- Katılım
- 3 Kas 2016
- Mesajlar
- 5,548
- Konu Yazar
- #61
Dostum R25'deki sorun pompa dişlisinin plastik olması değildi ki. Hatalı üretimdi. Belirli serileri geri çağırıp değiştirdiler. Eğer dediğin gibi plastikteki aşınma kaynaklı olsa bütün serileri aynı durumdan muzdarip olurdu. Bu arada sorunlu serilerin geri çağırılması da şunu gösteriyor, Yamaha sattığı malın arkasında durmuş.
Bunun dışında ne demiş arkadaş? KTM de plastik yağ dişlisi kullanıyor. E peki siz hiç KTM'de bununla ilgili bir sorun duydunuz mu?
Hayır, bu iş basit hocam, adamlar koca koca otomobillerde plastik diyebileceğimiz bir materyal (içeriğinden emin değilim ancak plastik türevi)emme subapları, magnezyum alaşımdan da egzoz subaplarını üretiyor. Bunu yapan firmaların arasında Honda var, Toyota var, var oğlu var. Motor blokları da çoktan alüminyuma döndü bile. Sebep ne? Ağırlığı azaltmak. 1400 kiloluk arabada subapları tamamen iptal etseniz kazancınız 1 kg olmaz, ama işte o ağırlığı bile hesaplıyor adamlar. Şimdi bu durumda magnezyum subap alüminyum blok kullanan markalar tü kaka mı oluyor? Sonuçta demir/çelik karışımından üretilen blokların çok daha sağlam olduğunu, magnezyum subapların ısıya hassas olduğunu falan herkes biliyor. Ama adamların uyması gereken emisyon değerleri, düşürmeleri gereken ağırlıklar falan.
Yani uzun lafın kısası, yamaha veya ktm, o yağ dişlisini demir yaparsak zarar ederiz diye düşünerek plastiğe çevirmemiştir. Bir mühendislik vardır o işin içinde. Ha bir iki seri hatalı olmuş, e koca mercedes de zaman zaman geri çağırma yapıyor. Bu marka imajını bozmaz, aksine daha da iyi hale getirir.
---------- Mesajlar birleştirildi - 08:39 ---------- bir önceki mesaj zamanı 08:35 ----------
Ya amaç kalite ise, KTM, BMW, Suzuki, Kawasaki, Ducati, Triumph falan alınmalı. Honda, yamaha falan, bunlar fiyat performans motorları. Çok kalite beklemek anlamsız. Servisten 180 liraya yan grenaj aldık arkadaşın CBR250'ye. Ne kalitesi 180 liraya.
Ha dersen ki ne fiyat performansından bahsediyorsun bu fiyatlarla, o bizim ülke ekonomimizin başarısı. Avrupalının yarım maaşla aldığı motoru almak için kredi çekip 48'e falan böldürüyoruz. Onu da öderken zorlanıyoruz. Onda markaların suçu yok yani.
dediğine katılıyorum. avrupa'da birkaç ay bulaşık yıkayıp alınabilecek bir motor için biz burada ciddi ciddi kredi falan çekip 24-48 aylara böldürüyoruz. daha yedek parçadan, benzinden, sigorta vs. ıvır zıvırdan bahsetmedim bile..