- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,546
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
Bolu Yedigöller Kamplarımızın beşincisini gerçekleştirdik.
Sözü fazla uzatmadan fotograflı anlatıma geçeyim...
31 Ekim sabahı erken saatler...Garajda hazır vaziyetteyim. Arkadaşlarla buluşma saatimiz 05.00

Buluşma yerinde bir eksikle arkadaşlarımı beklerken buluyorum. Mutlu ve Hasan gelmiş.

Akabinde Kemal de geldi. Ekip tamam.

Antakya'dan çıkış kilometrem.

Yola koyulduk.

Bende depo küçük (7.8 lt.) Sık durmk gerekecek. Erzin'deyiz.



Adana'ya doğru yollıyoruz. Çukurova sabah saatlerinde herzamanki gibi sisli.

Olmazsa olmazımız Mıstık Usta'da çorba molası için durduğumuzda, güneş bizi karşıladı.



Bol acılı. İnsanı kendine getirir.

Pozantı Damlama.



Devam ediyoruz.










Toroslar'ın muhteşem görüntüleri eşliğinde yol alıyoruz.

Orta Anadolu'nun kıraç topraklarına ulaştık.

Niğde dolayları.



Aksaray Kampüs.
Arkamızdan hızla bir polis ekibi geldi. Hazine bulmuş gibilerdi. Motosiklet kontrolü konusunda kota doldurmak için 4 motosiklet. Hiç te fena değil.
Hoşbeş içinde geçen keyifli bir kontrol oldu.


Akşaray'da öğle yemeği için bir mekanın önüne demir atıyoruz.

Yemek sonrası Tuz Gölü'nün kıyısından, sonsuz düzlüklere sahip yollara sardık.

Bir kontrol daha. Yine bizi gördüğüne sevinen memur arkadaşlar...

Gölbaşı öncesi çay molası.

Ve Ankara-Gölbaşı'ndayız.


Yakıtımızı alıyoruz ve...


Bolu'ya doğru yolumuza devam ediyoruz.

Yaklaştıkça havanın bozmaya başladığını gördük.



Bolu İl Sınırı'ndaki Cankurtaran Mevkii.

10 derece cıvarı. Çok ta soğuk değil.

Bolu öncesi son yakıt.


Bolu'da vakit kaybetmedik. Yedigöller Yolu'na dönüverdik. Gelgelelim hafif yağışın yanısıra yol sisli. Gece olunca da önümüzü görmek iyice zorlaştı.

Neyse, 42 km.lik Yedigöller Yolu'nu bitirdik.

Daha erken gelen arkadaşlarımız karşıladı bizi.

İyi üşümüşüz. Bu güzel oldu. Ateş hazır.

Ali bize makarna yapmak istedi. Ufak bir aksilik yaşansa da makarnayı yaptı.

Böyle de yenir dedik ve üstten üstten yedik.

Çadırlarımızı kurduktan sonra ateşbaşında keyifli sohbetler eşliğinde çekirdek faslına başladık.

01 kasım Cuma.
Sabahın erken saatleri.

Etrafı keşfe çıkıyorum.



Arkadaşlarım kalkmaya başladılar.






Sabah kahvesi.

Gece yağan yağmurla birlikte çadırlarımız kamuflaja bürünmüş.

Etraf herzamanki gibi enfes...


Yağmur inceden devam ediyor.

Motosiklet incelemesi.



Hasan, Bolu'ya gelen arkadaşını garajdan almaya gidiyor.

Bizleri evlerine davet eden arkadaşların bungalowlarına doğru nevalelerimizi alıp hareketlendik. Hepbirlikte kahvaltı yapacağız.

Yolboyu güzel manzaralar.





Geldik.





Of ki ne of...Şahane bir kahvaltı olacak.


Afiyet olsun.


Kahvaltı sonrası çay keyifi.




İncelemelere devam.

Çetin'in denge ayıcıkları.


Tekrar çadır alanına dönüyoruz.

Yağmur biraz arttı. Kamelyaya kaçıyoruz.

Antakya'dan kabak tatlısı getirmiştik. Soğuk havada iyi gider.

Ortam şahane, keyifli.

Etrafımızda sincaplar dansediyor. Fındık veriyoruz. Reddetmiyorlar. Ama utangaçlar. Kapıp kaçıyorlar.


Ve Rıza Kaptan'la Güler Hanım geldi.


En azından oturduğumuz yerleri ve kamp ateşimizi koruyalım düşüncesiyle Rıza Kaptan'a tente niyetine naylon sipariş vermiştik.

Hemencecik serdik.


Güzel oldu.

Güler tedbirli.


Yağmura rağmen her dakika yeni çadırlar katılıyor aramıza.

Bu iki akıllı köpecik, biz tenteyi serince koşarak gelip altına sığındılar.


Çadır alanında belli bir saate kadar ateş yakmak yasak olduğundan akşamüstü tekrar bungalowlara geldik.

Kaptan'ların bungalowu daha büyükmüş.

Çulcu'lar geldi.


Yemekler hazır. Hadi oturalım.


Ve geç saatte Ali Cinkara geldi.

Sözü fazla uzatmadan fotograflı anlatıma geçeyim...
31 Ekim sabahı erken saatler...Garajda hazır vaziyetteyim. Arkadaşlarla buluşma saatimiz 05.00

Buluşma yerinde bir eksikle arkadaşlarımı beklerken buluyorum. Mutlu ve Hasan gelmiş.

Akabinde Kemal de geldi. Ekip tamam.

Antakya'dan çıkış kilometrem.

Yola koyulduk.

Bende depo küçük (7.8 lt.) Sık durmk gerekecek. Erzin'deyiz.



Adana'ya doğru yollıyoruz. Çukurova sabah saatlerinde herzamanki gibi sisli.

Olmazsa olmazımız Mıstık Usta'da çorba molası için durduğumuzda, güneş bizi karşıladı.



Bol acılı. İnsanı kendine getirir.

Pozantı Damlama.



Devam ediyoruz.










Toroslar'ın muhteşem görüntüleri eşliğinde yol alıyoruz.

Orta Anadolu'nun kıraç topraklarına ulaştık.

Niğde dolayları.



Aksaray Kampüs.
Arkamızdan hızla bir polis ekibi geldi. Hazine bulmuş gibilerdi. Motosiklet kontrolü konusunda kota doldurmak için 4 motosiklet. Hiç te fena değil.
Hoşbeş içinde geçen keyifli bir kontrol oldu.


Akşaray'da öğle yemeği için bir mekanın önüne demir atıyoruz.

Yemek sonrası Tuz Gölü'nün kıyısından, sonsuz düzlüklere sahip yollara sardık.

Bir kontrol daha. Yine bizi gördüğüne sevinen memur arkadaşlar...

Gölbaşı öncesi çay molası.

Ve Ankara-Gölbaşı'ndayız.


Yakıtımızı alıyoruz ve...


Bolu'ya doğru yolumuza devam ediyoruz.

Yaklaştıkça havanın bozmaya başladığını gördük.



Bolu İl Sınırı'ndaki Cankurtaran Mevkii.

10 derece cıvarı. Çok ta soğuk değil.

Bolu öncesi son yakıt.


Bolu'da vakit kaybetmedik. Yedigöller Yolu'na dönüverdik. Gelgelelim hafif yağışın yanısıra yol sisli. Gece olunca da önümüzü görmek iyice zorlaştı.

Neyse, 42 km.lik Yedigöller Yolu'nu bitirdik.

Daha erken gelen arkadaşlarımız karşıladı bizi.

İyi üşümüşüz. Bu güzel oldu. Ateş hazır.

Ali bize makarna yapmak istedi. Ufak bir aksilik yaşansa da makarnayı yaptı.

Böyle de yenir dedik ve üstten üstten yedik.

Çadırlarımızı kurduktan sonra ateşbaşında keyifli sohbetler eşliğinde çekirdek faslına başladık.

01 kasım Cuma.
Sabahın erken saatleri.

Etrafı keşfe çıkıyorum.



Arkadaşlarım kalkmaya başladılar.






Sabah kahvesi.

Gece yağan yağmurla birlikte çadırlarımız kamuflaja bürünmüş.

Etraf herzamanki gibi enfes...


Yağmur inceden devam ediyor.

Motosiklet incelemesi.



Hasan, Bolu'ya gelen arkadaşını garajdan almaya gidiyor.

Bizleri evlerine davet eden arkadaşların bungalowlarına doğru nevalelerimizi alıp hareketlendik. Hepbirlikte kahvaltı yapacağız.

Yolboyu güzel manzaralar.





Geldik.





Of ki ne of...Şahane bir kahvaltı olacak.


Afiyet olsun.


Kahvaltı sonrası çay keyifi.




İncelemelere devam.

Çetin'in denge ayıcıkları.


Tekrar çadır alanına dönüyoruz.

Yağmur biraz arttı. Kamelyaya kaçıyoruz.

Antakya'dan kabak tatlısı getirmiştik. Soğuk havada iyi gider.

Ortam şahane, keyifli.

Etrafımızda sincaplar dansediyor. Fındık veriyoruz. Reddetmiyorlar. Ama utangaçlar. Kapıp kaçıyorlar.


Ve Rıza Kaptan'la Güler Hanım geldi.


En azından oturduğumuz yerleri ve kamp ateşimizi koruyalım düşüncesiyle Rıza Kaptan'a tente niyetine naylon sipariş vermiştik.

Hemencecik serdik.


Güzel oldu.

Güler tedbirli.


Yağmura rağmen her dakika yeni çadırlar katılıyor aramıza.

Bu iki akıllı köpecik, biz tenteyi serince koşarak gelip altına sığındılar.


Çadır alanında belli bir saate kadar ateş yakmak yasak olduğundan akşamüstü tekrar bungalowlara geldik.

Kaptan'ların bungalowu daha büyükmüş.

Çulcu'lar geldi.


Yemekler hazır. Hadi oturalım.


Ve geç saatte Ali Cinkara geldi.



































































































































