- Katılım
- 29 Mar 2006
- Mesajlar
- 580
- Konu Yazar
- #1
BÖYLE İMİŞ MOTORCU OLMAK…
Bugün motosikletimi alalı tam bir ay oldu. Yıllarca hayalini kurduğum, kimi zaman vazgeçtiğim, kimi zaman uğruna yanıp tutuştuğum bir sevdanın hayata geçişinin birinci ayı doldu. Motosikletimle Moda’ya doğru yol aldım bugün Kadıköy’den. Caddeler geçtim, sokaklar sonra. Moda Parkından, Deniz Kulübünün sırtındaki banklara yöneldim. Motorumu kenara çektim, yan sehpaya alıp motoru stop ettim. Kasım’ın birazcık sisli ama sıcak bir öğleden sonrasıydı. Banklardan birine oturdum, kaskımı, maskemi ve eldivenlerimi çıkartıp banka koydum. Elimde ilk motosikletimin kontak anahtarı, yüzümde bir aydır motosiklete biniyor oluşumun verdiği heyecanla yorgun sırtımı yasladım banka. Karşımda Marmara Denizi, arkamda motosikletim. Denize baktım biraz sevinç biraz da hüzünle karışık. Sonra arkamda yol kenarında nazlı bir kısrak gibi duran motosikletime baktım. Tekrar denize, sonra tekrar dönüp motosikletime baktım. İşte bu baktığım, orada yol kenarında pırıl pırıl koyu kırmızısıyla duran benim motorumdu. Benim bir motosikletim vardı artık. İçimi garip bir heyecan kapladı, birkaç kez daha dönüp baktım motoruma. O anda arkamdaki yolda duran motosiklete bakmak karşımda duran Deniz manzarasına bakmaktan bile şahane geldi bana.
Demek motorcu olmak böyle bir şeydi, motosiklet tutkusu böyle oluyordu demek. Gaz açtıkça, yol aldıkça daha çok bağlanıyordu insan demek motosiklete. Her mola yerinde oturduğu sandalyenin motosikletine dönük olmasını istiyordu demek ki motorcu. Arkasında kalırsa motosikleti, önündeki manzarayı bırakıp arkasındaki motosikletini seyre dalıyordu demek motorcu.
Bir süre daha oturdum o bankta. Kendi kendime “Vay be!” dedim "Artık benim de bir motosikletim var". Bir süre önce sadece bir hayal gibi gelen şey gerçekti artık. Hala garip geliyor, elimdeki anahtara bakıyorum, bazen üzerinde benim adım yazan cebimdeki ruhsata.
İlk birkaç gün pek bir şey hissedemeyişim geliyor aklıma, sonraki bir hafta, on günkü şaşkınlığım. Sanırım şimdilerde farkına varıyorum bir motosiklet sürücüsü olmanın. Şimdilerde zevkine varmaya başlıyorum motosiklet tutkusunun. Bugün yolda yanıma yanaşıp “Abi motor yeni mi, hayırlı olsun güzel motormuş, ben de bundan almak istiyorum” diyen scooterlı sucu çocuğun yüzündeki ifadeyi, benzin istasyonunda imrenerek “Hayırlı olsun abi” diyen pompacı gencin gülümsemesindeki sıcaklığı şimdi idrak ediyorum, şimdi anlıyorum ki ben bir motosiklet sürücüsü olmaya başlıyorum. Şimdi anlıyorum ki motorcu olmak böyle bir şeymiş. Tanrıya bana bunu yaşattığı için şükrediyorum. Bunu düşleyen ve bunu isteyen herkese bu duyguyu tatmak nasip olsun diyorum.
Evimin yolunu tutarken, aklıma bir sürü şey geliyor. Bazı şeyler boğazımda düğümleniyor, kendime verdiğim sözüm geliyor aklıma, “ilk motosikletimle ilk uzun yolum babama olacak, babamın kabrine” demiştim kendi kendime motorsuz günlerde. Şimdi biraz daha tecrübe yapmalı diyorum bu kez de, babam beklemektedir ziyaretimi. Hüzünlü bir tebessümle ağır ağır geçiyorum Kadıköy sokaklarından. Babama kavuşmama biraz daha var, ama anamın sıcak çorbası beklemektedir şimdi beni. Gitmeli.
Clint.(Kasım 2006)
Bugün motosikletimi alalı tam bir ay oldu. Yıllarca hayalini kurduğum, kimi zaman vazgeçtiğim, kimi zaman uğruna yanıp tutuştuğum bir sevdanın hayata geçişinin birinci ayı doldu. Motosikletimle Moda’ya doğru yol aldım bugün Kadıköy’den. Caddeler geçtim, sokaklar sonra. Moda Parkından, Deniz Kulübünün sırtındaki banklara yöneldim. Motorumu kenara çektim, yan sehpaya alıp motoru stop ettim. Kasım’ın birazcık sisli ama sıcak bir öğleden sonrasıydı. Banklardan birine oturdum, kaskımı, maskemi ve eldivenlerimi çıkartıp banka koydum. Elimde ilk motosikletimin kontak anahtarı, yüzümde bir aydır motosiklete biniyor oluşumun verdiği heyecanla yorgun sırtımı yasladım banka. Karşımda Marmara Denizi, arkamda motosikletim. Denize baktım biraz sevinç biraz da hüzünle karışık. Sonra arkamda yol kenarında nazlı bir kısrak gibi duran motosikletime baktım. Tekrar denize, sonra tekrar dönüp motosikletime baktım. İşte bu baktığım, orada yol kenarında pırıl pırıl koyu kırmızısıyla duran benim motorumdu. Benim bir motosikletim vardı artık. İçimi garip bir heyecan kapladı, birkaç kez daha dönüp baktım motoruma. O anda arkamdaki yolda duran motosiklete bakmak karşımda duran Deniz manzarasına bakmaktan bile şahane geldi bana.
Demek motorcu olmak böyle bir şeydi, motosiklet tutkusu böyle oluyordu demek. Gaz açtıkça, yol aldıkça daha çok bağlanıyordu insan demek motosiklete. Her mola yerinde oturduğu sandalyenin motosikletine dönük olmasını istiyordu demek ki motorcu. Arkasında kalırsa motosikleti, önündeki manzarayı bırakıp arkasındaki motosikletini seyre dalıyordu demek motorcu.
Bir süre daha oturdum o bankta. Kendi kendime “Vay be!” dedim "Artık benim de bir motosikletim var". Bir süre önce sadece bir hayal gibi gelen şey gerçekti artık. Hala garip geliyor, elimdeki anahtara bakıyorum, bazen üzerinde benim adım yazan cebimdeki ruhsata.
İlk birkaç gün pek bir şey hissedemeyişim geliyor aklıma, sonraki bir hafta, on günkü şaşkınlığım. Sanırım şimdilerde farkına varıyorum bir motosiklet sürücüsü olmanın. Şimdilerde zevkine varmaya başlıyorum motosiklet tutkusunun. Bugün yolda yanıma yanaşıp “Abi motor yeni mi, hayırlı olsun güzel motormuş, ben de bundan almak istiyorum” diyen scooterlı sucu çocuğun yüzündeki ifadeyi, benzin istasyonunda imrenerek “Hayırlı olsun abi” diyen pompacı gencin gülümsemesindeki sıcaklığı şimdi idrak ediyorum, şimdi anlıyorum ki ben bir motosiklet sürücüsü olmaya başlıyorum. Şimdi anlıyorum ki motorcu olmak böyle bir şeymiş. Tanrıya bana bunu yaşattığı için şükrediyorum. Bunu düşleyen ve bunu isteyen herkese bu duyguyu tatmak nasip olsun diyorum.
Evimin yolunu tutarken, aklıma bir sürü şey geliyor. Bazı şeyler boğazımda düğümleniyor, kendime verdiğim sözüm geliyor aklıma, “ilk motosikletimle ilk uzun yolum babama olacak, babamın kabrine” demiştim kendi kendime motorsuz günlerde. Şimdi biraz daha tecrübe yapmalı diyorum bu kez de, babam beklemektedir ziyaretimi. Hüzünlü bir tebessümle ağır ağır geçiyorum Kadıköy sokaklarından. Babama kavuşmama biraz daha var, ama anamın sıcak çorbası beklemektedir şimdi beni. Gitmeli.
Clint.(Kasım 2006)