- Konu Yazar
- #1
Sevgili arkadaşlar merhabalar.
Bundan 35 gün önce (24 Eylül 2015) kurban bayramının ilk akşamı perşembe günü Bursadan motorcu bir arkadaşımla gezmek ve fotoğraf çekmek amaçlı Mudanyaya doğru yola çıktık. Gece motorla gezmeyi çok seviyorum (haftada birkaç kez yollar boşken sabaha karşı 2-3-4 gibi gezerim) Yine böyle bir gezme sevdasına 12 gibi falan Mudanyaya doğru yola çıktık 2 kişi ve 2 motor.
Hava kapalıydı, yağmur yağdı yağacak. Yollar kuruydu asfalt soğuk. Lastiklerim berbat naylon fabrika lastikleriydi ne zamandan beri değiştireceğim değiştireceğim diye dolanıyordum. Baya niyetine girmiştim. Olmadı. Motor Pulsar 200 NS
Bursa merkezden Emek Özdilek lambalarına kadar çok keyifli ve sorunsuz bir seyir gerçekleştirdim. Lastikleri ısıtmak için de sağlı sollu geziniyordum. Özdilek lambalarına geldim, kavşağı geçtim, sonra gözümü bir açtım Tomografi cihazının içindeyim. Tepemde bir şeyler dönüyor, ışıklar, sesler. Lan noluyor? dedim anlayamadım durumu.. sonra yine gittim.
Tekrar gözümü açtım bir sedyede acılar içindeyim. Sürekli birileri geliyor. Biri eliyle sayı gösteriyor bu kaç diye soruyor, diğeri dokunuyor acıyor mu diye soruyor, öteki bak bu ilaç çok ağır bayılabilirsin diyor, o gidiyor tekrar biri geliyor bu kaç diye soruyor... Tüm bunlar olurken ben acıdan ölüyorum ama. Öyle acı çekiyorum ki bağırmaktan ve kıvranmaktan başka yaptığım bir şey yok. Sırtımı sanki orta yerinden koparmışlar gibi geberiyorum acıdan. Bir baktım arkadaşım tepemde. Birlikte yola çıktığımız arkadaşım Murat. Beti benzi atmış, bembeyaz olmuş bana bakıyor endişeli gözlerle.
Ne oldu? diye sordum. Kaza geçirdin dedi. Durum nedir dedim. Bakıyorlar dur hareket etme fazla iyi misin kendinde misin dedi. Çok acıyor ne olur yardım et dedim. Çok fazla konuşamadık bir doktor gidip diğeri geliyordu telaşla.
Yaşamadan anlaşılamayacak türden bir acı ile tekrar gözümü açtım bir odada parmağımda nabız ölçen çihazın kablosu, kolumda serum hortumu, diğer kolumda başka bir anjioket, sırtımda kaya gibi sert ve canımı inanılmaz acıtan bir cisimle (omurgam düz olsun diye konulmuş) Yanımda Murat.
İyi misin diye sordu. Canım çok yanıyor dedim ve kıvranıyordum. Çok ağır ağrı kesiciler istedim serum ve iğne yaptılar derken bayıldım resmen. Gözümü açtım sabaha karşıydı. Ahlamalar vahlamalar eşliğinde Murat'tan durumumu öğrenmek istedim. Durum ne diye sordum. Omurgan, kaburgan ve omzun kırılmış dedi. Nasıl lan dedim. Omurganda 2 kırık, omzunda 1, kaburganda 1 kırık var, ölümden döndün olm dedi. Omurilik kırığımdan dolayı felç kalma riskim vardı. Düşündüğüm tek şey bunu kız arkadaşıma ve aileme nasıl söyleyeceğim oldu. Birkaç saat boyunca bunu düşündüm. Nasıl söylesem, nasıl söylesem...
Kız arkadaşım bayram dolayısıyla Çanakkale'ye ailesini ziyarete gitmişti, ailem de her şeyden habersiz evdeydiler. Murat'a kız arkadaşımı aramasını söyledim. Aradı ve telefonu uzattı bana. Motorla kaza yaptım hastanedeyim omzumda minicik bir kırık var merak edilecek bir durum yok dedim. Babama da aynı şeyi söyledim. Bu arada bunları söylerken Beyin Cerrahide yatıyorum. Sormuş Murat'a ve durumu öğrenmiş hemen yola çıkmış sabah yanıma geldi. Keza ailem de öyle.
- Başıma öyle bir darbe almışım ki kafatasımın patlamaması gerçekten mucize. Kazadan bu yana 35 gün geçti ara ara kaska bakıyorum ben bunun içinden nasıl sağ çıktım diye hayrete düşüyorum. Kask LS2 358 full face. tam tepeden yarısı içine çökmüş durumda bir ara fotoğrafını buraya koymak istiyorum. Gerçekten şok edici bir görüntüsü var. İnsan "nasıl ya" demekten kendini alamıyor -
Polis geldi tutanak imzalattı. Polisler tutanağı hazırlarken çok üzgün gözlerle bakıyorlardı bana. Sanki bir daha düzelemeyecekmişim gibi bakıyorlardı. Tutanağa attığım imza tek bir çizgi oldu, kalem tutabilecek durumda değildim.
Polisler; araç mı sıkıştırdı diyorlar, bilmiyorum diyorum. Çukur mu vardı diyorlar, bilmiyorum diyorum. Bir şey mi çıktı yola diyorlar, bilmiyorum diyorum. Bir yere, bir araca mı çarptın diyorlar, bilmiyorum diyorum. Özdilek lambalarını geçtim, 120 ile gidiyordum tek hatırlayabildiğim bu. Kazadan 10-15 saniye öncesine kadar net hatırlıyorum ama gerisi yok. Yani kazadan 15 saniye öncesi ile tomografi cihazına girdiğim ana kadar ki mevzuyu hiçbir şekilde hatırlamıyorum. 35 gün geçti düşünüyorum düşünüyorum yok. Hiçbir şekilde hatırlamıyorum kazayı nasıl yaptığımı.
Her zamanki gibi dümdüz yolumda gidiyordum, gözümü açtım tomografi cihazının içindeyim. Çok ilginç, ürkütücü, garip bir deneyim. Uzaylılar kaçırmış gibi oluyor.
Üzerimde mont ve kask vardı. Dizlerimde baya yaralar oldu. Çok şükür kırık olmadı. Pantolonum ketendi paramparça olmuş. Mont sağlam çıktı dirseklerimi falan baya korumuş. Sırt koruması da mevcuttu. Muhtemelen beni felç olmaktan kurtardı. Kaskı görmeniz lazım nasıl düştüysem artık zannediyorum uçtum motordan kafa üstü ve sırt üstü çakıldım diye tahmin ediyorum. Yani emareler onu gösteriyor.
İşin özü ölümden döndüm.
En son 120 ile gidiyordum. 35 gün geçti ve yeni yeni oturmaya başladım. Omurgamda T4 ve T5 kemiğim kırıldı. Klavikula (köprücük kemiği) kırıldı. Köprücük kemiğim, başıma aldığım darbenin şiddetine vücut ağırlığım eklenince kaskımın yaptığı baskı sonucu kırıldığını düşünüyorum. Bir tane de kaburga kemiğim kırık. İyileşiyorum çok şükür. Yaralarımın hepsi geçti. Yavaş yavaş oturmaya başladım. Korse takıyordum çıkardım şu an yalnızca 8 bandaj denilen bandaj var omzumda.
Omurgama aldığım darbe sebebiyle felç kalabilirdim. Sinirlerim zarar görebilirdi. Çok şükür hiçbiri olmadı. Tüm hissiyatım yerinde. Başıma aldığım darbe sebebiyle kafatasım kırılabilirdi. Beynim patlayabilirdi. Beyin kanaması geçirebilirdim. Hafıza kaybı yaşayabilirdim. Felç olabilirdim. Çok şükür o da olmadı. Kaburga kemiğim ciğerlerime, kalbime veya diğer iç organlarıma batabilirdi. İç kanama geçirebilirdim. Sinirlerim veya aort damarım kesilebilirdi. Felç kalabilirdim. Çok şükür o da olmadı. 35 metre sürüklenmişim ve durduğum yer bir dere geçidi. 2 metre daha sürüklensem 4-5 metre boşluktan aşağı betona çakılacaktmışım. Ambulans yol üzerinde denk gelmiş 1 dakika bile sürmemiş hemen müdahale etmişler. Yani arkadaşlar o kadar ucuz yırtım ki, gerçekten bu kadar olur. Onlarca ihtimalin hepsi benim lehime sonuçlandı. Doktorlar dahil herkes çok şaşırdı.
35 gün oldu ve şu an bilgisayar başında zar zor oturmaya çalışarak yazıyorum bu satırları ağrılar ve sızılar içerisinde. Gün geçtikçe iyileşiyorum. İnsan sağlıklı olmanın değerini bu haldeyken anlıyor. Duş almak çok değerli mesela. Tuvalete gidebilmek çok değerli. Sola dönüp yatabilmek çok değerli. Diyeceğim o ki; kasksız, montsuz asla ama asla yola çıkmayın! Lastiklerinizi asla ama asla ihmal etmeyin! Sürat yapmayın! Benim kadar şanslı olamayabilirsiniz...
Bundan 35 gün önce (24 Eylül 2015) kurban bayramının ilk akşamı perşembe günü Bursadan motorcu bir arkadaşımla gezmek ve fotoğraf çekmek amaçlı Mudanyaya doğru yola çıktık. Gece motorla gezmeyi çok seviyorum (haftada birkaç kez yollar boşken sabaha karşı 2-3-4 gibi gezerim) Yine böyle bir gezme sevdasına 12 gibi falan Mudanyaya doğru yola çıktık 2 kişi ve 2 motor.
Hava kapalıydı, yağmur yağdı yağacak. Yollar kuruydu asfalt soğuk. Lastiklerim berbat naylon fabrika lastikleriydi ne zamandan beri değiştireceğim değiştireceğim diye dolanıyordum. Baya niyetine girmiştim. Olmadı. Motor Pulsar 200 NS
Bursa merkezden Emek Özdilek lambalarına kadar çok keyifli ve sorunsuz bir seyir gerçekleştirdim. Lastikleri ısıtmak için de sağlı sollu geziniyordum. Özdilek lambalarına geldim, kavşağı geçtim, sonra gözümü bir açtım Tomografi cihazının içindeyim. Tepemde bir şeyler dönüyor, ışıklar, sesler. Lan noluyor? dedim anlayamadım durumu.. sonra yine gittim.
Tekrar gözümü açtım bir sedyede acılar içindeyim. Sürekli birileri geliyor. Biri eliyle sayı gösteriyor bu kaç diye soruyor, diğeri dokunuyor acıyor mu diye soruyor, öteki bak bu ilaç çok ağır bayılabilirsin diyor, o gidiyor tekrar biri geliyor bu kaç diye soruyor... Tüm bunlar olurken ben acıdan ölüyorum ama. Öyle acı çekiyorum ki bağırmaktan ve kıvranmaktan başka yaptığım bir şey yok. Sırtımı sanki orta yerinden koparmışlar gibi geberiyorum acıdan. Bir baktım arkadaşım tepemde. Birlikte yola çıktığımız arkadaşım Murat. Beti benzi atmış, bembeyaz olmuş bana bakıyor endişeli gözlerle.
Ne oldu? diye sordum. Kaza geçirdin dedi. Durum nedir dedim. Bakıyorlar dur hareket etme fazla iyi misin kendinde misin dedi. Çok acıyor ne olur yardım et dedim. Çok fazla konuşamadık bir doktor gidip diğeri geliyordu telaşla.
Yaşamadan anlaşılamayacak türden bir acı ile tekrar gözümü açtım bir odada parmağımda nabız ölçen çihazın kablosu, kolumda serum hortumu, diğer kolumda başka bir anjioket, sırtımda kaya gibi sert ve canımı inanılmaz acıtan bir cisimle (omurgam düz olsun diye konulmuş) Yanımda Murat.
İyi misin diye sordu. Canım çok yanıyor dedim ve kıvranıyordum. Çok ağır ağrı kesiciler istedim serum ve iğne yaptılar derken bayıldım resmen. Gözümü açtım sabaha karşıydı. Ahlamalar vahlamalar eşliğinde Murat'tan durumumu öğrenmek istedim. Durum ne diye sordum. Omurgan, kaburgan ve omzun kırılmış dedi. Nasıl lan dedim. Omurganda 2 kırık, omzunda 1, kaburganda 1 kırık var, ölümden döndün olm dedi. Omurilik kırığımdan dolayı felç kalma riskim vardı. Düşündüğüm tek şey bunu kız arkadaşıma ve aileme nasıl söyleyeceğim oldu. Birkaç saat boyunca bunu düşündüm. Nasıl söylesem, nasıl söylesem...
Kız arkadaşım bayram dolayısıyla Çanakkale'ye ailesini ziyarete gitmişti, ailem de her şeyden habersiz evdeydiler. Murat'a kız arkadaşımı aramasını söyledim. Aradı ve telefonu uzattı bana. Motorla kaza yaptım hastanedeyim omzumda minicik bir kırık var merak edilecek bir durum yok dedim. Babama da aynı şeyi söyledim. Bu arada bunları söylerken Beyin Cerrahide yatıyorum. Sormuş Murat'a ve durumu öğrenmiş hemen yola çıkmış sabah yanıma geldi. Keza ailem de öyle.
- Başıma öyle bir darbe almışım ki kafatasımın patlamaması gerçekten mucize. Kazadan bu yana 35 gün geçti ara ara kaska bakıyorum ben bunun içinden nasıl sağ çıktım diye hayrete düşüyorum. Kask LS2 358 full face. tam tepeden yarısı içine çökmüş durumda bir ara fotoğrafını buraya koymak istiyorum. Gerçekten şok edici bir görüntüsü var. İnsan "nasıl ya" demekten kendini alamıyor -
Polis geldi tutanak imzalattı. Polisler tutanağı hazırlarken çok üzgün gözlerle bakıyorlardı bana. Sanki bir daha düzelemeyecekmişim gibi bakıyorlardı. Tutanağa attığım imza tek bir çizgi oldu, kalem tutabilecek durumda değildim.
Polisler; araç mı sıkıştırdı diyorlar, bilmiyorum diyorum. Çukur mu vardı diyorlar, bilmiyorum diyorum. Bir şey mi çıktı yola diyorlar, bilmiyorum diyorum. Bir yere, bir araca mı çarptın diyorlar, bilmiyorum diyorum. Özdilek lambalarını geçtim, 120 ile gidiyordum tek hatırlayabildiğim bu. Kazadan 10-15 saniye öncesine kadar net hatırlıyorum ama gerisi yok. Yani kazadan 15 saniye öncesi ile tomografi cihazına girdiğim ana kadar ki mevzuyu hiçbir şekilde hatırlamıyorum. 35 gün geçti düşünüyorum düşünüyorum yok. Hiçbir şekilde hatırlamıyorum kazayı nasıl yaptığımı.
Her zamanki gibi dümdüz yolumda gidiyordum, gözümü açtım tomografi cihazının içindeyim. Çok ilginç, ürkütücü, garip bir deneyim. Uzaylılar kaçırmış gibi oluyor.
Üzerimde mont ve kask vardı. Dizlerimde baya yaralar oldu. Çok şükür kırık olmadı. Pantolonum ketendi paramparça olmuş. Mont sağlam çıktı dirseklerimi falan baya korumuş. Sırt koruması da mevcuttu. Muhtemelen beni felç olmaktan kurtardı. Kaskı görmeniz lazım nasıl düştüysem artık zannediyorum uçtum motordan kafa üstü ve sırt üstü çakıldım diye tahmin ediyorum. Yani emareler onu gösteriyor.
İşin özü ölümden döndüm.
En son 120 ile gidiyordum. 35 gün geçti ve yeni yeni oturmaya başladım. Omurgamda T4 ve T5 kemiğim kırıldı. Klavikula (köprücük kemiği) kırıldı. Köprücük kemiğim, başıma aldığım darbenin şiddetine vücut ağırlığım eklenince kaskımın yaptığı baskı sonucu kırıldığını düşünüyorum. Bir tane de kaburga kemiğim kırık. İyileşiyorum çok şükür. Yaralarımın hepsi geçti. Yavaş yavaş oturmaya başladım. Korse takıyordum çıkardım şu an yalnızca 8 bandaj denilen bandaj var omzumda.
Omurgama aldığım darbe sebebiyle felç kalabilirdim. Sinirlerim zarar görebilirdi. Çok şükür hiçbiri olmadı. Tüm hissiyatım yerinde. Başıma aldığım darbe sebebiyle kafatasım kırılabilirdi. Beynim patlayabilirdi. Beyin kanaması geçirebilirdim. Hafıza kaybı yaşayabilirdim. Felç olabilirdim. Çok şükür o da olmadı. Kaburga kemiğim ciğerlerime, kalbime veya diğer iç organlarıma batabilirdi. İç kanama geçirebilirdim. Sinirlerim veya aort damarım kesilebilirdi. Felç kalabilirdim. Çok şükür o da olmadı. 35 metre sürüklenmişim ve durduğum yer bir dere geçidi. 2 metre daha sürüklensem 4-5 metre boşluktan aşağı betona çakılacaktmışım. Ambulans yol üzerinde denk gelmiş 1 dakika bile sürmemiş hemen müdahale etmişler. Yani arkadaşlar o kadar ucuz yırtım ki, gerçekten bu kadar olur. Onlarca ihtimalin hepsi benim lehime sonuçlandı. Doktorlar dahil herkes çok şaşırdı.
35 gün oldu ve şu an bilgisayar başında zar zor oturmaya çalışarak yazıyorum bu satırları ağrılar ve sızılar içerisinde. Gün geçtikçe iyileşiyorum. İnsan sağlıklı olmanın değerini bu haldeyken anlıyor. Duş almak çok değerli mesela. Tuvalete gidebilmek çok değerli. Sola dönüp yatabilmek çok değerli. Diyeceğim o ki; kasksız, montsuz asla ama asla yola çıkmayın! Lastiklerinizi asla ama asla ihmal etmeyin! Sürat yapmayın! Benim kadar şanslı olamayabilirsiniz...