ExTreMa'dan Çeşitli Yazılar

İhanete uğradınız mı?


  • Kullanılan toplam oy
    30
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
30 Ara 2007
Mesajlar
1,685
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Ayyy sabır yaaaa, dinlerken stres oldum :mrgreen:
 
Katılım
5 Kas 2007
Mesajlar
3,892
Günümüzün leylek masalı

Çocuk: 'Babacim yaa, ben nasil oldum, cok merak ediyorum' diye israr edince...
Adam, 'Nasil olsa bunu bu oglana bi gun anlatmak durumunda kalacam, iyisi mi simdi izah edim, hazir sormusken, kurtuliym gitsin bu isten' diye dusunur, icinden...
'Bak evladim, cok eyi dinle, zira bir daha anlatmiyacaam:
'Ananlan baban, bundan yedi sene evvel, bi 'cyber cafe'de karsilasti.
'Bir iki bakistiktan soona bu 'cyber cafe'nin musait bi yerine gectiler...
Baban 'memory stick' ile , 'USB' den bi baglanti kurdu...'Anaciin bu
firsati İyi degerlendirerek 'memory stick' den bi kac 'download' indirdi...
'Bu dangalak baban da, bir-iki 'upload' yukledi... Ammaaa,'' ....
heyecandan 'Firewall' kullanmayi unuttugumuz aklimiza geldiginde is
isten gecmisti... Ondan sonra da , ne 'delete' edebildik, ne de 'cancel'...
'Sonuc olarak da, dokuz ay soona ortaya felaket bi 'Virus' cikti....
 
Katılım
21 Eki 2005
Mesajlar
3,170
Hocam artık wireless var. Bluetooth var. Kablolu bağlantılar da demode oldu.
Nasıl yalan atacaklar bilmiyom... :mrgreen: :mrgreen:
 
Katılım
24 Tem 2007
Mesajlar
1,993
Çocuk: 'Babacim yaa, ben nasil oldum, cok merak ediyorum' diye israr edince...
Adam, 'Nasil olsa bunu bu oglana bi gun anlatmak durumunda kalacam, iyisi mi simdi izah edim, hazir sormusken, kurtuliym gitsin bu isten' diye dusunur, icinden...
'Bak evladim, cok eyi dinle, zira bir daha anlatmiyacaam:
'Ananlan baban, bundan yedi sene evvel, bi 'cyber cafe'de karsilasti.
'Bir iki bakistiktan soona bu 'cyber cafe'nin musait bi yerine gectiler...
Baban 'memory stick' ile , 'USB' den bi baglanti kurdu...'Anaciin bu
firsati İyi degerlendirerek 'memory stick' den bi kac 'download' indirdi...
'Bu dangalak baban da, bir-iki 'upload' yukledi... Ammaaa,'' ....
heyecandan 'Firewall' kullanmayi unuttugumuz aklimiza geldiginde is
isten gecmisti... Ondan sonra da , ne 'delete' edebildik, ne de 'cancel'...
'Sonuc olarak da, dokuz ay soona ortaya felaket bi 'Virus' cikti....




:p:p:p:p:queen::queen::queen::queen:
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
29 Ara 2007
Mesajlar
2,819
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
firewall eczanede bulunurmu..:p
hayatın bazı zaman dilimlerinde lazım oluyo..:mrgreen::mrgreen:
 
Katılım
5 Kas 2007
Mesajlar
3,892
İşte Şok Bir Kaza Anı

BİR OTOMOBİL 80/KM SABİT HIZLA DUVARA ÇARPIYOR.
İŞTE OLAYIN GELİŞİMİ...


- Çarpışmadan 26 milisaniye sonra ön tamponlar araca gömülür.

- Araç kendi ağırlığının 30 kati kadar bir kuvvetle frenlenir.

- sürücü ve yolcular kemer ile bağlı değillerse 80 km sürat ile araç içinde harekete devam ederler.

- 39 milisaniye sonra sürücü koltuğuyla beraber 15 cm öne doğru fırlamıştır.

- 44 milisaniye sonra sürücü göğüs kafesiyle direksiyona çarpar.

- 50 milisaniye sonra araç ve içindekiler üzerinde etkiyen yavaşlatıcı kuvvet 80 G ye ulaşır (yani kendi ağırlıklarının 80 kati büyüklükte bir kuvvet üzerlerinde etkir)

- 68 milisaniye sonra sürücü 9 TONLUK bir kuvvetle gösterge paneline çarpar.

- 92 milisaniye sonra sürücü yanındaki yolcuyla beraber ayni anda kafasını ön cama çarpar,yolcu bu çarpmayla kafasına ölümcül bir darbe alarak camdan dışarıya fırlar.

-100 milisaniye sonra direksiyon tarafından tutulan sürücü tekrar aracın içine düşer,o anda ÖLMÜSTÜR.

- 110 milisaniye sonra araç yavaşça geriye çekilmeye baslar.

- 113 milisaniye sonra sürücünün arkasında oturan yolcu sürücü seviyesine yükselir ve kafasıyla sert bir darbe yapar ayni anda kendiside ölümcül bir darbe almıştır.

- 150 milisaniye sonra tekrar sessizlik egemen olur cam,çelik,plastik parçaları yere düşer.

- 200 milisaniyeden daha kısa bir süre içerisinde her şey biter.

- Ortaya çıkan enerji inanılmazdır.80 km/h hızda ortalama 1 ton ağırlığındaki bir otomobili 30 metre yukarıya fırlatabilir.
 
Katılım
5 Kas 2007
Mesajlar
3,892
Her zaman duyduğunuz ama bilmediğiniz şeyler

Fransa'nın sembolü neden horozdur biliyor musunuz?

Geçen gün bir Fransız müşterimle sözde "Ermeni Soykırımı" yasası ile ilgili
konuşurken ona sunu söyledim : "Anlamadığım bir sey var :
Biz kimsenin isine karışmazken özellikle Avrupa ülkelerinde Türkiye
hakkında kendi kendilerine kararlar almak gibi bir alışkanlık var.

Üstelik siz Fransızlar Cezayir'de yaşadıklarınızı unutuyorsunuz, nasıl
olup da bir numaralı demokrasi savunucusu olduğunuzu iddia ediyorsunuz
anlamıyorum "
Bunun üzerine müşterim sordu :
" Fransa'nın sembolü neden horozdur biliyor musun?"
"Neden? " dedim :
Cevabi aynen şöyleydi - hiçbir kelimeyi değiştirmiyorum :

"Kendi ayakları bokun içindeyken şarkı söyleyen tek hayvan horozdur"da
ondan.
Sanırım durumu hiçbir cümle daha iyi özetleyemez


Bilmemek ayıp değil, Öğrenmemek Ayıp


1 Nisan şakasının kökeni nedir?

1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce
Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX
Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine
devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak
nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz
hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar
sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.

İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?

Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin
amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle
tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin
eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona
zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için
kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi.
Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için
kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?

Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı.
Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki
elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken
çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten yapılırdı.

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?

Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir.
Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha
sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere
aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır.

Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer
veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.

Mezara niçin çiçek konulur?

İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?

Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden
bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri
geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin
Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından
oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk
insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki
kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

Akıl ile zeka arasında fark nedir?

Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

Dolunay insan davranışlarınıetkiler mi?

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Niçin gözyaşı dökeriz?

Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.

Üç yaşından daha önce olanları için hatırlamıyoruz?

Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.

Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?

Eğerköşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.

Develerin hörgüçlerinde ne var?

Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?

Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?

Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.

Bir hafta niçin 7 gündür?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen
beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?

Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.

İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?

Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.

Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.

Tükenmez kalemin dolma kalemden farkı nedir?

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.

Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?

Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok
horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu
da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler
ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün
doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır

Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya
karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.

Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?

Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki
genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.

Kuşlar nasıl konuşabiliyor?

Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini
taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.

Kediler balık ve sütü niçin severler?

Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?

Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz
 
Katılım
5 Kas 2007
Mesajlar
3,892
Sarı sayfa ilanları

Eleman Arayanlar


" Okuma yazma bilmeyen önemli evrakların imzalatılmasında kullanılacak eleman aranıyor. Kör olması tercih sebebidir. Tel: 0 547 689 ** **

" Kitabevinde çalışacak, gelen kitapların doğru yazılıp yazılmadığını kontrol edecek Türkçesi iyi eleman aranıyor. Tel:0 335 562 ** **

" Dizi çekmek için yanık sesli, bol kıllı maço, hırbo ve de kıro türkücüler aranmaktadır. Çok iyi tokat atmasını bilmelidir. Tel:0212 356 ** **


İş Arayanlar



12 yıllık deneyimli yankesiciyim. Zafer'de beni tanımayan yoktur. Tövbe ettim kasiyer olarak iş arıyorum Tel: 0 245 256 ** **


" Edebiyat Fakültesi 3. Sınıf öğrencisiyim, terbiyesiz, edepsiz çoçuklara terbiye dersi verilir. 10 gün içinde süt dökmüş kediye döner. Tel: 0 458 984 ** **


" 18 yıllık yeminli mali müşavirim, her türlü yemini ederim. Kitabımın üstüne, şerefimin üstüne farketmez yeter ki siz isteyin. Tel: 0 869 569 ** **


" Emekli posta güverciniyim, yolsuz kaldım, paraya ihtiyacım var. Her türlü kargo işlerinizde 24 saatte eve teslim. Tel: 0 452 485 69 ** **


Satılık Konutlar


" 14 yıldır içinde kimsenin yaşamamış olduğu satılık perili köşk. Evde perilerle iyi geçinirseniz başka sorun yok. Tel: 0 659 568 ** **


" 9.5'lik depremde temeli çökmüş, merdivenleri yıkılmış, tek tuğla üzerinde duran, sapasağlam taş gibi daire. Tel: 0 658 246 ** **

" Dağın ortasında ayılarla başbaşa bir ev. Doğayla hayat içiçe, vahşi hayvanlarla birlikte mutlu bir hayat sürmeye ne dersiniz Tel: 0 246 689 ** **

" Süper özellikli gecekondu, kapısı var, penceresi var, 4 duvarı var, kaçak çektiğimiz elektiriği var, ha bir de tavanı da var. Tel: 0 212 354 ** **


Satılık Vasıta


" Sahibinden çok benzin yakan, günde 3 kez motoru yanan, frene basınca gaz çalışan, çakmağında gaz kaçıran çok temiz Murat 131 Tel: 0 242 248 ** **

" Çok iyi muayene yapan, tomografi çeken, kalp ve nabız dinleyen, tansiyon ölçen, reçete yazan doktordan satılık Renault 19 Tel: 0212 365 ** **

" Zabıtacılardan kaçarken bir ayağı kırılmış, gerektiğinde aşırı hız yapabilen, zabıtacılarla savaş için özel tasarlanmış Manavdan El Arabası Tel: 0 456 228 ** **

" Mısır'dan özel olarak taşımacılıkta kullanmak için getirdiğimiz, 1 ay aç, susuz yaşayabilen Meşhur Mısır Devesi Tel: 0 236 232 ** **

" Türk hava kuvvetlerinden elcağizlarımla arakladığım çok temiz F-16. Not: İçinde bir depo mazot benden. Tel: 0 565 693 ** **


Satılık Eşya



" Adnan Hoca'dan çok temiz, fiyakalı, son model, 250 km yapan satılık Hyundai Motor Tel: 0 256 986 ** **

" Cem Tuzan'dan çok temiz, kelepir televizyon kanalı, yanında bir radyo hediye Tel: 0 256 254 ** **

" Mahalle bekçisinden 16 yıllık yadigar G-3 piyade tüfeği. Antika değeri vardır Tel: 0 365 365 ** **

" Bakkal Ragıp'tan içi tamamen dolu, oldukça ağır, tahsil edilmeyi bekleyen Veresiye Defteri Tel: 0 112 155 ** **

" Ünlü işadamı Hamdi Varyemez'den ipekli, nakış işlemeli, çok dayanıklı Kefen Cebi Tel: 0 195 698 ** **
Zayiler

" Aklımı kaybettim. Hükümsüzdür Tel: 0 236 245 ** **

" Oğlum Demircan'ı kaybettim. Hükümsüzdür. Tel: 0 468 987 ** **

" Altın kolyemi kaybettim. Hükümsüzdür Tel: 0 264 987 **
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
17 Mar 2008
Mesajlar
1,647
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
18 yıllık yeminli mali müşavirim, her türlü yemini ederim. Kitabımın üstüne, şerefimin üstüne farketmez yeter ki siz isteyin. Tel: 0 869 569 **

Süper özellikli gecekondu, kapısı var, penceresi var, 4 duvarı var, kaçak çektiğimiz elektiriği var, ha bir de tavanı da var. Tel: 0 212 354 ** **


Oğlum Demircan'ı kaybettim. Hükümsüzdür. Tel: 0 468 987 ** **

koptumm yaaaaa akşam akşammm:mrgreen::mrgreen:

paylaşım için tşk:mrgreen:
 
Katılım
5 Kas 2007
Mesajlar
3,892
:mrgreen::mrgreen:


ExTReMa; hocam bu copy/paste çılgınlığı sende bağımlılık yaptı sanırım :p:p

Paylaşım için teşekkürler. +rep :queen::queen:

Sorma ya bütün gün pc başındayım yapıcak birşeyim yok böyle şeylere bakıyorum hoşuma gidenleri burada paylaşıyorum :p
 
Katılım
30 Mar 2006
Mesajlar
933
Vay vay vay.... Nerden alinti yaptin? Bilgiler ilginc. Paylasim icin tesekkurler.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
29 Ara 2007
Mesajlar
2,819
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
emrah pekü motorla nasıl oluyo bu...
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst