- Katılım
- 6 Mar 2021
- Mesajlar
- 1,403
- Konu Yazar
- #1
Herkese Merhaba ,
Buralar bayram tatilinde yapılan gezilerle dolmadan paylaşmak istedim.
Herkesin yapamazsın dediği şeyleri yapmak hoşuma gidiyor sanırım .
Bazen hayatta plansız hareket etmek en büyük özgürlüğü getirir. Geçtiğimiz hafta 3 yıldır yıllık izine çıkmadığım ve bayram öncesi işler de durgun olduğundan bi nevi zorunlu olarak 5 gün izne çıkarıldım .Ani bir zorunlu izin haberi aldığımdan, bu fırsatı evde oturarak harcamaya hiç niyetim yoktu. İlk iş olarak hava durumunu kontrol ettim ve rotamı belirledim: Ege ve Akdeniz sahillerinde bir motosiklet turu!
Programa birebir uymasam da güzel bir gezi ortaya çıkardım . Yaklaşık bir haftada Dominar 400 ile gezi olmaz çok zorlanırsın diyenlere inat 2500 km yol yaptım .
Motosikletle gezerken çok fazla fotoğraf çekmek aklıma gelmediği için çok fazla fotoğrafım yok maalesef . İstanbul ‘dan başlayıp kuşadası ,fethiye ,Antalya ardından burdur ve son olarak İstanbulda sone eren bir tur .
İlk gün yani Pazar günü sabah 08:00 ‘da kalkıp çantalarımı motoruma bağlamakla başladım . Motobagajdan aldığım 70 litre sosis çantamda giysilerim ve çeşitli elektronik eşyalarım , sırt çantamda fotoğraf makinem , depo üzeri çantamda ise cüzdan , ruhsat ,gözlük , yedek buff ağrı kesici ve topcase’te alet takımı , ilkyardım çantası , yağmurluklar , zincir yağı , wd40 , balata spreyi gibi yolda başıma gelebilecek envai çeşit duruma göre ekipmanlarım yüklü bir şekilde yola çıktım .
İlk durak Manisa Akhisar’da bulunan Paçacı Önder’e sürdüm . Normalde kelle paça vs sevmememe rağmen nedense burada yediğim garip görünüşlü çorba hoşuma gidiyor . Saat 13:00 civarında mekandaydım . Tam tekmil kelle paça çorbasını afiyetle gömdüm .
Görüntüsüne aldanmayın tadı nefis . Bol acılı (her masada kuru kırmızı biber var) ve bol sarımsaklı ben seviyorum
Utanmasam söğüş de isteyecektim ama artık o bi dahaki sefere .
Kelle paçadan aldığım enerji ile ilk olarak Salihli’ye , Ödemiş’e oradan da Gölcük ‘e sürdüm .Salihli de gittiğim piknik alanı da bayağı güzeldi ama Gölcük’te termosta bulunan sıcak su ile yaptığım kahve ve ay çekirdeği ile yaklaşık 2 saat keyif yaptıktan sonra orada ayarladığım .Kuşadası’ndaki Saturn Otel’e sürmeye başladım .
Saturn Otel uygun fiyatlı , F/P bir oteldi . Zaten benim aradığım uygun fiyat temiz çarşaf ,sıcak su ve motorum için güvenli park alanıydı. Ertesi sabah otelde kahvaltımı yaparken bir önceki akşam yemek yemeden uyuduğumu farkettim
Sağlam bir kahvaltı yaptım .
Saturn otelden çıkınca ilk olarak doğanbey rum köyüne gittim oradaki evleri ve manzarayı çok merak ediyorum . Gittiğime bence değdi . Doğal güzellikler ve eski yapılar hep ilgimi çekiyor.
Burada biraz zaman geçirdikten sonra Bafa gölüne ve bafa gölünün kıyısındaki heraklia antik kentine doğru yola çıktım . Genellikle bu yazı boyunca sakinlik , dinginlik ve huzur olan yerler olduğunu göreceksiniz buna ihtiyacım olduğunu düşündüğüm için hep bu tarz yerlerde gezdim .
Bafa gölünün kenarında benim gibi sakinliği seven bir köpek ve cennetten bir köşe ile karşılaştım burada ne kadar zaman geçirdim inanın bilmiyorum. Motorumu park edip göl kenarında bir süre dinlendim. Derin bir nefes aldım ve anın keyfini çıkardım.
İlk fotoğrafta manzaram ,ikinci fotoğrafta oturduğum yer , üçüncü fotoğrafta ise motorumu park ettiğim yer yer alıyor.

Buradan kalktıktan sonra antik kenti biraz gezdim .Ama buraya giderken geçtiğim yollar yolardaki doğal güzellikler de beni cezbetmedi değil.



Lagina hekate tapınağına gittim .Ancak burası her ne kadar değişik yapılar bulunmuş olsa da çok göz önünde bir yer değil.Ayrıca bizim müzelerimizde ilgili ziyaretçiyi bilgilendirme , çevre düzenleme ,yönlendirme konularında çok fazla sıkıntı var .Bir eser veya bir yapı var ama bilgilendirmesi yok ya da zayıf bir çok yazıtı chatgpt ile çözerek anladım. Bu antik şehirde biraz romantik fotoğraflar çektim.

Yol üzerinde bir sürü gezilecek yer vardı ancak ben bir an önce sarp yol olan Sakar Geçidi’ ne gitmek istiyordum o yüzden çok durmadım.


Gayet güzel bir şekilde bu yoldan inişimi gerçekleştirdim.Sonrasında ise Köyceğize kadar durmadan sürdüm. Köyceğiz’de öğlen yemeği yemek için esnaf lokantası olan Ziyafet Lokantası’na gittim. Ellerimi yıkarken içerde usta garson çocuklara müşterinin masasına sıcak pide koyun diye bağırıyordu.Kim acaba diye düşünürken benden bahsedildiğini farkettim. Az Ezogelin ,pilav ,musakka ve salataya 250-300 lira ödeyip ayrıldım.Çok ilgililerdi.Buradan çıkınca da Fethiye öğretmen evine gittim çantaları her konaklamada söküp bağlamak zor geldiği için burada 2 gece kaldım.Kahvaltı dahil günlük 750 liraydı.Saturn Otelde de aynı fiyata kalmıştım.Ertesi gün fethiyede öğlen yemeği için Sahil Lokantası 1 diye bir lokantaya gittim 2’si de olduğu için heralde düzgün bir yer diye düşündüm .Köyceğiz'de yemiş olduğum aynı menüye burada 545 lira ödedim .
Ancak köyceğizdeki tat yoktu.Yemeklerde de margarin kullanıldığı için yiyemedim.Siz giderseniz dikkatli olun.
Uzun bir dinlenmenin ardından Çarşamba günü yeniden Antalyaya gitmek için yola çıktım.
Hedefim Adrasan , Olimpos , Phaselis antik kenti oradan da antalyaya gitmekti.
Bonus - Bafa Gölü
Buralar bayram tatilinde yapılan gezilerle dolmadan paylaşmak istedim.
Herkesin yapamazsın dediği şeyleri yapmak hoşuma gidiyor sanırım .
Bazen hayatta plansız hareket etmek en büyük özgürlüğü getirir. Geçtiğimiz hafta 3 yıldır yıllık izine çıkmadığım ve bayram öncesi işler de durgun olduğundan bi nevi zorunlu olarak 5 gün izne çıkarıldım .Ani bir zorunlu izin haberi aldığımdan, bu fırsatı evde oturarak harcamaya hiç niyetim yoktu. İlk iş olarak hava durumunu kontrol ettim ve rotamı belirledim: Ege ve Akdeniz sahillerinde bir motosiklet turu!
Programa birebir uymasam da güzel bir gezi ortaya çıkardım . Yaklaşık bir haftada Dominar 400 ile gezi olmaz çok zorlanırsın diyenlere inat 2500 km yol yaptım .
Motosikletle gezerken çok fazla fotoğraf çekmek aklıma gelmediği için çok fazla fotoğrafım yok maalesef . İstanbul ‘dan başlayıp kuşadası ,fethiye ,Antalya ardından burdur ve son olarak İstanbulda sone eren bir tur .
İlk gün yani Pazar günü sabah 08:00 ‘da kalkıp çantalarımı motoruma bağlamakla başladım . Motobagajdan aldığım 70 litre sosis çantamda giysilerim ve çeşitli elektronik eşyalarım , sırt çantamda fotoğraf makinem , depo üzeri çantamda ise cüzdan , ruhsat ,gözlük , yedek buff ağrı kesici ve topcase’te alet takımı , ilkyardım çantası , yağmurluklar , zincir yağı , wd40 , balata spreyi gibi yolda başıma gelebilecek envai çeşit duruma göre ekipmanlarım yüklü bir şekilde yola çıktım .
İlk durak Manisa Akhisar’da bulunan Paçacı Önder’e sürdüm . Normalde kelle paça vs sevmememe rağmen nedense burada yediğim garip görünüşlü çorba hoşuma gidiyor . Saat 13:00 civarında mekandaydım . Tam tekmil kelle paça çorbasını afiyetle gömdüm .
Görüntüsüne aldanmayın tadı nefis . Bol acılı (her masada kuru kırmızı biber var) ve bol sarımsaklı ben seviyorum
Kelle paçadan aldığım enerji ile ilk olarak Salihli’ye , Ödemiş’e oradan da Gölcük ‘e sürdüm .Salihli de gittiğim piknik alanı da bayağı güzeldi ama Gölcük’te termosta bulunan sıcak su ile yaptığım kahve ve ay çekirdeği ile yaklaşık 2 saat keyif yaptıktan sonra orada ayarladığım .Kuşadası’ndaki Saturn Otel’e sürmeye başladım .
Saturn Otel uygun fiyatlı , F/P bir oteldi . Zaten benim aradığım uygun fiyat temiz çarşaf ,sıcak su ve motorum için güvenli park alanıydı. Ertesi sabah otelde kahvaltımı yaparken bir önceki akşam yemek yemeden uyuduğumu farkettim
Saturn otelden çıkınca ilk olarak doğanbey rum köyüne gittim oradaki evleri ve manzarayı çok merak ediyorum . Gittiğime bence değdi . Doğal güzellikler ve eski yapılar hep ilgimi çekiyor.
Burada biraz zaman geçirdikten sonra Bafa gölüne ve bafa gölünün kıyısındaki heraklia antik kentine doğru yola çıktım . Genellikle bu yazı boyunca sakinlik , dinginlik ve huzur olan yerler olduğunu göreceksiniz buna ihtiyacım olduğunu düşündüğüm için hep bu tarz yerlerde gezdim .
Bafa gölünün kenarında benim gibi sakinliği seven bir köpek ve cennetten bir köşe ile karşılaştım burada ne kadar zaman geçirdim inanın bilmiyorum. Motorumu park edip göl kenarında bir süre dinlendim. Derin bir nefes aldım ve anın keyfini çıkardım.
İlk fotoğrafta manzaram ,ikinci fotoğrafta oturduğum yer , üçüncü fotoğrafta ise motorumu park ettiğim yer yer alıyor.

Buradan kalktıktan sonra antik kenti biraz gezdim .Ama buraya giderken geçtiğim yollar yolardaki doğal güzellikler de beni cezbetmedi değil.



Lagina hekate tapınağına gittim .Ancak burası her ne kadar değişik yapılar bulunmuş olsa da çok göz önünde bir yer değil.Ayrıca bizim müzelerimizde ilgili ziyaretçiyi bilgilendirme , çevre düzenleme ,yönlendirme konularında çok fazla sıkıntı var .Bir eser veya bir yapı var ama bilgilendirmesi yok ya da zayıf bir çok yazıtı chatgpt ile çözerek anladım. Bu antik şehirde biraz romantik fotoğraflar çektim.

Yol üzerinde bir sürü gezilecek yer vardı ancak ben bir an önce sarp yol olan Sakar Geçidi’ ne gitmek istiyordum o yüzden çok durmadım.


Gayet güzel bir şekilde bu yoldan inişimi gerçekleştirdim.Sonrasında ise Köyceğize kadar durmadan sürdüm. Köyceğiz’de öğlen yemeği yemek için esnaf lokantası olan Ziyafet Lokantası’na gittim. Ellerimi yıkarken içerde usta garson çocuklara müşterinin masasına sıcak pide koyun diye bağırıyordu.Kim acaba diye düşünürken benden bahsedildiğini farkettim. Az Ezogelin ,pilav ,musakka ve salataya 250-300 lira ödeyip ayrıldım.Çok ilgililerdi.Buradan çıkınca da Fethiye öğretmen evine gittim çantaları her konaklamada söküp bağlamak zor geldiği için burada 2 gece kaldım.Kahvaltı dahil günlük 750 liraydı.Saturn Otelde de aynı fiyata kalmıştım.Ertesi gün fethiyede öğlen yemeği için Sahil Lokantası 1 diye bir lokantaya gittim 2’si de olduğu için heralde düzgün bir yer diye düşündüm .Köyceğiz'de yemiş olduğum aynı menüye burada 545 lira ödedim .
Ancak köyceğizdeki tat yoktu.Yemeklerde de margarin kullanıldığı için yiyemedim.Siz giderseniz dikkatli olun.
Uzun bir dinlenmenin ardından Çarşamba günü yeniden Antalyaya gitmek için yola çıktım.
Hedefim Adrasan , Olimpos , Phaselis antik kenti oradan da antalyaya gitmekti.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
Bonus - Bafa Gölü
Son düzenleme: