- Katılım
- 18 Haz 2013
- Mesajlar
- 582
- Konu Yazar
- #1
Herkese selaaam,
Aslında motosiklete uzun süredir merakım var ve zaten yıllardır kullanıyorum. Ehliyetli ve tamamen başlangıç süreçten bahsedeyim.
İlk başlarda Filinta 52 moped ile başladım, fotoğraf makinesi yaygın değildi tabi o zamanlar. Ama sonrasında cupum oldu. Çok keyifli ve çok güçlü bir motor gibi geliyordu bana o zamanlar. Yarı otomatik olması manuel motosiklete geçişimde bir çığır açmıştı resmen. 600rr olsa bu kadar mutlu olmazdı herhalde. O kadar keyif alıyordum ki devamı 125cc bir CG ile devamı geldi. Yalnız son motosikletimi almadan önce bile; yahu cup alayım ne güzel makine hem rahat hemde fiyatları uygun diye içimden bile geçirdim. Hakikatende öyleydi ama debriyajsız bir makine kullanmak istemedim. Şimdi ki motorumun devamını büyük ihtimalle çift silindir 250cc bir motor getirecek. Yine Cup gibi 100cc bir motor aldım ama debriyajlı olması benim için çok iyi oldu. Neyse şimdi cupdan sonra 125lik bir CG geldi. Birazda ondan bahsedeyim de buralarda bir anı olarak kalsın.
Bu aslında benim için devrim gibi bir şey oldu. Debriyajlı bir motorum vardı ve hiç kimse bu böyle sürülür demiyordu. Tamamen kendim öğrendim. Düşe-kalka sulama arklarına girerek bir şekilde öğrendim ve bulduğum her bir kuruşu benzin almak ve gezmek için kullandım. Pişman mıyım? asla! Hepsi benim için birer tecrübe oldu. 125 lik CGden sonra Yine kubanın ybr çakması olan modelini aldım fakat hiç birinin fotoğrafına ulaşamadım. Yaklaşık 4 sene önceydi çünkü. Titreşimsiz bir 125 cc ilede oldukça tecrübe edindim. Sonrasında sıfır bir ybr aldım ama.. sormayın başıma gelenleri.. Polise felan yakalattım.. Çok üzüldüğüm,sinirlendiğim ve pişman olduğum bir satın alma oldu. Sonrasında ise ehliyetim olmadığı için en makul olan elektrikli bisiklet geldi aklıma. Derin araştırmalarım sonucu sokakta görüp bu ne be dediğiniz gıcık elektrikli bisiklet yerine, daha kalıp ve tasarımı hoş bir model seçme kararında bulundum. Uzun , uzun araştırdım ve güzel bir model seçip satın almaya karar verdim.
Elektrikli bisikletim hem iş hayatım hemde kendim için bir soluk olmuştu resmen. Hiç motorumda fiyat belirtmedim ama bunda belirtmek istiyorum. Bu arkadaşı 2.350TLye almıştım. Bir sene içerisinde 600 TL Akü, 180 TL Amartisör, 400 tl beyin değişimi yapıldı nereden baksanız ehliyet ile bir motor alma parasına kadar geldi. Ama 2 sende hakkını verdimn desem yeridir. 15.000 kmde ibre teli kırıldı. Yaklaşık bir 5.000kmde kırık tel ile kullandım ve uzun bir süre beni idare etti. En sonunda sattım ama çok komik bir rakama sattım. Kurtulduğum için aylarca dua ettim.
Piyasada kullanılan herhangi bir elektrikli bisiklet olsaydı paramparça olmuştu
Şu kadar söyliyim 3 kişi mersin turu yaptığımızı bilirim bununla 
Burdan sonrası benim için tamamen büyük bir seçim noktası oldu. Hani bir söz vardı; Küçükken hepimiz bisiklet sürerdik. Büyüyünce korkaklar arabalara kapandı. Cesurlar iki tekeri bırakmadı benimki o hesap oldu. İki teker aşkını bırakamadım. Sekiz ay boyunca ulaşım için topluma taşıma araçlarını kullandım. Elektriklinin bıraktığı etkiyle artık araç almaktan korkuyordum. Aynı sorunları yaşamak istemiyordum. Artık dayanamayacak noktaya geldim ve iki teker olsun, benim olsun diyerek, bilinçli bir motosiklet kullanıcısı olmak istediğimiz farkına vardım. Önce bütçemi yokladım ne alabileceğime, neyin bana iyi gelebileceğine karar verdim. Kuba Çita 100fc modeli çıktı karşıma.
Bilinçli motosiklet kullanıcısı olmak için ekipman lazımdı. Motorumu alır almaz bende ekipmanlarımı tamamlamak için bir telaş içerisine girdim. 15 gün içerisinde çok iyi derecede olmasada tam takır dizdim her şeyi. Artık dizlik , mont , eldiven , kask sayılı cg kullanıcılarından birisiydim. Çakmada olsa bir aksiyon kamerasıda ekledim kaskımın üzerine ve artık her gören ooo baba kaçlık kullanıyorsun demeye başlamıştı. Çünkü bazı 600 lük kullanıcılarına bile çok rast geliyordum kask takmazken boynerden aldığı deri montu giyerken felan
Farklı olmak hoşuma gidiyordu. Açıkcası.. Öyle olmaya da devam edeceğim her zaman. Tavsiyem hiç bir zaman ekipmansız gezmemeniz.
Veee işte karşınızda şimdiki çiceğim. Parça kalitesi , ucuzluğu , bol oluşu yönünden tam bir fiyat/performans ürünü diyebilirim bu motora. Evet ruhumun içindeki apaçiyi daha iyi lanse etmememe de yardımcı oluyor ama yinede çok seviyorum bu aleti. Zaten debriyajlı motoruda bunu kullanarak öğrenmiştim. Şimdi böyle bir motorun kendimin olması beni bayağı bir hoş etti desem yeridir. Yakıt tüketimi konusunda zaten tam bir muamma 8 kuruş gibi bir tüketimi var kmde
yok gibi bir şey yani. Ama işte konfor sıfır abi. Benelliden sonra buna bindiğim zaman ferrariden inip eşşeğe binmiş gibi olmuştum ve allak bullak gelmişti benim motor. Fren yok gibiydi, koltuk yerine banyo taburesinin üstünde oturuyor gibiydim. Ama olsun dedim Elin atından senin eşşeğin iyi olur dedim uğur sus ve sev motorunu ki öyle de devam ediyor. Ufak tefek apaçilikler dışında motorumla çok uyumlu olduk. Allahın izni ilede yaza doğru daha üst segmentleri geçmeyi planlıyorum. Hayırlısı neyse onun olmasını diliyorum herkes için.
Aslında motosiklete uzun süredir merakım var ve zaten yıllardır kullanıyorum. Ehliyetli ve tamamen başlangıç süreçten bahsedeyim.
İlk başlarda Filinta 52 moped ile başladım, fotoğraf makinesi yaygın değildi tabi o zamanlar. Ama sonrasında cupum oldu. Çok keyifli ve çok güçlü bir motor gibi geliyordu bana o zamanlar. Yarı otomatik olması manuel motosiklete geçişimde bir çığır açmıştı resmen. 600rr olsa bu kadar mutlu olmazdı herhalde. O kadar keyif alıyordum ki devamı 125cc bir CG ile devamı geldi. Yalnız son motosikletimi almadan önce bile; yahu cup alayım ne güzel makine hem rahat hemde fiyatları uygun diye içimden bile geçirdim. Hakikatende öyleydi ama debriyajsız bir makine kullanmak istemedim. Şimdi ki motorumun devamını büyük ihtimalle çift silindir 250cc bir motor getirecek. Yine Cup gibi 100cc bir motor aldım ama debriyajlı olması benim için çok iyi oldu. Neyse şimdi cupdan sonra 125lik bir CG geldi. Birazda ondan bahsedeyim de buralarda bir anı olarak kalsın.
Bu aslında benim için devrim gibi bir şey oldu. Debriyajlı bir motorum vardı ve hiç kimse bu böyle sürülür demiyordu. Tamamen kendim öğrendim. Düşe-kalka sulama arklarına girerek bir şekilde öğrendim ve bulduğum her bir kuruşu benzin almak ve gezmek için kullandım. Pişman mıyım? asla! Hepsi benim için birer tecrübe oldu. 125 lik CGden sonra Yine kubanın ybr çakması olan modelini aldım fakat hiç birinin fotoğrafına ulaşamadım. Yaklaşık 4 sene önceydi çünkü. Titreşimsiz bir 125 cc ilede oldukça tecrübe edindim. Sonrasında sıfır bir ybr aldım ama.. sormayın başıma gelenleri.. Polise felan yakalattım.. Çok üzüldüğüm,sinirlendiğim ve pişman olduğum bir satın alma oldu. Sonrasında ise ehliyetim olmadığı için en makul olan elektrikli bisiklet geldi aklıma. Derin araştırmalarım sonucu sokakta görüp bu ne be dediğiniz gıcık elektrikli bisiklet yerine, daha kalıp ve tasarımı hoş bir model seçme kararında bulundum. Uzun , uzun araştırdım ve güzel bir model seçip satın almaya karar verdim.
Elektrikli bisikletim hem iş hayatım hemde kendim için bir soluk olmuştu resmen. Hiç motorumda fiyat belirtmedim ama bunda belirtmek istiyorum. Bu arkadaşı 2.350TLye almıştım. Bir sene içerisinde 600 TL Akü, 180 TL Amartisör, 400 tl beyin değişimi yapıldı nereden baksanız ehliyet ile bir motor alma parasına kadar geldi. Ama 2 sende hakkını verdimn desem yeridir. 15.000 kmde ibre teli kırıldı. Yaklaşık bir 5.000kmde kırık tel ile kullandım ve uzun bir süre beni idare etti. En sonunda sattım ama çok komik bir rakama sattım. Kurtulduğum için aylarca dua ettim.
Burdan sonrası benim için tamamen büyük bir seçim noktası oldu. Hani bir söz vardı; Küçükken hepimiz bisiklet sürerdik. Büyüyünce korkaklar arabalara kapandı. Cesurlar iki tekeri bırakmadı benimki o hesap oldu. İki teker aşkını bırakamadım. Sekiz ay boyunca ulaşım için topluma taşıma araçlarını kullandım. Elektriklinin bıraktığı etkiyle artık araç almaktan korkuyordum. Aynı sorunları yaşamak istemiyordum. Artık dayanamayacak noktaya geldim ve iki teker olsun, benim olsun diyerek, bilinçli bir motosiklet kullanıcısı olmak istediğimiz farkına vardım. Önce bütçemi yokladım ne alabileceğime, neyin bana iyi gelebileceğine karar verdim. Kuba Çita 100fc modeli çıktı karşıma.
Bilinçli motosiklet kullanıcısı olmak için ekipman lazımdı. Motorumu alır almaz bende ekipmanlarımı tamamlamak için bir telaş içerisine girdim. 15 gün içerisinde çok iyi derecede olmasada tam takır dizdim her şeyi. Artık dizlik , mont , eldiven , kask sayılı cg kullanıcılarından birisiydim. Çakmada olsa bir aksiyon kamerasıda ekledim kaskımın üzerine ve artık her gören ooo baba kaçlık kullanıyorsun demeye başlamıştı. Çünkü bazı 600 lük kullanıcılarına bile çok rast geliyordum kask takmazken boynerden aldığı deri montu giyerken felan
Veee işte karşınızda şimdiki çiceğim. Parça kalitesi , ucuzluğu , bol oluşu yönünden tam bir fiyat/performans ürünü diyebilirim bu motora. Evet ruhumun içindeki apaçiyi daha iyi lanse etmememe de yardımcı oluyor ama yinede çok seviyorum bu aleti. Zaten debriyajlı motoruda bunu kullanarak öğrenmiştim. Şimdi böyle bir motorun kendimin olması beni bayağı bir hoş etti desem yeridir. Yakıt tüketimi konusunda zaten tam bir muamma 8 kuruş gibi bir tüketimi var kmde
İşte bu da benim motora başlama hikayem. Hepinize okuduğunuz için teşekkür ederim.