geçmiş olsun, yolda mı kaldın

benzin kaç km'de bitti? kazayı kim yaptı? ne oldu? ne kadar zamanda bir mola verdin? hep yağış altında, otoban dışı gittim demiştin ...
Öncelikle Anadolu yakasına geçemeden bi güzel kayboldum. Aslında zorladım resmen kaybolmak için, önce Zeytinburnu sapağını kaçırdım, sonra güya TEM'e girmeyeyim diye yeşil Ankara tabelalarını takip etmemeye çalıştım(ki ben olayı tamamen yanlış kurgulamışım kafamda

), sonra bir şekilde sahil yoluna indim ve Beşiktaş tarafından geçtim karşıya. Ama bu arada sürekli yağmur yağdığı için, motora da alışık olmadığımdan ve yollar dar yada fazla hızlı akan trafik olduğundan dolayı oldukça "araba" şeklinde sürüş yaptım. Yani çok yavaş kaldım

Anadoluya 1.5 saatte falan geçtim, zaten geçtiğimde acıkmıştım bile :mrgreen:
Sonra Düzce'ye bile varamadan benzin bitti. 182 km olduğunda bari benzin alayım dedim ama 199 km de benzin bitti. Musluğu buldum, reservdeymiş... Yani tamamen bitmiş benzin

Tabi yılmadım, "on" a getirdim, çalışmadı, res'e getirdim çalışmadı, denedim tekrar vs, motoru sola yatırdım epey (tankın sağ lobunda benzin kalmıştır diye) yine yemedi, çalışmadı. 500 m civarı itekledim motoru, neyseki yol düzdü.
Benzinliğe geldiğimde adam depoyu doldurmadan önce kapağı açıp kontrol ettim, içinde bariz benzin vardı, hem de musluk tarafında. Bir süre bakıştık benzinle

Sonra dedim kesin motor başka sebepten çalışmıyor. Neyse benzini doldurduk, ağzına kadar 7.5 lt aldı. Yani yarım litresi depoda duruyormuş. Sonra marşa bastım ve çalıştı :sunny:
O işin içinden ben bir türlü çıkamadım. İçinde yarım litre benzin varken motor neden çalışmaz. Yada bugüne kadar 3lt yakmamış motor ben düz yolda giderken 3.5 lt nasıl yakar? Hayır aleti de zorlamadım, yemediği yerde gazı kıstım vs, 110 kmh yi görmedim, 1-2 kere 105 yaptım sadece. Benim benzin bitmesinden dolayı (gerek uzun yol, gerek ş.içi) defalarca yolda kalmışlığım var. Bu galiba 10.kez falan oldu. Arkadaşlara diyordum, inanmıyorlardı, benle alakalı bişey değil, lanet var üstümde diye...
Benzin olayını hallettikten sonra zaten hava karardı ve "gece görüş" maceram başladı

Yağmur aralıklarla çiselediği için (neyse ki haldır haldır yağmadı) sürekli vizör ıslak kalıyor ve farlar kristalleşip gözümü alıyor. Bir de içerden
kalıcı buğu yapıyor vizör. Açınca gitmiyor, silince de dağılıyor, temizlenmiyor.
Zaten eldivenin üstüne giydiğim "su geçirmez" kılıflar su geçirdi. Hem ellerim üşüdü gem vizörü temizlemek zor oldu. Bir de aniden sise girdik. İlk olarak nerede girdik hatırlamıyorum ama birkaç gez sis içinde kayboldum resmen. Bu arada sise girince farkettim farın neden aydınlatmadığını. Farımdan çıkan ışık hüzmelesi ön tekerleğin sağ üst köşesine doğru (kale için 90 diye tabir edilen bölge

) gidiyordu... Neyse biraz karanlıkta, şeritleri görmekte zorluk çektim, o kadar.
Bolu dağını tırmanırken yakalandığımız sis efsane oldu cidden. 1 Kurtarma ve 1 polis aracı da dahil olmak üzere 5 araç ard arda 4 lüler açık vaziyette "kör kütük" tırmandık yokuşu. Benim far tabi arabaların içini aydınlattığı için bazıları rahatsız oldu sanırım.
Sis, yağmur ve buğu yüzünden bir süre vizörüm açık geldim. Ama bu sefer de gözümün etrafındaki su taneciklerinin donduğunu farkettim
Neyse keyfim yerine gelsin diye müzik açtım ama onun da 1 saat sonra şarjı bitti. 2. benzinlikte vizörü tertemiz yaptım, yola çıktım herşey güzel dedim, tekrar yağmur...
Kızılcıhamam'a yaklaşırken, yokuş yukarı sola bir virajda, beni yavaş yavaş sollayacak şekilde solumdan gelen bir araba vardı. Sonra aniden kayboldu gecenin karanlığında. Döndüm arkamı, 2 tane far... söndü. Gittim ki adam iyi, sol tekeri çamura kaptırmış, "high side" yaşamış resmen

Araba takla falan atmamış ama jantlar uçmuş, ön tampon dağılmıştı. Benim yapabileceğim bişey olmadığını belirtince adam ben de devam ettim. Bana biraz daha yakın olsaydı araba, belki beni de yanına alacaktı
Bu tarz badireler ile 12.30 istanbuldan teslim alarak üzerine bindiğim motordan, 10.30 da Ankara'da indim :cat:
Yine olsa yine yaparım diyecem ama benim için 2 büyük sorun vardı.
1-Ekipman; Vizörün buğu yapmasını engelleyecek ve dışına su kaydıran spreylerden neden almadım ? Ve eldiven kılıfından beklentimi çok artırmışım. Bu 2 si beni zor durumda bıraktı. Yoksa başka neredeyse hiçbir yerden üşümedim, şikayet de etmedim.
2- 125cc ve
su soğutmasız motosiklet... Önceleri motor uzun yolda şişiyor herhalde diye düşündüm. Çünkü ilk yola çıktığımda yaptığım testlere göre "
ben bu motorla bolu dağını 4.viteste 80 civarı çıkarım" demiştim. Ama bolu dağını 3. viteste 55-60 arası çıkabildim. Hatta Karga sekmez'de (boludan daha dik değil) 2. vitese kadar düştü motor. Motor biraz kafasına göre takılıyor, canı isteyince gidiyor, istemeyince çekmiyor.
Benim tahminim üst devirlerde fazla benzin geliyor motora yada hava filtresinden yeterince hava gelmiyor. ÇÜNKÜ çoğu zaman top speed denemesi yapmaya çalışsam da motor 5. viteste neredeyse yarım gazdan sonra ya güç kazanamıyor ya da güç kaybediyor. Tam gaz giderken de arada bir tekliyor, boğuluyormuş gibi. Sonra jikleyi çektim, tam gaz gittim, kapattım, tam gaz gittim... dakikalarca. Hiç bişey değişmedi. Normalde jikle çekili 5 dakika gidince motor boğulup stop ediyordu benim eski hyoda.
Yani beslemeye bir göz atmak gerek. Çünkü motoru şişirecek kadar zorlamadım ve hava gayet soğuktu.