- Katılım
- 22 Tem 2011
- Mesajlar
- 255
Öncelikle çok gerekmedikçe kısa mesafeler için motosiklete binmiyorum. Her binişimde de eğer pantolon ve montumu giymemişsem bile uzun pantolon, diz koruma, eldiven ve kaskımı kullanıyorum. Uzun sayılabilecek yolculuklarda yaza kışa bakmadan gerekli korumalı donanım, motosiklet pantolon, ceket ve termal çorapla birlikte yazlık uzun motosiklet çizmemi giyiyorum. Fan hemen hemen her kırmızı ışıkta ya da her zoraki duruşta çalışıyor. Birkaç dakikalığına katlanıyorum sıcağa. Çok aşırı sıcaklarda trafikte durunca ter içinde kalıp zaman zaman nefes almakta bile zorlandığım olsa da çok şikâyetçiyim diyemem. Sıcakta bütün vücudum pişmiş gibi hissettiğimde olur kimi zaman. Ancak her şeye rağmen yaşadığım ve hala motosiklete binebilecek durumda olduğum için Allahıma şükürler ediyorum ve serzenişte bulunmuyorum. Özelliklede en yakın arkadaşlarımdan birisini motosiklet kazasında kaybettikten sonra şeytanarabasının üzerinde ki en büyük dert yaz sıcağı olsun.
Ama en sonunda birkaç arkadaşın söylediği gibi; gülü seven dikenine katlanıyor. Ayrıca sevdikleri çok dırdır ediyor diye kaç kişi (kadın ya da erkek) sevdiklerinden vazgeçiyor ki?
Ama en sonunda birkaç arkadaşın söylediği gibi; gülü seven dikenine katlanıyor. Ayrıca sevdikleri çok dırdır ediyor diye kaç kişi (kadın ya da erkek) sevdiklerinden vazgeçiyor ki?