- Katılım
- 27 Mar 2006
- Mesajlar
- 1,058
- Konu Yazar
- #1
Efenim 2006 Model Regal Raptor DD 250E-9 ile başımdan geçen bir mevzuyu aktarayım dedim sizlere. Benim düldül ü 2011 de 3000 km de iken ( evet 3000 ahırdan çıkardım satın alırken yatıyordu) satın aldığımda motosiklet kullanmaya yeni başlayacaktım 35 yaşında. 250 olsun ucuz olsun tecrübe kazanırken kırar dökersek cebimiz ağrımasın dedim ve o günün parası ile 2750 ye aldım arkadaşı.
İlk uzun yola çıktığımda paçalarımda oluşan beyaz lekeler çamur zannetmiş olmama karşın antifriz olduğunu ve radyatörün patladığını hararet ışığım yandığında anladım
Hemen sanayi tipi radyatör üreten bir arkadaşıma sırf bakırdan bir radyatör yaptırdım motora uygun ( yedek parçası 200 küsur TL idi ben 50 liraya yaptırdım) o günden sonra değil patlamak bir daha fan açmadı motosiklet en sıkışık trafikte bile. Fan müşürü bozuldu da sürekli açık kalmaya başladı o ayrı
( Suzuki alto müşürü uyuyor bilginize)
2013 ün Ağustosuna geldiğimizde ben 12.000 km yapmıştım motosikletim ile. Rutin bakımlar, far ampulunu değiştirmek vs gibi şeyler hariç hiç bir masraf çıkarmadı bana. Lastiklerimi bıçaklayan bir kaç hergelenin açtığı masraf hariç.
Tam bu esnada şehir değiştirmem gerekti hazırlıklar tamamlandı eşyalar toplantı arabaya yüklendi, araba ile gidip motoru daha sonra gelip almayı planlıyordum. Sabahına yola çıkacağım. Korkunç bir yaz yağmuru başladı izmir de o gece. Kıyamet kopuyor, ortalığı sel aldı resmen. Ev yokuşta dere akıyor bildiğiniz. Evi su bastı basacak, evin telaşında iken dışarıdaki motorum tamamen aklımdan gitti. Evin su basma tehlikesini atlattıktan sonra dank etti kafama. Motorum diye bir çığlık atıp sokağa fırladığımda motorun sağ tarafında seleye kadar moloz yığını olduğunu gördüm ve halen de su gelmeye devam ediyordu. Motosikleti güç bela ellerimle dizlerime kadar suyun içinde (boyum 1.90) molozları temizleyerek olduğu yerden çıkarıp suyun gelmediği bir yere taşıyıp kilitledim. Ertesi sabah da yola çıkmam gerekiyordu. Sabah motorun marşına bir kez bastım ses çıkmayınca öldü arkadaş herhalde dedim. Motosikleti apartmanın kömürlüğüne kaldırdım, üzerini örttüm ve istanbul a doğru yol çıktım.
Tam 1 buçuk sene istanbuldan izmir e dönme şansım olmadı. Bir kere iki günlüğüne gelebildim onda da motosikletim ile uğraşamadım ama aklım hep motosikletimde idi. Nihayet 20 gün önce izmir e döndüm. Motoru kömürlükten çıkardım. Berbat durumda idi üzeri örtülü olmasına karşın. Depodaki benzin solvent e dönmüş, akü bitmiş, bujiler ölmüş ve işin kötü tarafı sel ile gelen ince kum ( mil) motorun her yerine girmişti. Hava filtresinden, buji kanallarına motor bloğundan karbüratöre kadar. Kendim temizlemeye çalıştım beceremedim. Servisi aradım, gelip aldılar ve her tarafını çılgınlar gibi temizlediler. Motordan çıkan kum ile duble yol temeli atarsınız o kadar diyeyim size. Korkum şasi nin sel ve yatma sonucunda paslanmış ve zayıflamış olabileceği idi. Bununla ilgili de tek işaret yok motosiklette. Neticede çinlilerin hurda metal kullandığını biliyoruz bunları üretirken. Yeni bujiler, akü, 5 litre yağ ( çünkü yağ koydukça karterden kum çıkıyordu), hava filtresi, kırılan ıvır kıvır aksesuarlar (aynalar plaka lambası sinyaller vs vs), yeni koruma demiri (bu biraz keyfe keder) ve işçilik ile toplam 550 TL bir maliyet çıktı.
Sonuç tek marşta tıkır tıkır çalışan bir motosiklet. Uzun lafın kısası. Çinli motosikletleri çok da küçümsemeyin arkadaşlar. Artık ufak ufak bir 600 lük enduro alma planları yapıyorum. Ancak sanırım bu düldül ü kolay kolay satmayacağım. Proje motoru olarak hep elimde tutmaya çalışacağım son nefesini verene kadar. Bu kadar cefa dan sonra sefa sürmeyi haketti gibi geliyor bana
İlk uzun yola çıktığımda paçalarımda oluşan beyaz lekeler çamur zannetmiş olmama karşın antifriz olduğunu ve radyatörün patladığını hararet ışığım yandığında anladım
2013 ün Ağustosuna geldiğimizde ben 12.000 km yapmıştım motosikletim ile. Rutin bakımlar, far ampulunu değiştirmek vs gibi şeyler hariç hiç bir masraf çıkarmadı bana. Lastiklerimi bıçaklayan bir kaç hergelenin açtığı masraf hariç.
Tam bu esnada şehir değiştirmem gerekti hazırlıklar tamamlandı eşyalar toplantı arabaya yüklendi, araba ile gidip motoru daha sonra gelip almayı planlıyordum. Sabahına yola çıkacağım. Korkunç bir yaz yağmuru başladı izmir de o gece. Kıyamet kopuyor, ortalığı sel aldı resmen. Ev yokuşta dere akıyor bildiğiniz. Evi su bastı basacak, evin telaşında iken dışarıdaki motorum tamamen aklımdan gitti. Evin su basma tehlikesini atlattıktan sonra dank etti kafama. Motorum diye bir çığlık atıp sokağa fırladığımda motorun sağ tarafında seleye kadar moloz yığını olduğunu gördüm ve halen de su gelmeye devam ediyordu. Motosikleti güç bela ellerimle dizlerime kadar suyun içinde (boyum 1.90) molozları temizleyerek olduğu yerden çıkarıp suyun gelmediği bir yere taşıyıp kilitledim. Ertesi sabah da yola çıkmam gerekiyordu. Sabah motorun marşına bir kez bastım ses çıkmayınca öldü arkadaş herhalde dedim. Motosikleti apartmanın kömürlüğüne kaldırdım, üzerini örttüm ve istanbul a doğru yol çıktım.
Tam 1 buçuk sene istanbuldan izmir e dönme şansım olmadı. Bir kere iki günlüğüne gelebildim onda da motosikletim ile uğraşamadım ama aklım hep motosikletimde idi. Nihayet 20 gün önce izmir e döndüm. Motoru kömürlükten çıkardım. Berbat durumda idi üzeri örtülü olmasına karşın. Depodaki benzin solvent e dönmüş, akü bitmiş, bujiler ölmüş ve işin kötü tarafı sel ile gelen ince kum ( mil) motorun her yerine girmişti. Hava filtresinden, buji kanallarına motor bloğundan karbüratöre kadar. Kendim temizlemeye çalıştım beceremedim. Servisi aradım, gelip aldılar ve her tarafını çılgınlar gibi temizlediler. Motordan çıkan kum ile duble yol temeli atarsınız o kadar diyeyim size. Korkum şasi nin sel ve yatma sonucunda paslanmış ve zayıflamış olabileceği idi. Bununla ilgili de tek işaret yok motosiklette. Neticede çinlilerin hurda metal kullandığını biliyoruz bunları üretirken. Yeni bujiler, akü, 5 litre yağ ( çünkü yağ koydukça karterden kum çıkıyordu), hava filtresi, kırılan ıvır kıvır aksesuarlar (aynalar plaka lambası sinyaller vs vs), yeni koruma demiri (bu biraz keyfe keder) ve işçilik ile toplam 550 TL bir maliyet çıktı.
Sonuç tek marşta tıkır tıkır çalışan bir motosiklet. Uzun lafın kısası. Çinli motosikletleri çok da küçümsemeyin arkadaşlar. Artık ufak ufak bir 600 lük enduro alma planları yapıyorum. Ancak sanırım bu düldül ü kolay kolay satmayacağım. Proje motoru olarak hep elimde tutmaya çalışacağım son nefesini verene kadar. Bu kadar cefa dan sonra sefa sürmeyi haketti gibi geliyor bana