- Katılım
- 21 Haz 2006
- Mesajlar
- 851
- Konu Yazar
- #1
Çingene ile zeytin ve deniz …..
Gidiyorum diye yazdığım mitolojik yola çıkış yazısına gösterilen ilgiye teşekkür etmekle başlayalım. Ve sipariş veren arkadaşlarımızın da siparişlerini zevkle yerine getirdiğimden emin olsunlar. Aşağıda ki fotolarda da kanıtlarını göreceklerdir .
Programı yaparken çok uzun km yapmak değildi maksadım. İstanbul dan İzmir e kadar diye düşündüm. Dönüşte yinede 2500 km i bulduğumu gördüm. Nasıl yani diye soranlar az sabretsinler aşağıda girdiğim delikleri görünce anlayacaklar. Bizim gibi adamların poposuna en çok motor selesi yakıştığından 10 gün boyunca 2 kez denize girebildim ancak. Hatta İzmir i bile görmeden geri döndüm.
Rota . İstanbul Yenikapı feribot ile Bandırma. Oradan Erdek ve Edincik rampasından itibaren tatilimin başladığını hissettim. o doyumsuz deniz ve zeytin ağaçları manzarası içerisinde ki kıvrılan virajlarda yatıp kalkmanın zevkini iliklerimdeki titreşimlerle duyabiliyordum.
Gönen ilk geceleme noktamdı. Sabah çiği üzerinde başı dumanlı dağları aşarak deniz görmenin zevkini Balya yolunu kullanarak yaşadım. Ege sahillerinde ana yol olmadan tali yol ne varsa onları keşfederek yolumu çizdim. Zeytin ağacı ve zeytine olan tutkumu dindirmek için yüzlerce resim çektim. Anılarla resimlerin bir kısmını paylaşmaya başlayalım.
[
Haddini bilmeyen bir hava aracı Çingene’yle aşık atmak istedi sonucu ortada.
Bundan böyle benim Çingeneme asfalt motoru diyenin dilini bağlarım . Enduro nereye gidiyorsa buda gitti, buraya sadece atla çıkılır denen ne kadar yol varsa hepsine girdim. Arada bir düz asfalt yollarda da Racelere de arkadaşlık etmeyi unutmadı .
Biraz gölge ve dinlenme
Manzaraya karşı biraz poz verelim
Cundadan bazı kareler biraz sonra dar sokak lara gireceğiz ama önce kıyıda biraz keyif yapalım.
İçimizi serinleten şu meşhur sakızlı dondurmanın da tadına baktık.
Fena değil maraşı tutmasa da hatırı sayılır bir lezzeti var.
Tepelerden de koyları seyretmenin keyfi de bir başka çingeneyle
Dar sokaklarda geçmişin nostaljisini yapmak
htmetin dediğini aynen yaptım Afroditle denize girdikten sonra Papalinayıda yedim.
Papalina yerken kıyıdaki kefal yavrularını da ekmekle besledim.
Dikizden de körfez manzarası
Türkiyenin ilk bogaz köprüsünü istanbulda olduğunu biliyordum. Çok iyi bildiğimizi sandığımız şeylerin aslında bazen yanlış olduğunu görmeside insana ayrı bir haz da veriyor.
Patriça diye bir kıyı köyüne gittim.Daha doğrusu tesadüfen buldum. Alibey adasından kırmızı topraklı 13 km lik bir yola sapıyorsun. Gidiş manzarası yer yer muhteşem zeytin ağaçları gölgesinde. Sonunda 10 haneli bir köye geliyorsun. Köyde turistik tesisis bile var. Ama 21. yüzyılda elektirik yok.
Tesisimizin yatak ücreti 25 liradır . Buna ne dahil diye sordum ?
Cevap Tavugun altından alınan sıcak yumurta ,inegin memesinden süt .
Gece ısıracak tüm haşeratta promosyonu.
