Bugün 3 Haziran...

Katılım
5 May 2009
Mesajlar
1,123
NİKBİNLİK

Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
göreceğiz...

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süreceğiz...

Açtık mıydı hele bir
son vitesi,
adedi devir.

Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
ne harikûlâdedir
160 kilometre giderken öpüşmesi...

Hani şimdi bize
cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
yalnız cumaları
yalnız pazarları..

Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap:
açılır kara kaplı kitap:
zindan..

Kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik
kan.

Hani şimdi bizim soframıza
haftada bir et gelir.

Ve
çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir..

Hani şimdi biz..
İnanın:
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göreceğiz.

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süreceğiz.....


Nazım Hikmet - 1930
 
Katılım
18 Eyl 2008
Mesajlar
3,680
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı geride kalanlara...
Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına…
3 HAZİRAN 63'ü…
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,372
Vasiyet

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşulara gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- öyle gibi de görünüyor -
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...

Barviha Sanatoryumu - 27.04.1953

Nazım Hikmet Ran

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacagız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
Içimden bir şey :
belki diyor.

18.02.1945
Nazım Hikmet Ran
 
Katılım
27 Ara 2010
Mesajlar
259
VEDA


Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın!
Sizi canımda
canımın içinde,
kavgamı kafamda götürüyorum.
Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın...
Resimlerdeki kuşlar gibi
dizilip üstüne kumsalın,
mendil sallamayın bana.
İstemez...
Ben dostların gözünde kendimi
boylu boyumca görüyorum...

A dostlar
a kavga dostu
iş kardeşi
a yoldaşlar a..!!.
Tek hecesiz elveda..

Geceler sürecek kapımın sürgüsünü,
pencerelerde yıllar örecek örgüsünü.
Ve ben bir kavga şarkısı gibi haykıracağım
mapusane türküsünü.

Yine görüşürüz
dostlarım benim
yine görüşürüz...
Beraber güneşe güler,
beraber dövüşürüz...

A dostlar
a kavga dostu
iş kardeşi
a yoldaşlar a..!!.
ELVEDA..!!.......
 
Katılım
7 Tem 2007
Mesajlar
4,199
adam 1930 da güzel günler görecegiz çocuklar demiş o güzel günleri torunlarının torunlarının torunu bile torununa nasip edemez bu devirde arkadaş :D
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Nazim Hikmet deyince,aklima heman Can Yücel geliyor.
Bir kahkaha oturuveriyor içime.
Simdi size garip gelecek ama tabi ki sebebi var.

denyonun biri Nazim Hikmet için, Kartpostal saiiri demisti.

sevgili Can Yücel beni kahkahalara bogan su cevabi vermisti.
Kart sensin, postal da sana girsin...

Saygi ile aniyorum.:cat:
 
Katılım
5 Şub 2009
Mesajlar
1,784
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
 
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
1,123
Can baba başka türlü, çok güzel bir insandı...

Unutmadan, o denyo Duygu Asena idi, yanlış hatırlamıyorsam :)

---------- Mesaj ekleme zamanı: 17:37 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 17:30 ----------

DUVAR

O duvar,
o duvarınız,
vız gelir bize vız!
Bizim kuvvetimizdeki hız,
ne din adamının dumanlı vaadinden,
ne de bir hülyanın gönlü yakışındandır.
O yalnız
tarihin o durdurulmaz akışındandır.
Bize karşı koyanlar,
Karşı koymuş demektir:
Maddede hareketin,
yürüyen cemiyetin
ezeli kanunlarına.
Sükun yok, hareket var
bugün yarına çıkar
yarın bugünü yıkar
ve durmadan akar
akar
akar.
Biz bugünün kahramanı,
yarının
münadisiyiz
Biz durmadan akan,
yıkıp yapan
akışın
çizgilenmiş sesiyiz.
Biz,
adımlarını tarihin akışına uyduran
temelleri çöken emperyalizme vuran,
yarını kuranlarız.
O duvar,
o duvarınız,
vız gelir bize vız!

Nazım Hikmet - 1925
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
Usta'nın yokluğunda 1 yıl daha tamamlandı bugün, yazılacak çok şiiri var ama; dizelerinden gerçekleşenler, yaklaşılanlar, uzaklaşılanlar da en az yıllar kadar çabuk değişiyor, geçiyor...
Anadolu'da bir köy mezarlığında görebilmek dileğiyle...

coq' Alıntı:
Nazim Hikmet deyince,aklima heman Can Yücel geliyor.
Bir kahkaha oturuveriyor içime.
Simdi size garip gelecek ama tabi ki sebebi var.

denyonun biri Nazim Hikmet için, Kartpostal saiiri demisti.

sevgili Can Yücel beni kahkahalara bogan su cevabi vermisti.
Kart sensin, postal da sana girsin...

Saygi ile aniyorum.:cat:
Can Yücel deyince aklına bir efsaneden ziyade bir şiiri gelse daha iyiydi Can Baba'nın da:)
Duygu Asena'nın dahil olduğu hikayeyi duyan birçok kişi vardır muhtemelen; ama birkaç şiiri dışında kartpostal şairidir lafını kullanan Ece Ayhan, hakkında Can Yücel'in şiirinde geçenler ise postal girsin'li sözler değil,
küçük iskender
kuşumla fazla oynama sen!
seni becerreceğime, ayol,
büyük iskenderi beceririm!
hem sana şunu da söyleyeyim:
nazım için "gurbette yazdığı şiirler
kartpostal şiiri" diyen ece' nin kendisi
kart bir postal...
dizeleridir.

Bu vesileyle, Can Yücel, Duygu Asena ve Ece Ayhan'ın da 1-2 ay içerisindeki ölüm yıldönümleri gelmeden, şimdiden anmış olalım...
 
Katılım
30 Mar 2006
Mesajlar
933
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

Nazım Hikmet Ran
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Usta'nın yokluğunda 1 yıl daha tamamlandı bugün, yazılacak çok şiiri var ama; dizelerinden gerçekleşenler, yaklaşılanlar, uzaklaşılanlar da en az yıllar kadar çabuk değişiyor, geçiyor...
Anadolu'da bir köy mezarlığında görebilmek dileğiyle...


Can Yücel deyince aklına bir efsaneden ziyade bir şiiri gelse daha iyiydi Can Baba'nın da:)
Duygu Asena'nın dahil olduğu hikayeyi duyan birçok kişi vardır muhtemelen; ama birkaç şiiri dışında kartpostal şairidir lafını kullanan Ece Ayhan, hakkında Can Yücel'in şiirinde geçenler ise postal girsin'li sözler değil,

dizeleridir.

Bu vesileyle, Can Yücel, Duygu Asena ve Ece Ayhan'ın da 1-2 ay içerisindeki ölüm yıldönümleri gelmeden, şimdiden anmış olalım...

Dogrudur.
Biz öyle duyduk, dogrudur yanlistir baska.
Tavir Can Yücel'e yakisir o baska.:)
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst