- Katılım
- 26 Tem 2008
- Mesajlar
- 37
- Konu Yazar
- #1
Cundanın arka yüzü; Patriça
6 Haziran Perşembe günü öğleden sonra Cundanın arka yüzü Patriçayı keşfe çıktım. Yol arkadaşım ile ilk keşif yolculuğumuzdu.
Bu taraflara yolu düşecekler için belirtmek istiyorum Burhaniye-Gömeç arasında yol çalışmaları halen devam ediyor. 6 Haziran itibariyle yarıya yakını bitmiş gibi. Şu anda yaklaşık 1Kmlik gidiş yönünde toprak yoldan geçiyorsunuz. Toz kalkmaması için zaman zaman suluyorlar ancak o zaman motosiklet inanılmaz kirleniyor, dikkatli olmak lazım.
Gömeçten önce Karaağaça yaklaşırken birden karşınıza çıkan manzara insanı heyecanlandırıyor. Karşıda Martı Koyu ve Artur Tatil Sitesi.
39°26'37.40"N, 26°52'9.97"E
Ayvalıka hoş geldiniz.
39°19'59.20"N, 26°43'10.10"E
Öncelikle depoyu doldurmak gerekiyor.
Ayvalıka girince hemen Ali Bey Adası tabelalarını takip ederek sağa kıvrılıyoruz öncelikle Gönül Yolu aracılığı ile Lale (veya Soğan) Adasına ve oradan da yolu takip ederek Türkiyenin İlk Boğaz Köprüsünden geçerek Ali Bey veya Cunda Adasına ulaşıyoruz.
Wikipediada Ayvalık Adaları olarak 35 tane ada ismi yazılı. Rum kaynaklarında bu adalardan Kokuluadalar manasına gelen Hekatonisia olarak bahsedilir. Ancak bu adalardan en bilineni ve üzerinde yaşam sürüleni Cunda ya da diğer adıyla Ali Bey adasıdır. Cundanın pek çok farklı isimlendirmeleri de var (Nesos=Ada, Mosko, Yunda, Moshonisi, Moshinos=Kokuluada). Ali Bey ismi ise Kurtuluş Savaşında Yunanlılara karşı ilk silahlı mücadeleye başlayan birliğin kumandanı olan Yarbay Ali Çetinkayaya ithafen verilmiştir.
Gönül yolu ilk olarak 1817de deniz doldurularak 4-5 metrelik yol haline getirilmiş. Bu günkü modern görünümüne ise 1960lı yıllardan itibaren yapılan çalışmalarla ulaşmış.
39°20'35.56"N, 26°41'50.05"E
Gönül yolundan Ayvalık manzarası.
Lale adası ile Cundayı birleştiren Türkiyenin ilk Boğaz Köprüsü ise Dolap Boğazı mevkiinde ilk olarak 1896 yılında inşa edilmiş ve 1970li yıllarda şu anki görünümüne bürünmüştür.
39°20'40.37"N, 26°41'5.60"E
Cundaya geçtikten sonra yine bir Ayvalık manzarası.
Cundaya doğru 15 Eylül caddesinden seyrederken sol taraftaki tepede bir değirmen hemen dikkati çekiyor. Burası eskiden Aşıklar Tepesi olarak da bilinen Agios Yannis Kilisenin kalıntılarının bulunduğu yer. Bu kalıntılar 2007 yılında Rahmi Koç himayesi ile restore edilmiş. Restorasyon sırasında kilise yanında değirmen kalıntılarına da rastlanınca oraya bir değirmen inşa edilmiş. Bu kitaplığa ilerleyen yaşı nedeni ile göz sağlığı bozulan, Göremediğime değil, okuyamadığıma üzülüyorum. diyen Emekli Büyükelçi Necdet H. Kentin ve eşinin ismi verilmiş. Necdet H. Kentin oğlu Muhtar Kent, merhum babasından kalma bin üç yüzü aşkın kitabı bu kitaplığa bağışlamış. Daha ayrıntılı bilgi isteyenler için http://www.rmk-museum.org.tr/turkce/index-cunda-tr.html
39°20'10.04"N, 26°39'33.42"E
Bu müzede oturup dinlenebileceğiniz ve çayınızı yudumlayabileceğiniz bir kafe de hizmet vermekte. Oturduğunuz yerden adanın çoğu yerini kuşbakışı seyredebiliyorsunuz. Ancak motosikletle oraya çıkmak biraz güç (en azından benim için, tecrübeli arkadaşlar rahatlıkla çıkabilirler), çünkü yol dik, birkaç tane keskin viraj var ve asfalt yok, büyük taşlarla yapılmış Arnavut kaldırımı türü bir yol.
Yolumuza devam ediyoruz ve metruk halde duran değirmene geliyoruz.
39°20'14.78"N, 26°39'24.45"E
Buradan sola devam edilince Cundanın kalbine ulaşabilirsiniz. Biz sağa Patriçaya dönüyoruz. Yolun bir kısmı asfalt ancak birkaç tane sitenin ayrımından sonra toprak yola giriyoruz. 1,5km sonra Patriçaya ulaşıyoruz. Burası koltuk değneğine benzediği için Rumlar buraya koltuk değneği anlamında Patriça ismini vermiş.
39°21'25.56"N, 26°38'3.40"E
Adanın ön yüzüne oranla burada in cin top oynuyor. İnanılmaz sakin ve sessiz bir yer. Çevrede siteler olmadığı için deniz inanılmaz temiz ve oldukça sığ. Yalnız plaj denebilecek bir yer yok gibi. Bir de toprak yoldan geçen her araç ile kalkan toz bulutu güneşlenirken üzerinize gelebiliyor. O yüzden genellikle insanlar karşı kıyıdaki bölgelerde denize giriyorlar.
Koyun ortasında Güvercin adası (39°22'8.61"N, 26°37'54.58"E) ve üzerinde de Ayios Yorgis Manastırının kalıntıları bulunuyor. 1700lü yıllarda inşa edildiği düşünülen bu manastırda korsanlar ihtiyarladıkları zaman günahlarından arınmak için buraya sığınırlarmış.
Deniz kıyısından yola devam ettiğimizde 1922 yılında mübadele ile Girit ve Midilliden gelen Türklerin yerleştirildiği Birinci (39°22'52.05"N, 26°37'28.65"E) ve İkinci Patriça Köyü (39°22'40.35"N, 26°38'27.17"E) olarak anılan yerleşim yerleri var. Mübadele döneminde buraya yerleştirilen Türkler zeytincilik ile uğraşmışlar. Ancak zamanla adanın bu yüzünü terk ederek Cundanın Ayvalıka bakan ön yüzüne taşınmışlar. Birinci Köy, Patriça koyunun en derin yerinde. Burada birkaç tane plaj işleten işletme var.
İkinci Köyde yaşayan sadece bir kişi var, Mahir abi. O da o bölgeden daha ileriye geçilmemesi için orada bir nevi bekçilik yapıyor.
Birinci köyden sonraki yol oldukça dar.
İkinci köyde evler hep terk edilmiş, atıl durumda duruyor. Bu bölgeler milli park ilan edildiğinden çivi çakmak bile yasak. Eskiden Giritliler zeytin toplama zamanı gelip bu evlerde kalırlarmış. Artık zeytinleri toplamak için işçiler günübirlik gelip gidiyorlarmış.
İkinci köyde gidilebilecek en son nokta burası. Buradan ileriye geçmek yasak.
39°22'41.06"N, 26°38'29.47"E
Buradan yaklaşık 1,5km ileride Ayışığı Manastırı (Ayios Dimitri Ta Selina) (39°23'10.24"N, 26°39'17.89"E) var. Ancak tabii ki oraya gidemedim. Ayışığı manastırı bölgesini Sabancı ailesi almış, restore edip bir çeşit misafirhaneye dönüştüreceklermiş. Yoluna da güvenlik görevlilerini dikmişler kimsenin geçişine izin vermiyorlar. 2011 Ocak ayında bitmesi bekleniyormuş. Amacımıza ulaşamadık, inşallah seneye bitmiş haliyle tekrar ziyaret edebilirim.
Dönüş yolunda son bir Ayvalık manzarası.
Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler.
6 Haziran Perşembe günü öğleden sonra Cundanın arka yüzü Patriçayı keşfe çıktım. Yol arkadaşım ile ilk keşif yolculuğumuzdu.
Bu taraflara yolu düşecekler için belirtmek istiyorum Burhaniye-Gömeç arasında yol çalışmaları halen devam ediyor. 6 Haziran itibariyle yarıya yakını bitmiş gibi. Şu anda yaklaşık 1Kmlik gidiş yönünde toprak yoldan geçiyorsunuz. Toz kalkmaması için zaman zaman suluyorlar ancak o zaman motosiklet inanılmaz kirleniyor, dikkatli olmak lazım.
Gömeçten önce Karaağaça yaklaşırken birden karşınıza çıkan manzara insanı heyecanlandırıyor. Karşıda Martı Koyu ve Artur Tatil Sitesi.
39°26'37.40"N, 26°52'9.97"E
Ayvalıka hoş geldiniz.
39°19'59.20"N, 26°43'10.10"E
Öncelikle depoyu doldurmak gerekiyor.
Ayvalıka girince hemen Ali Bey Adası tabelalarını takip ederek sağa kıvrılıyoruz öncelikle Gönül Yolu aracılığı ile Lale (veya Soğan) Adasına ve oradan da yolu takip ederek Türkiyenin İlk Boğaz Köprüsünden geçerek Ali Bey veya Cunda Adasına ulaşıyoruz.
Wikipediada Ayvalık Adaları olarak 35 tane ada ismi yazılı. Rum kaynaklarında bu adalardan Kokuluadalar manasına gelen Hekatonisia olarak bahsedilir. Ancak bu adalardan en bilineni ve üzerinde yaşam sürüleni Cunda ya da diğer adıyla Ali Bey adasıdır. Cundanın pek çok farklı isimlendirmeleri de var (Nesos=Ada, Mosko, Yunda, Moshonisi, Moshinos=Kokuluada). Ali Bey ismi ise Kurtuluş Savaşında Yunanlılara karşı ilk silahlı mücadeleye başlayan birliğin kumandanı olan Yarbay Ali Çetinkayaya ithafen verilmiştir.
Gönül yolu ilk olarak 1817de deniz doldurularak 4-5 metrelik yol haline getirilmiş. Bu günkü modern görünümüne ise 1960lı yıllardan itibaren yapılan çalışmalarla ulaşmış.
39°20'35.56"N, 26°41'50.05"E
Gönül yolundan Ayvalık manzarası.
Lale adası ile Cundayı birleştiren Türkiyenin ilk Boğaz Köprüsü ise Dolap Boğazı mevkiinde ilk olarak 1896 yılında inşa edilmiş ve 1970li yıllarda şu anki görünümüne bürünmüştür.
39°20'40.37"N, 26°41'5.60"E
Cundaya geçtikten sonra yine bir Ayvalık manzarası.
Cundaya doğru 15 Eylül caddesinden seyrederken sol taraftaki tepede bir değirmen hemen dikkati çekiyor. Burası eskiden Aşıklar Tepesi olarak da bilinen Agios Yannis Kilisenin kalıntılarının bulunduğu yer. Bu kalıntılar 2007 yılında Rahmi Koç himayesi ile restore edilmiş. Restorasyon sırasında kilise yanında değirmen kalıntılarına da rastlanınca oraya bir değirmen inşa edilmiş. Bu kitaplığa ilerleyen yaşı nedeni ile göz sağlığı bozulan, Göremediğime değil, okuyamadığıma üzülüyorum. diyen Emekli Büyükelçi Necdet H. Kentin ve eşinin ismi verilmiş. Necdet H. Kentin oğlu Muhtar Kent, merhum babasından kalma bin üç yüzü aşkın kitabı bu kitaplığa bağışlamış. Daha ayrıntılı bilgi isteyenler için http://www.rmk-museum.org.tr/turkce/index-cunda-tr.html
39°20'10.04"N, 26°39'33.42"E
Bu müzede oturup dinlenebileceğiniz ve çayınızı yudumlayabileceğiniz bir kafe de hizmet vermekte. Oturduğunuz yerden adanın çoğu yerini kuşbakışı seyredebiliyorsunuz. Ancak motosikletle oraya çıkmak biraz güç (en azından benim için, tecrübeli arkadaşlar rahatlıkla çıkabilirler), çünkü yol dik, birkaç tane keskin viraj var ve asfalt yok, büyük taşlarla yapılmış Arnavut kaldırımı türü bir yol.
Yolumuza devam ediyoruz ve metruk halde duran değirmene geliyoruz.
39°20'14.78"N, 26°39'24.45"E
Buradan sola devam edilince Cundanın kalbine ulaşabilirsiniz. Biz sağa Patriçaya dönüyoruz. Yolun bir kısmı asfalt ancak birkaç tane sitenin ayrımından sonra toprak yola giriyoruz. 1,5km sonra Patriçaya ulaşıyoruz. Burası koltuk değneğine benzediği için Rumlar buraya koltuk değneği anlamında Patriça ismini vermiş.
39°21'25.56"N, 26°38'3.40"E
Adanın ön yüzüne oranla burada in cin top oynuyor. İnanılmaz sakin ve sessiz bir yer. Çevrede siteler olmadığı için deniz inanılmaz temiz ve oldukça sığ. Yalnız plaj denebilecek bir yer yok gibi. Bir de toprak yoldan geçen her araç ile kalkan toz bulutu güneşlenirken üzerinize gelebiliyor. O yüzden genellikle insanlar karşı kıyıdaki bölgelerde denize giriyorlar.
Koyun ortasında Güvercin adası (39°22'8.61"N, 26°37'54.58"E) ve üzerinde de Ayios Yorgis Manastırının kalıntıları bulunuyor. 1700lü yıllarda inşa edildiği düşünülen bu manastırda korsanlar ihtiyarladıkları zaman günahlarından arınmak için buraya sığınırlarmış.
Deniz kıyısından yola devam ettiğimizde 1922 yılında mübadele ile Girit ve Midilliden gelen Türklerin yerleştirildiği Birinci (39°22'52.05"N, 26°37'28.65"E) ve İkinci Patriça Köyü (39°22'40.35"N, 26°38'27.17"E) olarak anılan yerleşim yerleri var. Mübadele döneminde buraya yerleştirilen Türkler zeytincilik ile uğraşmışlar. Ancak zamanla adanın bu yüzünü terk ederek Cundanın Ayvalıka bakan ön yüzüne taşınmışlar. Birinci Köy, Patriça koyunun en derin yerinde. Burada birkaç tane plaj işleten işletme var.
İkinci Köyde yaşayan sadece bir kişi var, Mahir abi. O da o bölgeden daha ileriye geçilmemesi için orada bir nevi bekçilik yapıyor.
Birinci köyden sonraki yol oldukça dar.
İkinci köyde evler hep terk edilmiş, atıl durumda duruyor. Bu bölgeler milli park ilan edildiğinden çivi çakmak bile yasak. Eskiden Giritliler zeytin toplama zamanı gelip bu evlerde kalırlarmış. Artık zeytinleri toplamak için işçiler günübirlik gelip gidiyorlarmış.
İkinci köyde gidilebilecek en son nokta burası. Buradan ileriye geçmek yasak.
39°22'41.06"N, 26°38'29.47"E
Buradan yaklaşık 1,5km ileride Ayışığı Manastırı (Ayios Dimitri Ta Selina) (39°23'10.24"N, 26°39'17.89"E) var. Ancak tabii ki oraya gidemedim. Ayışığı manastırı bölgesini Sabancı ailesi almış, restore edip bir çeşit misafirhaneye dönüştüreceklermiş. Yoluna da güvenlik görevlilerini dikmişler kimsenin geçişine izin vermiyorlar. 2011 Ocak ayında bitmesi bekleniyormuş. Amacımıza ulaşamadık, inşallah seneye bitmiş haliyle tekrar ziyaret edebilirim.
Dönüş yolunda son bir Ayvalık manzarası.
Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler.










