Ben yukarıda yazdıklarımda medeni insan davranışlarından bahsetmiştim.
Tabii bunun tersi de var.
Üzerinize aracı sürenler, sıkıştırmaya çalışanlar, hemen her toplumda karşınıza çıkabiliyor.
Fakat sıkışık trafikte bu tür hareketler yapmaları, onların dikiz aynalarının sadece yeri göstermesine veya kapılarında o günü neşeyle hatırlatacak derin çiziklere sahip olmalarına yol açıyor.
Her iki durumda da araç sürücüsünü terbiye etmek göründüğü gibi çok da zor değil.
Önemli olan didişmek yerine trafik kültürünün oluşmasında çaba sarfetmek.
Fakat kendisine saygı gösterilmesini isteyen bir motosiklet sürücüsü, bu saygıyı hakedecek şekilde davranmak zorunda.
Araç sürücülerinin motosikletleri sallamamalarının en büyük nedenlerinden bir tanesi, motosikletlerin büyük çoğunluğunun trafiğe çıkacak yeterliliğe sahip olmadığını bilmeleri.
Bu ne demek?
Yani araç sürücüsü herhangi bir motosikletle bir trafik problemi yaşarsa,motosikletlinin hakkını aramak yerine büyük bir ihtimalle oradan sıvışacağını biliyor.
Çünkü motosiklet sürücüsü, ya kasksız, ya ehliyetsiz, ya sigortasız yani bir çok eksikle trafiğe çıkmaktadır. Herhangi bir kazaya karışması durumunda , haklı dahi olsa mutlaka haksız çıkacaktır. Araç sürücüsü bunu bilmekte olduğundan oldukça rahat hareket eder. Kaldı ki bir motosiklet kolay kolay onun sağlığına etki edecek bir zarar da veremez.
Türkiye'de motosiklet sürücüsü önce kendine saygı gösterecek.
Bu nasıl olacak?
Öncelikle gerekli tüm belgelere sahip olacak.
Mümkün olan en iyi şekilde kendini koruyacak ekipmana sahip olacak.
Trafikte saçma sapan hareketler yapıp, tehlikeli durumlar oluşturmayacak.
Bunları yaptıktan sonra karşıdan beklediği saygı otomatikman gelir.
En azından araç sürücüleri buna mecbur kalırlar...