- Katılım
- 10 Tem 2006
- Mesajlar
- 2,748
- Konu Yazar
- #1
Günlerden salı idi, hafta sonu memlekete gitmek için bahane arıyordum, ancak oğlum ve eşim oldugu için araba ile gidip gelebilirdim,
haftanın son günü bekledim, hayırlısı olurda motosiklet ile gitmek nasip olur dedim ve cumartesiyi bekleyim arabamın hazırlıklarını yapıyordum,
perşembe günü gelen haber ile sevindim, abim ve yengem memlekete gideceklerdi, zira abimin ev taşımak için işi oldugu için gitmesi
gerekiyordu ve cuma günü eşim ve oğlum onlarla gönderdim,
allaha karşı kalbim doğru oldugu için planlarım yoluna girdi ki yeni aldıgım cbf 250 motosikletiim ile ilk uzun yolu ikinci kez memlekete gidecektim.
daha önceden cbf 150 ile gitmiştim, bu sefer cbf 250 ile biraz daha kapsamlı olarak gidecektim karabük'e
asıl hedef yine aynı olacaktı, ama digerinden biraz farklı ve maceralı olacaktı.
annem ve babam memlekette oldugu için onların haberi yoktu, olsa bile kızmamaları elde değil,benim gitmememe neden olabilirdi onların bilmesi.
cuma günü akşam planımı ve rotamı çizdim, motosikletimin hazırlıgı yapıp pazar gecesini beklemeye koyuldum,
planım şöyle idi : pazar gecesi sabah saat 04:00 de kalkıp bolu üzerinden zonguldak çaycumada ki polis yigenimi görüp ordan bartın üzerinden memleketim
olan eflaniye oğlumun ve ailemin yanına ulaşmaktı, planımda 1100 km civarı yol ve 150 tl harcama ayırdım.
ancak 976 km ve 120 tl lik benzin ile gidip geldim.
ilk molamı 171 km sonra bekleme yerinde verdim,
zira cbf 250 beni yormamıştı, ancak acelem olmadıgı için durmamazlık yapmak istemedim.
yola devam
daha sonra otobandan zonguldan ayrımından bartın yoluna girdim.
ormanlık alan çok güzel oldugu için durdum,
önümdeki hava iyice karardı, aslında beni korkutan yola çıkıp yoldaki şartlar veya hava koşulları değildi,
asıl benim korkutugum yola çıkmak idi,
yola çıkmak yolun yarısını bitirmek idi.
hava iyice fenalaştı,
ilk benzinciye girip benzin aldım,260 km de reverveye geçtikten 1 km sonra benzin aldım.
http://img66.imageshack.us/img66/2182/dsc02085medium.jpg[/IMG]
ereğli'yi geçtikten sonra hava gerçkekten karardı, yağmurluklarımı giyip yola devam ettim.
zonguldak sınırına girmiş bulunuyorum, resimde bende olmak isterdim ama sağnak yağmur altına fotograf makinamı bırakamazdım.
zonguldak merkezde hiç durmadım ve direk yigenimin yanına çaycuma ya gittim.
kendisi 3 senelik polis ve dayımın oğlu oluyor,
birkaç saat kaldıktan sonra yola koyuldum.
ve çıkarken yağmur yine yağıyordu.
hızım zaman zaman 120 olsada bazen ibremde 140 km hızla devamlı gittigim oluyordu.
karabük'e geldigimde cep telefonum çalıyordu, açtım ve abim nerede oldugumu sordu,
bende karabük tabelasında resim çekip 1 saat sonra orda olacagımı söyledim, inanmadı bana ve telefonu kapattı.
1 saat ardından eflaniye köyüme gelmiştim, fakat bizim memlekette de şans eseri, festival varmış,
börekler çörekler pastalar hepsi beni bekliyormuş,
direk abimin yanına gittim, öyle bir bakışı vardı ki sormayın,.
yanlarına varmadan önce çantamda olan diger elbiselerimi giymiştim,
yigenim serdarda oradaydı ve beraber tura çıktık, yakın mesafe ve hava alarak tabi.
bu da yarış arabası havalı imiş.
işte oğlum yusuf daha 10 aylık olmasına ragmen beni özledigi gözlerinden bellii, aslında daha erken özlemesi ayrılalı 36 saat olmuştu.
festivalden ayrılıp evin yola düştüm,
burası dedemim ve babannemin mezarlıgı.
pazar akşamı saat 12:30 da yatıp 04:00 de kalktım ve 500 km lik yolu tepmek için motosikletimin genel bakımı yaptıktan sonra
eşimin beni uğurlayıp resim çekmesini istedim,

karabük bolu arası hava gerçekten çok karanlıktı, yanan farımın ışıgını görecek kadar karanlık olmaya başlamıştı.
benzincide durup benzin aldım, ve bende buz gibi bir kola içerek rahatlamış oldum.
bolu dağı tüneline görmeden önceki hava ile tünelin öbür tarafında ki hava gerçekten çok farkılı idi,
sanki başka bir memlekete girmiş gibi aslında arada sadece 1 km vardı.
bolu tünelini geçtikten sonra gaza yüklendim,
ara sıra 100 km sabit hızla gitsemde sanki duracakmış gibi oluyordum,
bazen ise 158 km hıza kadar ulaştıgım oldu.
genelde 140 - 130 km hız arası gidiyordum.

uzun bir yolun ardından 976 km lik yolu 120 tl benzin masrafı ile sağsalim bitirdim.
cbf 150 ile cbf 250 nin uzun yoldaki birkaç farkını yazacagım:
cbf 150 ile uzun yolda koltuk çok kıç ağrıtıyor, zira cbf 250 de böyle bir sorun olmadı,
cbf 250 ile otobanda genel olarak sol şeritte 140 km hızla sabit gidebiliyorum, bu normaldir nede olsa 250 cc, ancak
cbf 250 de olan titreşim cbf 150 de neredeyse yok kadar az,
976 km lik yolu km de 122 kuruş yakarak katettim,
cbf 150 ile 936 km lik yolu ise 110 tl ye katettim.
cbf 150 ilk vitesli motosikletim idi benim, onunla çok mutluydum kanıma kan katma için cbf 250 ile mutluluğa devam ediyorum.
sağlıcakla kalın,
motosiklet üzerindeki 1. uzun yolumu cbf 150 ile karabüke yaptım, 2. uzun yolumu ise cbf 250 ile yaptım,
hayırlısı diyip cbf 250 ile bir uzun yol daha yapmayı planlıyorum
yolun işiyse gidilmek; biz gitmek üzere tayin edilenlerdeniz. 2
haftanın son günü bekledim, hayırlısı olurda motosiklet ile gitmek nasip olur dedim ve cumartesiyi bekleyim arabamın hazırlıklarını yapıyordum,
perşembe günü gelen haber ile sevindim, abim ve yengem memlekete gideceklerdi, zira abimin ev taşımak için işi oldugu için gitmesi
gerekiyordu ve cuma günü eşim ve oğlum onlarla gönderdim,
allaha karşı kalbim doğru oldugu için planlarım yoluna girdi ki yeni aldıgım cbf 250 motosikletiim ile ilk uzun yolu ikinci kez memlekete gidecektim.
daha önceden cbf 150 ile gitmiştim, bu sefer cbf 250 ile biraz daha kapsamlı olarak gidecektim karabük'e
asıl hedef yine aynı olacaktı, ama digerinden biraz farklı ve maceralı olacaktı.
annem ve babam memlekette oldugu için onların haberi yoktu, olsa bile kızmamaları elde değil,benim gitmememe neden olabilirdi onların bilmesi.
cuma günü akşam planımı ve rotamı çizdim, motosikletimin hazırlıgı yapıp pazar gecesini beklemeye koyuldum,
planım şöyle idi : pazar gecesi sabah saat 04:00 de kalkıp bolu üzerinden zonguldak çaycumada ki polis yigenimi görüp ordan bartın üzerinden memleketim
olan eflaniye oğlumun ve ailemin yanına ulaşmaktı, planımda 1100 km civarı yol ve 150 tl harcama ayırdım.
ancak 976 km ve 120 tl lik benzin ile gidip geldim.
ilk molamı 171 km sonra bekleme yerinde verdim,
zira cbf 250 beni yormamıştı, ancak acelem olmadıgı için durmamazlık yapmak istemedim.
yola devam
daha sonra otobandan zonguldan ayrımından bartın yoluna girdim.
ormanlık alan çok güzel oldugu için durdum,
önümdeki hava iyice karardı, aslında beni korkutan yola çıkıp yoldaki şartlar veya hava koşulları değildi,
asıl benim korkutugum yola çıkmak idi,
yola çıkmak yolun yarısını bitirmek idi.
hava iyice fenalaştı,
ilk benzinciye girip benzin aldım,260 km de reverveye geçtikten 1 km sonra benzin aldım.
http://img66.imageshack.us/img66/2182/dsc02085medium.jpg[/IMG]
ereğli'yi geçtikten sonra hava gerçkekten karardı, yağmurluklarımı giyip yola devam ettim.
zonguldak sınırına girmiş bulunuyorum, resimde bende olmak isterdim ama sağnak yağmur altına fotograf makinamı bırakamazdım.
zonguldak merkezde hiç durmadım ve direk yigenimin yanına çaycuma ya gittim.
kendisi 3 senelik polis ve dayımın oğlu oluyor,
birkaç saat kaldıktan sonra yola koyuldum.
ve çıkarken yağmur yine yağıyordu.
hızım zaman zaman 120 olsada bazen ibremde 140 km hızla devamlı gittigim oluyordu.
karabük'e geldigimde cep telefonum çalıyordu, açtım ve abim nerede oldugumu sordu,
bende karabük tabelasında resim çekip 1 saat sonra orda olacagımı söyledim, inanmadı bana ve telefonu kapattı.
1 saat ardından eflaniye köyüme gelmiştim, fakat bizim memlekette de şans eseri, festival varmış,
börekler çörekler pastalar hepsi beni bekliyormuş,
direk abimin yanına gittim, öyle bir bakışı vardı ki sormayın,.
yanlarına varmadan önce çantamda olan diger elbiselerimi giymiştim,
yigenim serdarda oradaydı ve beraber tura çıktık, yakın mesafe ve hava alarak tabi.
bu da yarış arabası havalı imiş.
işte oğlum yusuf daha 10 aylık olmasına ragmen beni özledigi gözlerinden bellii, aslında daha erken özlemesi ayrılalı 36 saat olmuştu.
festivalden ayrılıp evin yola düştüm,
burası dedemim ve babannemin mezarlıgı.
pazar akşamı saat 12:30 da yatıp 04:00 de kalktım ve 500 km lik yolu tepmek için motosikletimin genel bakımı yaptıktan sonra
eşimin beni uğurlayıp resim çekmesini istedim,

karabük bolu arası hava gerçekten çok karanlıktı, yanan farımın ışıgını görecek kadar karanlık olmaya başlamıştı.
benzincide durup benzin aldım, ve bende buz gibi bir kola içerek rahatlamış oldum.
bolu dağı tüneline görmeden önceki hava ile tünelin öbür tarafında ki hava gerçekten çok farkılı idi,
sanki başka bir memlekete girmiş gibi aslında arada sadece 1 km vardı.
bolu tünelini geçtikten sonra gaza yüklendim,
ara sıra 100 km sabit hızla gitsemde sanki duracakmış gibi oluyordum,
bazen ise 158 km hıza kadar ulaştıgım oldu.
genelde 140 - 130 km hız arası gidiyordum.

uzun bir yolun ardından 976 km lik yolu 120 tl benzin masrafı ile sağsalim bitirdim.
cbf 150 ile cbf 250 nin uzun yoldaki birkaç farkını yazacagım:
cbf 150 ile uzun yolda koltuk çok kıç ağrıtıyor, zira cbf 250 de böyle bir sorun olmadı,
cbf 250 ile otobanda genel olarak sol şeritte 140 km hızla sabit gidebiliyorum, bu normaldir nede olsa 250 cc, ancak
cbf 250 de olan titreşim cbf 150 de neredeyse yok kadar az,
976 km lik yolu km de 122 kuruş yakarak katettim,
cbf 150 ile 936 km lik yolu ise 110 tl ye katettim.
cbf 150 ilk vitesli motosikletim idi benim, onunla çok mutluydum kanıma kan katma için cbf 250 ile mutluluğa devam ediyorum.
sağlıcakla kalın,
motosiklet üzerindeki 1. uzun yolumu cbf 150 ile karabüke yaptım, 2. uzun yolumu ise cbf 250 ile yaptım,
hayırlısı diyip cbf 250 ile bir uzun yol daha yapmayı planlıyorum
yolun işiyse gidilmek; biz gitmek üzere tayin edilenlerdeniz. 2