- Katılım
- 15 Ağu 2007
- Mesajlar
- 1,249
- Konu Yazar
- #1
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli
herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştır.
Bir gün çırağını tuz almaya gönderir.
Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak
döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu,
bir bardak suya atıp içmesini söyler.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama
içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar.
Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle
"acı"diye cevap verir.
Usta kikirdeyerek çırağını kolundan tutar
ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerdeki
gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de
bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini
söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının
kenarlarından akan suyu koluyla silerken,
usta aynı soruyu sorar: "Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye cevap verir genç çırak.
"Tuzun tadını aldın mı?" diye sorar yaşlı
adam,"Hayiı" diye cevaplar çırağı. Bunun
üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş
olan çırağının yanına oturur ve şöyle der:
"Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır,
ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır.
Ancak bu acının şiddeti,neyin içine konulduğuna
bağlıdır. Acın oluğunda yapman gereken tek
şey acı veren şeyle ilgili hislerini
genişletmektir. Onun için sen de artık
bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."
Bu güzel nasihatten bir ay sonra çırak ölür,
meğer yakındaki fabrikanın zehirli atıkları
göle boşalıyordur. Bunun üzerine
Hintli yaşlı usta şöyle der:
"Hassittir... !"
herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştır.
Bir gün çırağını tuz almaya gönderir.
Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak
döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu,
bir bardak suya atıp içmesini söyler.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama
içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar.
Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle
"acı"diye cevap verir.
Usta kikirdeyerek çırağını kolundan tutar
ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerdeki
gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de
bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini
söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının
kenarlarından akan suyu koluyla silerken,
usta aynı soruyu sorar: "Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye cevap verir genç çırak.
"Tuzun tadını aldın mı?" diye sorar yaşlı
adam,"Hayiı" diye cevaplar çırağı. Bunun
üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş
olan çırağının yanına oturur ve şöyle der:
"Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır,
ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır.
Ancak bu acının şiddeti,neyin içine konulduğuna
bağlıdır. Acın oluğunda yapman gereken tek
şey acı veren şeyle ilgili hislerini
genişletmektir. Onun için sen de artık
bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."
Bu güzel nasihatten bir ay sonra çırak ölür,
meğer yakındaki fabrikanın zehirli atıkları
göle boşalıyordur. Bunun üzerine
Hintli yaşlı usta şöyle der:
"Hassittir... !"