Forumdan Uzaklaştırıldı
- Katılım
- 5 Nis 2010
- Mesajlar
- 30
- Konu Yazar
- #1
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
ÖGRETMEN
Hatice Öğretmen 5. sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir ya*lan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde, sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı.
Murat Can. Bir önceki yıl, Hatice Öğretmen, Murat Can'ı gözlemiş, onun diğer ço*cuklarla oynayamadığını; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken bir halde olduğunu görmüştü ve Murat mutsuz da olabilirdi.
Çalıştığı okulda Hatice Öğretmen her öğrencinin geçmişteki kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Murat'ın bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde şaşırdı.
Çünkü; birinci sınıf öğretmeni:
"Murat zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır: Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu... Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu... " diye yazmış*tı.
İkinci sınıf öğretmeni:
"Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen, fakat evde anne*sinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor... " diyordu.
Üçüncü sınıf öğretmeni:
"Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yaşam onu etkileye*cek." diye yazmıştı.
Dördüncü sınıf öğretmenine gelince:
"Murat içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti.
Şimdi Hatice Öğretmen sorunu çözmüştü ve kendinden utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü kurdelelerle paketlenmiş yeni yıl hediyeleri getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Murat'ın armağanı kaba kahverengi bir kese kâğıdına becerik*sizce sarılmıştı. Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi.
Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış, birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı. O gün okuldan sonra Murat öğretmenin yanına gelerek;
"Hatice öğretmenim bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.
(murat annesi bir yıl önce vefaat etmişti ve parası olmayan murat annesinin parfünü getirmişti)
Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik öğretmekten vazgeçerek onları eğitmeye başladı.
Hatice Öğretmen 5. sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir ya*lan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde, sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı.
Murat Can. Bir önceki yıl, Hatice Öğretmen, Murat Can'ı gözlemiş, onun diğer ço*cuklarla oynayamadığını; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken bir halde olduğunu görmüştü ve Murat mutsuz da olabilirdi.
Çalıştığı okulda Hatice Öğretmen her öğrencinin geçmişteki kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Murat'ın bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde şaşırdı.
Çünkü; birinci sınıf öğretmeni:
"Murat zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır: Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu... Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu... " diye yazmış*tı.
İkinci sınıf öğretmeni:
"Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen, fakat evde anne*sinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor... " diyordu.
Üçüncü sınıf öğretmeni:
"Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yaşam onu etkileye*cek." diye yazmıştı.
Dördüncü sınıf öğretmenine gelince:
"Murat içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti.
Şimdi Hatice Öğretmen sorunu çözmüştü ve kendinden utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü kurdelelerle paketlenmiş yeni yıl hediyeleri getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Murat'ın armağanı kaba kahverengi bir kese kâğıdına becerik*sizce sarılmıştı. Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi.
Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış, birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı. O gün okuldan sonra Murat öğretmenin yanına gelerek;
"Hatice öğretmenim bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.
(murat annesi bir yıl önce vefaat etmişti ve parası olmayan murat annesinin parfünü getirmişti)
Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik öğretmekten vazgeçerek onları eğitmeye başladı.
Moderatör tarafında düzenlendi: