiş.Sadrazam fermanı ile İzbeli sülalesine verilmiş.
Çiftlik evi resmen tarih kokuyor.her yerde orada yaşamış insanların İzbeli lerin üyelerine ait resimler ve eşyalarla dolu.Buraya geldiğinizde görülmesi gereken yerlerden bir tanesi.Gelen ziyaretçilere çiftlik yemekleri ve kahvaltısı veriliyor ancak kahvaltıda zeytin çünkü çiftlikte zeytin yetişmiyor.
Akgün beyde KLR-250 var.Ancak o sırada orman mıntıkasını dolaştığından orman aracı ile geldi.Kendi mıntıkasında olan iki yaylaya götürdü bizi.
Görülmeye değerdi ancak şenlik alanı için yol büyük önem taşıdığından ve her cins motorun gelebilmesini tercih ettiğimizden maalesef o yaylalardan vazgeçmek durumunda kaldık.yaylaya çıkmışken tadını çıkarmak lazım, çimlerin üzerinde gazladım toprak tepelerinden atladım.
Daha aşağıda bir yaylada KTM in motorundan garip bir ses gelmeye başladı.2500 devirden sonra kesiliyor, ama o devre kadar bir vuruntu sesi geliyordu.Fazla riske girmemek için makineyi susturup aşağı inmeye karara verdik.Yukarıda olduğumuzdan aşağıya salarak dere kenarındaki alabalık lokantasına kadar gittim.Orada güzel bir alabalık ziyafeti çekerken.Kulübün mekanikeri Bülent DT-125 ile geldi.Motoru çalıştırmadan kulüp atölyesine götürmeye karar verdik.DT-125 in desteği ile Kastamonu girişine kadar geldik.Girişte römorka yükleyerek atölyeye götürdük.
Başladık sökmeye önce subap ayar kapaklarını soktuk ama subablarda boşalma falan yoktu.Sonra üst kapağı söktük.Görünürde bir sorun yoktu ama egzantirik mili üzerindeki biçimsiz bir parça yerinde oynuyordu.Bu balansördü.Telefon ile KTM servisi Demaks’ı arayıp emin olmak için sorduk.Balansörün içindeki yay özelliğini kaybettiğinden yapabilir dedi.Ama ses yapsa da zararı yok dedi ustası.İsterseniz hemen yaydı cargoya verip Kastamonu ya gönderelim dedi.Zarar vermeyecekse gerek yok dedim.Balansörü elimizle yerinden oynatarak üst kapağı yerine oturttuk ve toplamaya başladık.Amacımız hava kararmadan Kastamonu civarındaki bizim DT-125 cilerin parkurlarında gezmek
O kadar motorcu içinde sadece 3 tane endurocu olması üzücü
Her şey tamam ve makineyi çalıştırdık, ses kesilmişti.Bizi oldukça mutlu etti.Anlaşılan elimizle oynattığımız balansörün yayı yerine oturdu.Çocuklar gibi sevinerek önümde iki tane DT-125 patikalardan tırmanmaya başladık.O akşam çok eğlenceli geçti.Dar Kastamonu tarihi sokaklarından kaleye bile çıktık.
Ertesi gün üç yağmur yağdı her yer ıslandı.Öğleye kadar birkaç yere daha baktık.
Heryer çok güzel ama güzelin güzelini arıyoruz.Özellikle de ulaşıma dikkat ediyoruz. Öğleden sonra 3 enduro buluştuk KLR-250, DT-125, KTM 640 ADV.
Havaalanı civarında çok güzel çamlık bir bölge ver o bölgede çamurlar içinde çok güzel yerler vardı.
Ama yine bir seyler eksikti.O kadar yolu gelen motorcuların şenlik yeri hafızalarda kalacak güzellikte olmalıydı.Ertesi gün Akgün beyin önerdiği bir yerde daha var oraya bakmaya karar verdik.
Cumartesi günü doğruca yine 3 enduro Benlisultan köyü yakınındaki Saraycık yaylasına gazladık. İnanılmaz bir yer, tamam dedik şenlik yeri burası olmalı, 3 gun boyunca gördüğümüz yerlerin en etkilisi.Ortada geniş çim duzlük ve tepeler, etraf çam ağaçları ile çevrili ortada buz gibi akan su, ileride Ilgaz dağı Büyük Hacettepe manzarası.5.EnduroClub şenliği yeri tamamdır.
Kastamonu ya yaklaşık 30 km mesafede yol çok zevkli ve virajlı dar asfalt, yaylaya yakın yaklaşık 3 km si stabilize , yani her cins motorun gelebileceği bir yer.
Daha ileride ağaç keşim işi yapan ormancı ve orman köylülerinin olduğu yere gazlıyoruz.Sağolsun Akgün bey önceden çayı demleyin geliyoruz haberini vermiş bile.Gittiğimiz yer sadece 4x4 lerin, traktörlerin ve bir de enduroların çıkabileceği bir yer,yollar çamur dolu.Sağolsunlar çalışanlar bize güzel bir yer sofrası kurdular ve üzerine çay.Teşekkür ederek Ilgazlara daha yakın bakir yaylalara doğru gaz açmaya başladık.
Şimdiden şenlik zamanında orada keşif yapmak için gazlayan endurocuları görür gibiyim.
Hacettepenin altındaki tepedeki yangın gözetleme kulesini gösterdim ve çıkabilirmiyiz dedim ve gazladık.
Manzara mükemmel.O gün mükemmel yerler gördük, kesinlikle endurocuların görmesi gereken yerler.
Hava kararmadan şehre gelip şenlik için gelecek motorcuların başlıca görmesi gereken yerlerin fotoğraflarını çektik ve GPS datalarını çıkarttık.
Ertesi gün sabah 08:00 de Ilgaz dağı üzerinden yola koyuldum.Ilgaz kayak pistine iki sene once 3.EC şenliğinde yapmış olduğumuz gibi aşağıdan yukarıya doğru gazladım
Yol üzerinde Sünnet Gölü ve Göynük e de uğrayarak fotoğraf çektim.
Yakın ilgilerinden dolayı KAMOK Başkanı Göksel KESER ve üyelerine, EC Kastamonu üyelerinden Akgün KARAKAYA’ya teşekkürler,
7-10 Temmuz da Kastamonu da, Ilgaz’ın kuzey yüzünde görüşmek üzere üzere….
birazcık da kısa videolar..............
(DT-125 - KLR-250 çim drag ...)
(DT-125 - LC4 640 tırmanış ...)
(KLR-250 tırmanış ...)
(DT-125 motorlu sirk ...)
(KLR-250 ve ıslak çimler ...)
(LC4 640 ve ıslak çimler ...)