- Katılım
- 10 Tem 2015
- Mesajlar
- 126
- Konu Yazar
- #1
Abilerim, kardeşlerim, dostlarım; öncelikle kendimi tanıtayım. Çok net hatırlıyorum motor sevdam 4. sınıftayken başlamıştı. O zamanlar şehrimizde fazla motor kullanan olmadığından mütevellit ben pek bilmezdim bu meret nedir, ne değildir.. Belki filmlerden falan chopperları görmüştük ama demek ki beyin o zamandan kendini ''SS seveceksin ulan!'' diye şartlamış ki ilgimi çekmemişti chopper tarzı. Velhasılkelam nereden tutuldum bu sevdaya? Bir aile dostumuz vardı. Bir gün bir akrabasından kırmızı bir scooter almıştı bir iki günlüğüne sürmek için. Scooter ya hani o da pek ilgimi çekmemişti. Bana da virüs elbet bulaşacak ya biryerden o bir iki günlük ödünç alınan süre içerisinde benim bir saç kestirme ihtiyacım çıktı ortaya. Tesadüfe bakın berbere de motorla gittik. Arka seleye binerken ki o ilk heyecanımı 20 yaşıma geldim hala unutamam. Gerisini zaten anlatmama gerek yok. Herkesin ilk motora binişi gibiydi. Kanser gibiydi. Hemen yayıldı vücuda 
İnternetin hayata iyice girmesi ile birlikte motora olan bilinçsiz sevdamı iyice didikleme imkanı buldum. İsmi hoşuma gitti Kawasaki aşığı oldum. Sesi hoşuma gitti Honda aşığı oldum. Youtube'dan topspeed videoları izledim, 1.67 boyum 50 kilomla 1000'lik makine hayalleri kurdum.. Tabii zamanla forumlar olsun, AEA olsun, yabancı dili geliştirmemle birlikte yabancı kaynakları ve videoları takip etmek olsun işin aslı nedir ne değildir son 1-2 senedir hatırı sayılır derecede bilinç sahibi olduğumu düşünüyorum.
Artık aileye baskı ve zulümle sonunda yıllardır içimde beslediğim bu manevi duyguyu elle tutulur hale getirmek için yola koyulduk. Bu yaz ilk motorumu alıyorum. Ama o kadar çok seçenek var ki kafam allak bullak.. Evet ne tarz istediğimi biliyorum. Size aşağıda söyleyeceğim üç tane motoru da gerçekten çok istiyorum. Ama aklıma takılan bazı ufak ve gereksiz noktalar var. O kadar gereksizler ki utanarak soracağım
(Ekipman konusu çoktan halledildi bu arada. Önceden soracaklar için önbilgi olsun)
Gel gelelim motorsikletlere. Aklımda iki adet Japon ve Çinli bir firma tarafından satın alınan bir İtalyan var.
Japonlar: Kawasaki Ninja 250SL, Honda CBR 250R(2014-..)
İtalyan: Benelli TNT 250
Gönlümde gerçekten yatan Benelli aslında. Çift silindir olması ve kampanyalı fiyatının 4.301 olması beni inanılmaz derecede bu motora yönlendiriyor. Ee R25 var çift silindir çok istiyorsan dediğinizi duyar gibiyim. Birisi 14.500, diğeri euro an itibari ile 3 lira olmasına karşın hala 12.900. Sesi ve kalıbı mükemmel.. 12.900 liraya bu iki özellipe sahip olmak gerçekten çok cazip ama motorun sağlamlığı, servisi, yedek parçası, ikinci eli çok düşündürücü... Forumda Benelli konusunda bir kaç inceleme ve malzeme kalitesi hakkında güzel yorumlar var fakat bu yorumlar da motor sahiplerine ait. Bir, iki kişiye güvenip bu denli para verilir mi bilemedim...
Diğer tarafta Kawasaki Ninja var. Tek silindir hoş bir motorsiklet fakat 1.81 boyum var ve 72 kiloyum. Motorun çok ince olduğunu, küçük olduğunu, 1.75 üzerinin motorda sırıttığını söyleyenlerin sayısı azımsanmayacak derecede fazla. Motorun ucuz olması, Kawasaki gibi bir markanın üretmiş olması, lastiklerinin fabrika çıkışı nispeten güzel olması da bu motoru çok cazip kılıyor. Lakin bu motorda aklımı kurcalayan en önemli ayrıntı 130 arka lastik.. Diğer 250cc motorlar neredeyse en az 140 arka lastiğe sahipken(hatta bazı motorlarda 150'ye kadar çıkabiliyor) bu motorun böyle ince lastik kullanmış olması beni tedirgin ediyor. Sizce lastiğin inceliğinin virajda çok fark yaratması beklenir mi? Ben pek sanmıyordum taa ki AEA'nın yakın zamanda yüklediği ''Lastiğin önemi 2'' adlı videosunu görene kadar. Barkın Bey ''O incecik lastiklerle o kadar yatarsan öyle olur'' gibisinden bir laf sarfetmişti. Bu söz anında beni bu motorun lastiği hakkında düşündürmeye başladı.
Sırada Honda. Kawasaki'nin alternatifi olarak aklımda hep bu motor yatıyordu. Aklımı kurcalamasının iki tane basit sebebi var. Birisi kalıbı Kawasaki'ye göre daha göze gelir ve 140 arka lastik.(Evet azıcık da olsa kalın durması arka lastiğin benim acayip hoşuma gidiyor. Artı olarak dediğim gibi Barkın Bey'in o lafı beni az da olsa büyük lastikli motor almaya itti. Benim için çok olmasa da önemli bir husus. Birazcık apaçilik var kanda sanırım. Heheh.)Bu motordaki çekincem ise forumda çok sık bu motor hakkında başlık açılıyor. Vites düşürürken stop etme, yolda durup dururken stop etmesi vs. beni sağlamlığı hakkında düşündürmeye başladı. Üstelik 14.000 liralık bir motorun bunu yapması ''Acaba gerçekten abartıldığı kadar sağlam mı? Parayı hakediyor mu?'' düşüncesine itiyor insanı.
Özetlemek gerekirse üç motor arasında inanılmaz alakasız hususlarda kararsız kaldım. Son iki haftadır aralıksız bu motorları araştırıyorum ve aklımda sadece bunlar var. Kafayı yemeden sizlerle paylaşıp fikirlerinizi almak istedim. Başlangıç motorları için kaçıncı konu bilmiyorum ve sizinde bu konudan rahatsız olduğunuzun farkındayım. Keza konulara girince artık ben de sinirleniyorum. Şimdiden özür dileyip hepinize teşekkür ediyorum. İyi forumlar
İnternetin hayata iyice girmesi ile birlikte motora olan bilinçsiz sevdamı iyice didikleme imkanı buldum. İsmi hoşuma gitti Kawasaki aşığı oldum. Sesi hoşuma gitti Honda aşığı oldum. Youtube'dan topspeed videoları izledim, 1.67 boyum 50 kilomla 1000'lik makine hayalleri kurdum.. Tabii zamanla forumlar olsun, AEA olsun, yabancı dili geliştirmemle birlikte yabancı kaynakları ve videoları takip etmek olsun işin aslı nedir ne değildir son 1-2 senedir hatırı sayılır derecede bilinç sahibi olduğumu düşünüyorum.
Artık aileye baskı ve zulümle sonunda yıllardır içimde beslediğim bu manevi duyguyu elle tutulur hale getirmek için yola koyulduk. Bu yaz ilk motorumu alıyorum. Ama o kadar çok seçenek var ki kafam allak bullak.. Evet ne tarz istediğimi biliyorum. Size aşağıda söyleyeceğim üç tane motoru da gerçekten çok istiyorum. Ama aklıma takılan bazı ufak ve gereksiz noktalar var. O kadar gereksizler ki utanarak soracağım
Gel gelelim motorsikletlere. Aklımda iki adet Japon ve Çinli bir firma tarafından satın alınan bir İtalyan var.
Japonlar: Kawasaki Ninja 250SL, Honda CBR 250R(2014-..)
İtalyan: Benelli TNT 250
Gönlümde gerçekten yatan Benelli aslında. Çift silindir olması ve kampanyalı fiyatının 4.301 olması beni inanılmaz derecede bu motora yönlendiriyor. Ee R25 var çift silindir çok istiyorsan dediğinizi duyar gibiyim. Birisi 14.500, diğeri euro an itibari ile 3 lira olmasına karşın hala 12.900. Sesi ve kalıbı mükemmel.. 12.900 liraya bu iki özellipe sahip olmak gerçekten çok cazip ama motorun sağlamlığı, servisi, yedek parçası, ikinci eli çok düşündürücü... Forumda Benelli konusunda bir kaç inceleme ve malzeme kalitesi hakkında güzel yorumlar var fakat bu yorumlar da motor sahiplerine ait. Bir, iki kişiye güvenip bu denli para verilir mi bilemedim...
Diğer tarafta Kawasaki Ninja var. Tek silindir hoş bir motorsiklet fakat 1.81 boyum var ve 72 kiloyum. Motorun çok ince olduğunu, küçük olduğunu, 1.75 üzerinin motorda sırıttığını söyleyenlerin sayısı azımsanmayacak derecede fazla. Motorun ucuz olması, Kawasaki gibi bir markanın üretmiş olması, lastiklerinin fabrika çıkışı nispeten güzel olması da bu motoru çok cazip kılıyor. Lakin bu motorda aklımı kurcalayan en önemli ayrıntı 130 arka lastik.. Diğer 250cc motorlar neredeyse en az 140 arka lastiğe sahipken(hatta bazı motorlarda 150'ye kadar çıkabiliyor) bu motorun böyle ince lastik kullanmış olması beni tedirgin ediyor. Sizce lastiğin inceliğinin virajda çok fark yaratması beklenir mi? Ben pek sanmıyordum taa ki AEA'nın yakın zamanda yüklediği ''Lastiğin önemi 2'' adlı videosunu görene kadar. Barkın Bey ''O incecik lastiklerle o kadar yatarsan öyle olur'' gibisinden bir laf sarfetmişti. Bu söz anında beni bu motorun lastiği hakkında düşündürmeye başladı.
Sırada Honda. Kawasaki'nin alternatifi olarak aklımda hep bu motor yatıyordu. Aklımı kurcalamasının iki tane basit sebebi var. Birisi kalıbı Kawasaki'ye göre daha göze gelir ve 140 arka lastik.(Evet azıcık da olsa kalın durması arka lastiğin benim acayip hoşuma gidiyor. Artı olarak dediğim gibi Barkın Bey'in o lafı beni az da olsa büyük lastikli motor almaya itti. Benim için çok olmasa da önemli bir husus. Birazcık apaçilik var kanda sanırım. Heheh.)Bu motordaki çekincem ise forumda çok sık bu motor hakkında başlık açılıyor. Vites düşürürken stop etme, yolda durup dururken stop etmesi vs. beni sağlamlığı hakkında düşündürmeye başladı. Üstelik 14.000 liralık bir motorun bunu yapması ''Acaba gerçekten abartıldığı kadar sağlam mı? Parayı hakediyor mu?'' düşüncesine itiyor insanı.
Özetlemek gerekirse üç motor arasında inanılmaz alakasız hususlarda kararsız kaldım. Son iki haftadır aralıksız bu motorları araştırıyorum ve aklımda sadece bunlar var. Kafayı yemeden sizlerle paylaşıp fikirlerinizi almak istedim. Başlangıç motorları için kaçıncı konu bilmiyorum ve sizinde bu konudan rahatsız olduğunuzun farkındayım. Keza konulara girince artık ben de sinirleniyorum. Şimdiden özür dileyip hepinize teşekkür ediyorum. İyi forumlar