- Katılım
- 30 Eki 2006
- Mesajlar
- 1,220
- Konu Yazar
- #1
Efendim merhabalar...
Yıllık izne çıktım ve gezmek istedim, yardımcı olup yol gösterecek bir dost ile tanıştım..Buyrun izlenimlerim..
Pazartesi sabahı 9,00 civarı Bursa dan hareket ettim mezitler geçişinin soğuğu yerini sabah serinliğine çevirmişti, Bozüyük kavşağında durup rotamı Söğüt yönüne çevirdim Bozüyüğün içinden kısa bir tur atarak...
Söğüte doğru sürekli tırmanış halinde stabilize tali yolları kullandım manzaraları gezerek,
Söğütte kısa bir ihtiyaç molası verdim ki tarihi binaların olduğu güzel bir köşe yakalamıştım az gezdim az dinlendim...
Söğütün içindende geçip diğer ucundan İnhisar ilçesine doğru devam ettim gitgide manzara yeşerdikçe yeşeriyordu, Sakarya nehri üzerinden geçtim köprüden şöyle bir baktım..
Yolda coğrafya ilgimi çekmeye başlamıştı..
İlginç bir anı oldu şu kısım bana, İnhisar-Mihalgazi arasında 30km yol boyunca yolumun tam doğrultusunda ama çok ileride bir silüet görünüyordu çok sivri ve yüksek bir çıkıntı vardı ki ne kadar yol alırsam alıyım ulaşamıyordum...
Sonunda vardım tabi artık Mihalgazi deydim... ve tekrar Sakarya nın üzerinden bu sefer ters yönde geçtim...
Evet ulubilge google beni dersime iyi çalıştırmıştı Sakarıılıca tabelasını elimle koymuş gibi buldum haritayı gece yalayıp yuttum ama sırada kişisel becerinin önemli kısmı kalmıştı ki Sakarı ılıcanın içine girip Melih beyin bulunduğu İstirahatgahı olan karavanı bulmak...(bu söz içimi kararttı birden acaba yanlış bir söylemmi olduki?)
Aslında abartmıyalım şansım yaver gitti, kaplıcalar bölgesinde Girişte sağda bir termalsuyla beslenen kaydıraklı hoşbir yüzme havuzunu geçince,
Yolun solunda ilk önce bir camii sonra dereyatağı vadiye doğru yayılmış Çaybahçeleri, market vs. yerler ileride kaplıca hamamları, sağda ise birisi bana kısmet olacak olan kiralık saf düzeninde sıralanmış odalar,
Odaların bitiminde park halinde olmaktan çıkmış iyice yerleşik bir halde görünen sahra çadırı içinde kendine yerbulmuş dinlendirmekten ziyade sanki kendisi de dinleniyormuş izlenimi veren üç adet karavan...
Karavanları da geçince zaten yerleşim bitiyor yol dağa tırmanmaya başlıyor... Fakat yeşilliklerden hiçte dağ görünümü aklınıza gelmiyor..
Geri döndüm üçte bire kadar indirmiştim seçenekleri tek iş kapıyı çalıp Melih bey ben geldim, hani internet üzerinden tanışmıştık ta madem izine ayrıldın gel buraları da gör diye davet etmiştiniz işte geldim merhaba demek...
Yol yorgunluğu, uykusuzkuk, adres aramanın stresi, değişik manzaraların takibine çalışmak ve öğle güneşinin az seyrek saçlı başımı
okşamasıyla ben söylemeden hocam zaten yorgunluğumu yüzümden anladı ve on dakika içerisinde elinde elinde bir odanın anahtarıyla geldi ve hemen yerleştim... Ev sahibim çok iyi ve ilgiliydi şipşak yatar vaziyetteydim birtek gelip üstümü örtmediği kalmıştı
Öğle şekerlemesi bittiğinde saat 14,30 civarıydı, kapıyı açıp dışarı çıktığımda ciğerlerimin genişlediğini hissettim...O bölgede tarifini yapamayacağım bir koku ve hafiflik var havada...
Hala da doyamadığımı hissediyor ve kandırabileceğim motorcu arkadaşlarımı arıyorum tekrar gitsemde fazla özlemesem diye...Neyse az bir yürüyüşle gezindim, hocam geldi imdedıma yetişti gel dedi ben seni gezdireyimde gör,
odamın yanındaki yüzme havuzunu kısadan turlamakla yetindik ramazan orucu gem vurdu iştahıma,
akabinde atladık hocamın otomobile Mihalgazi ve Sarıcakaya dolaylarında eşsiz manzaralar, Sakarya nehrinden değişik görüntüler alabileceğim nehir kıyısı parklar,
ve beni şaşırtan bir konu da belki ramazan ayı olduğu için bana tenha göründü oralar ama yanılmıyorsam 2-3 değişik yerde ama birbirina yakın sayılabilecek su parkları havuzlar,
Akşam olmaya başlayınca havadaki kokunun daha da belirgin halde hissedilmesine birde tatlı yağan yağmur eklenince tadından yenmediği bir gerçek...Yağmur kendine has bir şekilde topraktan yeşillikten düştüğü her karıştan bize doğru bir ferahlık gönderiyordu..
Ertesigün dönmem gerekiyordu ve Eskişehir üzerinden dönmek istedim.Hocama elimden geldiğince teşekkür edip vedalaştım, yemyeşil bir tepeye aslında dağa kıvrıla kıvrıla yılan gibi tırmanmaya başladım, her virajın kıyısından ayrı güzel görünüyor ve görüntü gitgide kuşbakışı oluyordu... Onbeş kilometre kadar orman harikaydı ama sonra bitti, içanadolu sınırları başlamış olmalıydı sarp görünümlü yamaçlar tepeler, Hekimdağ diye bir yerleşim yeri vardı entepedeki düzlükte gelip geçtim...
Eskişehir i gezişimin konuyla alakalı olmadığını düşünüp burada kesiyorum ama Melih beye hala da çok teşekkür etmek istiyorum sağolsun...
Sıkıcı olduysam özürdilerim, zahmet edip okumanıza teşekkürler...
Saygılar...:rendeer:
Yıllık izne çıktım ve gezmek istedim, yardımcı olup yol gösterecek bir dost ile tanıştım..Buyrun izlenimlerim..
Pazartesi sabahı 9,00 civarı Bursa dan hareket ettim mezitler geçişinin soğuğu yerini sabah serinliğine çevirmişti, Bozüyük kavşağında durup rotamı Söğüt yönüne çevirdim Bozüyüğün içinden kısa bir tur atarak...
Söğüte doğru sürekli tırmanış halinde stabilize tali yolları kullandım manzaraları gezerek,
Söğütte kısa bir ihtiyaç molası verdim ki tarihi binaların olduğu güzel bir köşe yakalamıştım az gezdim az dinlendim...
Söğütün içindende geçip diğer ucundan İnhisar ilçesine doğru devam ettim gitgide manzara yeşerdikçe yeşeriyordu, Sakarya nehri üzerinden geçtim köprüden şöyle bir baktım..
Yolda coğrafya ilgimi çekmeye başlamıştı..
İlginç bir anı oldu şu kısım bana, İnhisar-Mihalgazi arasında 30km yol boyunca yolumun tam doğrultusunda ama çok ileride bir silüet görünüyordu çok sivri ve yüksek bir çıkıntı vardı ki ne kadar yol alırsam alıyım ulaşamıyordum...
Sonunda vardım tabi artık Mihalgazi deydim... ve tekrar Sakarya nın üzerinden bu sefer ters yönde geçtim...
Evet ulubilge google beni dersime iyi çalıştırmıştı Sakarıılıca tabelasını elimle koymuş gibi buldum haritayı gece yalayıp yuttum ama sırada kişisel becerinin önemli kısmı kalmıştı ki Sakarı ılıcanın içine girip Melih beyin bulunduğu İstirahatgahı olan karavanı bulmak...(bu söz içimi kararttı birden acaba yanlış bir söylemmi olduki?)
Aslında abartmıyalım şansım yaver gitti, kaplıcalar bölgesinde Girişte sağda bir termalsuyla beslenen kaydıraklı hoşbir yüzme havuzunu geçince,
Yolun solunda ilk önce bir camii sonra dereyatağı vadiye doğru yayılmış Çaybahçeleri, market vs. yerler ileride kaplıca hamamları, sağda ise birisi bana kısmet olacak olan kiralık saf düzeninde sıralanmış odalar,
Odaların bitiminde park halinde olmaktan çıkmış iyice yerleşik bir halde görünen sahra çadırı içinde kendine yerbulmuş dinlendirmekten ziyade sanki kendisi de dinleniyormuş izlenimi veren üç adet karavan...
Karavanları da geçince zaten yerleşim bitiyor yol dağa tırmanmaya başlıyor... Fakat yeşilliklerden hiçte dağ görünümü aklınıza gelmiyor..
Geri döndüm üçte bire kadar indirmiştim seçenekleri tek iş kapıyı çalıp Melih bey ben geldim, hani internet üzerinden tanışmıştık ta madem izine ayrıldın gel buraları da gör diye davet etmiştiniz işte geldim merhaba demek...
Yol yorgunluğu, uykusuzkuk, adres aramanın stresi, değişik manzaraların takibine çalışmak ve öğle güneşinin az seyrek saçlı başımı
Öğle şekerlemesi bittiğinde saat 14,30 civarıydı, kapıyı açıp dışarı çıktığımda ciğerlerimin genişlediğini hissettim...O bölgede tarifini yapamayacağım bir koku ve hafiflik var havada...
Hala da doyamadığımı hissediyor ve kandırabileceğim motorcu arkadaşlarımı arıyorum tekrar gitsemde fazla özlemesem diye...Neyse az bir yürüyüşle gezindim, hocam geldi imdedıma yetişti gel dedi ben seni gezdireyimde gör,
odamın yanındaki yüzme havuzunu kısadan turlamakla yetindik ramazan orucu gem vurdu iştahıma,
akabinde atladık hocamın otomobile Mihalgazi ve Sarıcakaya dolaylarında eşsiz manzaralar, Sakarya nehrinden değişik görüntüler alabileceğim nehir kıyısı parklar,
ve beni şaşırtan bir konu da belki ramazan ayı olduğu için bana tenha göründü oralar ama yanılmıyorsam 2-3 değişik yerde ama birbirina yakın sayılabilecek su parkları havuzlar,
Akşam olmaya başlayınca havadaki kokunun daha da belirgin halde hissedilmesine birde tatlı yağan yağmur eklenince tadından yenmediği bir gerçek...Yağmur kendine has bir şekilde topraktan yeşillikten düştüğü her karıştan bize doğru bir ferahlık gönderiyordu..
Ertesigün dönmem gerekiyordu ve Eskişehir üzerinden dönmek istedim.Hocama elimden geldiğince teşekkür edip vedalaştım, yemyeşil bir tepeye aslında dağa kıvrıla kıvrıla yılan gibi tırmanmaya başladım, her virajın kıyısından ayrı güzel görünüyor ve görüntü gitgide kuşbakışı oluyordu... Onbeş kilometre kadar orman harikaydı ama sonra bitti, içanadolu sınırları başlamış olmalıydı sarp görünümlü yamaçlar tepeler, Hekimdağ diye bir yerleşim yeri vardı entepedeki düzlükte gelip geçtim...
Eskişehir i gezişimin konuyla alakalı olmadığını düşünüp burada kesiyorum ama Melih beye hala da çok teşekkür etmek istiyorum sağolsun...
Sıkıcı olduysam özürdilerim, zahmet edip okumanıza teşekkürler...
Saygılar...:rendeer:
Moderatör tarafında düzenlendi: