Gezi Raporu...Apalas daglarinda birkac gun...

Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Iste raporum, forum formatina uyarlanmis haliyle asagida.
Ikinci bolumu de siteme yukledim

http://donald.hypermart.net/MCRide/Ride.htm
adresinden Episode 2 diye bakarsiniz...
DD

--------------------------------------------------------------------------------------------
Apalaş Dağlarına doğru kısa bir bahar gezisi..



Birinci gün....



Gectığimiz 20 Mayısta Deyziyle beraber uzun süredir görmek istediğimiz Shenandoah Ulusal Parkı için yaptığımız planları gerçekleştirmek üzere yola koyulduk. Seyahatimizin başlıca amaçları şöyleydi..

• Kuzey Pennsylvania (PA)yı görmek. Bu bölgenin doğa harikası köşeler gizlediğini duyuyordum ne zamandır.

• Cleveland, Ohio (OH) yu görmek,

• Ann Arbor, Michigan (MI) a gidip yıllardır görüşemediğim eski bir dostumu ziyaret etmek, Detroit i görmek,

• Ohio yu Kuzeyden Güneye kesip Ikiteker Klübünden kalem *klavye* arkadaşım “Yturan” ve ailesini ziyaret etmek, tanışmak.

• West Virginia (WV) yı bir Doğu Batı yönünde dağların dikine kesmek,

• Virginia (VA)ya şöyle bir göz atmak ve Shenondoah Ulusal Parkını Güneyden Kuzeye meşhur Blue Ridge Mountain uzerindeki “Skyline Drive” yolundan katetmek.


Harita için AAA ve Microsoft un Streets & Tips printlerinş kullandım. Seyahatte gerçi bu haritalar yeterli oldu ancak dönüşte “bu böyle olmayacak” diye kesenin ağzını açıp bir GPS cihazı satın aldım. GPS kaybolma endişesi olmaksızın daha geniş bir alanı gezip görmenizi, ana arterlere baglı klamaksızın daha özgür ve keyifli bir yolculuk yapabilmenızı sağlıyor.

Neyse gelelim benim rotama...Altta görmekte olduğunuz sarı boyalı hat genel rotamı veriyor. Yaklaşık 4500km diye planlıyorum...bakalım ne çıkacak sonuç


image002.jpg


Kırmızı noktalar gecelediğimiz yerler. İlki PA, Rte6 ile 219 un kesiştiği “Lantz Corners”, ikincisi arkadaşımızın evi (üç gece) –Ann Arbor MI, üçüncüsü St Clarisville-OH (Yturan lar), sonra Monongahela Ulusal Ormanı WV(Pokahontas Bölgesi), ve en nihayet Winchester VA.

İlk gün 200km lik bir otoyol seyahati ile Scranton PA ya vardık sabah erkenden. Artık bundan sonra imkan oldukça hiç otoyola çıkmayacaktım. ABD de otoyol seyahatleri son derece sıkıcı oluyor motosıkletçi için. Hiçbir özelliği olmayan dümdüz, aşağı yukarı herkesin aynı hızda gittiği, manzarasız uzun *upuzun* yollar. Hız sınırları dıkkatle takip ediliyor...bunu bilmeme ve çok da dikkatli olmama rağmen bu seyahatte OH da radara yakalanıp 110 Dolar ceza aldım.

Scranton kahvaltı için ideal olmakla beraber planda olmayan “Steam Town” ı ile bir sonraki seyahat için önemli bir noktaya dönüştü haritamda. Ezelden beri lokomotifleri severim. İşte bu Steam Town ABD de yapılmış en ünlü tren ve lokomotifleri barındıran devasa bir müze.

image003.jpg


http://www.nps.gov/stea/index.htm adresine bir göz atın, buralara da bir seyahat planlıyorsanız ve benim gibi lokomotifleri severseniz kaçırmayın...

image004.jpg



Scranton da kahvaltıya müteakkip Rte 6 (Rte=Route Ara yollara verilen genel isim) yı tutturup batıya doğru yola koyulduk.

image005.jpg


Orada da Manhattan Bagelcisini bulmuşuz yani. Bagel Amerikan simidi diyebileceğim, bizim mide alışkanlığımıza uygun bir tür gıda. Krem peynir ve çayla nefis olur. NY Manhattan da meşhurdur.

İşte Rte 6 ya çıktığınızda etrafınızda saatler ve saatlerce size eşlik eden manzaradan birkaç örnek...

image006.jpg


image007.jpg


image008.jpg


image009.jpg


Bu günün programında ünlü “Grand Canyon of Pennsylvania” var. Buzul devri buralarda oldukça enteresan geçmiş. Büyük buzullardan birkaçı NY u kazırken bir kısmı da burada büyük bir kanyon açmış. Arizona daki meşhur Büyük Kanyon kadar olmasa da bilinen bir olay.

image010.jpg



Akşamüstüne doğru Tioga ya ulaştık ve aynı anda da yağmur bastırdı. Aldırmayıp orman yoluna daldık...

Meraklı olanlar için geniş bilgi alabileceğiniz bir web adresi http://www.visittiogapa.com/grandcanyon.html

image011.jpg


Orman yolu nefisti....
image012.jpg


İşte kanyona giden yol göründü. Sağdaki giriş otopark, tuvalet, harita vb. Servislerin bulunduğu “ranger” istasyonuna giriyor.

image013.jpg


Ve kanyon...yağmur ve alçalmış bulutlar yüzünden dğru dürüst bir görüntü elde edemedik ama görüntü hayli etkileyiciydi. Grand Canyon u görmüş olanınız varsa, onun ormanla kaplı olanı diyebilirim.

image014.jpg


Kanyonda nehrın yanısıra bır de demıryolu görüyorsunuz. Tarihi bir buharlı tren turistik sezonda çalışıyormuş.

Derhal not aldım tabii.

Önümüzdeki bir diğer ilginç nokta “Kinzua Bridge” idi.

image015.jpg


Kinzua Köprüsü yaklaşık 700 m uzunluğunda, 1882 de yapılmış bir demiryolu köprüsü (aslında bir viyadük). ABD nin ulusal mühendislik dalındaki şaheserlerinden biri olarak muhafaza ediliyor. Köprüyü öğrencilik yıllarında duymuştum, kısmet 25 yıl sonrayaymış görmek...

image016.jpg


Fakat maalesef göre göre büyük bir enkaz gördük. Çünkü geçen yıl bölgeye inen bir hortum saatte 180 km hızla köprünün tam üstünden geçmiş ve büyük bir kısmını söküp vadi tabanına yaymış.

image017.jpg


Tabii sadece köprüyü değil etrafındaki ormanı da almış göturmüş. Felaketin boyutunu anlatmak mümkün değil.

Kokunç birsey hortum. Yurdumuz çok şanslı bu açıdan.

image018.jpg


image019.jpg


Sonra yağmur şiddetini artırmaya başladı ama biz 550km yapıp ilk kalacağımız yere gelmiştik.

Lanz Corners, PA.

Arkası var...
 
Katılım
1 Ocak 2004
Mesajlar
929
evet gerçekten çok güzell..
dd abide stress denen bir şey kalmamıştır her halde böyle süper geziler sayesinde..
 
Katılım
4 Mar 2004
Mesajlar
1,755
valla oktay ve siz beni öldüreceksiniz kıskançlıktan getirteceksiniz beni amerikaya :p
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Apalaş Dağlarına gezinin 2. günü...

Evet küçük bir yol kenarı motele attık kapağı...ve yagmur sabaha kadar şiddetinden

bir dirhem kaybetmeden yağdı.

Yatağa uzandım o gece...polislerin sirenleri, bazı sarhoş naraları gelmiyordu...Alt

yada üst kattan gelen, alışık olduğum tıkırtıları duymuyordum. Sadece

yağmur...gözlerimi kapattığımda kendimi asfaltın bir iki karış üstünde uçuyor buldum.

Manzaralar akıyordu etrafımdan...gerisin hatırlamıyorum. Aylardır bu kadar güzel

uyumamıştım.

Sabah mutad meyva kahvaltımızı ettikten sonra yağmur tulumlarını çekip yola attık

kendimizi. Hava yağmurlu ama nefisti. İki dakika geçmeden kendimizi Allegheny

Ormanı içinden geçer bulduk.

image002.jpg


Sarı rotam, ok gidiş yönü, kımızı daire gece kaldığımız yer ve orman. 65 x 65 km !

“Allegheny” adını daha onceden duymuştum ama bu tamamen başka bir

konuydu...Dünyanın en büyük lokomotiflerinden biriydi...Nereden bilebilirdim ki iki gün

sonra onunla da karşılaşacağımı!

Işte ormandan bir görüntü...resmi ilgili siteden aldım çünkü sağanak yağıştan

makineyi çıkartamadım bile...

image003.jpg



Bu arada size “Ulu Bilge Google Efendi Hazretleri” yardımı size birkaç link vereyim,
http://www.google.com/search?sourceid=navclient&ie=UTF-8&oe=UTF-8&q=allegheny+forest

Yine bu arada o haritada gördüğünüz baraj gölü ve barajın elektrik tribünleri de çok

ilginçmiş ama deli gibi yağan yağmurdan dolayı ziyareti kısa kesip tüydük oradan.
http://www.allegheny-vacation.com/dam.html
Linkinden bakarsınız siz de benim gibi...

Uzatmayalım, bir iki saat sonra yağmur dindi şansımıza...
Durduk bir yerde...yemek vakti...

image004.jpg


Nefıs bir salata....sonra gittikçe açan havanın tesiri ile de batıya..daha batıya doğru

koyulduk yola.
Yağmurluklarımızı cıkartmaya cesaret edemedik ama....

image006.jpg


image008.jpg


image010.jpg


image012.jpg


Trafik tabelalarından yapılmış manzaralar, çiçekler ....bende görmemiştim böylesini,

ne güzel fikir !

image013.jpg


image015.jpg


Sonra başladı hava açmaya..

image021.jpg


image019.jpg


Bazı direklerde sarı kurdelalar görüyorsunuz...Askerde sevgilisi, kocası çocuğu

olanlar asıyor. Savaşlar hiç olmasa olmazmı? Nedir paylaşamadığımız sanki şu

ölümlü dünyada bilmem...

image017.jpg


Havanın açması yüzümüzü güldürüyor doğrusu...Rte 6 hiç bitmesin istiyorum...

image024.jpg


Ama her güzel şeyin olduğu gibi 6 numaralı yolun da sonu gelıyor...yani bizim için,

çünkü bu Rte 6 ABD yi sahilden sahile kateden 80 No lu Otoyola çoğu kez paralel

olarak California ya kadar gidiyor...Tam 3652 Mil yani Yaklaşık 6 bin km. !

image023.gif

image026.jpg


6 Numaranin sonunda bizi Cleveland, OH bekliyor. Ancak fazla ayıracak vaktimiz

kalmadı önümğzde hala ciddi yol var ve arkadaşlarımız Ann Arbor da bekliyor

akşama. Tabiiki uğrayıp gerçek bir öğle yemeği yemem lazım, açlıktan ölüyorum...

image027.jpg


İşte Cleveland...Tertemiz, küçük, bakımlı, göl kıyısında derli toplu bir şehir.

image028.jpg


Göl dediğim Erie, kabaca 400 x 100 km büyüklüğünde bir su birikintisi. (Marmara

denizi 80 x 200 km gibidir)

image030.jpg


image032.jpg


Size birkaç Cleveland resmi...
(Bu arada...Hava açık ama garip de bir pus var...Neler oluyor ?...)

Fazla kalamadık bu güzel şehirde, yemeğimizi yiyip, yağmurlukları paketleyip 80

numaralı otoyola çıkıp “bastırdım”.

İyi halt ettim tabii...

image037.jpg


110 Gringo Doları tuttu ceza...Allahtan mahkemeye sevketmedi...insaflıymış...

Neyse...yola devam ederken karşıda kara bulutlar yoğunlaşmaya başladı...biz de

kahramanca o karanlık ufka doğru devam ettik.
Halbuki birazdan başımıza gelecekleri bilseydim bir yeraltı sığınağına girerdim.

Bugünlük bu kadar macera yeter değilmi?

Arkası var daha...
 
Admin
Yönetici
Katılım
14 Nis 2003
Mesajlar
7,150
Motosikleti
Yamaha MT-09 Tracer
Gps gerçekten kaybolma derdine son verebilir ama malesef Türkiye henüz yok bildigim kadarıyla.
Radara kaç km ile yakalandınız acaba ?
Yollar gercekten cok guzelmis ?
Gezinin devamın merak ediyorum dizi film gibi oldu :)
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Buyuk bir hizla 3. episodu da bitirdim...Tabii web sitemde de yer aldi.
http://donald.hypermart.net/MCRide/Ride.htm
Altta forum formatinda...iyi eglenceler.......
-----------------------------

Episode #3, Apalas daglarina dogru bir gezi....

Ikinci günün devami...

Nerede kalmistik...evet, cezayi yiyip rahatladiktan sonra daha üsturuplu bir hizla batiya dogru yolumuza devam ediyorduk, ve bahsettigim gibi ilerde bazi bulutlar toplaniyor, ufuk kararmaya basliyordu. Bu arada Ohio eyaletinde oldugumuz düüümdüz ovalara indigimizden kendini iyice belli etmeye baslamisti. Efenim OH da yazlar sicak ve kurak, kislar iliman ve yagislidir, pamuk tütün ve sekerpancari yetismez buralarda...daha ziyade patates, misir yahu ne diyorum ben...dalip gitmisim...

Neyse...hava karadikça karardi...otoyol ip gibi gidiyor, yagmur gelecek belli...durup tulumlarimizi giyecek bir yer bakiniyordum ki birden birisi elektrigi kapatti. !

Evet birden gece oldu sanki...farlari yanmayanlar farlarini yakti, bütün araçlar fren

yapip yavaslamaya basladilar...birdan bir km ilerisinin görünmedigini farkettim....saga baktim sag tarafta da hiç birsey yoktu...

NE?!? Hiçbirsey yok mu? Demeye kalmadan yüz metre ilerdeki tirlarin üç seritili otoyolda dansetmeye basladiklarini, binek otomobillerinin kendilerini emniyet sertlerine atmaya basladiklarini gördüm...Amanin demeye kalmadan rüzgar bomba gibi patladi sagimda... 8O

Sag önümdeki tirin dorseyi benim önümdeki seride geçti ve geri döndü ! Motor ayni Ikiteker den arkadasim "Sbank"in gözlemindeki gibi saga yatti, neredeyse pegler sürtecek...ya Allah diye sol kontra ile kaldirdim, bir taraftanda tanka yapismisim, Daisy de sirtima yapismis kelime-i sehadet getiriyor, bende böbreklerim vasitasiyla dinliyor, duraksamalarda "amin" diyordum... :roll:

Biraz abarttim galiba... :wink: herneyse, rüzgar feciydi ve kaldirdigi çöp, toz toprak, uçusan dallar-yapraklardan zaten kapkaranlik olmus havada gözgözü görmez haldeydi...zar zor en sag seride kaçip biraz yavasladim ve ayni anda yakinimizda bir yere düsen simsek ilerde bir köprüyü aydinlatti. Ayni anda da yagmur bosandi...

Hemen köprü altina sigindik ve motoru asfalt tarafinda terkedip kendimiz iyice diplere biryere saklandik. Hortum geliyor saniyordum. Gerçi bizi köprüyle birlikte söker alirdi herhalde ama...baska yapacak birsey yoktu...

Evet inanmayacaksiniz ama, tam o sirada altina girdigimiz köprüye yildirim düstü! 8O

Abartmiyorum, bir karis zipladik. :D Büyük bir sans eseri kasklarimiz ve kulakliklarimiz hala kafamizdaydi...normalde herhalde sagir olurdum o sesten...yada belki geçici olarak.

Yaklasik 20 dakika sonra ortalik biraz sakinlesti, aydinlandi. Gerçi yagmur ve simsek "yagmuru" hala devam ediyordu (ömrümde hiç bu kadar simsegi bir arada görmemistim) ama mo yanina gittik. Iste orada makineyi çikartip sunu çekebildim...

image006.jpg


Tabii bu resimde olayi anlatan bir sey yok ama bana bundan sonra çok sey anlatacak...

Yolun sonrasi 120km agir yagmur ve simsekler arasinda geçti...en sonunda Michigan (MI) a geldik.

image008.gif


Sari=rota, ok=yönümüz, kimizi daire= firtinaya yakalandigimiz yer, çift daire= hedef ! Ann Arbor.

Siyah daire yagmurun dindigi yer asagi yukari ve alttaki fotografi çektigimiz yer.

image009.jpg


Havanin nasil karadigi biraz anlasiliyor, ilerisi açik birazdan duracagim bir mola için.

image010.jpg


Hava aydinlandi yine...nihayet bir mola yerindeyiz. Michigan Welcome Center.

Bir iki saat sonra arkadaslarimiza kavustuk...Firtina oradan da geçmis...agir dolu tahribati vardi bahçelerde. Arkadasim findik büyüklügünde dolulardan olusan öbekleri gösterdi..iyiki bize denk gelmemis. Motosiklette dolu rezalet oluyor. Geçen sene yakalanmistim. Makineli tüfekle vurulmus gibi oluyorsunuz...saka bir yana oldukça tehlikeli aslinda...

Yaklasik 700km lik ikinci günümüzü nefis bir kadeh Kaliforniya sarabi ile noktaladik o gece.

Ne zaman nasil nereye yattigimi pek hatirlamiyorum zaten...

Yarin program muhtelif. Detroit i merak ediyorum...Otomotiv müzesini...her yeri merak ediyorum ve sadece Cumartesi-Pazar imiz var...


Arkasi olmaz olurmu ? var tabii...
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Apalaş Dağlarına bir gezi...Episode 4...

Yazının orijinali fotograflarin tamami ile birlikte (forum da cok yer tutuyor) malum
http://donald.hypermart.net/MCRide/Ride.htm de...
----------------------------------------
Evet sıra 3. güne

geldi.
image001.gif


Ertesi gün, Cumartesi, sabahın köründe -10civarı yani – Kalkıp sevgili arkadaşlarımızın inanılmaz

“the-hafta-sonu-kahvaltı-şöleni” ile güne

başladık.
image002.gif


Efendim, ben takıntılı adamım kahvaltıda sadece meyva yerim...
O yüzden bunun kavgası bir gün önce verildi. Ev sahibi de asabi bir adam...ille birlikte kahvaltı

edilecek diye tutturdu...

Yani ben meyva yesem de onlar çay, sucuk, yumurta, reçeller, peynir çeşitleri, ekmek çeşitleri vs

tıkınsalar aynı masada olmuyor...Boğazlarına dizilirmiş.

Bunun üzerine varılan konsensus şöyle gerçekleşti: Sabah 7:bilmemkaç gibi uyandırılıp meyvam

yedirildi...(artık kulağımamı soktum muzu ne yaptım bilmiyorum) ve tekrar uyutuldum.

Bu yöntemle onların kahvaltısı bana “brunch” - öğle yemeği oldu...Hepberaber kahvaltı sofrasına

oturulma projesi gerçekleştirildi... (okuyorsunuz bunları değilmi...)Türk milleti olarak zekiyizdir

vesselam...

Herneyse uzatmayayım. Arabaya atlanıldı ve Detroite doğru yola

koyulundu...
image003.gif



Detroit e gidip te Henry Ford u anmadan geçilirmi? Ford otomobilin mucidi değil ama “Babası”

desem yanlış olmaz
herhalde...
1863 de doğmuş ve çocukluğunda çırak olarak bir atölyede şalışmaya başlamış burada.
Daha sonra Edison un ampul fabikasına geçmiş, ve makine dünyasına girmiş. Araçlar Ford un

ilgisi odağı...
bu genç yaşlarda ilk otomobilini yapıyor kendi imkanlarıyla. “Quadricycle” (Quadricycle’konusunda

bir link vereyim
meraklısına...)
http://www.hfmgv.org/exhibits/showroom/1896/quad.html

Burada Henry Ford u ilk otomobillerden birinde, “Quadricycle” da görüyorsunuz...

image004.jpg


Bu işe kendini adayan Ford, küçük bir atölye ile otomobil üretimine başlıyor 1903 de...
Ford Motor Company. Sahibi ve Mühendis H. Ford.

Şirket kısa zamanda iyi iş yapmaya başlıyor ve Ford otomobilin herkes tarafından alınabilen,
kullanılabilen, ucuz, standart bir araç olması üzerine çalışmasını yönlendiriyor.

Aklında “T Model” kendi dizaynı bir otomobil var. İlk T leri üretmeye başladıktan kısa süre sonra

Ford dünyayı
değiştiren icadını,
“montaj hattı” ve seri üretimde standardizasyonu icat ediyor.

Bu” T “nin şasesi. Ve yanında da 1908 model bir “T Roadster”

image005.jpg

image007.jpg


1918 de ABD deki otomobillerin yarısı T model, Ford Motor Co. Dünyanın en büyük otomobil

fabrikası haline geliyor.

image010.jpg


1910 sonları - 1920 başlarında Ford Rouge nehri kıyısında ilk seri üretim otomobil fabrikasını

gerçekleştirdi.
Dearborn, MI...detroit yakinlarinda minicik bir şehir. Bu görüntü oradan. Yıl 1930, Rouge Fabrikası.
81,000 işçi çalşıyor...630 dönüm kapalı alanı var. Cam, çelik. Kauçuk...otomobil icin e gerekiyorsa

herşey aynı çatı
altında şekilleniyormuş.
image011.jpg


Bu üstte gördüğünüz makine bir buhar-gaz türbini...1916 da imal edilmiş ve otomobil fabrikasındaki

makinelere güç
sağlamış. 6000 Beygir gücünde...
Bu kadar tarih herkese yeter sanırım...

Şimdi biraz da müze gezlim, bakalım neler var ...

image013.gif

image014.gif




Müze dediğim öyle bir günde gezilecek gibi değil haliyle ancak başka çaremiz yok...
Bir önceki fırtınalı günün yorgunluğu ve sıcak yatağın + tatil gününün rehavetiyle sabah erken

çıkamadık üstelik...

Müzeye girdiğimizde karşımıza dev bir DC3 Douglas çıkıyor...

image015.jpg


Bu yukardaki bebek 1975 de müzeye hediye edilmeden evvel 12 Milyon mil uçarak,
gelmiş geçmiş bütün uçakların rekorunu kırmış bulunuyor.
Toplam 100 bin mil taksi yapmış (dünya etrafını 4 kez tekerlek üstünde pistte yürüyerek dolaşmış

hesabım doğruysa) ,
25 bin buji, 136 motor harcamış ve toplam yakl. 85 bin saat uçmuş...(85000/24....10 yıl sürekli

uçmuş yani gulp...
image019.gif
.)
image017.gif


Müzenin pek çok bölümünden biri havacılık kahramanları ve havacılığa ayrılmış.

Altta Wright kardeşlerle ilgili bir canlandırma var. Oldukça etkileyiciydi.
image020.jpg


image021.jpg


Otomobillere tabiki inanılmaz büyüklükte bir yer ayrılmıştı.
Yukarda plakasında “Horseless Carriage” –Atsız Araba- yazan nefis bir parça görüyorsunuz.
Giriş sırasına göre önce karşınıza ABD başkanlarının arabaları çıkıyor. Ta başlangıçtan bugüne

kadar hepsi var.
Kennedy nin Dallasta suikasta uğradığı araba da oradaydı...
image022.jpg


Eski başkanların arabalarından bir örnek daha...

image024.jpg



Allegheny Lokomotifi
Allegheny ormanından geçerken bahsetmiştim bu adı biliyorum diye...işte buydu.
2. dünya savaşı sırasında büyük miktarda hammadde, kömür vb. Malzemeyi kısa sürede taşımak

amacıyla inşa
edilmiş dünyanın
en büyük buharlı lokomotiflerınden biri. 600 ton ağırlığında. Tam yüklü haliyle saatte 100 km hız

yapabilen bu dev,
müzenin gözdesi...
benim de aklımda kalan en etkili parçasıydı. Allegheny Dağlarında çalıştğı için bu isim verilmiş. Söz

konusu dağlar
Apalaş dağ grubunun bir parçası.
Mearklısına not: Bu bir 2-6-6-6

image026.jpg


Bu da kar küreleyip kış şartlarında demiryollarını yol açmak için kullanılan bir “plower”...hemen

yanında da ilk lokomotif
örneklerinden biri duruyor.

image028.jpg


İşte ilk otomobillerden...bu kadar güzel bir dizayn hiç görmemiştim
Hemen yanında 64 Mustang. İlk Mustang ı sanırım 65-67 yılları arasında görmüş ve aşık olmuştum.
image030.jpg


image031.jpg


Yanlış okumuyorsunuz, türbin motorlu bir otomobil. Chreysler 1964 te bu dizaynı yaratıyor ve Ghia

İtaly ye sipariş
ediyor. Ancak mekanik sorunlar bir türlü çözülemiyor ve proje yatıyor...50 adet üretilmiş bunlardan.
image032.jpg


Objektife takılanlardan...

image034.jpg


Birtakım sulu insanlar...muhatap olmamak lazım bunlarla. Turist
işte...
image036.gif


image037.jpg



Böyle bir bisiklet dünyada hayal edemezdiniz...Donald Amcanıza dua edin..
image038.jpg


Bir de 10 kişilik bir tandem bisiklet vardı ama fotografı iyi çıkmadı pek...
Buyrun önde oturan kaptan. Sonraki pilyon, mılyon, zilyon, bilyon....

image063.jpg

..
Ve tabii onlarca tarihi motosiklet...

image041.jpg


image042.jpg



Müzedeki en beğendiğim bisiklet buydu....Zerafete bakarmısınız...

image043.jpg


Vee işte çocukluğumun, haydi gençliğimin diyeyim, hayallerinden biri Cadillac Eldorado. Bukadar

güzel bir makine
olabilirmi yarabbi....

image044.jpg



İyi de bu rapor bu gidişle bitmeyecek...En iyisi bu müzeden çıkartayım sizi...

Haftaya 5. Episodla devam...
Şaka şaka...
Yarınki episodda Detroit City var..Hatta buyrun bir “sneak preview”

image047.jpg



. Eee...aslında yarın diye söz veremem...haftasonu “Woodstock” gidiyorum kamp yapmaya...

Evet o meşhur

Woodstock
image046.gif


image049.gif
 
Katılım
28 Mar 2004
Mesajlar
562
var diye biliyorum gps türkiye'de, babamın maceracı bi arkadaşı var onun gps'i vardı.

gps gerçekten kaybolma derdine son veriyo özellikle kamplarda filan çok işe yarıyo, mesela bulunduğunuz yeri işaretliyosunuz sonra izleme komutuyla nerelerden gittiğiniz aletin ekranında işaretleniyo, hansel ve greteldeki ekmek parçaları gibi :sunny: bu sayede rahatça geri dönebiliosunuz, ayrıca yol bulurken filan da işe yarıyo. yeterince gelişmiş (ve doğal olarak yeterince pahalı) versiyonlarında direkt uydu fotoğrafı ile çalışıyorsunuz. gelecekte ben de almayı planlıyorum (ama yakın bi gelecek değil maalesef :joker: )
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Skullhunter' Alıntı:
Gps gerçekten kaybolma derdine son verebilir ama malesef Türkiye henüz yok bildigim kadarıyla.
Radara kaç km ile yakalandınız acaba ?
Yollar gercekten cok guzelmis ?
Gezinin devamın merak ediyorum dizi film gibi oldu :)

75mph ile yakalandim...izin verilen 65mph idi. 70 e kadar bir sey demezler pek...

GPS uydulari her yerde var...PGS cihazlari da vardir, da detayli haritalar olmayabilir tabii. Ornegin burada "benzin istasyonu" diye sordugum zaman bana en yakinindan baslayarak civardaki butun istasyonlari adres ve telefon numaralari ile, haritasiyla veriyor. ABD deki "butun" sokaklar / ara sokaklar / toprak yollar/ parklar nehirler/ goller vs. isaretlenmis. Avrupa da keza.

Yani uydular ve cihaz var ve heryerde kullanilanilabilir, ama o bolge icin talep olmasi lazim ki adamlar o bilgileri toplayip girsin database e...

O da olur Turkiyede.

DD
 
Admin
Yönetici
Katılım
14 Nis 2003
Mesajlar
7,150
Motosikleti
Yamaha MT-09 Tracer
image038.jpg


Bu bisikleti ben cozemedim yardımcı olurmusunuz?
iki kisilik galiba ama seleler yan yan nasıl oluyor da oluyor :cyclopsani:
 
Katılım
28 Mar 2004
Mesajlar
562
çift silindirli motor gibi işte, yan yana pedal çeviriolar :farao: biraz genişçe yani
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Apalaş Dağlarına bir gezi...Episode 5...

Siteme yukledim...yakinda burada tabii.

http://donald.hypermart.net/MCRide/Ride.htm
----------------------------------------------------------------------

Apalaş dağlarına bir gezi...Episode 5...



----------------------------------------

image001.gif
4. gün, günlerden tatil, yani Pazar...



Yine yataktan kalkışı müteakkiben bermutad...yahu bende Angut Celebi gibi yazmaya başladım galiba...
Yani benim özel kahvaltımı ”peşisıra“ “alışılageldiği gibi” the-hafta-sonu-kahvaltı-şöleni” ile güne başlayacaktık ki
arkadaşlarımızın Henry Ford otelinde brunch sürprizi üzerine yine yollara revan olduk.
image003.gif


image004.gif


image006.jpg


Otel hemen müzenin yanında, Kolonial tarzda 1931 yılında Henry Ford tarafından yaptırılmış
222 odalı, küçük ama enfes bir bina. Oralara yolunuz düşerse gidersiniz www.marriott.com/dtwdi .

image008.jpg



Brunch (kahvaltı öğle yemeği karışımı yeni icat kelimelerden, *breakfast + lunch=brunch* ) ın
nefis olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Daha sonra Detroitin içlerine doğru devam ettik geziye... Güzel şehir MİŞ burası...

Otomobil sanayiinin başka şehirlere kayması nedeniyle yavaş yavaş terkediliyor.
Inanılmaz dev binalar terkedilmiş boş duruyor.

Sokaklarda yuvarlanan çalılar ve geri planda ağustos böceği sesleri yok ama...ne bileyim mahzun bir şehir burası.

Alttaki enfes binaya bir bakın...

image010.jpg



Bir de şu detaya bakın...yazık günah vallahi...

image012.jpg



Bunun gibi klasik, modern pek çok bina gördüm...sonra arabadan kurtulup yürüyebileceğimiz bir bölgeye geldik...
”Greektown”...!

image014.jpg


image016.jpg


Yanyana pek çok restoran, bar, pastahane, alışveriş merkezi ve ahtta dev bir kumarhaneden oluşan
birkaç blok şehir merkezi burası.

Epey yürüdükten sonra şehri görmenin bir başka yöntemi daha olduğunu farkedip
“People Mover” denen bir tür “hafif metro”ya binip bir tur attık...

image020.jpg


image022.jpg


En ustteki resim, solda boş ofis binaları.

Altindaki resim; GM genel merkez ofisleri...

image024.jpg


Karşı sahilde görünen yer Kanada aslında, Windsor...Arada “River Rouge” adlı nehir / kanal var.

Erie gölünden St.Clair diye küçük bir göle, oradan da büyük Huron gölüne bağlanıyorsunuz.

Huron 350 X 400 km gibi bir göl. Neredyse Ege Denizi...

image027.jpg


Bu zat bilmiyorum kaç yıldır tren bekliyor burada ama, ağaç olma olayını aşmış, bronz kesilmiş...


image029.jpg


Bır de MM li Andy Warhol lu bir detay size Detroit sokaklarından...
İşte bir de harita ile oryantasyonunuzu tamalayalım.


image032.jpg



Bunlarda üremek üzere güneye, yani buralara göçetmiş Kanada kazları. Bizdeki martılar,
yada daha doğrusu Hindistandaki kutsal inekler gibi her yerde dolaşıyorlar,
ailece caddelerde karşıdan karşıya geçiyorlar trafik durup yol veriyor tabii...

Beslemek yasak göya ama Daisy yi tutabilene aşkolsun...

image034.jpg



image036.jpg


Daha sonra Ann Arbor a gidip biraz dolaştık...Üniversite şehri AA, nefis kütüphaneler var...

Ve daha da sonra hazırlıklar için döndük eve, daha yolun yarısında bile değildik
ve yarın önümüzde aşılacak koca bir Ohio devleti ve buluşulacak Yturan ailesi vardı...



Daha bakalım ne kadar devam edecek...
image030.gif
 
Katılım
20 May 2003
Mesajlar
729
Episode 6…

Karanin derinliklerine dogru…Dağlar dağlar...

Daha çok var dağlara...

--------------------------------------------------

Pazartesi sabaha karşı şiddetli gökgürültüleri ve sağnak yağışın hışmı ile uyandım...ancak

Allahtan daha sonra yağış dindi.

Yola biraz geç çıktık hem vedalaşma töreni hem de ortalık biraz kurusun diye; ve güneye

doğru yola koyulduk.

Hesabımca önümüzde 450km yol vardı ve Ohio düzlüklerinden başka görecek pek de bir

şey yoktu...



İşte harita...


image002.jpg



Ancak yola çıktıktan 15 dakika sonra yol kenarında gördüğüm bir tabela buralarda görecek

çok şey olduğunun işaretçisiydi...

Maalesef fotografını çekemediğim tabelada şöyle diyordu:

“Burası hapishane arazisidir, yol kenarından otostopçu almayınız”

Umpfh diye bir ses çıkardığımı hatırlıyorum.

Sonra OH ya girdiğimizde sert bir rüzgar sğanağı başladı. Yol ufuktan ufka gidiyor ve yatay,

güçlü ve basıncını sabit olarak 8-10 sn tutan, giden gelen bir rüzgar.

İşte orada rüzgarda motorun ne tarafa nasıl yattığı, kontra tekniğini nasıl uygulamak gerektiği

vs. Teorilerinin alayını kanıtladım.

Haydi biraz yol manzaraları ile rapora renk katalım...

image003.jpg


Işte aynı harita önümde...bizde yalan yok!

Ve işte biraz “Wide open spaces of Ohio”

image014.jpg


image010.jpg


image012.jpg


image008.jpg


Diye işte böyle giderken karşıdan yıllardır görünüşünü bile unuttuğum bir vasıta belirdi...bir at

arabası! Buralarda “Buggy” deniyor. Karakteristik bir dizaynı var.

image016.jpg


image028.jpg


image029.gif


Amish (Eymiş diye okunuyor) lerin ülkesine girmiştik. Bu insanlar Avrupadan buraya

göçlerle gelmiş, çoğunlukla Alman gerisi Hollanda-Danimarka-İsveç gibi kuzey ülkesi kanı

taşıyor, çok enteresan bir hayat tarzı sürdürüyorlar. Kendilerine has bir dilleri var, Almancaya

çok benzemekle beraber bir Almanın anlaması olanaksız bu dili. Ya da çok zor diyelim.

Dindar ve mutassıp bir yapıdalar, elektrikli-modern hiçbir eşya kullanmıyorlar. Evlerinde TV,

telefon vs yok yani. Çiftçilikle geçimlerini sağlıyor, kendi diktikleri-ördükleri kıyafetleri giyiyor,

doğal olmayan hiçbirşey yiyip içmiyorlar. Kıyafetlerinde düğme yok, kopça kullanıyor,

erkekler muhakkak sakal bırakıyor ve kızlar Amish olmayan erkeklerle evlenemiyorlar.

Yaklaşık 100 bin Amish var ABD de, oy kullanmıyor ve askere de gitmiyorlar.

Oldukça da misafirperver insanlar. Denemedik ama istediğiniz eve gidip “tanrı misafiri” diye

misafir olabiliyormuşsunuz. Zaten bu şekilde turizm geliri hayli yüksek Amish köyleri var.

Günümüz dünyasından bıkıp usanıp biraz kafa dinlemek isteyen insanlar buralara kaçıp

geliyor, bir Amish köyünde bir iki hafta kalıp, süt sağıp tarla çapalayıp kendine geliyor.

Benim de bir niyetim var bunu yapmaya...bir başka sefere inşallah. Köyler, evler inanılmaz

titizlik ve tertipte...

image017.jpg


image032.jpg


image019.jpg


Yol boyunca bu uyarılardan ve bu insanlardan görmek mümkün. “Buggy” ler ise heryerde...

Bu insanlarla ilgili teferruatı şu linkten de alabilirsiniz tabii http://www.amish.net

image020.jpg


Sonra manzaranın akış hızını gaz kolunu uygun yönde döndürerek ayarlıyorum...ve yola

devam...

image022.jpg


image025.jpg


Derken Cadiz diye bir kasabaya düştü yolumuz...

Eh, buraya kadar gelmişken Clark Gable ı ziyaret etmeden geçemezdik her halde...

image027.jpg


C. Gable burada doğmuş, büyümüş...evini de müze haline getirmişler haliyle...GWTW (Gone

with the wind – ünlü filmi) House diyorlar.

image035.jpg


image039.jpg



Evet Gable, the king of Hollywood, u da ziyaret ettikten sonra sırada ziyaret edeceğimiz tek

bir adres kalmıştı...Yturan ve ailesi...

Ama bir sonraki episodu bekleyebilirler diye düşünüyorum...arkası yarınınınınııııınnn !
image004.gif


image041.gif
 
Katılım
18 Ara 2003
Mesajlar
925
Vay canına diyorum. Takdir ettim yaaa. Bu kadar yeri gez sonra birbir resimleri düzenle yazı yaz. Valla helal olsun. Bu arada hız sınırı çok kötü yaaa. 75mph dediğiniz 120Km/h yani demek amerikaya gitsek paso yakalanacaz :cherry:
Motor K1200RS miydi? Yağmur falan etkilememiştir o biçim tulum var zincir derdi de yok :queen:
Tekrar teşekkürler tüm site adına bu yazı disizi için. Ahhh ahhh bizde bunları yapacak yok mu BALLIKAYA takımı? Gidip gezmekle olmuyor. Bakın bu şekilde olsun bir dahaki sefere :mrgreen:
 
Katılım
1 Mar 2004
Mesajlar
1,261
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
ya inanılmaz güzel..Bi gün yaşamak nasip olsun ne diyim... :flower:
 
Katılım
18 Ara 2003
Mesajlar
925
Skullhunter' Alıntı:
Gps gerçekten kaybolma derdine son verebilir ama malesef Türkiye henüz yok bildigim kadarıyla.

Türkiyede var. Hatta cadde cadde, sokak sokak. İstanbul'da gezerken ben kullandım şahsen :cat:
http://www.gpsturk.net/gpsturk.html
çok zevkli bişi. Mesela düşünün hepimizde var. Artık yer değil koordinat söyleriz buluşmalar için :cherry:
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst