Valla uzaktan bakınca size çok sempatik sevgi kelebekcikleri gibi geliyor olabilirler. Ancak bu ülkede bu fetöcü şerefsizlerin zülmüne maalesef yıllarca mağruz kaldım/kaldık. Siz kalmadığınız için bu kadar rahat konuşabildiğiniz belli oluyor.
Madem münferit örneklere girdiniz bende örnekleyeyim. Daha geçen gün bizzat çevremden öğrendiğim gerçek olayı aktarayım. Hapse atılıp 6 ay sonra salınan bir fetöcü kadın yakın akrabamla konuşurken "yaptıklarımdan hiç pişman değilim, elime fırsat geçse yine yaparım" dediği için ailesi tarafından evlatlıktan reddedildi. Bizzat ablasının dediği de şu: "Kardeşim hapisteyken çok üzülüyordum, kandırılmış olduğuna inanıyordum, ancak bu saatten sonra benim böyle bir kardeşim yok" diyor.
Bakın bende münferit bir olaydan örnek verdim. Bu çocukları bu zihniyetteki vicdansız, insafsız ve canavarlaşmış kadınların eline bırakmaktansa devletin himaye altına alıp yetiştirmesinin çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Size göre bu kadıncağız suçsuz yere 6 ay hapis yatmış gibi görünüyor olabilir. Lakin kazın ayağı öyle değil.
Çocuklarını çok seviyorlarsa önce o suçu işlemeden önce iki kere düşünseymiş o kadınlar hasmetcim. Sizin amerikada ulusal güvenliği tehdit eden terörizme bulaşıp hatta cinayet işleyen 3 çocuklu anneleri "yahu çocuklara yazık salıverelim, tutuksuz yargılansın" diye salıyorlar mı? Eğer ameriaka öyleyse ve sende o yüzden Türkiyede de böyle olmasını istiyorsan eyvallah, temiz niyetlisin ama yanlış fikirdesin der geçerim. Ancak öyle olduğunu hiç sanmıyorum. Büyük ihtimal o kadını guantanamo hapishanesinde işkence ederek öldürülerdi. Amerikanın guantanamo hapishanesini bilmiyorsan onu da araştırmanı öneririm.
Ayrıca konu Türkiyedeki diğer davalar değil, yazarın; pardon yazar dedim özür dilerim, bir şovmenin kendisine gelen bir mektubu ne kadar doğru ne kadar yanlış, dava süreci ve çocuklar hakkında tek satır bilgi paylaşmadan yayınlamasına itirazım var. Sende tutmuş aynı yazıyı kaynak gösterip başka diğer olaylarla aynı torbaya koyup bir görmeye çalışıyorsun.
Yahu o kadının çocukları insan da biz karpuz muyuz? Darbe girişimi akşamında ölenler insan değil de patlıcan mıydı? Binlerce dürüst vatansever subayı hapsettirenler sevgi kelebeği mi oldu? hapislerde çürüyen subaylarımız, aşağılamalara katlanamayıp intihar edenler nedir hasmet allah aşkına azıcık akıl süzgecindne geçirip düşü yahu.
Neler neler yaşandı bu ülkede, haberin yok vallahi. Sırf bir kinle suçlu suçsuz hepsi gebersin demiyoruz burada. Ama bu kadar adiliği, şerefsizliği, pisliği, insan vicdanının kaldıramayacağı kadar haksızlığı yapanlar kimdi o zaman?
Suçsuz ise ispatlanır, suçlu ise de hapislerde sürünmeye devam eder. Bu kadar basit. Yargımız yüzde yüz düzgün mü işliyor? Elbette hayır. Ancak dünyanın hiçbir yerinde de yüzde yüz düzgün işlemiyor.
Hiç gelip burada ajitasyondan başka bir bilgi içermeyen bir mektubu kaynak göstererek bu kansız şerefsiz ahlaksız katilleri bana savunma hasmet.
Ölen ailelerin çocukları öksüz kaldı, yetim kaldı yetim!! Bir daha analarını/babalarını göremeyecekler. O hapisteki dua etsin en azından hala çocuklarını görebiliyor.
Bana başka olayları örnek gösterip de bu kadın da masumdur deme. Varsa delilin paylaş bilelim, somut delilin yoksa hala neyi savunuyorsun?
Açık açık yazdığınız için teşekkür ederim. Ne yalan söyleyeyim, etkilendim ve biraz da düşüncelendim.
Malum forumda her türlü insan mevcut. Kritik düşünemeyen, ilkesizliğinin farkında bile olmayan, çoğu zaman da günün medyasının papağanlığını yapan insanlar ne yazarsa yazsın çok etkilemiyor beni şahsen. Çünkü bir ülkeye yön veren insanlar o tür insanlar değil kanımca. Gün gelip de rüzgar yön değiştirince onlar da değişiverirler, farkında bile olmazlar. Sayıları çok olsa da ehemmiyetleri yok. Çünkü kontrol edilebiliyorlar.
Amerika'nın da çoğu cahildir. Tutucudur. Yüzde yirmi civarı ırkçıdır. Ancak işleyişi düzgündür. Çünkü ülkeyi aklı başında insanlar düzenler. Gerek devlette, gerek özel kuruluşlarda, medyada, üretimde, üniversitelerde, bunların karar verme mekanizmalarında rastgele halk değil, neyin ne olduğunu bilen insanlar olur. Bunların dediği, yaptığı, uyguladığına göre halkın kararı şekillenir. Avrupa'da nasıldır bilmiyorum, ancak benzerdir diye tahmin ediyorum. Çok gittim, ancak uzun süreli yaşamadığım için net konuşamıyorum.
Bazı üyeler çoğu zaman "çomar, koyun sürüsü" tabir ettikleri bu yönlendirilebilir halkı durumdan mesul tutuyorlar. Görünürde mutlaka öyle, ancak ülkede etkinliği yüksek olan insanların sorumluluğunu ihmal ediyoruz gibi geliyor bana. Açıkçası bence asıl sorun da orada.
Yazdıklarınızı neredeyse beş kez okudum. Okudukça daha da bağ kurdum. Ülkenin güvenliği söz konusu olunca bazı haklar ortadan kalkabiliyor, doğru. Ancak bu seviyede bir toptancılık modern bir batı devletinde uzun süredir yaşanmış değil. Zaten o yüzden modern adalet sistemini geliştirmişler, "cadı avı" gibi kavramlar oluşmuş. Guantanamo var, doğru, ancak bu daha çok bir dış operasyon. Amerika'da bir yakını Guantanamo'ya alınmış insan sayısı nüfusa oranlandığında yok denecek kadar azdır. Türkiye'deki durumla karşılaştırılabilir bir durum hiç söz konusu değil.
Adalet gerçekten işliyor burada. "Doğru"nun gerçekten de bir gücü, bir ağırlığı var. Garip geliyor, dışarıdan çok belli olmuyor belki, ama "güç" değil, "doğru" kontrol ediyor gündelik yaşamı. Amerika'da yaşayan ve yabancı olduğu belli biri olarak onca senedir hiç ayrımcılığa maruz kalmadım. İskandinav ülkeleri de öyle. Malesef ülkemiz çok öyle değil. Bu yüzden ülke olarak etik seviyemiz, dindar geçinen kesim başta olmak üzere bir batı ülkesi seviyesinin çok altında bence. Kur'anda yazan değil, içinde yaşadığımız hayat belirleyici oluyor haliyle.
Yazınızın asıl içeriğine geri dönecek olursak, beni düşüncelendiren durum geçerli argüman eksikliği...
Durumun farkındasınız, "Evet adalet ülkemizde düzgün işlemiyor" diyorsunuz, ama sonra "ama nerede düzgün işliyor ki" diyorsunuz.
Toptancılığın önemli bir sorun olduğu bilincindesiniz, ama darbede ölenleri, cemaat yüzünden adaletsizliğe, haksızlığa ve ayrımcılığa uğrayanlari, yakınlarının çektikleri acıları sebep olarak gösterip, bu olaylarla alakası olup olmadığı belirsiz insanların yaşadığı ciddi haksızlığa çok duyarsız yaklaşıyorsunuz.
Mesela hapse atılıp 6 ay sonra salınan bir fetöcü kadın yakın arabanızın suçu neydi? Çünkü bir suç yazmamışsınız.
Emin Çölaşan'ı ve yazılarını çok takip etmişliğim yok. Hakkında yazılanlara itiraz edecek bir argümanım da yok. Bu mektubu iyi niyetle yayınlamamış ta olabilir. Ancak bu durumun yazımın ana fikriyle ilişkisini de göremiyorum.
Umarim rencide etmiyorum, etmedim.