Bir Hukuk Katliamı Daha

Katılım
22 Ağu 2005
Mesajlar
83
Hukuksuzluğun cenneti Türkiye'de, hukuk literatürüne geçecek bir skandal daha yaşandı.

Daha önce "yanlış hesaplama(!)" yüzünden, Bahçelievler Katliamı ve Susurluk Çetesi gibi davlardan hüküm giymiş eli kanlı katil Haluk Kırcı serbest bırakılmış, "hata" düzeltildiğinde ise çoktan kayıplara karışmıştı. Gene Haluk Kırcı gibi bir katil olan Mehmet Ali Ağca, 12 Ocak 2006 tarihinde, az buçuk matematik ve hukuk bilgisi olan kimsenin anlayamadığı bir şekilde serbest bırakılmıştır. Kendisi iki idam, bir müebbet hapis, bir de 36 yıl ağır hapis cezası almasına rağmen, nasıl olduysa sadece 5.5 yıl sonra salıverilmiştir.

Tabii bunda Rahşan Ecevit gibi, oy toplamak için cinayet, tecavüz, hırsızlık,gasp gibi suçlar işleyenleri salıveren ve cezaların caydırıcılığını ortadan kaldırıp suç oranını iyiden iyiye arttıran "genel af"ları çıkartanların da payı var kuşkusuz (bu afların düşünce suçlularına hiçbir faydası olmaması da ayrı bir hukuk şaheseridir. Adam öldüren dışarıda, kitap yazan içeride, nasıl bir zihniyetse artık.)

Hele Adalet Bakanı geçinen Cemil Çiçek'in, Ağca tahliye olmak üzereyken "dosyayı incelemedim ama inceleyeceğim" gibi bir yorumu nasıl yapabildiğine hiç girmek istemiyorum. Gerçi bir İmam Hatip mezununun Başbakan olduğu bir kabinenin Adalet Bakanının böyle saçmalamasına şaşırmamak lazım.

İşin dikkat edilmesi gereken bir diğer yanı da, Haluk Kırcı ve Mehmet Ali Ağca'nın ikisinin de faşist çevrelerle sıkı fıkı olmalarıdır (MHP ve Ülkü Ocağı bağlantılarından bahsediyorum). 12 Eylül öncesinde derin devlet-MHP-ordu-polis-CIA ilişkisi zaten biliniyor, tabii devletin bütün terör eylemlerinde kullandığı adamlarını kollamasında şaşılacak bir şey yok.
Asıl şaşılacak şey, Mehmet Ali Ağca'yı bayraklarla, tezahüratlarla karşılayanların karşısında dikilecek bir protestocu grubun olmamasıdır. Hava bile tahliyeye muhalefet ederken, kimsenin protesto zahmetine girmemesi anlaşılır gibi değil.

Siyasi ve hukuki yönlerini bir tarafa bırakalım, bu sefer de olayın insani boyutu devreye giriyor.

Ağca'nın (muhtemelen devlet emriyle ve/veya desteğiyle) katlettiği Abdi İpekçi'nin kızı bakın neler diyor:
"Babamın katili yarın tahliye olacakmış. Duygu ve düşüncelerim sorulduğunda biraz şaşırıyorum. Ağca, bence sadece babam Abdi İpekçi'nin katili değil. Ben, onu bizim Milli Katilimiz olarak görüyorum. O Vatikan'da Papa suikastı girişimiyle adını "Türk katil" olarak duyurmuş biri. "Katil" ile "Türk" sözünün yan yana gelmesine sebep olan bir kişi. Onun katilliği hepimizi ilgilendirmeliydi. Biz hepimiz onun katilliğinden, katletme girişiminden şikâyetçi olabilmeliydik. Öç duygusuyla değil, cezalandırma isteğiyle değil, insan öldürmenin caydırıcılığını sağlamak için yapabilmeliydik bunu. "Türkler, hem çok hem de kolay öldürür" görüntüsünden "Türkler yaşama hakkına, insan hakkına saygılıdır" aşamasına geçebilmek için yapabilmeliydik. Bu aşamaya şu veya bu topluluğun içinde bulunmak için değil, kendi vicdanımız, insanlık onurumuz için gelebilmeliydik. Demek ki henüz o aşamaya gelmemişiz. Ağca'nın kurşunlarıyla babamın bedeninin delik deşik edildiği sokakta yüzlerce kişi bundan on gün önce coşku içinde yeni yıl kutlaması yaptı. Bugün eğer yüzlerce kişi katillerle birlikte yaşamak istemediğini söyleme ihtiyacı duymuyorsa, bu tahliye işleminin, onun ardındaki çalışmanın nedenlerini öğrenmek istemiyorsa, benim sözlerimin hiçbir anlamının olmayacağını düşünüyorum. Babam da Papa gibi sağ kalabilseydi, o da rahatlıkla kendi suikast girişimcisini affedebilirdi. İdam cezasına asla gönlü razı olmazdı. Ama hukuk sisteminin bu kadar çarpıtılmasına, öldüren gücün bu kadar yüceltilmesine, Türkiye'nin bu kadar aşağılanmasına, "siyasi cinayetler dönemi" diye adlandıracağımız bir dönemin karanlıkta bırakılması çabalarına da gönlü razı olmazdı. Katilleri tespit ve teşhir edilememiş, büyük bir çoğunluğu cezalandırılmamış siyasi cinayetleri bol bir toplumun bireyi olarak bugün acı bir çığlık atmamı beklemeyin benden. Bu, benim konum olmasın, benim fotoğrafım, iki ailenin karşılaşmasının fotoğrafı olmasın. Bugün gelinen aşama, bizim, hepimizin fotoğrafıdır." Nükhet İpekçi İzet

Konu Orhan Pamuk veya Ermeni Soykırımına gelince mangalda kül bırakmayan "milliyetçiler", "katil Türk" imajına büyük katkılarda bulunmuş olan Ağca salınırken nerelerdeydi acaba?

Son sözü de Can Dündar'a bırakalım:

Ağca'ya iş teklifi!
Bugün tahliye olacak Ağca'ya ilk tavsiyem şu: 25 yıldır görmediği kentleri şöyle bir dolaşsın. Uğur Mumcu Caddesi'nden geçsin, Çetin Emeç Bulvarı'na çıksın, Ahmet Taner Kışlalı Parkı'na gitsin, Abdi İpekçi Spor Salonu'na girsin. Bir faili meçhul cinayetler müzesindeymiş gibi gezinsin. Sonunda iyi adamların öldüğü, kötü adamların kahraman olduğu, kendisinin de figüranlık yaptığı filmin bize neye mal olduğunu düşünsün.

***
Teklifime gelince: Bizler, yani o filmin kurbanları, mağdurları, seyircileri, Ağca için para toplayalım aramızda... Onu korumaya alalım. Maaşa bağlayalım. Rahat çalışacağı bir büro tutalım. Karşılığında, gerçek anılarını yazmasını isteyelim ondan... İpekçi'yi nasıl öldürdüğünü, Türkiye'nin en iyi korunan askeri hapishanesinden nasıl kaçabildiğini, nerede saklandığını, nasıl pasaport alıp dışarı çıkabildiğini, Papa'yı neden öldürmek istediğini yazsın.
Bildiği isimleri açıklasın.
***
Sonra bir internet sitesi kuralım. Bu anıları ve isimleri girelim. Ardından 12 Eylül'ün ünlü iddianamelerini, faili meçhul kalmış davaların dosyalarını, sanık ifadelerini, bu konuda yazılmış kitapların metinlerini... Dönemin tanıkları da bildiğini, duyduğunu girsin siteye... Kendisine işkence yapanı, koğuşta yanında yatanı, hatırladığı arabayı, plakayı, tabancayı... Hepsi tamam olunca bilgisayara, aynı isimlerin, arabaların, silahların zikredildiği olayları saptayıp aralarındaki ilişkiyi kurmamızı sağlayacak bir "Failler" programı yükleyelim. Programı işletip sonucu bekleyelim.
***
Eminim "Failler", tüm bilgisayar oyunlarından daha eğlenceli olacaktır. Düşünün program, 25 kanlı yılın aktörlerini birbiriyle eşleyecek. Ummadık isimler, ummadık yerlerde karşımıza dikilecek. Mesela İpekçi cinayetinde adı geçen 5 ülkücüden 4'ünün sahte pasaportlarının "Nevşehir Emniyet Müdürlüğü"nden alındığı anlaşılacak. Uğur Mumcu'nun "Kim bunların Nevşehir Emniyeti'ndeki bağlantıları?" sorusuna cevap bulmak için bilgisayara "Nevşehir" yazılıp "Ara" komutuna basılacak ve Nevşehir'den pasaportlu Çatlı'yla sünnette göbek atan Özel Harekât Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin'in o dönem Nevşehir Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığı ortaya çıkacak. Mesela Ağca'nın İpekçi ve Papa suikastındaki ortağı Oral Çelik'in sahte pasaportunda ismini kullandığı "Bedri Ateş", Oral Çelik'in 1979'da Malatya'da bir öğretmenin öldürülmesindeki ortağı çıkacak. Mesela Ağca'yı askeri cezaevinden kaçtıktan sonra evinde saklayan Abdullah Çatlı, Bedrettin Cömert cinayetinin faili ve ASALA işinde devlet ajanı çıkacak. Mesela Emniyet görevlisi olarak Ağca soruşturmasını yürüten Mete Bozbora, yıllar sonra Metin Göktepe'yi öldürmekten sanık polislerin MİT'ten ihraç edilen avukatı Necdet Küçüktaşkıner'in ortağı çıkacak.
***
"Failler" raporu, iddianamemiz olacak bizim. Bu iddianameyle çağıracağız ortak isimleri sanık koltuğuna... Savcı bölümünde, filmin öldürülen iyi adamlarının eşleri, çocukları, torunları oturacak. Canlı yayımlanacak mahkeme, ibret olsun diye cümle âleme... Bir dönemin kiri temizlenecek. Çıkışta İpekçi Anıtı önünde, Kışlalı Parkı'nda, Mumcu Caddesi'nde, Emeç Bulvarı'nda şölen düzenlenecek. Bu kez katillerin değil, katledilenlerin resimleri "Türkiye sizinle gurur duyuyor" diye taşınacak ellerde... Ve biz, ancak o zaman bağışlayacağız Ağca'yı...

Milliyet [ Can DÜNDAR ]
 
Son düzenleme:
Katılım
6 Ara 2005
Mesajlar
229
evet duyasız toplum izmirli kardeşim sağolsun farkını belli etmiş en azından duyarsızlığı taşıyıp duyarlılığını göstermiş sağolsun:cat:
 
Katılım
21 Eki 2005
Mesajlar
108
Duncan alıntı olsa da ellerine sağlık bence bunlar hesap hatası filan değil hepsi planlı tezgahlı ince hesaplar baksana cezaevinin kapısında bayraklar açarak karşılıyorlar Ağca'yı
 
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
ben herzamanki dediğimi diyorum...
avrupa avrupa... duy sesimizi... (21. yüzyıl türkiye'si budur)
 
Katılım
1 Eyl 2005
Mesajlar
318
öz_kan' Alıntı:
evet duyasız toplum izmirli kardeşim sağolsun farkını belli etmiş en azından duyarsızlığı taşıyıp duyarlılığını göstermiş sağolsun:cat:

Duyarsızlıkla ne alakası var... Site kurallarında forumda nelere izin verilip verilmediği, bu platfaormada nelerin tartışılması gerektiği hakkında bilgiler olduğu için söyledik... Biz Ağaca' yanlısı mıyız yani.. Ya da Ulkemize duyarsız mıyız? Ben de duyarlılık göstermek için buraya her gün böyle haberler yazabilirim, ama yeri burası mı? Bu platforma uyar mı yazacağım haberler?
 
Katılım
22 May 2004
Mesajlar
236
Hakimlerin seviyesi çok düşük,iş okumakta bitmiyor

Ardakaşlar şans eseri bir kaç tane hakimle tanışma fırsatım oldu bu tanıitığım insanlar 2'si bayandı,1'i bay ve bu kadar salak insanlarla bir daha aynı ortamda bulunmam inşallah.Yani hakimlerimizin seviyesi bu denli düşükken daha ne bomba kararlarla karşılaşacağız.
 
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
her genci mühendis, tıp diye zorlarsan öğretmenlik, hukuk gibi kilit noktalar diğerleri kadar zeki olmayanlara kalıyor.
 
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
türkiye'nin teknik eleman ihtiyacı vardır. hem herkesi üniversiteye yönlendirerek teknik eleman yetiştiremiyoruz, hem de üniversite kazanamayan gençleri depresyona sokuyoruz.
 
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
onlar da gelecek kaygısından. zebil gibi üniversiteli var, iş yok. millet teknik eleman arıyor, eleman yok.
 
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
televizyonlar halkın aynasıysa hiçbirşey güzel olmayacak.
bilinçli kesim pes etmezse kurtuluş mümkün.
 
Katılım
1 Eyl 2005
Mesajlar
318
öz_kan arkadaşın gözünde duyarsız olmayalım da biz de haber aktaralım buraya bari. Bunun yeri burası olmadığı için yazmayacaktım ama sözlerim yanlış anlaşıldı diye koyuyorum buraya.

Can Dündar, 12.01.2006
Ağca'ya ilk iş teklifi benden
Bugün tahliye olacak Ağca'ya ilk tavsiyem şu:
25 yıldır görmediği kentleri şöyle bir dolaşsın.
Uğur Mumcu Caddesi'nden geçsin, Çetin Emeç Bulvarı'na çıksın, Ahmet Taner
Kışlalı Parkı'na gitsin, Abdi İpekçi Spor Salonu'na girsin.
Bir faili meçhul cinayetler müzesindeymiş gibi gezinsin.
Sonunda iyi adamların öldüğü, kötü adamların kahraman olduğu, kendisinin de
figüranlık yaptığı filmin bize neye mal olduğunu düşünsün.
***
Teklifime gelince:
Bizler, yani o filmin kurbanları, mağdurları, seyircileri, Ağca için para
toplayalım aramızda...
Onu korumaya alalım. Maaşa bağlayalım. Rahat çalışacağı bir büro tutalım.
Karşılığında, gerçek anılarını yazmasını isteyelim ondan...
İpekçi'yi nasıl öldürdüğünü, Türkiye'nin en iyi korunan askeri
hapishanesinden nasıl kaçabildiğini, nerede saklandığını, nasıl pasaport
alıp dışarı çıkabildiğini, Papa'yı neden öldürmek istediğini yazsın.
Bildiği isimleri açıklasın.
***
Sonra bir internet sitesi kuralım. Bu anıları ve isimleri girelim.
Ardından 12 Eylül'ün ünlü iddianamelerini, faili meçhul kalmış davaların
dosyalarını, sanık ifadelerini, bu konuda yazılmış kitapların
metinlerini...
Dönemin tanıkları da bildiğini, duyduğunu girsin siteye... Kendisine
işkence yapanı, koğuşta yanında yatanı, hatırladığı arabayı, plakayı,
tabancayı...
Hepsi tamam olunca bilgisayara, aynı isimlerin, arabaların, silahların
zikredildiği olayları saptayıp aralarındaki ilişkiyi kurmamızı sağlayacak
bir "Failler" programı yükleyelim.
Programı işletip sonucu bekleyelim.
***
Eminim "Failler", tüm bilgisayar oyunlarından daha eğlenceli olacaktır.
Düşünün program, 25 kanlı yılın aktörlerini birbiriyle eşleyecek. Ummadık
isimler, ummadık yerlerde karşımıza dikilecek.
Mesela İpekçi cinayetinde adı geçen 5 ülkücüden 4'ünün sahte
pasaportlarının "Nevşehir Emniyet Müdürlüğü"nden alındığı anlaşılacak.
Uğur Mumcu'nun "Kim bunların Nevşehir Emniyeti'ndeki
bağlantıları?" sorusuna cevap bulmak için bilgisayara "Nevşehir" yazılıp
"Ara" komutuna basılacak ve Nevşehir'den pasaportlu Çatlı'yla sünnette
göbek atan Özel Harekât Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin'in o dönem
Nevşehir Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığı ortaya çıkacak.
Mesela Ağca'nın İpekçi ve Papa suikastındaki ortağı Oral Çelik'in sahte
pasaportunda ismini kullandığı "Bedri Ateş", Oral Çelik'in 1979'da
Malatya'da bir öğretmenin öldürülmesindeki ortağı çıkacak.
Mesela Ağca'yı askeri cezaevinden kaçtıktan sonra evinde saklayan Abdullah
Çatlı, Bedrettin Cömert cinayetinin faili ve ASALA işinde devlet ajanı
çıkacak.
Mesela Emniyet görevlisi olarak Ağca soruşturmasını yürüten Mete Bozbora,
yıllar sonra Metin Göktepe'yi öldürmekten sanık polislerin MİT'ten ihraç
edilen avukatı Necdet Küçüktaşkıner'in ortağı çıkacak.
***
"Failler" raporu, iddianamemiz olacak bizim.
Bu iddianameyle çağıracağız ortak
isimleri sanık koltuğuna...
Savcı bölümünde, filmin öldürülen iyi adamlarının eşleri, çocukları,
torunları oturacak.
Canlı yayımlanacak mahkeme, ibret olsun diye cümle âleme...
Bir dönemin kiri temizlenecek.
Çıkışta İpekçi Anıtı önünde, Kışlalı Parkı'nda, Mumcu Caddesi'nde, Emeç
Bulvarı'nda şölen düzenlenecek.
Bu kez katillerin değil, katledilenlerin resimleri "Türkiye sizinle gurur
duyuyor" diye taşınacak ellerde...
Ve biz, ancak o zaman bağışlayacağız Ağca'yı...
 
Katılım
13 May 2005
Mesajlar
1,862
Motosikleti
Su Motoru
Rahşan Ecevit çıkarttığı affı aslında oy toplamak ve iktidarda kalmak içgüdüsü ile değil baklava çalan çocuklar serbest kalsın niyetiyle çıkartmış fakat yanlış yapmıştır. Ülkemizde hukuk var mı yok mu belli değil derken gözle görülmesi çok zor bir iplik halini almıştır son zamanlarda Papaya siukas düzenlemek suçundan İtalyada 20 yıl hücre hapsine mahkum edilen Ağaca cezasını eksiksiz tamlamış ve Türkiyeye geri dönmüştür. Bizde ise suikastı düzenleme değil gerçekleştirse bile 5,5 yıl yatıp çıkıyor varın hukuk sistemini siz düşünün ...
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
Böyle giderse hiçbir şey güzel olamayacak...
Yazıyı da kaçırmış, okuyamamıştım Duncan çok teşekkür ederim.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst