- Katılım
- 3 Şub 2007
- Mesajlar
- 2,665
- Konu Yazar
- #1
Agility ile 2 kişi Bolu'ya gittik. Bir de çantamız vardı önde.Sele altı bagaj ve arka çanta da dolu idi.
Anlayacağınız bir çeyrek adam kadar da yükümüz vardı.
Dur,zırt pırt dinlen derken 4 saatte Bolu'ya hâsıl olduk.
Ankara'ya dönüşümüz de 5 küsür saat sürdü. Tabi zırp pırt durmadan ötürü 190 km'lik yol bu kadar sürdü.
Hyosung GT250R varken "250'lik makina yetmiyor,bu ne biçim gidiyor" vs. derken tükürdüğümü öyle bir yaladım ki
Şehir içinde 8 kuruş yakan motor şehirler arasında 10,11 kuruş falan yaktı. Bunda yükün ve sürekli son gaz gitmeye çalışmanın etkisi de var(ibrede 100 km/s hızı anca görüyoruz gerçi he he)
Şehirler arası yola bir daha scooter ile 2 kişi çıkmak mı? Aman tövbe!
Sollama yapamadım,kamyonların bile dalga geçtiği bir konuma düştüm. Artçım arkada rahat iken benim belim fena halde ağrıdı. Tabi bellik kullanmama ihmali bana ait(motor hafif olunca da artçı çok etkiliyor)
Diyeceğim ; scooter ile 2 kişi yolculuk hakkaten zor oluyor. Motorun hava soğutmalı olması,dar olması vs. hepsi sıkıntı.
Ankara dönüşünde ise ceza yedim henüz Bolu'dan çıkmadan. Bolu'da ki arkadaşlar motorlu polislerin motosikletlilere göz açtırmadığını söylüyorlardı kask vs. anlamda.
Bolu terminalinin önünde ki(bilen varsa) kavşakta kırmızı ışıkta araçlar bekliyordu. Sağda da YBR'li polis bekliyor. Ben de ışık kırmızı olduğu halde yol müsait diye sağa kıvrılarak devam ettim. Bu yaptığımın normal olduğunu düşünüyordum ki sağımda polis var;aptal mıyım adamın gözünün içine bakarak suç işleyeyim.
Neyse; polis beyefendi arkamızdan sirenler eşliğinde geldi ve "çek sağa" dedi.
Dedim plakayı 06 görünce herhalde ehliyet ruhsat kontrol edecek. Gayet de sakindim kaskım,eksiksiz evraklarım sayesinde.
Polis efendi "hiç ceza yediniz mi?" dedi.
Hayır dedim.
İlk defa yiyeceksiniz o zaman dedi.
Ben de polis de motorlu olduğu için "abi" diye hitapta bulundum aynı araçları kullanmanın verdiği bir samimiyeti düşünerek. (halt etmişiz)
Abi ceza mı yazacaksınız? Şaka yapıyorsunuz herhalde dedim.
Evet ceza yazacağım dedi gayet soğuk bir cevap ile.
Baktım adam şaka maka bagajından ceza makbuzunu çıkarıyor.
Peki neden ceza yazacaksınız dedim.
"Kırmızı ışıkta geçtin. Millet demez mi polisi bile sallamıyor" diye dedi.
Abi kırmızı ışıkta kavşaklarda sağa geçişler serbest değil mi yol müsaitse dedim. Ben bunu böyle biliyorum hakkaten. Şehir içinde de her araç böyle hareket ediyor dedim.
Burası D100 karayolu,canını düşüneceksin arkadaşım dedi.
Ulan şaka maka ceza yiyeceğiz ha dedim.
Ne kadar yazacaksınız dedim. 128 lira kırmızı ışıkta geçme cezası dedi.
İyi bom .ok oldu gezi dedim içimden.
Abi yol paramız bile o kadar değil dedim de adam trafiği tehlikeye atmaktan 61 lira yazdı. (bir tanıdığımızın iddiasına göre bu tavırdaki polisler rüşvet almak için beklermiş,bazı yerler kendi içlerinde ihale ile alınırmış ya alır benden havasını!)
Sütten çıkma akkaşık değilim. Ankara içinde polislerle birkaç diyaloğumuz oldu ama aklıma gelen birisini nakledeyim:
2 sene önce dalgınlıkla kaldırımdan atlatmıştım motoru polisin gözü önünde.
Polis kenara çektirdi. Diğer motorlu arkadaşım kaskı da yoktu(defalarca tak dedik ya ayrı mesele)
Arkadaşa döndü ve senin bak kaskın yok dedi. Ehliyetiniz var mı dedi ve tam davranıyorduk ki "tamam gerek yok" dedi polis.
Bize ettiği nasihat ise :
"Bakın gençler,ben sizin gibi gençleri seviyorum.Benim de sizin gibi üniversite okuyan oğlum var. Kendinize dikkat edin,kaskınızı takın. Size ceza yazmıyorum" şeklinde idi.
Hakkaten acayip hoşuma gitti. Kaldırımdan motor falan atlatmıyorum şimdi trafiğin olduğu alanlarda.
Bolu'da ki polis ise cezayı bastı ve çekti gitti. Hadi ceza falan yazarsın da insan bir hayırlı yolculuklar,dikkat edin vs. der. Hakkaten cezayı bastı ve birşey demeden gitti.
Anlayacağınız bir çeyrek adam kadar da yükümüz vardı.
Dur,zırt pırt dinlen derken 4 saatte Bolu'ya hâsıl olduk.
Ankara'ya dönüşümüz de 5 küsür saat sürdü. Tabi zırp pırt durmadan ötürü 190 km'lik yol bu kadar sürdü.
Hyosung GT250R varken "250'lik makina yetmiyor,bu ne biçim gidiyor" vs. derken tükürdüğümü öyle bir yaladım ki
Şehir içinde 8 kuruş yakan motor şehirler arasında 10,11 kuruş falan yaktı. Bunda yükün ve sürekli son gaz gitmeye çalışmanın etkisi de var(ibrede 100 km/s hızı anca görüyoruz gerçi he he)
Şehirler arası yola bir daha scooter ile 2 kişi çıkmak mı? Aman tövbe!
Sollama yapamadım,kamyonların bile dalga geçtiği bir konuma düştüm. Artçım arkada rahat iken benim belim fena halde ağrıdı. Tabi bellik kullanmama ihmali bana ait(motor hafif olunca da artçı çok etkiliyor)
Diyeceğim ; scooter ile 2 kişi yolculuk hakkaten zor oluyor. Motorun hava soğutmalı olması,dar olması vs. hepsi sıkıntı.
Ankara dönüşünde ise ceza yedim henüz Bolu'dan çıkmadan. Bolu'da ki arkadaşlar motorlu polislerin motosikletlilere göz açtırmadığını söylüyorlardı kask vs. anlamda.
Bolu terminalinin önünde ki(bilen varsa) kavşakta kırmızı ışıkta araçlar bekliyordu. Sağda da YBR'li polis bekliyor. Ben de ışık kırmızı olduğu halde yol müsait diye sağa kıvrılarak devam ettim. Bu yaptığımın normal olduğunu düşünüyordum ki sağımda polis var;aptal mıyım adamın gözünün içine bakarak suç işleyeyim.
Neyse; polis beyefendi arkamızdan sirenler eşliğinde geldi ve "çek sağa" dedi.
Dedim plakayı 06 görünce herhalde ehliyet ruhsat kontrol edecek. Gayet de sakindim kaskım,eksiksiz evraklarım sayesinde.
Polis efendi "hiç ceza yediniz mi?" dedi.
Hayır dedim.
İlk defa yiyeceksiniz o zaman dedi.
Ben de polis de motorlu olduğu için "abi" diye hitapta bulundum aynı araçları kullanmanın verdiği bir samimiyeti düşünerek. (halt etmişiz)
Abi ceza mı yazacaksınız? Şaka yapıyorsunuz herhalde dedim.
Evet ceza yazacağım dedi gayet soğuk bir cevap ile.
Baktım adam şaka maka bagajından ceza makbuzunu çıkarıyor.
Peki neden ceza yazacaksınız dedim.
"Kırmızı ışıkta geçtin. Millet demez mi polisi bile sallamıyor" diye dedi.
Abi kırmızı ışıkta kavşaklarda sağa geçişler serbest değil mi yol müsaitse dedim. Ben bunu böyle biliyorum hakkaten. Şehir içinde de her araç böyle hareket ediyor dedim.
Burası D100 karayolu,canını düşüneceksin arkadaşım dedi.
Ulan şaka maka ceza yiyeceğiz ha dedim.
Ne kadar yazacaksınız dedim. 128 lira kırmızı ışıkta geçme cezası dedi.
İyi bom .ok oldu gezi dedim içimden.
Abi yol paramız bile o kadar değil dedim de adam trafiği tehlikeye atmaktan 61 lira yazdı. (bir tanıdığımızın iddiasına göre bu tavırdaki polisler rüşvet almak için beklermiş,bazı yerler kendi içlerinde ihale ile alınırmış ya alır benden havasını!)
Sütten çıkma akkaşık değilim. Ankara içinde polislerle birkaç diyaloğumuz oldu ama aklıma gelen birisini nakledeyim:
2 sene önce dalgınlıkla kaldırımdan atlatmıştım motoru polisin gözü önünde.
Polis kenara çektirdi. Diğer motorlu arkadaşım kaskı da yoktu(defalarca tak dedik ya ayrı mesele)
Arkadaşa döndü ve senin bak kaskın yok dedi. Ehliyetiniz var mı dedi ve tam davranıyorduk ki "tamam gerek yok" dedi polis.
Bize ettiği nasihat ise :
"Bakın gençler,ben sizin gibi gençleri seviyorum.Benim de sizin gibi üniversite okuyan oğlum var. Kendinize dikkat edin,kaskınızı takın. Size ceza yazmıyorum" şeklinde idi.
Hakkaten acayip hoşuma gitti. Kaldırımdan motor falan atlatmıyorum şimdi trafiğin olduğu alanlarda.
Bolu'da ki polis ise cezayı bastı ve çekti gitti. Hadi ceza falan yazarsın da insan bir hayırlı yolculuklar,dikkat edin vs. der. Hakkaten cezayı bastı ve birşey demeden gitti.