Turizm Bakanlığına bağlı bir otelde çalışıyorum. Çift olarak gelenlere evlilik cüzdanı sorma gibi bir hakkım yok. Yaşların 18 ve üstü olması, yanlarında geçerli birer kimlik olması durumunda herkes benim için misafirdir.
Gelen misafirler karşılanır, kimlikler alınıp kontrol edilir, gerekli formlar doldurulup imzalar alınır, ücret tahsil edilir, misafirler odalarına gönderildikten sonra doldurulmuş formlar bilgisayardaki programa işlenir ve Emniyete Bağlı Kimlik Bildirme sistemine anlık bildirimi yapılır. Buraya kadar bir sorun yok değil mi? Sorun burdan sonra başlıyor. Misafirlerin çıkışı sırasında dışarıda gezen sivil ahlak polisi olaya el koyar, bayanı alır, resepsiyonda görevli personeli de alır "senlik bir şey yok, işlemlerini yapmışsın" der. Fakat savcı resepsiyonda çalışan personelin alıkonulmasını, ifadesinin alınmasını ister. İfade, üst arama, doktor raporu, sabah adliyede Hakim karşısına çıkarılma faslı başlar.
İsnat edilen suç ve bireylerin savcının yazısındaki yerleşkeleri şu şekildedir: Dışarıdan beraberce el ele - kol kola gelen erkek "TANIK", bayan "MAĞDURE", resepsiyon görevlisi ve otel işletmecisi "SANIK". Resepsiyon görevlisi ve işletmeci için isnat edilen suç "Fuhuşa yer temin etme ve yataklık".
Artık giriş öncesi insanları sorgulamaya başladık, otele almıyoruz, telefonla rezervasyon alırken bile gelen kişilerin durumlarını irdeleyen sorular sormaya başladık. Otel gibi geçici konaklama yerleri, yaptıkları anlık bildirimlerle, aranması olan, kaçak olan bir çok kişinin emniyetçe bulunmasını sağlar. Fakat bu ve bunun gibi uygulamalarla bu şahıslar kimlerinin sorgulanmayacağı, takip yapılamayan yerleşkelere yönlendiriliyorlar.
Ne diyelim? "Padişahım çok yaşa"...