iyide sevgili kardeşim gezi resimlerini çok güzel paylaşmışsın ama,neden plakaları kapatıyorsun onu anlamış değilim.
keşke sansür uygulamasaydın daha gerçekçi olurdu.
Forumda araştırma yapmıştım bu konuda. Buradaki resimleri sahibinden.com'a koyup kapora isteyenler varmış, saflık yapıp bu ilanlara kapora gönderenler oluyormuş, kaporayı gönderen kazık yediğini anlayınca plakan yoluyla hakkında şikayet geliyormuş, ücretli yol geçişlerinde plakanı taklit edenler oluyormuş vb. vb. vb. bıdı bıdı bıdı mıy mıy mıy birçok şey duydum. Ne kadarı gerçektir ne kadarı abartıdır tartışılır ama ben önlemimi aldım. Bence çok takılma böyle şeylere. Bunların dışında beğendiğine sevindim

---------- Post added at 01:20 ---------- Previous post was at 00:12 ----------
Cok iyi cesaret. Ama cok guzel bir gezi olmus. benim de hayalim bir ege turu ama 150 cc motorla olacak is degil gibi geliyor.
Biraz ozele kacabilir ama sunu sormak istiyorum, o yan cantalarda ne vardi?
Lastik tamir kiti, ilkyardim kiti bunlari yazmissiniz da, baska o sekilde uzun gezi esnasinda aman yanimda olsun dediginiz bir sey var mi? Mesela su, sekerli ve tuzlu atistirmalik bir sey vb... ? Deneyimlerinizi almak isterim.
Teşekkürler
Yan çantalarda palto, ayakkabı, tişört, çorap, iç çamaşırı, pantolon, polar hırka, büyük havlu, ufak tefek kişisel temizlik malzemeleri, apranax ağrı kesici vb. şeyler vardı.
Saydıklarım ve saydıklarınız dışında öyle aman yanımda olsun dediğim pek bir şey yok. (Yağmurluk ve kulak tıkacı olsa fena olmazdı gerçi

) Zaten, eliniz anahtar tutmuyorsa arıza durumunda belli şeyleri yapabiliyorsunuz. Onun dışında ya çekici çağıracaksınız ya da el ile iteceksiniz veya yoldan geçenlerden yardım isteyeceksiniz.
Sonradan aklıma geldi şuraya sıkıştırıvereyim: Benzin almak için göstergenin dibe vurmasını beklemeyin, yolda kalabilirsiniz.
Yiyecek ve içecek olarak evden yanıma aldığım bir şeyler ve suyum vardı. Sık sık (yorulmayı beklemeden) mola verdiğiniz için yolda aç susuz kalmak diye bir şey de olmuyor. Alt tarafı öğlene doğru yola çıkıyorsunuz ve akşam olmadan 350-400 km'yi rahat rahat yapmış oluyorsunuz. Çanakkale'ye vardığımda içimden "bir 100 km daha olsa giderdim" dediğimi hatırlıyorum ama yorgunluk dikkat dağıtmaya başladıysa buna kesinlikle bir çözüm bulmanız gerekir.
"Selesi sert, çok titriyor, vardığımda üç gün yataktan kalkamadım" gibi abartılı söylemleri gözünüzde büyütmeyin. Önemli olan güvenlik ve zihin açıklığı.
Uzun yolun da kendisine has sürüş karakteri ve dikkat edilmesi gereken noktaları oluyor tabi ama bunu kendiniz deneyimleyerek keşfediyorsunuz. Elbette birilerini dinleyerek de bir şeyler öğreniliyor ama bu da kendi başınıza keşfetmenin aşamalarından biri oluyor zaten. İş her zaman sizde bitiyor. Ama yine de kısaca öneride bulunayım: Önünüzde, arkanızda, yanınızda, asfalt zeminde, diğer araç sürücülerinin kafasında, içinden geçtiğiniz coğrafyada vb. vb. vb. kısacası her yerde ne olup bittiğini iyi takip edin ve iyi değerlendirin.
Yolculuk başlamadan önce bir heyecan oluyor tabi. İşin zevkli kısımlarından biri de bu, ama çok da çekinmeyin. Zaten yola çıktıktan bir iki saat sonra tempoya alışıyorsunuz ve yüzünüze bir sırıtma geliyor.
Zamanınız varsa, leş sıcaklar başlamadan hemen bir Ege turu yapın ve bizle paylaşın derim ben
