Bir Yol Hikayesi

Katılım
11 Şub 2006
Mesajlar
24
Değerli motora gönül veren dostlar, bugün bir geziye çıktım ve döndüm. Bundan önce gerçekleştirdiğim son iki geziye her ikisinde de öğle vakti çıkmıştım. Ancak günler öncesinden aldığım bir kararla bugün 05.30 da kalktım ve ilk iş olarak motoru yıkadım. Bir önceki gün işten dönerken dopoyu doldurmuştum. Nereye gideceğim konusuna gelince ''İznik'' ti... Herşey tamamdı yola çıkmadan her zaman ki gibi ilk km. fotoğrafı çektim:

Hava bunaltıcı derecede nemliydi. Saat 07.30'da Eskihisar'dan arabalı vapura binmek için Darıca'nın yolunu tuttum. Cumartesi olması ve tam iş saati olması nedeniyle duraklar, yollar kısacası heryer doluydu. Benim neşeme diyecek yoktu doğrusu. Bir an önce arabalıya binip, kahvaltı etmek için sabırsızlanıyordum. Neyse ki motor kullanmamızın bir de ''artı'' yönü olarak kapaklar yukarı çekilmeden hareket edecek feribota giriş yaptım. Ama o da ne herkes çay sırasında! 20 dk sonra sıra azaldı, bende bi şeyler alıp kahvaltımı yaptım. Bu arada 2-3 motorcu ''ağır abiler'' gözüme çarptı, fakat çok havalıydılar cesaret edip konuşamadım :lol: Yaklaşık 40 dk. lik kısa deniz yolculuğu sonunda Yalova yolundaydım artık:

Yalova'nın merkezine geldikten sonra Orhangazi yönüne devam ettim. Amacım bu güzergahtan İznik'e ulaşmaktı. Bursa yolu çok bozuktu. Hoplaya zıplaya gittim. Bazı yerlerde asfalt o kadar erimişki zamanla kuruyan dere yataklarına benzemiş. Ben kendimi kaptırmış giderken yanlış yön seçmişim ki ama çok ta iyi oldu. Termal'e geldim. Yol boyunca ''Atatürk köşkü'' turistik karayolları levhası içimde merak uyandırdı ve burayı görmeliyim dedim. Geçtiğim yol ağaçlı ve yeni yapılmış asfalttan ibaretti:


Termal tesislerinin önünde '' su düşen şelalesi'' nin yön tabelasını gördüm. Sordum ordaki görevlilere nasıl gidilir diye yarım saat te gidersin dediler ve orayıda aradan çıkartıyım mantığıyla döndüm şelalenin yoluna... Yol dar, eski çok az araç geçiyor ve tehlikeliydi. Bol virajlı yollar neticesinde tepeye çıktım, durdum ve fotoğrafladım. Böcek seslerinden başka ses yoktu:






Uzakta küçük bir göl görünüyor:

Yol başta bitmyecek gibi gelsede toprak zemine dönüyor ve aşağısı inilmeyecek kadar kötü. Ama yukarda bırakamıyorum motoru dua ederek inmeye başlıyorum :roll: . Stop ettiğimde motoru nasıl döndüreceğim düşüncesi içimde dert oluyor. Motor 116 kg olduğu için en kötü arkasını elimle çeviririm diye geçiriyorum içimden :idea: Kendi kendimi rahatlatmak babında tabi. Fotoğraf makinasını çantadan çıkartırken işte saklı kalmış bir güzellik diyorum. Harika bir yer burası. Daha tam olarak neresi nasıl bilemeden ilk fırsatta yine gelmeliyim diyorum. Burda akan irili ufaklı su birikintilerinin dışında hiç ses yok. Başka bir yerdeyim sanki. Burda çok fotoğraf çektim işte sizler için en beğendiklerim:












Motorun park yeri burası :roll:

Motorun üzerine binip yukarıya çıkmayı başarıyorum. Bol kum patinajıyla.
Burda işim bitti diyip sıcağın vizöre çarpmasına dönüyorum. Tekrar termal'in önündeyim. Termal tesislerinin hemen yanıbaşındaymış meğerse Atatürk Arboretumu... Geçmiş yakın zamanda trt 2'de belgeselini izlemiştim. Çok da beğenmiştim. Şimdi görebilecekmiyim içerisini acaba?

Motoru, Köşk'e çıkan dik yokuşa yönlendiriyorum. Çeşit çeşit çiçekler, güzel bir süs havuzu var. Öğreniyorum ki burası ziyaretçilere açık. Bilet ücret: 2 Ytl. Eğer benim gibi fotoğraf çekmek istiyorsanız ayrıca 3 Ytl. daha verip fotoğraf izin bileti almanız gerekiyor. Benden başka orta yaşlı bir çift daha vardı. Onlarda gezmek istiyorlarmış. görevliyi bekliyoruz, rehber eşliğinde gezdiriliyor ATATÜRK Köşü... Elinde anahtarla geliyor ve ilk iş biletlerin yarısını kopartıyor. Bir rehber ve üç ziyaretçi olarak giriyoruz içeriye. Kapı açılır açılmaz tarihin kokusu burnumda. Büyük ve tül kaplı kapılar açıldığında ATA'nın kullandığı ikili takım gözüme çarpıyor. O'nun bu koltuğu kullandığını düşünmek anlatılması zor bir duygu...



Sultan Abdülmecid'in kendi elleriyle yaptığı konsol:

ATA'ya sesini dinletmiş eski Alman malı transistörlü bir radyo:


Yemek odası:

Bu koltuklar Louis devrinden ve aynı takıma ait bir kaç tanesi de Dolmabahçe Sarayında bulunuyormuş.

ATA'nın kahvaltısını yaptığı bahçe manzaralı bambudan yapılmış takım. Bu bambular Türkiye de yetişmiş.

Köşk'ün alt katına bir wc-banyo:

ATA'nın dinlenme odası:

ATA'nın çalışma odası:

Odanın diğer tarafı:

ATA'nın kullandığı takımlar (vitrinde muhafaza ediliyor) :


Saat dokuzu beş geçe de durmuş, bir daha çalışmamacasına:

Rehber çok hızlı anlatıyor, çok fazla bi şey aklımda kalmadı maalesef. Zaten gördüklerim bana fazlasıyla yetti...

ATA bu köşkü 1929 yılında yanlış hatırlamıyorsam 272 gün kullanmış. Üst katta manevi kızlarının odalarını gezerken; rehberin anlattığı; ATATÜRK'ün yedi tane manevi kızı olduğuydu. Bunu bilmiyordum öğrenmiş oldum. Zehra adında ki manevi kızı Fransa'da okurken bir tren kazasında hayatını kaybetmiş. Köşkte ki her şey orijinal olarak korunuyor. Sadece ziyaretçilerin üzerinde yürüdükleri yolluklar ve duvar kağıtları sonradan.
Ve vitrinin içinden bir fotoğraf:

Tarih koklamayı noktalıyorum maalesef yoluma devam etmek üzere motora anahtarı takıyorum. İznik yolunda gözüme merdivenlikaya tabelası çarpıyor. Albeyli ayrımından dönüp 4-5 km gittikten sonra yolun üzerinde sizi bekliyor:

Burdan geriye dönüp kararlaştırdığım güzergaha dönüyorum. Hava bunaltıcı ve sürekli vizöre sinek çarpıyor. İznik'teyim, merkezi dolaşmadan bir iki fot. çekiyorum göl kıyısından:




Sahilden ayrılıp Tarihi bir kaç yer görme bahanesiyle aranıyorum
İşte Lefke kapı:



İznik Arkeoloji müzesini sora sora buluyorum. Girişte bir gişe var içerdeki genç hanım'a sorduğumda, bilet ücretinin 2 Ytl. olduğunu öğreniyorum. Burda ayrıca fotoğraf için ücret alınmıyor. Soruyorum çekmek serbestmi diye. Tripot kullanmıyorsanız ok diyor genç bayan. Monopot olur mu dediğimde tebessüm ediyoruz karşılıklı...
Bahçesi:






Müzenin içi bir ana salon ve iki büyük odadan oluşuyor:























İşte bu kadar benim bu sefer ki gezim... Herkese kazasız günler diliyorum...
 
Katılım
11 Eki 2005
Mesajlar
4,387
Super bir gezi ve essiz resimler. Tebrik ediyorum . Yunanistanda tek bir Akropolis akldi ayakta oda bakimsiz ne oldugu belli degil. Halen bizim atalarimiz Zeus diye kasiliyorlar. Yunanlilar Ege sahilin iki kisminda da hukum surduler ve bizler bu tarihi eserlere super bir sekilde koruduk ama dunya bunu bilmiyor.Bir cok yabanci arkadasim buraya geldiginde sasiriyorlar Efesi gorunce yada Aspendosu inanilmaz diyorlar.Biz bilmiyorduk burda bu eserlerin oldgunu.Ben muzeye 5 ytl vermeye raziyim yeterki dunya bu eserlerin varligini duysun verdigim para buna harcansin.
 
Katılım
21 Eyl 2005
Mesajlar
2,603
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
bravo bravo bravo bizi sanki oralara alıp götürdün....

çok güzel fotoğraflar paylaşımın için teşekkürler ...
 
Katılım
29 Mar 2006
Mesajlar
580
Fotolar güzel, çok kültürel bir gezi yapmışsınız! Bravo.
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
Çok güzel gezmişsin tebrik ederim, fotoğraflar için de ayrıca teşekkürler:rendeer:

Termal'e 1-2 haftadan beri:p, Atatürk Köşkü'ne de geçen yazdan beri gitmiyorum, ikisini de o kadar özlemişim ki.

Birkaç gün içinde tekrar bir Termal+Köşk ziyareti yaparım.
 
Katılım
15 Ağu 2006
Mesajlar
9
çok güzel bi gez iolmuş... Fotoğraflarda şahane..benim tek merak etiğim konu, o dağın tepesinde veya ıssız bi yolda karşımıza köpek çıkarsa napacağımız..köpekten çok korkuyorum da :(
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
12 Nis 2004
Mesajlar
123
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Bir daha bir yere gideceğin zaman haber ver birlikte gidelim..
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst