Apalaş Dağlarına bir gezi...Episode 4...
Yazının orijinali fotograflarin tamami ile birlikte (forum da cok yer tutuyor) malum
http://donald.hypermart.net/MCRide/Ride.htm de...
----------------------------------------
Evet sıra 3. güne
geldi.
Ertesi gün, Cumartesi, sabahın köründe -10civarı yani – Kalkıp sevgili arkadaşlarımızın inanılmaz
“the-hafta-sonu-kahvaltı-şöleni” ile güne
başladık.
Efendim, ben takıntılı adamım kahvaltıda sadece meyva yerim...
O yüzden bunun kavgası bir gün önce verildi. Ev sahibi de asabi bir adam...ille birlikte kahvaltı
edilecek diye tutturdu...
Yani ben meyva yesem de onlar çay, sucuk, yumurta, reçeller, peynir çeşitleri, ekmek çeşitleri vs
tıkınsalar aynı masada olmuyor...Boğazlarına dizilirmiş.
Bunun üzerine varılan konsensus şöyle gerçekleşti: Sabah 7:bilmemkaç gibi uyandırılıp meyvam
yedirildi...(artık kulağımamı soktum muzu ne yaptım bilmiyorum) ve tekrar uyutuldum.
Bu yöntemle onların kahvaltısı bana “brunch” - öğle yemeği oldu...Hepberaber kahvaltı sofrasına
oturulma projesi gerçekleştirildi... (okuyorsunuz bunları değilmi...)Türk milleti olarak zekiyizdir
vesselam...
Herneyse uzatmayayım. Arabaya atlanıldı ve Detroite doğru yola
koyulundu...
Detroit e gidip te Henry Ford u anmadan geçilirmi? Ford otomobilin mucidi değil ama “Babası”
desem yanlış olmaz
herhalde...
1863 de doğmuş ve çocukluğunda çırak olarak bir atölyede şalışmaya başlamış burada.
Daha sonra Edison un ampul fabikasına geçmiş, ve makine dünyasına girmiş. Araçlar Ford un
ilgisi odağı...
bu genç yaşlarda ilk otomobilini yapıyor kendi imkanlarıyla. “Quadricycle” (Quadricycle’konusunda
bir link vereyim
meraklısına...)
http://www.hfmgv.org/exhibits/showroom/1896/quad.html
Burada Henry Ford u ilk otomobillerden birinde, “Quadricycle” da görüyorsunuz...
Bu işe kendini adayan Ford, küçük bir atölye ile otomobil üretimine başlıyor 1903 de...
Ford Motor Company. Sahibi ve Mühendis H. Ford.
Şirket kısa zamanda iyi iş yapmaya başlıyor ve Ford otomobilin herkes tarafından alınabilen,
kullanılabilen, ucuz, standart bir araç olması üzerine çalışmasını yönlendiriyor.
Aklında “T Model” kendi dizaynı bir otomobil var. İlk T leri üretmeye başladıktan kısa süre sonra
Ford dünyayı
değiştiren icadını,
“montaj hattı” ve seri üretimde standardizasyonu icat ediyor.
Bu” T “nin şasesi. Ve yanında da 1908 model bir “T Roadster”
1918 de ABD deki otomobillerin yarısı T model, Ford Motor Co. Dünyanın en büyük otomobil
fabrikası haline geliyor.
1910 sonları - 1920 başlarında Ford Rouge nehri kıyısında ilk seri üretim otomobil fabrikasını
gerçekleştirdi.
Dearborn, MI...detroit yakinlarinda minicik bir şehir. Bu görüntü oradan. Yıl 1930, Rouge Fabrikası.
81,000 işçi çalşıyor...630 dönüm kapalı alanı var. Cam, çelik. Kauçuk...otomobil icin e gerekiyorsa
herşey aynı çatı
altında şekilleniyormuş.
Bu üstte gördüğünüz makine bir buhar-gaz türbini...1916 da imal edilmiş ve otomobil fabrikasındaki
makinelere güç
sağlamış. 6000 Beygir gücünde...
Bu kadar tarih herkese yeter sanırım...
Şimdi biraz da müze gezlim, bakalım neler var ...
Müze dediğim öyle bir günde gezilecek gibi değil haliyle ancak başka çaremiz yok...
Bir önceki fırtınalı günün yorgunluğu ve sıcak yatağın + tatil gününün rehavetiyle sabah erken
çıkamadık üstelik...
Müzeye girdiğimizde karşımıza dev bir DC3 Douglas çıkıyor...
Bu yukardaki bebek 1975 de müzeye hediye edilmeden evvel 12 Milyon mil uçarak,
gelmiş geçmiş bütün uçakların rekorunu kırmış bulunuyor.
Toplam 100 bin mil taksi yapmış (dünya etrafını 4 kez tekerlek üstünde pistte yürüyerek dolaşmış
hesabım doğruysa) ,
25 bin buji, 136 motor harcamış ve toplam yakl. 85 bin saat uçmuş...(85000/24....10 yıl sürekli
uçmuş yani gulp...
.)
Müzenin pek çok bölümünden biri havacılık kahramanları ve havacılığa ayrılmış.
Altta Wright kardeşlerle ilgili bir canlandırma var. Oldukça etkileyiciydi.
Otomobillere tabiki inanılmaz büyüklükte bir yer ayrılmıştı.
Yukarda plakasında “Horseless Carriage” –Atsız Araba- yazan nefis bir parça görüyorsunuz.
Giriş sırasına göre önce karşınıza ABD başkanlarının arabaları çıkıyor. Ta başlangıçtan bugüne
kadar hepsi var.
Kennedy nin Dallasta suikasta uğradığı araba da oradaydı...
Eski başkanların arabalarından bir örnek daha...
Allegheny Lokomotifi
Allegheny ormanından geçerken bahsetmiştim bu adı biliyorum diye...işte buydu.
2. dünya savaşı sırasında büyük miktarda hammadde, kömür vb. Malzemeyi kısa sürede taşımak
amacıyla inşa
edilmiş dünyanın
en büyük buharlı lokomotiflerınden biri. 600 ton ağırlığında. Tam yüklü haliyle saatte 100 km hız
yapabilen bu dev,
müzenin gözdesi...
benim de aklımda kalan en etkili parçasıydı. Allegheny Dağlarında çalıştğı için bu isim verilmiş. Söz
konusu dağlar
Apalaş dağ grubunun bir parçası.
Mearklısına not: Bu bir 2-6-6-6
Bu da kar küreleyip kış şartlarında demiryollarını yol açmak için kullanılan bir “plower”...hemen
yanında da ilk lokomotif
örneklerinden biri duruyor.
İşte ilk otomobillerden...bu kadar güzel bir dizayn hiç görmemiştim
Hemen yanında 64 Mustang. İlk Mustang ı sanırım 65-67 yılları arasında görmüş ve aşık olmuştum.
Yanlış okumuyorsunuz, türbin motorlu bir otomobil. Chreysler 1964 te bu dizaynı yaratıyor ve Ghia
İtaly ye sipariş
ediyor. Ancak mekanik sorunlar bir türlü çözülemiyor ve proje yatıyor...50 adet üretilmiş bunlardan.
Objektife takılanlardan...
Birtakım sulu insanlar...muhatap olmamak lazım bunlarla. Turist
işte...
Böyle bir bisiklet dünyada hayal edemezdiniz...Donald Amcanıza dua edin..
Bir de 10 kişilik bir tandem bisiklet vardı ama fotografı iyi çıkmadı pek...
Buyrun önde oturan kaptan. Sonraki pilyon, mılyon, zilyon, bilyon....
..
Ve tabii onlarca tarihi motosiklet...
Müzedeki en beğendiğim bisiklet buydu....Zerafete bakarmısınız...
Vee işte çocukluğumun, haydi gençliğimin diyeyim, hayallerinden biri Cadillac Eldorado. Bukadar
güzel bir makine
olabilirmi yarabbi....
İyi de bu rapor bu gidişle bitmeyecek...En iyisi bu müzeden çıkartayım sizi...
Haftaya 5. Episodla devam...
Şaka şaka...
Yarınki episodda Detroit City var..Hatta buyrun bir “sneak preview”
. Eee...aslında yarın diye söz veremem...haftasonu “Woodstock” gidiyorum kamp yapmaya...
Evet o meşhur
Woodstock