Evet nerede kalmıştık?
Pazara inecektik.
İnelim o zaman…
Hemen bütün yarışlarda motosiklet firmaları ya da ilgili müesseseler tezgah açıyorlar.
Yani Pazar mevzusu yeni gördüğüm bir şey değil tabii ki.
Bol D’or yarışında da Giyim-kuşam, motosikletinizi ve kıyafetlerinizi güzelleştirmek için takı, aksesuar vs. satanlar,sigorta firmaları vb firmalar tezgahlarını açmışlardı.
Hemen yan tarafta ki alanda ise küçük bir lunapark, içilen içki yeterli gelmeyenlere kafaları güzelleştirmek için hazır bekledi.
Yıllar önce bir yaz tatilim sırasında Marmaris’de rastladığım ve denediğimde zevkten bayıldığım bir bangy jumping(böyle mi yazılıyor?) tarzı aleti görünce dayanamayıp yapmaya karar verdim.
Efendim bu aletin bildiğimiz Bangy Jumping den farkı sizi yerden fırlatıyor olması.
Yani kendizi yukarıdan salmıyorsunuz,alet sizi yukarıya hızlı bir şekilde gönderiyor.
İnsan akıldan yoksun olunca bazı detayları hafıza siliyormuş demekki.
Fakat yerden saatte bilmem kaç km hızla fırlayınca beyin normal fonksiyonlarına kavuştu.
Sersem herifin biri olduğumu biliyordum ama bu kadar olduğumu hiç düşünmemiştim.

r:
Hayatımda bu kadar korktuğum tek an, 13 yaşımdayken babamın beni kız arkadaşımla el ele yakaladığı andır.(Nedense)
Başka hiç bir şeyden bu kadar korkmamıştım.
Tabii bu aletle yukarı fırlayana kadar.
Ben bir aşağı bir yukarı mermi gibi inip çıkarken, bir taraftan içimden
“Allah’ım beni niye bu kadar salak yarattın”
diye düşünüp,bir taraftan da dua okumaya çalışıyorum.
Fakat aklıma hiçbir şey gelmiyor.
Besmele kısmını becerdim ama gerisi yok. Demek ki boş zamanlar da bol bol dua pratiği yapmak gerekiyor.
Çünkü akıl kafadan uçtuğunda Kulhüvalla deyip orada kalıyorsunuz.
Neyse indim sonunda.
“Ulen sen daha önce bindin bu alete ama o zaman gençtin.Teneşir paklama çağın gelmiş hala çoluk çocuk işindesin”
diye söylene söylene pazarın yolunu tuttum.
İlk rastladığım stant da gördüğüm şunlar oldu.
Daha bir-kaç dakika önce aklım uçup gitmiş olduğundan ne olduklarını algılamam bir hayli zamanımı aldı.Daha sonra bunların tuning için malzemeler satan bir firmanın ürünü olduklarını görünce anlayabildim.
O gördüğünüz dörtgen ciciler radyatör korumaları,diğerleri ise tuning için kullanılan diğer aksesuarlar ve karenajlar…
Hemen yanında dükkan gibi düzenlenmiş bir çadır var.
Orada şu montu beğendim ama uzaktan.Yakından bakınca hoşuma gitmedi.Fiyatı da fena değil..
Çadırda gözüme çarpan fazla bişey yoktu ve hemen yanına geçtim.
Orada geçtiğimiz aylarda üzerinde yorumlar yaptığımız şu aleti gördüm.
Dün başındaki kalabalık yüzünden doğru dürüst pozlayamadığım bu aleti bu gün boş görünce, oğluma
“geç şuraya bir poz ver bakayım” diyorum.
O da böyle dağınık bir poz veriyor.
Bu alet kayışlıymış yahu. Ya bilmiyordum,ya da okuyup unutmuşum.
İyice incelerken bir şeyler bana ters gelmeye başlıyor.Bu alette bir tuhaflık var. Tuhaflığı baştan algılayamadım. Stanttaki diğer motosikletleri inceleyince jeton düştü..
Motosikletlerin hepsi tuhaftı.
Örneğin şu;
Gaz kolu yok.
Sol tarafı ise şöyle…
Bir Hayabusa, debriyaj yok…
Aaaa! Burdaymış… Debriyajı sağa almışlar..
Önden görünüşü de şöyle…
Bir de Suzuki GSXR 1000 var. Tekere dikkat…
Meğer bu motosikletler sakatlar için özel dizayn edilmiş.
Sakatlıklarının durumuna göre gaz kolu,frenler,debriyaj çeşitli şekillere sokuluyor ve kullanılır hale getiriliyor.
Örneğin aşağıdaki sol kolu olmayan biri için yapılmış.
Bilimdeki ilerlemeyi görünce hevesle kendim için bir motosiklet sipariş ettim ama beyinsizler için yapmıyorlarmış.. (bakınız:
kırkından sonra Bungy Jumping yapanı teneşir paklar)
Hayal kırıklığı içerisinde dolaşmaya devam ediyorum.:mrgreen:
Yan tarafa iki ekran koymuşlar. Birinden yarışı canlı izleyebiliyor, yanındaki ekranda da şu anki sıralamayı takip ediyorsunuz. Bu önemli çünkü uzun soluklu bir yarış olduğundan bir süre sonra kim önde kim arkada birbirine karışıyor. Örneğin yarışın galibi olan Suzuki, rengi çok hoşuma gittiği için takip ettiğim motosikleti gözümün önünde 3 defa geçti. Gerisini siz hesap edin…
Ha rengi hoşuma giden motosiklet şu;
Benim gözlerim iyi görmediğinden ben şu ekranı tercih ettim tabii..
Stantlara göz atmaya devam ediyorum. Örneğin şurada sevdiğiniz bütün markaların tişört ve gömlekleri satılıyor…
Ve yine sevdiğiniz markaların şekerleri.
Şaka şaka. Bildiğiniz şeker işte. Marka falan değil.
Hemen yanındaki çadırda uluslar arası arenadaki tek temsilcimiz ve gururumuz Kenan Sofuoğlu replika kaska rastlıyorum. Etiketteki isme dikkat..
İsmi düzelttirmek düşüncesiyle adama seslenecekken yandaki kaskta da Kagayama’nın ismini kasayama olarak yazılmış olduğunu görünce durumun ümitsiz olduğunu anlayıp vaz geçiyorum. Hızla oradan uzaklaşıyorum.
Hemen yanda bir karavan içinde Shoei kasklarının bedava bakımını yapıyorlar.
Hatta plastik parçaları bile ücretsiz değiştiriyorlar.
Adamları videoya çektim ama fotoğraf almak aklıma gelmemiş.
Daha sonra videoları düzenleyip,yayınlamaya çalışacağım.
Adam benim video çektiğimi görünce, casusmusun? Diye sordu.
Ben de ciddi ciddi evet Nolan’da çalışıyorum dedim…
Karavanın az ilerisinde bu aletleri satıyorlar. Kapış kapış gidiyor. Millet pistte yaptığı dangalaklıkları You Tube da yayınlayabilmek için paraları havada uçuşturuyor.
En ucuzu 180 euro aletlerin.
Ulem ben de mi alsam?
Ben bu çeneyle pazarı daha 3 gün anlatırım size.
İyisi mi Pazar muhabbetini burada keseyim.
Buraya kadar olan kısım legal olan kısımdır.
Bildiğiniz gibi yasal ve kontrollü olan şeyler insanı pek eğlendirmez.
Ve ben asıl eğlencenin nerede olduğunu biliyorum.
Pazar gezisinden sonra hemen oraya koştum..
Bir daha ki bölümde yapılan eğlenceleri anlatacağım.
Bu eğlenceleri anlatırken böyle acayipliklerle karşılaşacaksınız.
Bu adama arkadaşları fena şaka yapmışlar…
Tabii sonra anlatacağım.
Yoruldum.
Artık genç değilim.

Öyle sağlam bir performans beklemeyin benden....
Hepsi ve daha fazlası Motosiklet Net’te. (acayip de reklamcıyımdır.)