- Katılım
- 1 Ağu 2005
- Mesajlar
- 21,819
- Konu Yazar
- #1
Yıl 1991 KIŞI...
Mekan 4 Levent Seyrantepe Polis Lojmanları...3.Blok...
(zamanında çöplükmüş...deniz kumundan yapmışlar blokları...depremde ilk yıkılacak yerlerden biri...pencereleri halen çiftli tahta doğrama)
motörüm şuna benzer bişey...toplama...

meteeee.....oğlum hadi gel yemek sıcakken ye...
annne temem geliyommm dur temizlik bitiyo...
hadi olum bak hasta olucaksın...
ve mutlak üşütür burnum akardı...motorun başında nasıl üşüdüğümü nasıl vaktin geçtiğini anlamazdım...
bi zamanlar deli gibi makina temizlerdim yıkardım...mis gibin yapardım...kapı önünde...hatta yağmurda çamur olmasın diyede binmezdim...tam yaz motorcusuydum...hava bulutlumu hayatta makinaya el sürmezdim...
yan kapaklarını söker karbüratörüne kadar silerdim...onla konuşurdum...nası mutlumusun derdim...biraz hızlı giderdim aman sıkıştırmayım diye gazı keserdim...ama arıza yaptığında uyuz olurdum...
plakası yoktu...babam polisdi ya...bana bişeycikler olmazdı...sanki herkes makinama bakardı...herkesin gözü üzerimdeydi yolda galiba...
toplamaydı...Ayazağa Sedat Usta toplamıştı...toplama bişeydi...her parçası ayrı bir mobiletindi...istikrarlı bir çalışması yoktu...2 gün çalıştımı 1 gün mutlak stop ederdi...
ilk staj maaşımla aldım...2 taksitle...Sıemens Muhasebede stajyerdim Fındıklıda...ama Fındıklıya gitmeye yemiyodu o zamanlar...Seyrantepe birde Akmerkeze gidiyordum yıl 93 lerde...
Akmerkez yeni kurulmuş...bomboş kimse yok tabi...
bisikletimide unutmayalım...eğer cebimde harçlık yoksa bisikletimle giderdim Akmerkeze...benzin bana çok pahalı geliyordu...birde her litre için 1 bardak çay bardağı 2T yağı koyuyordum...karışım için motoru sallar dururdum...
eğer yağ iyi karışmamışsa benzine depoda dibe çöker zor çalışır fena duman atardı...halen Manisa Salihlide mobilet kokusu aldığımda o günlere dönerim...sonradan benzini bidonla alıp yağı katar sallar öyle depoya atardım..
işte biz bu günlerden geldik efendiler...babamız cep harclığı verdi verdi...vermedi makina yatardı...bir kaç kere cepten para yürüttüğümü hatırlarım...biri benzin için biride Beşiktaşdaki atari salonuna oyun oynamak için...deli yıllar yani...eğer harclığı biriktirip benzin parası yaparsam okula yaya veya otostopla giderdim...öğrenci üniformasıyla herkes alırdı tabi...:queen:adam pencereyi açıyo nereye diye...abi farketmez nereye olursa diye atlıyordum...bir gün içinde 10-15 otostop yapıp indi bindi yaptığım olurdu...
beşiktaşa geldimmi sorun yok...otobüslerin arka kapılarından kalabalığa karışıp şoförün o binen gelmeden hareket etmem diye arkaya bağırmasıyla beleş yolculuğumuz sona erer otobüsten atılırdım...:queen:
vatandaşımızda bir sorun yoksa ispiyonlamaz ama otobos şoferi kafayı arkadan binene taktığında ise hemen yumurtlar...hadi len biletin yoksa niye biniyon diye fırçayı atardı...o zamanda böle yüzsüz bi fırlamaydım..
sonrası Yamaha Dt 125 aldım..800 ytl idi heç unutmam...sonrası malum hep küçük cc...belkide çapımızı bildiğimizden hiç yukarılarda gözüm olmadı...arkadaşımız FAZER aldığında ondan fazla sevinmişimdir...neysek oyuzdur diye düşündüm...
e şimdi ne oldu...



depo donmuş sıcak su döktüm...çalışmada sorun çıkarmadı hayret..
sabah bıraktım akşam tek basmada aldı...

makinayı sabah bırakıyorum işyerinin önüne...yüzüne bakmıyorum...
ne oldu bana...zaman ilerledikce hevesimiz kalmadı...ayda bir yıkatmalar arıza olunca ilgilenmeler başladı...
İstanbul dışında motorumu daha çok seviyorum nedense...beni İstanbuldan uzaklaştırdığı bataklıktan çekip bir Pazar günü mutlu ettiği için seviyorum galiba...
İstanbul tüm hayatımızı bitirdi...
bu sıkıcı melmeket bitmiş...
içimizdeki aşkı öldürmüş...
çok kalabalıksın Istanbul...
çok karışıksın Istanbul...
senden nefret ediyorum Istanbul...
ama sana mecburum...
Mekan 4 Levent Seyrantepe Polis Lojmanları...3.Blok...
(zamanında çöplükmüş...deniz kumundan yapmışlar blokları...depremde ilk yıkılacak yerlerden biri...pencereleri halen çiftli tahta doğrama)
motörüm şuna benzer bişey...toplama...

meteeee.....oğlum hadi gel yemek sıcakken ye...
annne temem geliyommm dur temizlik bitiyo...
hadi olum bak hasta olucaksın...
ve mutlak üşütür burnum akardı...motorun başında nasıl üşüdüğümü nasıl vaktin geçtiğini anlamazdım...
bi zamanlar deli gibi makina temizlerdim yıkardım...mis gibin yapardım...kapı önünde...hatta yağmurda çamur olmasın diyede binmezdim...tam yaz motorcusuydum...hava bulutlumu hayatta makinaya el sürmezdim...
yan kapaklarını söker karbüratörüne kadar silerdim...onla konuşurdum...nası mutlumusun derdim...biraz hızlı giderdim aman sıkıştırmayım diye gazı keserdim...ama arıza yaptığında uyuz olurdum...
plakası yoktu...babam polisdi ya...bana bişeycikler olmazdı...sanki herkes makinama bakardı...herkesin gözü üzerimdeydi yolda galiba...
toplamaydı...Ayazağa Sedat Usta toplamıştı...toplama bişeydi...her parçası ayrı bir mobiletindi...istikrarlı bir çalışması yoktu...2 gün çalıştımı 1 gün mutlak stop ederdi...
ilk staj maaşımla aldım...2 taksitle...Sıemens Muhasebede stajyerdim Fındıklıda...ama Fındıklıya gitmeye yemiyodu o zamanlar...Seyrantepe birde Akmerkeze gidiyordum yıl 93 lerde...
bisikletimide unutmayalım...eğer cebimde harçlık yoksa bisikletimle giderdim Akmerkeze...benzin bana çok pahalı geliyordu...birde her litre için 1 bardak çay bardağı 2T yağı koyuyordum...karışım için motoru sallar dururdum...
eğer yağ iyi karışmamışsa benzine depoda dibe çöker zor çalışır fena duman atardı...halen Manisa Salihlide mobilet kokusu aldığımda o günlere dönerim...sonradan benzini bidonla alıp yağı katar sallar öyle depoya atardım..
işte biz bu günlerden geldik efendiler...babamız cep harclığı verdi verdi...vermedi makina yatardı...bir kaç kere cepten para yürüttüğümü hatırlarım...biri benzin için biride Beşiktaşdaki atari salonuna oyun oynamak için...deli yıllar yani...eğer harclığı biriktirip benzin parası yaparsam okula yaya veya otostopla giderdim...öğrenci üniformasıyla herkes alırdı tabi...:queen:adam pencereyi açıyo nereye diye...abi farketmez nereye olursa diye atlıyordum...bir gün içinde 10-15 otostop yapıp indi bindi yaptığım olurdu...
beşiktaşa geldimmi sorun yok...otobüslerin arka kapılarından kalabalığa karışıp şoförün o binen gelmeden hareket etmem diye arkaya bağırmasıyla beleş yolculuğumuz sona erer otobüsten atılırdım...:queen:
vatandaşımızda bir sorun yoksa ispiyonlamaz ama otobos şoferi kafayı arkadan binene taktığında ise hemen yumurtlar...hadi len biletin yoksa niye biniyon diye fırçayı atardı...o zamanda böle yüzsüz bi fırlamaydım..
sonrası Yamaha Dt 125 aldım..800 ytl idi heç unutmam...sonrası malum hep küçük cc...belkide çapımızı bildiğimizden hiç yukarılarda gözüm olmadı...arkadaşımız FAZER aldığında ondan fazla sevinmişimdir...neysek oyuzdur diye düşündüm...
e şimdi ne oldu...



depo donmuş sıcak su döktüm...çalışmada sorun çıkarmadı hayret..

makinayı sabah bırakıyorum işyerinin önüne...yüzüne bakmıyorum...
İstanbul dışında motorumu daha çok seviyorum nedense...beni İstanbuldan uzaklaştırdığı bataklıktan çekip bir Pazar günü mutlu ettiği için seviyorum galiba...
İstanbul tüm hayatımızı bitirdi...
bu sıkıcı melmeket bitmiş...
içimizdeki aşkı öldürmüş...
çok kalabalıksın Istanbul...
çok karışıksın Istanbul...
senden nefret ediyorum Istanbul...
ama sana mecburum...