Burayı bir motor grubu daha önce keşfetmiş . Tabiiki bu yataga 25 gayme ödeyecek salak bir motorcu doğmadı daha onlar çadırlarında
paşalar gibi beleş konaklamışlar bu Allahın koyunda.
BU köylü emmi 78 yaşında tarlada sürüyor inekte güdüyor.
Hiç ametiyat olmammış. Gazte televizyon neyim bilmem diyor. arada sırada transistorlu radyodan ajans dinlerim diyor.
Gaz lambası ve lüx dekor değil kullanılan aydınlatma ekipmanı.
Birazda gün batımı resimleri .Akileos temel senin için Helene burda çok özel selamını bizzat ilettim.
ayvalık limanı birde benden görün
İlk okulda öğrendiğimiz bir köy var uzakta gitmesekte gelmesekte o köy bizim köyümüzdür şarkısının versiyonunu değiştirdik
Bizim Versiyonda Uzakta bir köy varsa o köye gidilir. İşte o zaman o köy bizim köyümüz olur
Zeytin bahçelerinden derlemeler
Benim için yol üstünde bulabileceğim en muhteşem fastfood budur işte.
Yine uzak dağların üzerinde bir köy ama o köy gittiğimiz ve bizim köyümüz.
Köyleri gezmeyi onlarla sohbet etmeyi çocukların motosiklete binme isteklerini gözlerinin içinde görmeyi cok seviyorum. Birde her köyde selamlamadan sonra 1.veya 2. sorunun bu motor kaç para
denmesi beni üzüyordu.
Gezdiğim köylerden birisinde(Yeşilyurt) güzel bir cami içi .
Allahıma şükürler olsunki bize bu güzellikleri ve bunlar içerisinde yaşamı nasip ettiği için .
Çatıda sarmaşık ,yeşilin çok yakıştığı yerlerden biri bence.
BU foto dönüş yolundaki susurluk ayranından kim siparişi vermişti hatırlamıyorum ama sipariş verenin hayrına içtim.
Gidiyorum diye yazdığım mitolojik yola çıkış yazısına gösterilen ilgiye teşekkür etmekle başlayalım. Ve sipariş veren arkadaşlarımızın da siparişlerini zevkle yerine getirdiğimden emin olsunlar. Aşağıda ki fotolarda da kanıtlarını göreceklerdir .
Programı yaparken çok uzun km yapmak değildi maksadım. İstanbul dan İzmir e kadar diye düşündüm. Dönüşte yinede 2500 km i bulduğumu gördüm. Nasıl yani diye soranlar az sabretsinler aşağıda girdiğim delikleri görünce anlayacaklar. Bizim gibi adamların poposuna en çok motor selesi yakıştığından 10 gün boyunca 2 kez denize girebildim ancak. Hatta İzmir i bile görmeden geri döndüm.
Rota . İstanbul Yenikapı feribot ile Bandırma. Oradan Erdek ve Edincik rampasından itibaren tatilimin başladığını hissettim. o doyumsuz deniz ve zeytin ağaçları manzarası içerisinde ki kıvrılan virajlarda yatıp kalkmanın zevkini iliklerimdeki titreşimlerle duyabiliyordum.
Gönen ilk geceleme noktamdı. Sabah çiği üzerinde başı dumanlı dağları aşarak deniz görmenin zevkini Balya yolunu kullanarak yaşadım. Ege sahillerinde ana yol olmadan tali yol ne varsa onları keşfederek yolumu çizdim. Zeytin ağacı ve zeytine olan tutkumu dindirmek için yüzlerce resim çektim. Anılarla resimlerin bir kısmını paylaşmaya başlayalım.
[
Haddini bilmeyen bir hava aracı Çingene’yle aşık atmak istedi sonucu ortada.
Bundan böyle benim Çingeneme asfalt motoru diyenin dilini bağlarım . Enduro nereye gidiyorsa buda gitti, buraya sadece atla çıkılır denen ne kadar yol varsa hepsine girdim. Arada bir düz asfalt yollarda da Racelere de arkadaşlık etmeyi unutmadı .
Biraz gölge ve dinlenme
Manzaraya karşı biraz poz verelim
Cundadan bazı kareler biraz sonra dar sokak lara gireceğiz ama önce kıyıda biraz keyif yapalım.
İçimizi serinleten şu meşhur sakızlı dondurmanın da tadına baktık.
Fena değil maraşı tutmasa da hatırı sayılır bir lezzeti var.
Tepelerden de koyları seyretmenin keyfi de bir başka çingeneyle
Dar sokaklarda geçmişin nostaljisini yapmak
htmetin dediğini aynen yaptım Afroditle denize girdikten sonra Papalinayıda yedim.
Papalina yerken kıyıdaki kefal yavrularını da ekmekle besledim.
Dikizden de körfez manzarası
Türkiyenin ilk bogaz köprüsünü istanbulda olduğunu biliyordum. Çok iyi bildiğimizi sandığımız şeylerin aslında bazen yanlış olduğunu görmeside insana ayrı bir haz da veriyor.
Patriça diye bir kıyı köyüne gittim.Daha doğrusu tesadüfen buldum. Alibey adasından kırmızı topraklı 13 km lik bir yola sapıyorsun. Gidiş manzarası yer yer muhteşem zeytin ağaçları gölgesinde. Sonunda 10 haneli bir köye geliyorsun. Köyde turistik tesisis bile var. Ama 21. yüzyılda elektirik yok.
Tesisimizin yatak ücreti 25 liradır . Buna ne dahil diye sordum ?
Cevap Tavugun altından alınan sıcak yumurta ,inegin memesinden süt .
Gece ısıracak tüm haşeratta promosyonu.
Burayı bir motor grubu daha önce keşfetmiş . Tabiiki bu yataga 25 gayme ödeyecek salak bir motorcu doğmadı daha onlar çadırlarında
paşalar gibi beleş konaklamışlar bu Allahın koyunda.
BU köylü emmi 78 yaşında tarlada sürüyor inekte güdüyor.
Hiç ametiyat olmammış. Gazte televizyon neyim bilmem diyor. arada sırada transistorlu radyodan ajans dinlerim diyor.
Gaz lambası ve lüx dekor değil kullanılan aydınlatma ekipmanı.
Birazda gün batımı resimleri .Akileos temel senin için Helene burda çok özel selamını bizzat ilettim.
ayvalık limanı birde benden görün
İlk okulda öğrendiğimiz bir köy var uzakta gitmesekte gelmesekte o köy bizim köyümüzdür şarkısının versiyonunu değiştirdik
Bizim Versiyonda Uzakta bir köy varsa o köye gidilir. İşte o zaman o köy bizim köyümüz olur
Zeytin bahçelerinden derlemeler
Benim için yol üstünde bulabileceğim en muhteşem fastfood budur işte.
Yine uzak dağların üzerinde bir köy ama o köy gittiğimiz ve bizim köyümüz.
Köyleri gezmeyi onlarla sohbet etmeyi çocukların motosiklete binme isteklerini gözlerinin içinde görmeyi cok seviyorum. Birde her köyde selamlamadan sonra 1.veya 2. sorunun bu motor kaç para
denmesi beni üzüyordu.
Gezdiğim köylerden birisinde(Yeşilyurt) güzel bir cami içi .
Allahıma şükürler olsunki bize bu güzellikleri ve bunlar içerisinde yaşamı nasip ettiği için .
Çatıda sarmaşık ,yeşilin çok yakıştığı yerlerden biri bence.
BU foto dönüş yolundaki susurluk ayranından kim siparişi vermişti hatırlamıyorum ama sipariş verenin hayrına içtim.
Son düzenleme: