- Katılım
- 21 Kas 2016
- Mesajlar
- 5,660
- Konu Yazar
- #1
Herkese selamlar.
Doğru düzgün hazırlanma fırsatı bulamadığımız tura 24 Ağustos itibariyle başladık. Aslında @tugbay gibi tur bittikten sonra bir konu açarım her günü yazarım diyordum ama muhtemelen bir çok şeyi hatırlamayacağım için ilk mola gününde bugüne kadar olan kısmı bir anlatayım dedim.
Plan kabaca İstanbul'dan çıkarak önce Bulgaristan üzerinden Romanya'ya geçip Transfaragaşan/Transalpina'yı yapmak (1), oradan Avusturya'ya geçip biraz dinlendikten sonra italya'ya devam edip Stelvio, Sella ve kafamıza göre diğer Dolomiti passlarını yapmak (2) ve sonrasında güneye inip feribotla Yunanistan'a vardıktan sonra Meteora'ya sürmek (3) ve sonunda maalesef yine İstanbul'a dönmek şeklindeydi. Turun adı da böylelikle bir tur üç hac olmuş oldu =)
Tura ben malum Tuareg ile çıktım. Yakın arkadaşım ve onun arkadaşı da R1300GS'leri ile katıldılar. Malzeme eşya vs checklist'i hazırladım ama doğru düzgün kontrol ederek listeye de uymadım. Neler hazırladım neler aldım almadım bunları dönünce yazmayı umuyorum.
Gün 1: 24 Ağustos 2024
Sabah erken saatte yola çıkma planımız hem benim biraz uyuyakalmam hem de gidon çantasını takarken lastik basınç göstergesini sökmem gerekeceğini unutup onu ne yapacağım falan diye hayıflanmam nedeniyle biraz gecikmeyle başladı. Selimpaşa benzinciden 07:45'te teker çeviririz diyorduk ancak benim Maltepe'den çıkmam 07:30'a yaklaşınca arkadaşlar Selimpaşa'dan hareket ettiler. İlk etapta Kırklareli - Dereköy üzerinden Bulgar'a çıkıp Varna'da konaklama planımız vardı. Ancak arkadaşın ilk kez kullanacağı Yunan vizesi olduğu için Yunanistan üzerinden çıkmamız gerekti, biz de İpsala kalabalığı, Tekirdağ yolu vs uğraşmamak için yine otobandan Edirne'ye sürdük ve Pazarkula sınır kapısından çıkış yaptık.
Sınır inanılmaz kalabalıktı, gurbetçilerin dönüş trafiği olsa gerek. İlk giriş kapısında arabaların önüne doğru gidince ilk ve tur boyuncaki tek kornalarımızı burada yemiş bulunduk. =) Türk gümrüğündeki memura sorduğumda "bizim için problem yok araç sahipleri bazen kızıyor" dedi. Önerim, kimseyle dalaşmadan en öne geçip gümrük gişesinin yanına motoru park etmeniz ve motordan inip pasaport elde beklemeniz. Gümrük memurları zaten sizi görünce ellerindeki araba işlemini bitirip size gel gel yapıyorlar.
Bizim gümrüğü bitirdikten sonra devam ettik, ara yol full kuyruk. Kötü kötü bakan hemşerilerimizin yanından yavaş yavaş geçip Yunan gümrüğüne geldik. Orada ne yapalım diye bakarken zaten gümrük polisleri devam edin siz diye işaret ettiler ve yine gişenin önüne motorları çektik. Bir polis memuru gişeden çıktı, yolda denk geldiğimiz diğer iki motorla birlikte 5 motorun evraklarını aldı ve içeri gitti. 10dk kadar sonra çıktı evrakları verdi ve yallah dedi, kısa Yunanistan yolumuza başladık. Kestanelik üzerinden devam edip Kapitan Petko Voyvoda kapısından Bulgaristan'a giriş yaptık. İki gümrük arasında ciddi uzun bir yol olduğu için "ulan acep Bulgar Yunan'dan geleni kontrol etmiyor mu" diye bir düşündüm ama sonra Bulgar gümrüğünden geçip yola koyulduk.
İlk günkü hedefimiz olan Varna'yı bu tarafa gelmişken doğuya gitmeyelim diye Rusçuk olarak değiştirdik, Sofya otobanında OMV'den 100 oktan yakıtımızı aldık ve Habibova dolaylarında otobandan ayrılarak köylerin arasından yukarı doğru gitmeye başladık. Burada tam neresi şu an bilmiyorum ama sanırım Redetski dolaylarında bir yerde bir kaç km bozuk yol / asfaltsız zemine girdik. İki dakika sonra ilk varan geldi, arkadaşlardan birinin telefonu motordan düşmüştü. Geri dönüp bulduk, arka camı kırılmış onun dışında sağlam. Neyse kurtardık diyerek devam ettik, bozuk kısım bitip asfalta geçtikten iki dakika sonra baktım arkamda sadece benim arkadaş var. Durdum, yanıma geldi "plakası düşmüş tesadüfen gördüm" dedi. Tamam dedim dönelim bakalım geri, geri dönmemizle birlikte bunu bana söyleyen benim arkadaşın da plakasının düştüğünü gördüm
Canına yandığımın GS'leri iki gram tırtır bozuk yola girince takır takır plaka düşürmüşler
10metre arayla iki plakayı da bulduk ve devam ettik.
Çok macera oldu ve gümrük geçtik diye uzattım. Sonrasında yolumuza devam ettik. Bir bölgede tahminim Gurkovo - Yantra - Byala arasında orman içinde dağa tırmanmalı inmeli bir nevi Bulgar pass'ına denk geldik ve ben yeminimi bozdum diyerek biraz terör estirmeye başladım. GoPro'nun şarjı bitmişti ama oturup video çekmek için keyfimi bölmeyeceğim diyerek it kopuk gibi devam ettik. Yorgunluk bastırmışken akşam 20:00 gibi Rusçuk'a vardık ve otelde karnımızı doyurup çöküp uykuya geçtik.

Gün 2: 25 Ağustos 2024
Sabah otelden çıktık ve direk Tuna kıyısında olduğumuz için Tuna köprüsü üstünden Romanya'ya girelim dedik. Bulgaristan ve Romanya'da motosikletlere Vignette bedava olduğu gibi Tuna köprüsünde de yine geçiş motosiklete ücretsizdi ve gişe önünden sonraki polis yine kuyruğun en önüne geçmemiz için işaret etti. =) Lakin burada güneş altında bir 20-25dk kadar bekledik çünkü sanırım köprüde çalışma olduğu için trafik tek yönlü olarak veriliyordu. Pişip geberdikten sonra trafik bizim yöne açıldı ve karşıya geçtik. Yine kısa bir pasaport kontrolünden itibaren Romanya'ya girmiştik. Burada Google Maps'in biraz sapıtması nedeniyle önce biraz otobandan sonra otoban dışı bir yoldan devam ederek Transfagaraşan başında Curtea de Argeş kasabasına devam ettik. Yol boyu sıcaktan geberdik desem yeridir. Ayrıca Romanyalı sürücülerin de motosikletlere yol verme alışkanlığına bayıldım. Lakin otomobil sürmek konusunda Yunan kardeşlerimize göre bir tık sıkıntıları var, virajı keserek ya da çizgi üstü keseyazarak gelmeye çok teşnelet =) Yol boyunca etrafı kestiğinde Romence'nin latin kökenli olduğunu bildiğim halde şaşıracağım kadar İtalyanca'ya yakın olduğunu gördüm, bazı şeyleri anlıyorum falan çok garip geldi. O an dedim, lan bunlar latin, üstlerinden sovyetler geçince böyle olmuşlar.. =)
Sorunsuz şekilde Curtea'nın sonundaki Corbeni yakınlarındaki otele geldik, burada iki gece kalacaktık ki ertesi gün çantaları bırakıp hafif şekilde gezelim diye.

Gün 3: 26 Ağustos 2024
Rotanın ilk heyecanlı günü gelmişti. Sabah kahvaltımızı yapıp direk Transfagaraşan'a başladık. Şu kadarını söyleyebilirim, muazzam. Ben özellikle ilk kısmına bayıldım ve yine it kopuk gibi sürmeye başladık. Ara sıra yolda durup fotoğraf çektik, su içtik, "ayıyı gördünüz mü" sohbetleri yapıp devam ettik. Burada zaman zaman bozuk zemin, yamalı yol vs olduğunu söyleyebilirim ama yine de ayı gibi sürülebiliyor. Tırmanış kısmı başladı ben burada biraz tempoyu düşürüp etrafı izlemeye başladım, devasa dağın tırmanışı gerçekten çok etkileyici. Tepeye ulaştık ve kısa tünelin ardından yolun iniş kısmına geldik. Burada çokça motorun durup fotoğraf çektiği yerde biz de mola verdik, fotoğraflarımızı çekip inmeye başladık. Normalde inişleri pek sevmem ama böyle bir asfalt görünce dayanamıyor insan. Gerçekten açtıkça açasınız geliyor ve yol inanılmaz keyifli. "Ulan geri tekrar çıkıp tekrar mı insek" düşünceleriyle inişi bitirdik ve hemen hava da geri ısındı, tüm sevimsizliğiyle otobandan Şebes'e doğru devam ettik. Sırada Transalpina vardı. Transalpina başlarken yine düşük rakımda köyler arasına bir süre pişe pişe gitmeye başladık. Tau Bistro diye tahmin ettiğim küçük köyde öğle yemeği yedikten sonra Transalpina yolundan devam ettik. Yine nefis bir asfalt, bu sefer daha az tırmanış daha çok düz sürüşle gazlamaya başladık. Orman içinde hava da biraz serinlemişti ve yine asfalt müthiş, yollar müthiş insanı terbiyesizliğe sevk ediyor.. Yavaş yavaş tırmanmaya başladık ve Transalpina tepesine gelirken bir anda ıslak zeminle karşılaştık. Zirveye vardığımızda yağmur başladı ve 20-30dk bekledikten sonra yağmurlukları giyip inişe başladık. Saat 18:00 olmuştu, ayı gibi dağdan inecektik ve üçümüzde de sadece siyah vizör vardı =) Şamatalı bir şekilde indik ve Bengeşti'ye kadar inip burada artık yağmurlukları çıkardık. Artık tekrar Corbeni'ye otele dönmemiz lazımdı ve hava yavaştan kararmaya yaklaşmıştı. Köylerin arasında yardır allah diyerek 20:30 gibi otele vardık. Kötü planlamanın önemini bir kere daha anladık. Son 2 saat açıkçası benim gibi gazlamayı tükaka görmeyen birinin bile tasvip etmeyeceği şekilde sürdük, bir süre sonra mecbur vizörleri açtık, bir gözüme sinek çarptı bir de elmacık kemiğime sert bir şey çarptı bayağı canımı yaktı.. Daha iyi planlamak lazım ki insan kendini bu hallere sokmasın.. Sabah 09:00'da çıkıp 20:30'da gelmiştik. Çok yorucu ama çok doyurucu bir sürüş olmuştu.
Günün bir güzel haberi, sonunda İtalya'daki servisten randevu alabilmem oldu. Motor İtalyan passları bittikten sonra 10.500km civarında olacak gibi. Temmuz sonundan beri bir servisten bakım için randevu almaya çalışıyordum, en son bu gün yemekte telefonla ulaşıp randevuyu oluşturabildim. kıçı kırık yağ değişimi kendim de yaparım da garantiden olmayalım durduk yere =)))

Gün 4: 27 Ağustos 2024
Aslında ilk planda ben Transfagaraş+Transalpina'yı aynı gün yaptıktan sonra daha batıda olan Targu Jui'de kalmayı planlamıştım ama çantaları bırakalım aynı otele dönelim dediğimiz için güne yine Curtea de Argeş'in kuzeyinden başladık ve Viyana için önümüzde 915km - 10 saat olarak görünen bir yol vardı. Kasabalar arası yavaş ve trafikli çalışmalı yollardan geçtik ve beklediğimiz yağmur gelince durup yağmurlukları giydik. Transfgaraşan ile Transalpina arasında kalan daha insani geçiş olan yola bağlanmak için Salaturucu köyüne doğru giderken bir anda off-road bir orman yoluna girmiş bulunduk. Yolun başındaki köylülerle anlaşmaya çalıştık ve sonunda zor da olsa yolun 13km böyle gittiğini öğrendik. Benim tabi canıma minnetti =) ama GS'lerden birinde M9RR lastikler olduğu için doğal olarak buraya girmek istemedi. Google Maps'in ara durak eklemeden dümdüz Viyana'ya rotayı buradan çizmesi de çok garip ya, neyse. Alternatif baktık, 50-60km geri dönüp daha güneyden bir yol çiziyorduki ben bir anda arkadaşlarıma "abi ben buradan devam etsem size ayıp olur mu, Tutuleşti diye bir kasaba var orada beklerim sizi" dedim. Tamam dediler.
Tek kelime Romence bilmiyorum, durup fotoğraf çekmek istediğimde telefonun çekmediğini gördüm ve bilmediğim bir ülkede off-road orman köy yollarına tek başıma girdim. beyin bedava =)
Ama müthiş ödüllendiriciydi. Hem 5dk sonra yağmurluğu çıkardım çünkü yükseklerde hava günlük güneşlikti, hem de öyle güzel manzaralarda sürdüm ki, nefisti.. 13km kadar bu off-road yolda gittikten sonra asfalt başladı, yine güzel manzaralarda Tutuleşti'ye geldim ve arkadaşlarımın gelmesi 1 saat sürdü.. =)
Buradan çok trafikli, öyle olmasa çok keyifli olacak bir yol ile Şibiu'ya geldik ve otoban çilesi başlamış oldu. Saatlerce sıkıla sıkıla sürdükten sonra Romanya Macaristan sınırına geldik.. Önceki gün Instagram'a şaka olsun diye "bu sürüşlerden sonra tutuklanmadan önce ülkeden çıkarsak iyidir" demiştim... =) Sınıra geldiğimizde kuyruk başlayınca ben de sağa emniyet şeridi "gibi" olan yere attım ve 50metre sonra polisler bizi çevirdi. Derdimi anlatmaya çalıştım, "evet şurası sınır (20m ileriyi gösteriyor) orada aradan gidipöne geçebilirsin ama burası otobanın parçası olmaz" dedi. Türkiye'de uluslarası ehliyet var, bunları biliyor olmalısın vs anlatıyor..
Dedim haklısın, ben sınırda öncelik var diye söylendiği için böyle devam ettim ve nerede otoban bitiyor neresi sınır çözemedim özür dilerim vs dedim.. Dedi 150eur ceza yazcağız ve ehliyetlerinizi alıyoruz! Ödedikten sonra kağıdı getirip yarın alabilirsin veya 15 gün geçerli bir kayıt vereceğim, Avrupa'nın her yerinde geçer ehliyetin olduğunu belirtir.. yapma etme diyorum yok diyor. "Şimdi ödeyeyim ben nasıl yarın geleceğim benim bu gece Viyana'da olmam lazım" dedim, senden öyle para alamam dedi =) dedim yok öyle demiyorum, resmi olarak ödeyeyim ver ehliyetimi.. Yok diyor.. Ne zaman döneceksin o zaman alırsın ehliyetini dedi.. Dedim Romanya'ya dönmeyeceğim, biraz abarttım dedim ben 15 gün sonra Türkiye'ye bile daha dönmemeiş olacağım falan filan.. kusura bakma dedi gitti ekip arabasının yanına... Arkadaşıma söyledim o da "ehliyeti almak ne demekmiş diye sinirlendi konsolosluğu arayayım" dedi.. Ara dedim ben de, bekliyoruz. 10dk sonra geldi.. Sağdaki bekleme alanını gösterip "buradan geri gidin, alt geçitten geçip ters istikamete Romanya içine doğru sürün.. İlk çıkıştan geri dönün ve gelip otobanda sıraya girin" dedi.. Tövbe tövbe... tamam dedim, arkadaş da diyor o alt geçitte bizi durdurup para isteyecekler çünkü sınır önünde kameralar var.. Ben de öyle düşündüm ama gerçekten öyle döndük geldik, kimse de durdurmadı.. Tekrar sıraya geldiğimizde ise kuyruk azalmıştı direk sınır bölgesi başladı ve arabaların arasından gişenin en önüne kadar geldik.. Kurtulmuş olduk =)
Burada da tekrar gümrükteki memurlara sordum, evet en öne kadar gelebilirsiniz, bazen arabalar hoşnut olmuyor ama sıkıntı yok dedi. Aralardan geçerken sıkışık yerde yol vermek istemeyenler oldu ama en fazla yaptıkları çekilmediler, ne korna ne bir söz vs yok.. İŞlemler bitti ve artık Macaristan'a girmiştik.
Polis macerası da var diye çok uzattım bu günü de =) Sür allah sür, otobandan şişe şişe devam ettik ve Budapeşte yakınlarına geldiğimizde hava patladı. Bir benzincide yağmurlukları giyip devam ettik, hava da karardı.. Macaristan'a ilk girdiğimizdeki benzin molasında Viyana'daki oteli satın almıştık ama hava karardıktan sonra devam ederken bir arkadaş otobanda bir mola yerinde durdu ve "benden bu kadar" dedi. Diğer arkadaş da önden gitmiş arada var 30-40km, ikna etmek için biraz konuştum ama sürüş güvenliği konusu, kendimi biliyorum abi ben karar verdim takılma diyince fazla uzatmadım, yakınlarda bir otele yerleşti ve ben devam ettim.
Artık benzin yeterse durmam arkadaş bitsin lanet yol diyerek Avusturya'ya da girdik ve 09:00 gibi Romanya'dan çıkıp 23:30'da (Avusturya saati 22:30) Viyana'daki otele geldik.. Resmen tecavüz gibi bir sürüş olmuştu, ama bir yandan sınırımı da görmüş oldum.. Eğer bir zaruriye olsaydı 1-1,5 saat kadar daha sürebilirmişim. Ama muhtemelen o kadar.

Gün 5: 28 Ağustos 2024
Sabah kalktım, gidip bir kahve aldım ve şimdi bu konuyu açıyorum. Bugün Viyana'da dinlenme günü. Benim interkomun sol hoparlörü gitti, onun yedek setini bulmaya çalışacağım. Bir de Macaristan'da kalan arkadaşın yan çanta kilidi bozuldu. Maalesef R1300GS'lerin çantalarında böyle bir problem varmış ve BMW şu an satışı da durdurmuş bu nedenle. Çantayı taktık ama artık çıkartmayız ve açılmıyor. Viyana'da bir BMW servisinde bir şekilde çözeceğiz. Bugün dinlendikten sonra yarın İtalya'ya doğru yola çıkacağız.
(Ben konuyu açarken arkadaş servise uğramış kilidi halletmiş ve otele gelmiş uykuya geçmiş =))
Doğru düzgün hazırlanma fırsatı bulamadığımız tura 24 Ağustos itibariyle başladık. Aslında @tugbay gibi tur bittikten sonra bir konu açarım her günü yazarım diyordum ama muhtemelen bir çok şeyi hatırlamayacağım için ilk mola gününde bugüne kadar olan kısmı bir anlatayım dedim.
Plan kabaca İstanbul'dan çıkarak önce Bulgaristan üzerinden Romanya'ya geçip Transfaragaşan/Transalpina'yı yapmak (1), oradan Avusturya'ya geçip biraz dinlendikten sonra italya'ya devam edip Stelvio, Sella ve kafamıza göre diğer Dolomiti passlarını yapmak (2) ve sonrasında güneye inip feribotla Yunanistan'a vardıktan sonra Meteora'ya sürmek (3) ve sonunda maalesef yine İstanbul'a dönmek şeklindeydi. Turun adı da böylelikle bir tur üç hac olmuş oldu =)
Tura ben malum Tuareg ile çıktım. Yakın arkadaşım ve onun arkadaşı da R1300GS'leri ile katıldılar. Malzeme eşya vs checklist'i hazırladım ama doğru düzgün kontrol ederek listeye de uymadım. Neler hazırladım neler aldım almadım bunları dönünce yazmayı umuyorum.
Gün 1: 24 Ağustos 2024
Sabah erken saatte yola çıkma planımız hem benim biraz uyuyakalmam hem de gidon çantasını takarken lastik basınç göstergesini sökmem gerekeceğini unutup onu ne yapacağım falan diye hayıflanmam nedeniyle biraz gecikmeyle başladı. Selimpaşa benzinciden 07:45'te teker çeviririz diyorduk ancak benim Maltepe'den çıkmam 07:30'a yaklaşınca arkadaşlar Selimpaşa'dan hareket ettiler. İlk etapta Kırklareli - Dereköy üzerinden Bulgar'a çıkıp Varna'da konaklama planımız vardı. Ancak arkadaşın ilk kez kullanacağı Yunan vizesi olduğu için Yunanistan üzerinden çıkmamız gerekti, biz de İpsala kalabalığı, Tekirdağ yolu vs uğraşmamak için yine otobandan Edirne'ye sürdük ve Pazarkula sınır kapısından çıkış yaptık.
Sınır inanılmaz kalabalıktı, gurbetçilerin dönüş trafiği olsa gerek. İlk giriş kapısında arabaların önüne doğru gidince ilk ve tur boyuncaki tek kornalarımızı burada yemiş bulunduk. =) Türk gümrüğündeki memura sorduğumda "bizim için problem yok araç sahipleri bazen kızıyor" dedi. Önerim, kimseyle dalaşmadan en öne geçip gümrük gişesinin yanına motoru park etmeniz ve motordan inip pasaport elde beklemeniz. Gümrük memurları zaten sizi görünce ellerindeki araba işlemini bitirip size gel gel yapıyorlar.
Bizim gümrüğü bitirdikten sonra devam ettik, ara yol full kuyruk. Kötü kötü bakan hemşerilerimizin yanından yavaş yavaş geçip Yunan gümrüğüne geldik. Orada ne yapalım diye bakarken zaten gümrük polisleri devam edin siz diye işaret ettiler ve yine gişenin önüne motorları çektik. Bir polis memuru gişeden çıktı, yolda denk geldiğimiz diğer iki motorla birlikte 5 motorun evraklarını aldı ve içeri gitti. 10dk kadar sonra çıktı evrakları verdi ve yallah dedi, kısa Yunanistan yolumuza başladık. Kestanelik üzerinden devam edip Kapitan Petko Voyvoda kapısından Bulgaristan'a giriş yaptık. İki gümrük arasında ciddi uzun bir yol olduğu için "ulan acep Bulgar Yunan'dan geleni kontrol etmiyor mu" diye bir düşündüm ama sonra Bulgar gümrüğünden geçip yola koyulduk.
İlk günkü hedefimiz olan Varna'yı bu tarafa gelmişken doğuya gitmeyelim diye Rusçuk olarak değiştirdik, Sofya otobanında OMV'den 100 oktan yakıtımızı aldık ve Habibova dolaylarında otobandan ayrılarak köylerin arasından yukarı doğru gitmeye başladık. Burada tam neresi şu an bilmiyorum ama sanırım Redetski dolaylarında bir yerde bir kaç km bozuk yol / asfaltsız zemine girdik. İki dakika sonra ilk varan geldi, arkadaşlardan birinin telefonu motordan düşmüştü. Geri dönüp bulduk, arka camı kırılmış onun dışında sağlam. Neyse kurtardık diyerek devam ettik, bozuk kısım bitip asfalta geçtikten iki dakika sonra baktım arkamda sadece benim arkadaş var. Durdum, yanıma geldi "plakası düşmüş tesadüfen gördüm" dedi. Tamam dedim dönelim bakalım geri, geri dönmemizle birlikte bunu bana söyleyen benim arkadaşın da plakasının düştüğünü gördüm
Çok macera oldu ve gümrük geçtik diye uzattım. Sonrasında yolumuza devam ettik. Bir bölgede tahminim Gurkovo - Yantra - Byala arasında orman içinde dağa tırmanmalı inmeli bir nevi Bulgar pass'ına denk geldik ve ben yeminimi bozdum diyerek biraz terör estirmeye başladım. GoPro'nun şarjı bitmişti ama oturup video çekmek için keyfimi bölmeyeceğim diyerek it kopuk gibi devam ettik. Yorgunluk bastırmışken akşam 20:00 gibi Rusçuk'a vardık ve otelde karnımızı doyurup çöküp uykuya geçtik.

Gün 2: 25 Ağustos 2024
Sabah otelden çıktık ve direk Tuna kıyısında olduğumuz için Tuna köprüsü üstünden Romanya'ya girelim dedik. Bulgaristan ve Romanya'da motosikletlere Vignette bedava olduğu gibi Tuna köprüsünde de yine geçiş motosiklete ücretsizdi ve gişe önünden sonraki polis yine kuyruğun en önüne geçmemiz için işaret etti. =) Lakin burada güneş altında bir 20-25dk kadar bekledik çünkü sanırım köprüde çalışma olduğu için trafik tek yönlü olarak veriliyordu. Pişip geberdikten sonra trafik bizim yöne açıldı ve karşıya geçtik. Yine kısa bir pasaport kontrolünden itibaren Romanya'ya girmiştik. Burada Google Maps'in biraz sapıtması nedeniyle önce biraz otobandan sonra otoban dışı bir yoldan devam ederek Transfagaraşan başında Curtea de Argeş kasabasına devam ettik. Yol boyu sıcaktan geberdik desem yeridir. Ayrıca Romanyalı sürücülerin de motosikletlere yol verme alışkanlığına bayıldım. Lakin otomobil sürmek konusunda Yunan kardeşlerimize göre bir tık sıkıntıları var, virajı keserek ya da çizgi üstü keseyazarak gelmeye çok teşnelet =) Yol boyunca etrafı kestiğinde Romence'nin latin kökenli olduğunu bildiğim halde şaşıracağım kadar İtalyanca'ya yakın olduğunu gördüm, bazı şeyleri anlıyorum falan çok garip geldi. O an dedim, lan bunlar latin, üstlerinden sovyetler geçince böyle olmuşlar.. =)
Sorunsuz şekilde Curtea'nın sonundaki Corbeni yakınlarındaki otele geldik, burada iki gece kalacaktık ki ertesi gün çantaları bırakıp hafif şekilde gezelim diye.

Gün 3: 26 Ağustos 2024
Rotanın ilk heyecanlı günü gelmişti. Sabah kahvaltımızı yapıp direk Transfagaraşan'a başladık. Şu kadarını söyleyebilirim, muazzam. Ben özellikle ilk kısmına bayıldım ve yine it kopuk gibi sürmeye başladık. Ara sıra yolda durup fotoğraf çektik, su içtik, "ayıyı gördünüz mü" sohbetleri yapıp devam ettik. Burada zaman zaman bozuk zemin, yamalı yol vs olduğunu söyleyebilirim ama yine de ayı gibi sürülebiliyor. Tırmanış kısmı başladı ben burada biraz tempoyu düşürüp etrafı izlemeye başladım, devasa dağın tırmanışı gerçekten çok etkileyici. Tepeye ulaştık ve kısa tünelin ardından yolun iniş kısmına geldik. Burada çokça motorun durup fotoğraf çektiği yerde biz de mola verdik, fotoğraflarımızı çekip inmeye başladık. Normalde inişleri pek sevmem ama böyle bir asfalt görünce dayanamıyor insan. Gerçekten açtıkça açasınız geliyor ve yol inanılmaz keyifli. "Ulan geri tekrar çıkıp tekrar mı insek" düşünceleriyle inişi bitirdik ve hemen hava da geri ısındı, tüm sevimsizliğiyle otobandan Şebes'e doğru devam ettik. Sırada Transalpina vardı. Transalpina başlarken yine düşük rakımda köyler arasına bir süre pişe pişe gitmeye başladık. Tau Bistro diye tahmin ettiğim küçük köyde öğle yemeği yedikten sonra Transalpina yolundan devam ettik. Yine nefis bir asfalt, bu sefer daha az tırmanış daha çok düz sürüşle gazlamaya başladık. Orman içinde hava da biraz serinlemişti ve yine asfalt müthiş, yollar müthiş insanı terbiyesizliğe sevk ediyor.. Yavaş yavaş tırmanmaya başladık ve Transalpina tepesine gelirken bir anda ıslak zeminle karşılaştık. Zirveye vardığımızda yağmur başladı ve 20-30dk bekledikten sonra yağmurlukları giyip inişe başladık. Saat 18:00 olmuştu, ayı gibi dağdan inecektik ve üçümüzde de sadece siyah vizör vardı =) Şamatalı bir şekilde indik ve Bengeşti'ye kadar inip burada artık yağmurlukları çıkardık. Artık tekrar Corbeni'ye otele dönmemiz lazımdı ve hava yavaştan kararmaya yaklaşmıştı. Köylerin arasında yardır allah diyerek 20:30 gibi otele vardık. Kötü planlamanın önemini bir kere daha anladık. Son 2 saat açıkçası benim gibi gazlamayı tükaka görmeyen birinin bile tasvip etmeyeceği şekilde sürdük, bir süre sonra mecbur vizörleri açtık, bir gözüme sinek çarptı bir de elmacık kemiğime sert bir şey çarptı bayağı canımı yaktı.. Daha iyi planlamak lazım ki insan kendini bu hallere sokmasın.. Sabah 09:00'da çıkıp 20:30'da gelmiştik. Çok yorucu ama çok doyurucu bir sürüş olmuştu.
Günün bir güzel haberi, sonunda İtalya'daki servisten randevu alabilmem oldu. Motor İtalyan passları bittikten sonra 10.500km civarında olacak gibi. Temmuz sonundan beri bir servisten bakım için randevu almaya çalışıyordum, en son bu gün yemekte telefonla ulaşıp randevuyu oluşturabildim. kıçı kırık yağ değişimi kendim de yaparım da garantiden olmayalım durduk yere =)))

Gün 4: 27 Ağustos 2024
Aslında ilk planda ben Transfagaraş+Transalpina'yı aynı gün yaptıktan sonra daha batıda olan Targu Jui'de kalmayı planlamıştım ama çantaları bırakalım aynı otele dönelim dediğimiz için güne yine Curtea de Argeş'in kuzeyinden başladık ve Viyana için önümüzde 915km - 10 saat olarak görünen bir yol vardı. Kasabalar arası yavaş ve trafikli çalışmalı yollardan geçtik ve beklediğimiz yağmur gelince durup yağmurlukları giydik. Transfgaraşan ile Transalpina arasında kalan daha insani geçiş olan yola bağlanmak için Salaturucu köyüne doğru giderken bir anda off-road bir orman yoluna girmiş bulunduk. Yolun başındaki köylülerle anlaşmaya çalıştık ve sonunda zor da olsa yolun 13km böyle gittiğini öğrendik. Benim tabi canıma minnetti =) ama GS'lerden birinde M9RR lastikler olduğu için doğal olarak buraya girmek istemedi. Google Maps'in ara durak eklemeden dümdüz Viyana'ya rotayı buradan çizmesi de çok garip ya, neyse. Alternatif baktık, 50-60km geri dönüp daha güneyden bir yol çiziyorduki ben bir anda arkadaşlarıma "abi ben buradan devam etsem size ayıp olur mu, Tutuleşti diye bir kasaba var orada beklerim sizi" dedim. Tamam dediler.
Tek kelime Romence bilmiyorum, durup fotoğraf çekmek istediğimde telefonun çekmediğini gördüm ve bilmediğim bir ülkede off-road orman köy yollarına tek başıma girdim. beyin bedava =)
Ama müthiş ödüllendiriciydi. Hem 5dk sonra yağmurluğu çıkardım çünkü yükseklerde hava günlük güneşlikti, hem de öyle güzel manzaralarda sürdüm ki, nefisti.. 13km kadar bu off-road yolda gittikten sonra asfalt başladı, yine güzel manzaralarda Tutuleşti'ye geldim ve arkadaşlarımın gelmesi 1 saat sürdü.. =)
Buradan çok trafikli, öyle olmasa çok keyifli olacak bir yol ile Şibiu'ya geldik ve otoban çilesi başlamış oldu. Saatlerce sıkıla sıkıla sürdükten sonra Romanya Macaristan sınırına geldik.. Önceki gün Instagram'a şaka olsun diye "bu sürüşlerden sonra tutuklanmadan önce ülkeden çıkarsak iyidir" demiştim... =) Sınıra geldiğimizde kuyruk başlayınca ben de sağa emniyet şeridi "gibi" olan yere attım ve 50metre sonra polisler bizi çevirdi. Derdimi anlatmaya çalıştım, "evet şurası sınır (20m ileriyi gösteriyor) orada aradan gidipöne geçebilirsin ama burası otobanın parçası olmaz" dedi. Türkiye'de uluslarası ehliyet var, bunları biliyor olmalısın vs anlatıyor..
Dedim haklısın, ben sınırda öncelik var diye söylendiği için böyle devam ettim ve nerede otoban bitiyor neresi sınır çözemedim özür dilerim vs dedim.. Dedi 150eur ceza yazcağız ve ehliyetlerinizi alıyoruz! Ödedikten sonra kağıdı getirip yarın alabilirsin veya 15 gün geçerli bir kayıt vereceğim, Avrupa'nın her yerinde geçer ehliyetin olduğunu belirtir.. yapma etme diyorum yok diyor. "Şimdi ödeyeyim ben nasıl yarın geleceğim benim bu gece Viyana'da olmam lazım" dedim, senden öyle para alamam dedi =) dedim yok öyle demiyorum, resmi olarak ödeyeyim ver ehliyetimi.. Yok diyor.. Ne zaman döneceksin o zaman alırsın ehliyetini dedi.. Dedim Romanya'ya dönmeyeceğim, biraz abarttım dedim ben 15 gün sonra Türkiye'ye bile daha dönmemeiş olacağım falan filan.. kusura bakma dedi gitti ekip arabasının yanına... Arkadaşıma söyledim o da "ehliyeti almak ne demekmiş diye sinirlendi konsolosluğu arayayım" dedi.. Ara dedim ben de, bekliyoruz. 10dk sonra geldi.. Sağdaki bekleme alanını gösterip "buradan geri gidin, alt geçitten geçip ters istikamete Romanya içine doğru sürün.. İlk çıkıştan geri dönün ve gelip otobanda sıraya girin" dedi.. Tövbe tövbe... tamam dedim, arkadaş da diyor o alt geçitte bizi durdurup para isteyecekler çünkü sınır önünde kameralar var.. Ben de öyle düşündüm ama gerçekten öyle döndük geldik, kimse de durdurmadı.. Tekrar sıraya geldiğimizde ise kuyruk azalmıştı direk sınır bölgesi başladı ve arabaların arasından gişenin en önüne kadar geldik.. Kurtulmuş olduk =)
Burada da tekrar gümrükteki memurlara sordum, evet en öne kadar gelebilirsiniz, bazen arabalar hoşnut olmuyor ama sıkıntı yok dedi. Aralardan geçerken sıkışık yerde yol vermek istemeyenler oldu ama en fazla yaptıkları çekilmediler, ne korna ne bir söz vs yok.. İŞlemler bitti ve artık Macaristan'a girmiştik.
Polis macerası da var diye çok uzattım bu günü de =) Sür allah sür, otobandan şişe şişe devam ettik ve Budapeşte yakınlarına geldiğimizde hava patladı. Bir benzincide yağmurlukları giyip devam ettik, hava da karardı.. Macaristan'a ilk girdiğimizdeki benzin molasında Viyana'daki oteli satın almıştık ama hava karardıktan sonra devam ederken bir arkadaş otobanda bir mola yerinde durdu ve "benden bu kadar" dedi. Diğer arkadaş da önden gitmiş arada var 30-40km, ikna etmek için biraz konuştum ama sürüş güvenliği konusu, kendimi biliyorum abi ben karar verdim takılma diyince fazla uzatmadım, yakınlarda bir otele yerleşti ve ben devam ettim.
Artık benzin yeterse durmam arkadaş bitsin lanet yol diyerek Avusturya'ya da girdik ve 09:00 gibi Romanya'dan çıkıp 23:30'da (Avusturya saati 22:30) Viyana'daki otele geldik.. Resmen tecavüz gibi bir sürüş olmuştu, ama bir yandan sınırımı da görmüş oldum.. Eğer bir zaruriye olsaydı 1-1,5 saat kadar daha sürebilirmişim. Ama muhtemelen o kadar.

Gün 5: 28 Ağustos 2024
Sabah kalktım, gidip bir kahve aldım ve şimdi bu konuyu açıyorum. Bugün Viyana'da dinlenme günü. Benim interkomun sol hoparlörü gitti, onun yedek setini bulmaya çalışacağım. Bir de Macaristan'da kalan arkadaşın yan çanta kilidi bozuldu. Maalesef R1300GS'lerin çantalarında böyle bir problem varmış ve BMW şu an satışı da durdurmuş bu nedenle. Çantayı taktık ama artık çıkartmayız ve açılmıyor. Viyana'da bir BMW servisinde bir şekilde çözeceğiz. Bugün dinlendikten sonra yarın İtalya'ya doğru yola çıkacağız.
(Ben konuyu açarken arkadaş servise uğramış kilidi halletmiş ve otele gelmiş uykuya geçmiş =))




























