Ardından...

Katılım
29 Haz 2008
Mesajlar
18
Boş sokaklarda!

Yalnızca sitem dolu bir gece,başka da hiçbir özelliği yok.Boş sokaklar,bedavaya yanan sokak lambaları ve birkaç tane de kaldırımın kenarında ki çöp bidonunun içinden paylarına düşen akşam yemeğini almaya çalışan köpekler.
Eski evin ön kapısının kenarında duran antika görünümünü almış,üzerindeki minderler le rahat oturmak amacıyla tasarlanmış şark köşelerinden yetim sedirin üzerine derin bir ‘’ohh’’ çekerek oturdu,her zaman yaptığı gibi geçmiş günlere dönüp çocukluğunu filan düşünmek istedi,başını eski evin ağlamak üzere olan duvarlarına yasladı,gökyüzüne baktı yıldızlardan anlam çıkarmak için onları az da olsa anlam yüklemeye çalıştı ‘’acaba doğrumu ya dört milyon yıl önceki ışıltılarının daha yeni dünyaya düştüğü...ha ..tir!olamaz böyle bir şey ‘’diye mırıldandı sesini ayağının kenarına kadar gelmiş olan kedi duymuş olmalı ki boş sedire baktı gerildi ve atladı kucağına,’’ ne kadar ağırsın minik pisi’’diyerek bağırdı gülerek ağlanacak haline,kedi onaylarcasına umursamadan ön patisini yalamaya başladı.’’görmüyorsun dimi lan kedi görmüyorsun dimi senin de ...!’’,rüzgar öyle bir esti ki karşıdaki evin ikinci katının demir kepenkleri hızla duvara çarptı.Sesle ürkerek sıçrayan kedi hızla koşarak kaçtı,arkasından bakıyordu arka bacaklarının sağa doğru çekerek gittiğini görmüştü kedinin hayli ilginç ve komik bir görüntüydü bu koşturma sahnesi.
Ayağa kalktı ellerini iki yana açarak umarsızca yürümeye başladı sadece ona ait olan kaldırımda...
Köşede sönmek üzere olan sokak lambasının altında durdu bir eliyle sokak lambasının direğini tuttu’’bir,iki,üç hoppaaa’’direği sallamaya çalışıyordu ama olmuyordu,’’hadi bakalım bu sefer olacak’’tekrar denedi ama yine yerinden kıpırdamıyordu direk ‘’olacak ya olacak ben bunu başaracağım hadi lütfen’’ bütün gücünü kullanıyordu ama bir türlü sallanmıyordu sinirli bir şekilde tekme attı direğe fakat değişen hiçbir şey olmamıştı direk olduğu gibi duruyordu bir an için düşeceğini koca sokak lambasını yerinden yıkacağını zannetmişti,direğin altına çöktü sırtını yasladı bir az önceki ezeli düşmanına...
Güneş mayışmakta olan gözlerine ilk ışıklarını gönderdi,gözlerini kısarak açtı üzerinden geçen ayakları gördü şaşkın bir şekilde kaldırımın üstünde onu ezerek geçen hiç düşünmeden basit bir taş parçasıymış gibi davranılan vücudunu zorladı ayağa kalktı kaldırımın kenarında dilenen kadına baktı,karton parçasının üzerine oturmuş önündeki mendilin üstündeki birkaç lirayı gösterip koşar adımlarla geçmekte olan insanlardan ‘’bir ekmek parası’’kadar az olan nafakasını istiyordu,suratında ağlamaklı bir hal vardı gözlerinin altı balon gibi şişmiş kıraran saçları başındaki yemeninin altından çalı süpürgesini andıran bir ahenkle omuzlarına kadar sarkıyordu,’’hey yalancı dilenci kolundaki altın bileziği saklasana’’diye seslendi kadına,kadın onun sokakta çığlığa dönüşen sesini duymamıştı bile...

Yaşlı adam misafirlere ‘’hoş geldiniz’’derken zoraki gülümsemeye çalışıyordu, boş gözlerle kapıdan içeri giren son misafirin ardından yavaşça sokağa baktı bütün vücudunda ki enerjiyle kapıyı itti kapatmak için.
‘’Nasılsınız muzaffer teyze’’diyebildi ağlamaktan gözleri neredeyse küçülmüş kadına,’’iyiyim kızım hoş geldiniz’’ diyerek ayağa kalkmaya çalıştı kapıyı kapatan yaşlı adam gibi tüm gücünü kullanarak ama başaramadı elini öpmek için ondan önce davranmıştı,’’Kalkmayın lütfen biz yabancı mıyız’’ diyerek boynuna sarıldı.İkisi birden ağlama ya başlamıştı şimdi,içeride ki ağır gül kokusu mu buna sebep oluyor diye düşündü köşedeki sedirde oturan delikanlı,gelen misafirler sırayla yaşlı kadının elini öptüler,yerlerini hepsi sanki daha önce prova yapılmışçasına hızla buldular,içeride ki sesler bir anda bitti sadece bakışlar vardı,yaşlı adamda odaya girmişti o da prova edasıyla hiçbir yere bakmadan yaşlı kadının yanına oturdu,her şey akıp gitmişti karşılıklı oturan insanlar arasından tek bir tane ayrıntı kalmıştı kocaman bir hiç vardı şimdi aralarında,kimsenin bir şey söyleme ye niyeti yok gibiydi ‘’Başınız sağ olsun’’ diyebildi içlerindeki en yaşlı gibi gözüken genç kız tanımına uymayan misafir,’’dostlar sağ olsun dedi ‘’yaşlı adam titreyen ses tonuna sahip çıkamadan birkaç damla gözlerinden aşağıya süzüldü göl oldu odada...Kıza baktı boğulmak üzereydi o gölde ‘’çok acı ‘’diyebildi sadece ellerini birleştirdi’’Takdiri ilahi’’...
‘’Savas...’’diyebildi karşısında oturan genç kızın ağlamaktan kanlanan gözlerinin içine bakarak ‘’seni çok seviyordu... hep senden bahsederdi sadece sen vardın kızım canında kanında’’,Kız sadece bakıyordu hiçbir anlam yüklemeden bakışlarına artık bütün her şey beyninin içinde bir kaos da uçuyordu.
Köşede oturan delikanlı ayağa kalktı genç kızın yanına geldi ellerini onun suratına doğru uzattı sadece dokunup onu hissetmek için’’ne olur beni affet bebeğim’’dedi hıçkırıklarının içinde kaybolan cümlelerle, Kız onu hissetmiş gibi boşluğa baktı gözlerinin içinden. ‘’Keşke o gün çay içmeye bende gelseydim salacığa seninle, keşke kaskını taksaydın’’diye mırıldandı boşluğa ellerinle dokunurken...


alıntı değildir,
 
Katılım
25 Eki 2007
Mesajlar
629
oofff dıyorum
bune ya cok guzel birşey
elıne saglık
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst