Yani iki sene sonra kaşıntılar başladı diyorum ya, harbiden kaşınıyorum aslında: Zaten dertli olan başıma daha da fazla dert almak için kaşınıyorum ATV alıp gezme niyetine girmekle...
Normalde bu ülke herşeyiyle bitmiş durumda benim için, trafik de buna dahil.
Yani bir yandan artık bu ülkede normal otomobil bile kullanmanın güvenli olmadığını düşünerekten modifiyeli kamyonet satın alıyorum, diğer yandan da ATV ile gezmeyi düşünüyorum.
Tuhaf mı? Elbette tuhaf.
(Ama ben de bu forumun hiç bir yerinde "gayet normal bir adam olduğumu" söylediğimi hatırlamıyorum.
)
Kaşıntıyı giderebilmenin bir yolunu bilen varsa söylesin, gayet memnun olurum...
-------------------------
Bu akşam iş çıkışı yine sık sık yaptığım gibi Atatürk Heykeli'nin orada oturayım dedim, aaa? O da ne? Daha öncelerden size bahsettiğim o hilkat garibesi İpekböceği'yle bir heçbek Opel (galiba) otomobil kaza yapmış, polisi bekliyorlar;
Galiba üçüncü resimde görüldüğü üzere İpekböceği, otomobilin sağ arka kapıdan itibaren sürttürmüş bir miktar.
İyi de kardeşim o saatte gıdım gıdım ilerleyen bir trafikte bunu nasıl başarabiliyorsunuz anlamıyorum ki?
Suçlu otomobil ise, sen en az 15 otomobil büyüklüğündeki o hilkat garibesini (İpekböceği) nasıl fark etmeden aracını sürttürebiliyorsun?
Eğer suçlu İpekböceği ise, sadece kendine ait raylarda yürüyebildiğin, bir santim sağa ya da sola gidemediğin, ve her Allah'ın günü belki 15-20 defa geçtiğin bir güzergâhta nasıl önündeki araca sürttürmeyi başarabiliyorsun?
Anlaşılır gibi değil bana göre.
Gel şimdi böyle gerizekâlıların cirit attığı trafikte ATV kullanmaya niyetlen - hiç akıl kârı bir iş değil, umarım vaz geçerim en kısa sürede.
--------------------------------------------------
Daha farklı bir örnek daha vermek istedim memleketin durumuyla ilgili, yukarıdaki kaza yüzünden İpekböceği tüm manzaramı kapamış vaziyetteydi, ben de orada oturamadan kalktım kısa sürede, evimin olduğu sokağın ortalarında belediyenin koyduğu bir banka oturdum, orada biraz etrafı seyredeyim istedim.
Gene mümkün olmuyor

zira başımı çevirdiğim yerde altı tane motosiklet saydım, kaldırımları ve caddeyi hususi otopark gibi kullanan;
Aslında altı da değil, yediydi ilk oturduğumda, bir tanesi karşıdaki Fahri Usta yazan dönercinin scooter'ıydı, benim gelmemden kısa bir süre sonra scooter'ı dükkana soktular, kapatıyorlar dükkanı.
Ben bankta oturuyorum, kaldırımdan bir karı-koca geçecekler, hemen önümdeki Ressivo yazan o scooter yüzünden geçemiyorlar, tek sıraya düşüp öyle geçtiler falan, ben de rahatsız oldum o bankta da oturamadım.
Sırf motosikletler de değil, o bahsettiğim Fahri Usta denilen dönerci arkadaş, o an dükkanı kapattıkları için malzemeleri içeri almışlardı ama normalde onlar da dışarıya bir sürü masa sandalye çıkartıyorlar.
Yahut onun az aşağısında iki eczanenin arasında çay ocağı işleten bir ağbimiz var, onun da dışarı serdiği tabureler fotoğraftan da az çok belli oluyor, kapatana kadar o da her yeri işgal ediyor.
Yani trafikte araç sürülmüyor, kaldırımda motosikletler ve esnafın çıkıntıları yüzünden doğru dürüst yürünmüyor - bu nasıl bir memleket arkadaş?
