[Elazığ - MT]

Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
4-Festival Alanındayız.

26.Haziran.2013 Çarşamba akşamı festival alanına vardık.
Çadırlarımızı kuracağımız alanı belirleyip işe koyulduk.










27.Haziran Perşembe sabahında festivalin 1. günündeyiz..















Manavgat belediyesine ait olan, deniz kenarındaki bu mesire alanı tertip ve düzeniyle gerçekten de güzeldi.
Yüzme havuzu, çadır alanlarının yanı başında çeşmesi, elektrik prizi ile her şey düşünülmüştü.


























5-Festivalin ikinci Günü

Sabah kahvaltı hazırlığı yapıyoruz. Salih, evindeki bütün kap kacağı getirmiş gibi.





Malatyalı arkadaşımız Ünsal Bey oğlu ile katıldı aramıza.







Akşama doğru Macar motosiklet akrobasi üstadı Triger MOKUS'un gösterisi vardı.
Tatilini Antalya'da ailesiyle geçiren arkadaşımız Alper AKİPEK bizi yalnız bırakmadı burada.


































.
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
6-Festivalin İkinci Günü

28.Haziran.2013 Cuma sabahı kahvaltı için hazırlık yapıyoruz.
Muzaffer GÜRTAŞ arkadaşımız da bizlere katıldı










Elazığ'dayken yeni aldığım iki adet lastiğin balans ayarını yaptırmak için Antalya'ya gittim.
Arkadaşlar da Manavgat şelalesini gezmeye gittiler.















Yaşadığımız tek olumsuzluk, vakitli vakitsiz gaz verip motosikleti bağırtanlar yüzünden oldu.
Karşılıklı inatlaşanlara misafirleri kırmayalım düşüncesiyle ev sahipleri de uyarıda bulunmayınca, filim koptu bir yerde, ortalık karıştı.
Bağırtılar, birbirinin üzerine yürümeler aldı başını gitti. Belediye Başkanı gelip de tarafları yatıştırdı çok şükür.


29.Haziran.2013 Cumartesi üçüncü gün.







İkindi vakti, festival sürüşü için harekete geçip toplanmaya başladık.



Muzaffer GÜRTAŞ ve yeni motosikleti Honda Varedero.







Adana'dan Halil BEYAZ bizleri yolculuyor.



Hayırlı olsun Muzaffer GÜRTAŞ.








2





















3


































































.
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
ISITMALI YELEK

Malatya'dan eczacı arkadaşım Alper Beyi ziyaret ettiğimde Touratech'ten ısıtmalı yelek aldığını gördüm.

Ben de onun gibi GS kullanıcısı olduğum için internet üzerinden sipariş verdik.

Yaklaşık bir ay sonra ithal ürünümüz ulaştı elime.







Şayet pantolon da alınacak olsa ara kabloyu çoklu olarak sipariş vermek gerekiyor.





Bunlar da Borusan İstinye'den yakın zamanda aldığım kışlık eldivenler.



25.Ocak.2014 Cumartesi günü motosikletimi kış uykusundan uyandırdım.











Giyelim bakalım şu yeleği, acaba nasıl olacak. Çarpılmayız inşallah.







Benim GS'in çakmaklığı neredeydi ya. Kullanmayınca işte böyle arar durursun.





Malatya seferimiz başlasın artık. Mercedes bayisine kadar gidip dönelim.













Yelek için değerlendirmede bulunmak istersem :

1-İthal ürün olduğu için kalitesinden şüphe etmiyorsun.

2-Yolculuk yaptığım gün hava sıcaklığı 8-9 derece civarında olduğundan ısı fazla geldi. Keşke iki kademeli olsaydı da
duruma göre kullansaydım diye düşündüm. Eksi derecedeki yolculuklarda bu kademeye gerek kalacağını zannetmiyorum.

3-Bir ara fazla ısıdan dolayı yeleği devre dışı bırakmak aklımdan geçti ama durup da soketi çekmekten başka çaresi yoktu.
Keşke kabloda açma kapama düğmesi olsaydı da kullanabilseydim diye düşündüm.

Görebildiğim artı ve eksileri bunlar oldu. Soğuk havalarda gezmeyi sevenler için tavsiye edebileceğim bir ürün.
Ücretini siz sormadan ben söyleyeyim, 500 Lira bir ederi var.












 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
Federasyona Bağlı Bİr Kulüp Olduk.


Elazığ Motosiklet ve Motor Sporları Kulübü Olarak Motosiklet Federasyonuna (TMF) Bağlı Bir Kulüp Olduk.

Elazığ'a, Üyelerimize ve Bütün Motosiklet Camiasına Hayırlı Olsun.





.
 
Katılım
25 Şub 2014
Mesajlar
6
herkese merhaba arkadaşlar. elazığ a yeni geldim. bi kaç motorcu arkadaşım var ancak sizlerle de tanışmak isterim. gezilere katılmak görüşüp tanışmak isterim. forumu artık sürekli takip edicem. inşallah bişeyler yapabilir ve yeni arkadaşlar edinebiliriz.
 
Katılım
19 Ocak 2014
Mesajlar
64
merhaba sl-yayu kardeş hoşgeldin elazığ motorsiklet kulübünün bir siteside şu www.moto 23 forum.com buraya da girebilirsin motorun falana warmı acaba güzel vakit geçirmen dileği ile ...
 
Katılım
25 Şub 2014
Mesajlar
6
var kardeşim 7-8 aydır elazığda kullanıyorum belki görmüşsündür de beni.
 
Katılım
19 Ocak 2014
Mesajlar
64
motor hastaları bir birini tanırda. motor un markası ne söylesen belki görmüşlüğüm wardır...
 
Katılım
25 Şub 2014
Mesajlar
6
Kuba superlıght mat siyah büyük çantalı bi chopper. Görmüşsündür garantii.
 
Katılım
19 Ocak 2014
Mesajlar
64
hocam wallaha o motorlara karşı hiç ilgim yok racing olsa tamam da çapır tarzı motor sewmiyorum ...
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
2011 Yılı Haziran ayında İstanbul BMW Borusan İstinye'den aldığım R 1200 GS motosikletimi sattım.

Enduroist Motosiklet Formuna üye Eser KARA, 6.Mart.2014 günü İstanbul'dan geldi.

Bir gece Elazığ'da misafirimiz olduktan sonra 7.Mart.2014 Cuma günü sabahı evimizin önünde yol hazırlığı yaparken.



Benzinlikte lastik havasını tamamlıyoruz.

[/URL

Malatya yolunun bir kısmında eşlik ederek uğurluyorum kendisini.

[URL=http://s678.photobucket.com/user/serdar23_bilgem/media/IMG_20140307_100941.jpg.html]


Üç yıl, sağlıkla, kazasız belasız kullanıp, 36 bin kilometre yaptığım motorumdan ayrılmış oldum.

Allah nasip ederse 2014 model BMW R 1200 GS Adventure modelini almak istiyorum.

.

---------- Mesajlar birleştirildi - 15:52 ---------- bir önceki mesaj zamanı 15:30 ----------

GOPRO Kameram Geldi.

Uzun zamandır almayı düşündüğüm Gopro kameranın Plus adında yeni modeli çıkınca siparişimi verdim.

GoPro Hero 3+ Black Edition Kamerayı kargo kutusundan çıkartırken.



Gerekli yapıştırıcılar vs.



Kamera ve uzaktan kumandası, çakmaklık aparatı,kamera arkasına takılan seyretme ekranı, yedek bataryası, elektrik şarj cihazı.





Bilgisayar mühendisi üniversiteli kardeşimiz Halil Can'dan teknik destek alıyorum.





Güzel günlerde kullanırım inşallah.

.
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
Diyarbakır'dan Motosikletli Misafirlerimiz Geldi.

Şanlıurfa gezisini beraber yaptığımız Yunus arkadaşımız arayarak 16.Mart.2014 Pazar günü Elazığ'a gelip, oradan da Keban Çırçır şelalesine gitmek istediklerini söyledi.

Büyük bir memnuniyetle arabayla kendilerine eşlik edebileceğimi söyledim.




Halil Can, Veysi AYDURAN ve Caner KALMAZ ve ben Çaydaçıra kavşağında bizi bekleyen misafirlerimizin yanına vardık.



Kısa bir tanışma faslından sonra yola koyulduk.

















Muhlis Zafer BİLDİK motosikletiyle eşlik etti misafirlerimize.



Muzaffer GÜRTAŞ arkadaşları Hazar gölü yakınlarında karşılayarak güzel bir ev sahipliği yaptı.





















Keban'dayız.





















Çırçır şelalesinde topluca poz veriyoruz.



Çırçır'a gelip de balık yememek olmazdı.







Baraj manzarası sonrası Fırat Alalbalık’ta çay içip Elazığ'a dönüş yoluna başladık.












Çok güzel bir gün geçirmiş olduk. Arkadaşlarımızı her daim bekleriz Elazığ'a.

.
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
Elazığ Motosiklet ve Motor Sporları Kulübü (Motosiklet23/Moto23) olarak yeni sezonunu açmak amacıyla Bilgem Atlı Spor Kulübünde, 27.Nisan.2014 Pazar günü sabahı toplandık. Arkadaşlarımız saat 10:00'dan itibaren gelmeye başladılar.

1-TOPLANMA

Genç ve yeni üyemiz Ayberk BAĞIR



Veysi AYDURAN



Necmettin KIVANÇ



Serdar SERTDEMİR





Tayfun SOYUYÜCE



Kulübümüzün afişi önünde günün hatırası







Arif KABAKLI



Yeni motosikletiyle Veysi AYDURAN







Suat KÖKÇİ



Yeni üyelerimizden Hıdır DEVECİ





Yeni üyelerimizden Buğra YEŞİL



Hakan ÇAKMAK



Fethi ERDEM



Muzaffer GÜRTAŞ ve Erol NAMLI





Veysi AYDURAN'ın motoru revaçta, herkes test etmek istiyor. 



Sabahattin DAL , oğlu Eyüp ve misafiri.





Tuncay GENÇOĞLU





Ümit ANAÇ ve arkadaşı.





Mustafa AYAŞ,ben,Tamer DAĞ,Levent KARATAŞ



Semih SERTDEMİR ile günün anısına yanyanayız.



İlker EKİNCİ ve ailesi



Test edilen motor dönüyor. Yüzler gülümsediğine göre notu iyi.



Muhlis Zafer BİLDİK ve otomobil ile gelen eşi Fatma Hanım.



Yeni üyelerimizden Zülfü BİÇER





Halil Can İŞVARLAR



Fethi TAN




Fethi TAN ve Serdar SERTDEMİR







Veysi AYDURAN'ın motoru yine revaçta, şimdi de Tuncay GENÇOĞLU deneme sürüşünde.

Kıskanmaya başlayacağım artık, haberin olsun Veysi. :)



Turgay YILDIRIM



İlyas Erbil OL ve kız kardeşi Ezgi OL



Kulübümüze bugün üye olan Kadircan TÜRKÖZMEN









Misafirimiz Ömer AYDEN























2-KAHVALTI

Açık büfeden kahvaltımızı alarak dostlar ile birlikte olmanın keyfini yaşadık.





Semih SERTDEMİR Honda CBF 150 ile katıldı aramıza.











Bizleri kırmayarak, Malatya'dan aramıza katılan arkadaşlarımızdan Murat UĞURALP ve yeni Adventure motosikleti.



Zafer KURNAZ



















Malatya'dan Ayhan DİKMEN Arkadaşımız.



Alper AKİPEK ve Eşi.

















Malatya’dan Altan ALTAN ve Eşi de katıldı aramıza.























Ömer AYDEN



Malatya'dan arkadaşlarımız Eray ÇELİK ve Selahattin İLHAN





Arif KABAKLI cümbüşü ile Harput musikisinden örnekler vererek renk kattı günümüze.













Nice motosiklet sezonlarına, sağlıkla girmek temennisiyle bütün katılımcılara Moto23 adına teşekkürler.
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
BMW GS R 1200 Adventure Motosikletimi Aldım.

2011 Yılında alıp üç yıl kullandığım ve 36 bin kilometre yaptığım beyaz kartalımı iki ay önce satmış idim.

BMW'nin yeni çıkardığı GS modellerinden birini almak istiyordum. Hayalimizde bir İran gezisi olduğu için deposu daha büyük olan Adventure modelini sipariş vermiş idim.

29.Nisan.2014 Günü bütün işlemlerimi bitirmiş olarak Borusan İstinye'ye vardım. Motosikletim girişte beni karşıladı. :)





Gökçe ARPAD



İlk görüşmem.





Borusan İstinye'den genel görünüm.





Nilay SERT ile













Burak KIRANTA (Giyim aksesuar sorumlusu)



Üç yıl önce de getirdiğim tescil plakasını monte etmiş idi Murat OLGUN. Motosiklet hakkında yaptığı bilgilendirmeler için teşekkürler.



Murat OLGUN



İstanbul BMW Borusanoto'dan ayrılış.





Farkettiğim ilk farklılık gaz kolu oldu.
Gaz teli olmadığı için çok hassas.
Deponun heybeti de ikinci farklılık oldu benim için.
İki motosiklet arasındaki 20 beygir güç farkını hissetmem mümkün değildi tabi.



Sipariş verdiğim korumalıkların hepsi tedarik edilememiş olsa da mevcutları taktırmak için Touratech'e vardım.









Far koruma





Fren balatalarını koruma





Şaft koruma topuzu





ABS Freni sensör koruma





Arka fren sıvısı koruma



Ayaklık koruma, motorun alttan alabileceği darbeleri önlüyor. Uğur Bey iş başında. :)





Akşam saatlerinde üniversiteden arkadaşım Murat GÜVEN'in yanına Bursa/Yenişehir'e vardım.
Sabahında kahvaltıdayız.



İkindi vakitlerinde Ankara Esenboğa'daki Borusan BMW servisine geldim. Bin kilometrede yapmam gereken ilk yağ değişimini mecburen 600 kilometrede yaptım.

O günün akşamı Kırşehir'de konaklayıp ertesi gün yani 1 Mayıs'ta Elazığ'a vardım.



 
Katılım
3 Haz 2007
Mesajlar
6
Hayırlı olsun hocam, Allah kazasız belasız güzel günlerde kullanmayı nasip etsin.
Selamlar...
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
HAZIRLIK

İran’a gitmek, motosiklet meclislerinde arkadaşlarla dillendirdiğimiz bir hayal idi.

Dünya siyasetindeki ılımlı havayı fırsat bilerek, bu hayalimi gerçekleştirme kararı aldım.

Elazığ’daki arkadaşlarımdan bu seyahatte bana eşlik edebilecek kimse olmayacağı düşüncesiyle motosiklet forumlarında İran’a gitmek isteyen iki teker sevdalılarını aramaya başladım.

Bazıları ramazan ayında gitmeyi planladığından bana cazip gelmedi. Nihayetinde Musa Çakır isimli bir arkadaşla irtibatlaştım. Bu seyahat için 5 Mayıs tarihinde müsait olabileceğini söylemesi üzerine benim için de uygun olur diyerek mutabık kaldım. İstanbul’a bir vesileyle gittiğimde, kendisiyle tanışıp, görüştüm. Motosikletinin 250 cc scootor olduğunu söyleyerek, yolda bana ayak uyduramamaktan endişe ettiğini söyleyince, bunun çok da önemli olmadığını 100-120 Km hızla gidebileceğimizi ifade ettim.

Nasıl bir ülkedir, nasıl gidilir, neler ile karşılaşılır sorularına cevap bulmak amacıyla, motosiklet forumlarında bu yolculuğu daha önce yapan arkadaşların bilgilerine baş vurdum.

Yetmez diyerek internet üzerinden kitap siparişi verdim.





Motosikletlerden birinde teknik bir arıza olursa neyle çekecektik diyerek bir adet çeki halatı temin ettim.



Soğuğa dayanıklı bir uyku tulumu olmalıydı elbette diyerek, İnternet üzerinden satın aldım.

Kılıfından çıkardıktan sonra aynı şekilde ambalajlayamayınca spor çantası temin edip oraya yerleştirdim



İlkyardım çantam zaten mevcut idi, arı sokmasına karşı iğne ve enjektör dahi almıştım.

Çadır, kafa lambası ,mat, lastik patlamasına karşı sıkıştırılmış köpük, bir litre motor yağı, katlanır sandalye, telefon başta olmak üzere bilumum elektronik eşyaların batarya şarj kablosu, fotoğraf makinası ve yağmurluk yanıma aldığım malzemeler arasında oldu.

Başta İran gezisi olmak üzere, yapacağım bütün gezilerimde bir adet Gopro kameraya ihtiyacım olduğu gerçekliği karşısında yeni çıkan Hero Plus modelini temin ederek rahatlamış oldum.




İran gezisi fikri yıl başından itibaren gündemimizde olup olgunlaşmaya başladıkça Elazığ’dan katılmak isteyen arkadaşlarımız oldu.

Moto23 üyelerinden, Halil Can İşvarlar ve Salih Şimşek’ten sonra Malatya’dan Murat Uğuralp arkadaşımızın katılacağını öğrenmek keyfimi ve hevesimi artırdı.

Üç yıl kullandığım BMW R 1200 GS motosikletimi satmış, yeni çıkan Adventure motosiklet için sipariş vermiş idim.

Nisan ayının son haftasında teslim alabilecek olmam az da olsa bir tedirginlik yaratsa da. çantaların gelmemiş olmasından başka bir sıkıntı yaşamadım.

Adventure modeli tercih etmemde 30 litrelik benzin deposu da etkili oldu tabi. Diğer İran seyyahları gibi, yanımda yedek yakıt bidonları taşımak zorunda kalmayacaktım artık.




Borusanoto İstinye’den işlemlerimi tamamlayarak, 29 Nisan günüTouratech’e uğradım ve sipariş vermiş olduğum koruma parçalarını taktırdım. Mevcut olmayanları ise kargo ile adresime gönderecekler.



Gezerek ve yeni motosikletimin rodajını yaparak Elazığ’a geldim.

Satın alma ve sonrası hakkındaki bilgiyi şu linkte bulmak mümkün:

http://www.moto23.net/forum/index.php?topic=2221.msg22473#new

Pasaportumu aylar öncesinden çıkartmış,İran’ın Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor olmasının rahatlığıyla gideceğimiz günü bekler olmuştum.

İran’ın her yönüyle güvenli bir ülke olduğunu öğrenmeme rağmen, bütün paramızı üzerimizde taşımak pek akıllıca değil idi.

Bankaya adımıza yatırıp orada çekebilme ihtimalini araştırdım ama maalesef bir sonuç alamadım. Bütün yumurtaları aynı sepete koyarak gidecektik anlaşılan.

Aracınız sizin adınıza kayıtlı değil ise noterden bir izin belgesi almayı unutmamak gerekiyor.

Google haritalardan rota çizip gezilecek şehirleri tespit ettiğimde 5-18 mayıs tarihleri arasında bu geziyi tamamlayabileceğimizi ön gördüm.

Salih Şimşek ile Murat Uğuralp arkadaşlarımızın zaman problemi olduğundan, gezinin bir yerinde onlardan ayrılıp devam edecektik yolumuza. Doğubayazıt’ta bir gün sonra buluşmak üzere onları 3 Mayıs Cumartesi günü önden uğurladık.

4.Mayıs.2014 Pazar sabahı ben ve motosikletim hazırdık.






Elazığ Motosiklet ve Motor Sporları Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Fethi Tan’ın, Honda bayi yemekli açılış törenine Erzincan Motosiklet Kulübünden Serkan Akpınar arkadaşlarının katılımıyla çok keyifli bir gün yaşadık.





Biz üç motosikletli yemek sonrası yola çıktık. İşte rotamız :




Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.






Bir başka kainata, bir başka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı






Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.






Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rüku’u, bir zirvenin kıyamı.







Aynı günün akşamı İshakpaşa Külliyesi eteklerindeki konaklama yerinde öncü arkadaşlarımızla buluşuyoruz.

Yoldaşlarımı size tanıtmak istiyorum. Sağ baştaki Salih Şimşek, namı diğer Halo. Elazığ İl Özel İdaresinde mühendis. Diyarbakır/Erganili şiveyle konuşmaya başlaması onu sevmeniz, yakınlık duymanız, içi dışı bir güzel kişiliği olduğunu anlamanız için kafi.

İkinci arkadaşımız Murat Uğuralp aslen Ankaralı olup Malatya’da özel bir hastanede göz doktoru. Gün görmüş geçirmiş, komplekslerini aşmış tepeden tırnağa haza bir beyefendi.

Üçüncü arkadaşımız Musa Çakır İstanbul’da elektrik teknisyeni. Muhitimde sessiz sakin az konuşan biri olarak bilinirdim ama benden daha sessizini de görmüş oldum bu yolculuk sayesinde. Musa Çakır’ı tanımaktan büyük bir mutluluk duydum. Tekrar görüşmek ümidiyle.

Dördüncü arkadaşımız Halil Can İşvarlar Elazığ Fırat Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde öğrenci. Aslen Karslı olup ailesi İstanbul’da ikamet ediyor. Civa gibi yerinde duramayan, becerikli, her işten anlayan bu delikanlı o kadar olgun ki bazen yaşını filan unutuyor, emsalim sanıyorum.

Ve beşinci kişi seyyah-ı fakir edebiyat muallimi Serdar Sertdemir. Elazığ Özel Bilgem Okullarında ve Elazığ Sürücü Kursunda görev yapar.




5.Mayıs.2014 Pazartesi sabahı kahvaltı sonrası, demir atlarımız uykuda.





İshakpaşa Külliyesinin hatırını soruyoruz.




Aradan yıllar geçti işte o günden beri





Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,





Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.





Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,





Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!





Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,





Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..







Sınırını geçmeden önce döviz bürosuna uğrayıp bir miktar İran parası temin ediyoruz.


Sınır kapısındaki ayaklı dövizciler ile Doğubayazıt’taki büro doları aynı kurdan bozarken, İran içlerine biraz girince daha hesaplı bozdurduğumuzu fark ettik.





Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik






Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle






Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan






Bir gün yine doludizgin atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla








Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde






Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik





 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
İRAN’A GİRİŞ

Gürbulak gümrük kapısının gece gündüz yirmi dört saat açık olduğunu ama Van’daki sınır kapısının
saat 18:00’den sonra kapandığını öğreniyoruz.






Pasaportumuzu alıp işlemleri başlatan görevlilerin, verdikleri belge ile yakındaki PTT şubesine,
kişi başı 200 Dolar depozito yatırdık. Arzu edenler bu depozitoyu döviz hesabı açtırıp geri alabiliyormuş.




Şu sarı defter için de 230 Lira verdik.
Giriş çıkışlarda karalayıp durdular.
Aldığımız TR çıkartmaları çantalarımıza yapıştırdık.




Girerken çantalarımız iki tarafça da aranmadı. Sadece İran dönüşü bizi sözlü olarak yoklayıp,
arkadaşlarımızdan birinin arka çantasını şöyle bir açtırdılar, adet yerini bulsun der gibi.


Ara bölgeyi geçip İran gümrüğüne geldiğimizde herkes ile Türkçe konuşup sohbet edebiliyorduk.
Orada bulunanlardan biri belgelerimizi elimizden alıp işlemler için dolaştırmaya başladı.
Ücretini de talep etti tabii iş bitiminde.





Bizler de bu arada ara bölgede, İran’lı görevlilerle ayak üstü sohbet ediyorduk.
Nereden gelip, nereye gittiğimizi, ne iş yaptığımızı filan konuştuk. Biz de merak ettiklerimizi onlara sorduk.
Gümrükten çıkıp, motosikletlere sigorta yaptırmak için hep birlikte aşağı bölgeye hareket ettik.






Motosikletlerin modeline markasına bakılmaksızın her birine 100 Dolar ödemek zorunda kalınca çok şaşırdık.
Daha düşük ücreti tahsil ediliyorken, aracı kişiler üstünü cebe mi atıyor diyerek bayağı direndik.
Bize makbuz verin dedik. Sonunda ikna olarak ayrıldık. İşte sigorta belgemiz. Vatana millete hayırlı olsun.




Sonrasında ver elini Acem illeri, bekle bizi Tebriz.



Gözümüz bir benzinlik arıyor ve buluyoruz. Petrolün sudan ucuz olduğunu bizzat yaşayarak görüyoruz.

Benzinin litresi bir lira bile değil, 75 kuruş civarıydı. Demir atlarımızı gırtlağına kadar doyuruyoruz.

Görevlinin pompayı tuttuğuna bakmayın, genelde ellerini sürmüyorlar, siz dolduruyorsunuz.
Hizmet satın almaya alışmış olan biz ağaların zoruna gitse de sonrasında alışıyoruz.

Keşke ülkemizde de bu fiyat olsa da benzin pompasını biz tutsak.





Hapishane misali tuhaf bir benzinlik.



Karnımız aç, nerede yemek yiyebiliriz diye sorduğumuzda yolumuz üstündeki Yolageldi beldesinde
kebapçı Ali kara’nın meşhur olduğunu söylediler.

Belirtilen yeri buluyoruz. Ayaktaki kişiler Salih arkadaşımızla Kürtçe konuşuyor.





Kebaplar kuş başı veya Adana (kıyma) olarak yapılıyordu ve lezzetliydi.

Tavuk çiftliği olmadığındandır mıdır ne tavuk etine hiç rastlamadım.





Yol kenarında bir mola anımız, istikamet Tebriz.



Keyfiniz keyf ağalar.







Arkadaşlarımız benzin alıyorken.



Tebriz’e akşam üstü giriyoruz ama nereye gideceğiz. Öndeki arkadaşımızı, uyduk imama diyerek takip ediyoruz.
Şu nevigasyonun olmaması çok kötü. Derken bir taksi yanaşıyor ve içindeki iki genç otel aradığımızı öğrenince bizi takip edin diyorlar.
Dörtlü sinyallerini yakan bu aracı takip ettik bir müddet.


Motosikletlerimizi güvenli bir yere park ettirip, benle Musa’yı araçlarına alarak otel aramaya başladılar.
Kiminde yer yoktu, kimini biz pahalı bulduk. Derken bir otelde “Kaç nefersiniz?" Diye soran
kişiye “Beş neferiz evvelallah” dedik ve bu odaya yerleştik nihayetinde.


İçinde mutfak tüpü, ocak, kap kacak oluşu çok ilginçti. Yakın bir yerden et alıp kendimiz pişirdik,
çayımızı demledik. İran otellerinde kalitesi ne olursa olsun, diş fırçası ve plastik terlik hep mevcut idi.
Ah bir de internet olsaydı.

Avea ve Türkcell hatlarımı uluslar arası konuşmalara açmış olmama rağmen dışarıyı arayamadım.
Gelen aramaları görebiliyordum ama ben arayamıyordum, her ne hikmetse.

Koğuşumuz uyku hazırlığında, az yol gelmedik hani.

.




İran Riyaline iki örnek. Beş yüz bin Riyalin bir sıfırını elimizle kapatıp, bunun elli bin Tümen olduğunu anlıyorduk.
İyi ki Türk Lirası bol sıfırlardan kurtulmuş. Avrupalı turistler ne dalga geçmişlerdir bizimle kim bilir.
Bu sebeple ben bunu yapmayacağım.




Bana niye soruyorsun Musa, ben ne bileyim kaç liradır elinde tuttuğun para.

Sen çık işin içinden, ben daha yeni geldim buralara.




Acem illerinde ilk gün rotamız böyle oldu.




.
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
TEBRİZ

Arap İslam güçlerinin Tebriz’i fethi 642 yılına rastlar. Moğol istilası sırasında tahrip edilmeyen birkaç şehirden biri olarak Tebriz şanslıdır. Daha sonraki Safeviler devrinde Tebriz, bir süre için İran’ın başkenti olmuştur.

Tebriz’deki birçok tarihi eser, şehirde yaşanan depremler yüzünden yıkılmış ve kaybolmuştur.Safevilerden sonra gelen Kacarlar döneminde Tebriz, yine başşehir olmuştur.Bu dönemde sürekli Osmanlı ve Rus ordularının akınlarıyla karşılaşan şehir, 20. Yüzyılın başlarında uzun süre Rus işgali altında kalmıştır.

6.Mayıs.2014 Salı günü bizi iki araçla gezdirmeleri için Hasan ve Rüstem ile anlaşıyoruz. Akşamleyin otel bulmak için çok dolaştılar, kazıklanacaksak da bunlara kazıklanalım diyerek ücreti ağzımıza alıp sormuyoruz.

İki otomobil ile Tebriz sokaklarındayız.




Çoğumuz Tebriz ismini bir şehir isminden önce, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin gönül dünyasında büyük değişikliklere sebep olan ve Mevlânâ tarafından yazılan ilâhî aşk şiirlerindenoluşan "Dîvân-ı Şems-î Tebrîzî" adındaki nazım eser sayesinde duymuşuzdur.

Şems-i Tebrizî ya da Şems ed-Dîn Muhammad (d: 1185 - ö:1248) yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır.




Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen Şems, Mevlânâ ile üç-üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onu ilahî aşkın potasında eriterek, kâmil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur.

Şems-i Tebrizî Şam’a döndüğünde, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî için onun yokluğu dayanılmazdır. Şems’in varlığını kabullenememiş kimseler,Mevlânâ’ya ileri geri laflar etmişlerdir. Celâleddîn Rûmî’nin bu kimselerden birine verdiği cevap şöyledir:
"Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. Ben onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür; deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. Onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim. Lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz."




Şems hicri 645, miladi 1247 tarihinde Mevlânâ'da meydana gelen büyük değişikliği hazmedemeyenler tarafından mı öldürüldü, yoksa geldiği gibi kimseye haber vermeden Konya’yı terk mi ettiği bilinmemektedir.

Bu gün Konya’da Şems makamı olarak bilinen, halk ve bilhassa Mevlevîlerce türbesinden önce ziyaret edilen bu mescit-türbe de mevcut sanduka, boş bir sanduka mı, yoksa Mehmet Önder Bey'in bir hatırasında anlatıldığı gibi, Şems gerçekten burada mı gömülüdür, bu da bilinmez.

Niğde’deki Kesikbaş Türbesi de Şems’e izafe edilir. Bunlardan ayrı olarak Tebriz şehrinde "Geçil" denilen mezarlıkta, aynı bölgede Hoy’da, Pakistan’ın Multon şehrinde Şems türbeleri veya makamları vardır. Bunlar çeşitli rivayetlerle süslenmiştir.






İlk durağımız meşhur Şehriyar olmak üzere, 200 civarı şairlerin yattığı Şairler Mezarlığı

İran’da ve Azerbaycan’da şairlerin yeri ayrıdır. Şairler yaşarken de öldükten sonra da büyük saygı görürler.




Son dönem İran edebiyatının en önemli şairi Seyyid Muhammed Hüseyin Behçet Tebrizi de (1906-1988) burada gömülüdür.

Ünlü Fransız düşünürü Jean Paul Sartre iki defa Tebriz’e gelerek Şehriyar ile görüşmüştür.

Ancak İran’da Farsça dışında kitap pek az bulunuyor.




Mihmandarlarımız Azeri Türkü Hüseyin ve Rüstem ile beraberiz.

Azeri Türkçesinin kendine has kelime vurgulamalarına bir süre sonra alışıyoruz.








Şehriyar’ın huzurundayız.

Heyder Baba'ya Selam
Heyder baba yıldırımlar çakanda
Seller sular şakgıldayıp akanda
Gızlar ona saf bağlayıb bakanda
Selam olsun şovketize elize
Menim de bir adım gelsin dilize




Heyder baba gün dalını dağlasın
Üzün gülsün bulakların ağlasın
Uşakların bir deste gül bağlasın
Yel gelende ver getirsin bu yana
Belke menim yatmış bahdım uyana




Heyder baba kekliklerin uçanda
Göl dibinden dovşan galkıp gaçanda
Bahçaların çiçeklenib açanda
Bizden de bir mümkünse yad ele
Açılmayan ürekleri şad ele




Garı nene gece nağıl deyende
Külek(rüzgar) galkıp gap bacanı döyende
Gurt keçinin şengülüsün yeyende
Men gayıdıp birde uşağ olaydım
Bir gül açıp ondan sora solaydım




Heyder baba nene gızın gözleri
Rehşende’nin şirin şirin sözleri
Türki dedim okusunlar özleri
Bilsinler ki adam geder, ad galar
Yahşı-pisden ağızda bir dad galar




Heyder baba dunya yalan dünyadı
Süleyman’dan Nuh’dan gelen dünyadı
Oğul doğan, derde solan dünyadı
Her kimseye her ne verip alıpdı
Eflatun’dan bir guru ad galıpdı




Heyder Baba, karlı dağlar aşanda,
Gece kervan yolun aşıb çaşanda,
Men hardasam, Tehran’da, ya Kâşan’da,
Uzaklardan gözüm seçer onları,
Hayâl gelib, aşıb keçer onları.




Heyder baba göyler bütün dumandı
Günlerimiz birbirinden yamandı
Birbirinizden ayrılmayın, amandı
Yahşılığı elimizden alıblar
Yahşı bizi yaman güne salıblar




Heyder baba guru gölün gazları
Gediklerin sazak çalan sazları
Kend kövşenin payızları yazları
Bir sinema perdesidir gözümde
Tek otorub seyr ederem özümde




Heyder baba yolum senden keç oldu
Ömrüm keçti gelemedim geç oldu
Heç bilmedim gözellerin neç oldu
Bilmez idim döngeler var, dönüm var
İtkinlik var, ayrılığ var, ölüm var




Verzeğan’dan armut satan gelende
Uşakların sesi düşerdi kende
Biz de bu yandan eşidip bilende
Şıllag atıp bir gışgırık salardık
Buğda verip armutlardan alardık




Emmecan’ın bal bellesin yeyerdim
Sonra durub üst donumu geyerdim
Bahçalarda tiringeni değerdim
Ay özümü o ezdiren günlerim
Ağaç minib, at gezdiren günlerim




Bayram yeli çardakları yıkanda
Növruz gülü gar çiceği çıkanda
Ağ bulutlar köyneklerin sıkanda
Bizden de bir yad eyleyen sağ olsun
Derdlerimiz goy dikkelsin dağ olsun




Heyder baba senin üzün ağ olsun
Dört bir yanın bulak olsun, bağ olsun
Bizden sonra senin başın sağ olsun
Dünya gaza-kader, ölüm-itimdi
Dünya boyu oğulsuzdu yetimdi




Heyder baba, iğit emek itirmez
Ömür keçer efsun bere bitirmez
Namert olan ömrü başa yetirmez
Bizde vallah unutmarıh sizleri
Görenmesek helal edin bizleri




Heyder Baba, senin könlün şad olsun,
Dünya varken ağzın dolu dad olsun,
Senden keçen yakın olsun, yad olsun,
Deyne menim şâir oğlum Şehriyâr,
Bir ömürdür gam üstüne gam çalar.




Seyyid Hamza Mescidi ve kabri





Girişin sol tarafında kitap, tespih gibi malzemeler satılıyordu.



Ziyarete gelen okul çocuklarını görünce sevmeden geçemedim.

Çocuk her yerde aynı çocuk, gözlerde aynı masum ifade.




Canlarım benim.



Bu mescit ve kabir Ebu’l-Huseyin Seyyid Hamza b. Musa b. Cafer adına yapılmış.



Mescidin 15 ve 16. yüzyılda Akkoyunlular ve Türkmenlerin zamanına kadar giden bir tarihi varmış.

Burası görebileceğiniz en ilginç mescidlerden biridir.

Her taraf kırık ya da parça aynalarla dolu



Mezar, mezar, zıtların kenetlendiği nokta;
Mezar, mezar, varlığa yol veren geçit, yokta...





Onda sırların sırrı: Bulmak için kaybetmek.
Parmakların saydığı ne varsa hep tüketmek.





Varmak o iklime ki, uğramaz ihtiyarlık;
Ebedi gençliğin taht kurduğu yer, mezarlık.





Ebedi gençlik olum, desem kimse inanmaz;
Taş ihtiyarlar, servi çürür, olum yıpranmaz.





Zaman deli gömleği, onu yırtan da olum;
Ölümde yekpare an, ne kesiklik, ne bolum






 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
Üstad Behtooni Müzesi

Şairler mezarlığı yakınındaki bu müzede el emeği göz nuru eserleri görünce hayret ettik.



Türkiyeden geldiğimizi anlayınca giriş ücreti almadılar.









İran mutfak kültürüne ait yemek, meyve, sebze, turşu vs. canlıymış gibi duruyordu karşımızda.















Üstad Behtooni’nin bu yıl içerisinde vefat ettiğini öğreniyoruz.



Salih Şimşek arkadaşımız hatıra defterine bizden bir anı bırakmakla meşgul.



Azerbaycan Müzesi

Araçlarımıza binip Azerbaycan müzesine doğru hareket ediyoruz.



Müze girişindeki caddede dondurmacıyı görünce dayanamıyoruz.





Otobüsler körüklüyse arka körük kısmı değilse arka koltukların bayanlara ait olduğunu fark ediyoruz.



Bizde olsa laiklik elden giderdi, hoş burada da gitmiş zaten. :)



Müze, Mescid-i Kabud’un hemen yanında.

Ahşap giriş kapısıyla ve iki tane taştan koyun heykeliyle dikkatimizi çekti.




Müze 1957 yılında açılmış ve 1962 yılında yenilenmiş.











Müzede, Sasani döneminden gümüş işler



Akamenid döneminden kalma su kapları mevcut.







Hasanlu bölgesinden getirilmiş olan bu iskeletler yüz yüze yatık vaziyette bulunduğu için “aşıklar” ismi verilmiş.

Kum dolu gözleriyle süzüyor insanları;



Süzüyor, sahi diye toprağa basanları.



Küçük Loristan bronzları















Göy Mescid/Mavi Cami (Mescid-i Kabud)

Azerbaycan Müzesinden sonra hemen bitişiğindeki Mavi Camiye geçtik.

İki bina arasındaki bahçede gördüğümüz Khagani heykeli.



Göy Mescidin bahçesi Khagani Bahçesi olarak bilinir. Burada 12. Yüzyılın ünlü Azeri şairi
Afzaladdin bedel Khagani’nin bir heykeli bulunuyor.




1465 Yılında yapılmış olan Mavi Cami, geçirdiği birçok depremden sonra harabe haline gelmiş.





Son zamanlarda iyi bir şekilde aslına uygun olarak onarılmış.



Tebriz tarihin her döneminde Iran için önemli bir merkez olmuş ve Iran siyasi tarihinde önemli
roller oynayan ve değişiklikler yapan bir şehri olmuştur




Tebriz’de istenmeyen bir Devlet yada başka bir şeyin Iran`da hayatını uzun bir zaman sürdüremeyeceğine inanılır.



Caminin içinde ve dışındaki çiniler güzelliğini hala koruyor ve bu camiye “İslamın Turkuvazı” adının verilmesini hak ediyor.

Camiye 17 metre yükseklikteki bu büyük girişle giriliyor.



Iran Azerileri ve hatta Azerbaycan cumhuriyetinin vatandaşları Tebriz’e başka bir önem ve saygı duyarlar.



Çoğu kişi "Isfahan Nesf-e Jahan" cümlesini duymuştur



ama bu, bilinen cümlenin yarısı ve az sayıda yabancı bu konuyu biliyor



Bu cümlenin Asli "Isfahan nesf-e jahan gar Tebriz nabasad dar miyan"



yani Isfahan dünyanın yarısı O zaman ki Tebriz olmasa.

Tebriz'liler böyle söylese de seyyahlar İsfahan'ın çok daha güzel bir şehir olduğu kanaatindedir.

Karakoyunlulardan Cihan şahın türbesi birkaç basamakla inilen mahzen gibi bu yerdedir.






Kapalı çarşı

Mescid-Kabud’dan ayrılarak Kapalı Çarşıya (Bazaar) doğru hareket ediyoruz.



İran’da otomobillerin rengi beyaz ve siyahın çeşitli tonlarında idi. Öyle kırmızı, mavi farklı
renklerde otomobillere pek rastlayamadık.

Ticari taksiler sarı ve beyaz renkte, yük taşıyan kamyonetler ise bizim jandarma araçlarının mavisindeydi.


















Fotoğraf çekebilir miyim diye sorduğumda bu esnafın öyle sıcak bir hitabı ve “He babam” deyişi vardı
ki Anadolu’da herhangi bir ilin insanından farkı yoktu.

Hay! Senin Allah’an kurban Baboş.






El emeği göz nuru ile yapılan halı dokumalar çerçevelenecek güzellikteydiler.







Tebriz sokaklarındayız, istikamet İl Gölü



Adını niçin Elgölü demişler, el kadar bir göl olduğu için her halde.



Dört adet olimpik havuz büyüklüğündeki bu suni gölün çevresinde lokantalar ve dinlenme alanları mevcut.







Buraya kadar gelmişken Tebriz köftesi yemeden gitmek olmazdı.









Tebriz bu kadar yeter, yolcu yolunda gerek diyerek otele gidip demir atlarımızı alıyoruz.
Mihmandarlarımızın kılavuzluğunda şehri terk ediyoruz.




Tebriz trafiğinden ilk önceleri tedirginlik duyduk. Motosikletlerimizi çok yakın takip ediyor,
sağımızdan solumuzdan araçlarıyla olmadık yerde geçiyorlardı.




Sonra baktık ki vurmuyorlar bize :) güven geldi kendimize.



İster çarşıda pazarda olsun, ister akan trafikte olsun insanlarda bir dinginlik hakim.

Bağıran çağıran, korna çalan, diğer araç sürücüsüne ters ters bakan bir Allahın kuluna rastlamadık.

Biz onlara göre daha asabi, daha tahammülsüz, daha aceleciyiz.


 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst