Dresdenden ayrilmadan once bir animi anlatmadan gecmeyeyim...
Bir binanin avlusuna girdik bir kahve alacagiz kucuk bir dukkandan, aaa burnuma ayva kokusu geldi.
Ayva benim Amerikada tek ozledigim sey. Cunku yetismiyor burada, kimsede bilmiyor dogru durust. Hayirdir dedim bir baktim ana, bir ayva bahcesi ile karsi karsiyayim...
Allah, gittim agaclari kokladim, oksadim... Ne acaip. TR deki hayatimda ayva yemek aklima bile gelmezdi, eh iste sonbaharda tabii ki ayva alir yerdik, tatlisini, recelini yapardik filan malum ama olmayinca iste insan boyle bir tuhaf oluyor...
Neyse, iki gunluk Dresden ziyaretimiz iki saatmiscesine geride kaldi... Yine koyulduk "autobahn"a, yonumuz Guney, istikamet Cek Cumhuriyeti... Baskent Prag. Almanyayi geride biraktigimizi GPS deki kesikli cizgiden anladiktan sonra otoyol biraz daha devam ediyor ve yerini TR dekilere ogu iki serit gidis gelis, kivrimli dag yollarina birakiyor. Yollar temiz, trafik magandalardan arinmis, hiz seviyesi Almanyadan sonra gayet normal, sade ve heyecansiz. Ortam yesillik, ormanlik,minik koyler, kasabalar... Sahane. Stressiz, sakin bir yolculuk...
Pragdan kisaca size nasil bahsetsem diye Wikipedia ya baktim... Biraz bastan savma olarak soyle yazmislar...
"Prag (Çekçe Praha) Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehridir. Çek Cumhuriyeti ve Slovakya birleşikken de başkentti. Orta Bohemya'da Vltava Nehri'nin üzerinde yer alır ve 1.2 milyon nüfusu vardır. İş dünyası istatistiklerine göre bu sayıya ek olarak 300.000 kişi de resmi kaydı olmaksızın Prag'ta yaşamaktadır. Prag, geniş bir kitle tarafından dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak gösterilir. Prag "Altın Şehir", "Doksanların Sol Bankası", "Masal Şehri", "Şehirlerin Anası" ve "Avrupa'nın Kalbi" gibi isimlerle de anılır. 1992'den beri Prag'ın tarihi merkezi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)'nun listesinde yer almaktadır.
Prag'ın bir özelliği de 2. Dünya savaşında pek zarar görmemiş olmasıdır. Bu sayede birçok tarihi ev ve mekanı barındırır. Bu yerler arasında St. Vitus Katedrali de yer alır. Turizm alanında son yıllarda çok fazla rağbet görmektedir."
Pek tatmin olmadim tabii ve size biraz daha iyi anlatmam lazim bu enteresan sehri... "Bohemya" diye bilinen avrupanin bu kosesinin merkezi olan sehir 1100yildir kulturel, politik, idari, askeri ve sanat merkezi olmus. Kutsal Roma Imparatorlugunun bassehri olarak dunyaca taninmis. Gerek Gotik, gerekse Ronesans cagina besik gorevi gormus. Bu gunlarde yilda 4.5 milyon turistin ziyaret ettigi sehir yaklasik 2 milyon kisiyi barindiriyor. Yani kisaca sanat ve tarihe merakli olan birinin bu sehri gormeden obur tarafa gitmesi yasak. Gerci cagimizda sahata ve tarihe olan merak ne tarihi ne sanati Pragla kiyaslanamayacak New York sehrine yapilan yillik 50 milyon yerli-yabanci turist sayisiyla bu 4,5 milyonu karsilastirildiginda gayet iyi anlasiliyor ya..neyse...
Wikipedia
Sehri milattan once fi tarihinde Keltler, hani su taa Orta Anadoluya yerlesip bizim Bergama Imparatorlugunun basina dert olan Keltler, kurmus. Meraklisina MO 200 diyelim... ben o zamanlar daha bebektim, pek hatirlamiyorum olaylari. (Bunu kime yazdigimi kendisi bilir)
Daha sonra Germenler hakim olmus buraya, daha sonra Slavlar... Daha sonra Bohemya kralliklari ustune kralliklar kurulmus burada. 1200 lerde Ibrahim Ibn'i Yakup diye bir yahudi sehri ticaret yollarinin kesistigi yer haline getirmis. Bunun uzerine Yahudiler de gelip yerlesmeye baslamis buraya. Ardindan Germenler (Germanic kralliklar-Kismen bugunku Almanyayi olusturan eyletler), Italyanlar (Romalilar) da bu sehri ticaret merkezi haline getirmis. Sehir buyumus zenginlesmis.
Gotik cagda dunyanin en buyuk katedrali yapilmis burada, en buyuk kutuphanesi, batidunyasinin ilk universitesi.. Ne diyeyim, sanat, ticaret ve kulturun merkezi olmus Prag. O yuzden pek cok ismi var sehrin. "Altin sehir", "Masallar ulkesi", "Masal sehir", "Ilhamlar Sehri" vs. vs. her baktiginiz kaynakta baska bir isimle karsilasabilirsiniz.
Yakin tarihe dogru yaklasacak olursak 19YY da pragin Habsburg hanedani eline gectigini goruyoruz. Bu Habsburg hanedani ta Osmanli Imparatorlugundan (Romanya , Yugoslavya dahil , ta Almanyaya kadar butun orta-Avrupayi elinde tutan Avusturya-Macar imparatorlugu. 20 YY baslarinda cekler bu imparatorluga baskaldirip Slovaklarla beraber bagimsizliklarini ilan ediyorlar. 1.DS dan sonra da bagimsiz cekoslovakya kuruluyor. Ardinda 2.DS savasiyla beraber Almanlarin isgaline ugruyor, ardindan Ruslarin...
Ulke Moskovanin kontrolune geciyor, bildiginiz "demir perde" gerisi bir ulkeye donusup komunist yonetime boyun egiyor onyillarca... Devrimci lider Alexander Dubcek i hatirlayanlar vardir. Onun yumusattigi atmosfer ve devrimlerle, ve globallesen saydamlasan dunya ile birlikte cekoslavakya once demokrasiye ve sonra kendi arzusuyla Cek ve Slovak cumhuriyeti olarak ikiye ayrilip mutlu sona ulasiyor. Prag bugun Cek Cumhuriyetinin bassehri...
Hulasa, Prag guzel ve tarihi bir sehir. Her kosesinden bir heykel, mimari eser, muzik, resim, heykel fiskiriyor. Oyle bir iki gune sigacak gibi bir sehir degil. Bizim sadece kabaca bir fikrimiz oldu ve "Tekrar gelinip adam gibi gezilmesi gereken yarler listesi"nde ilk ona girdi. Acikcasi biz iki gun zarfinda sehirde yuruduk durduk...birkacbin fotograf cektik, galonla Cek birasi -ozellikle Pilsner Urquell- goturdum, saray gibi restoranlarda McDonalds fiyatina enfes yemekler yedik, Hatta
"I Served the King of England" filmin gectigi (o filmi gormediyseniz gorun. Gorduyseniz hatirim iicin bir daha gorun) restoranda da yemek yedik. Saraylara katedrallere girdik ciktik, tabanlarimiz sisti, mecalimiz kalmadi ve Praga ayirdigimiz sure doldu.
Kabul ediyorum ki verimli bir Prag gezisi yapamadik. Sehir umdugumuzdan cok daha detayli, cok daha komplike cikti basedemedik. Sizin yolunuz duserse ya bizim gibi aptal aptal gezeceksiniz, ya da daha fazla zaman ayirip, onceden biraz calisip, planli programli daha doyurucu bir ziyaret yapacaksiniz...
Sizi Prag fotograflarimizla basbasa birakacagim... yakindaa....