hemen hemen aynı şeyleri yazmışız
karşılaştığınız mekanik sorunlar neler di?
yazabilirmisiniz?
benim arka jant yamuk çıkmıştı hemen ertesi gün değiştirdiler komle jant lastik diskli yenisini taktılar başka bir sorun yaşamadım.
Her ne kadar tekrar hatırlanmak istenecek türden olmasa da, karşılaştığım sorunları anlatmaya çalışayım...
İlk olarak 1.000 km. bakımına girmeden hemen önce, resimde görülen renk değişikliğini fark ettim.
Servise sorduğumda "terleme yapmış, olur bazen, normaldir" cevabı aldım. Yağlı bölge balata spreyiyle temizlendi, ayrıca resimdeki beyaz-gri renkli plastik kapaktan da sızdırmış olabilir diyerek o kapak da açıldı kontrol edilip sıkıca kapatıldıktan sonra "bir süre daha kullan, tekrar bakalım" dendi.
Bir süre daha geçti, aynı durum tekrarlanıp üstelik bu yağlı bölgeler daha birçok yerde ortaya çıkmaya başlayınca, sorunun şanzıman kapak contasında olabileceğine, açılıp bakılması gerektiğine karar verildi. Şanzıman söküldü, içindeki parçalar kontrol edilip tekrar kapatıldı ve motoru teslim aldım.
Şimdi burada çok basit bir biçimde anlatıyorum fakat, motoru alalı daha iki ay bile olmadan, jantına çamur bile değmemiş motoru o halde görünce hiç de iyi şeyler hissedemiyorsun doğal olarak. Şanzımana ulaşabilmek için bütün arka takım (egzoz ve arka teker) mecburen komple sökülüyor. Şanzıman, dişliler, vidalar, contalar, yağlar ve stres hep beraber orada duruyor gözünün önünde ve sen de bakıyorsun öylece. Tamam bütün bu işlemler garanti kapsamında yapılıyor ama insan yine de içine sindiremiyor "0" motoru o halde görünce.
Macera bununla bitmiyor tabi. Aradan yaklaşık bir 10 gün geçtikten sonra başka bir şey fark ediyorum bu sefer de. Arka jantın kollarında ne olduğunu anlayamadığım siyah lekeler görüyorum. Herhalde bir su birikintisinden geçerken bulaşmıştır diyerek bu bahaneyle motorumu güzelce temizliyor siliyorum. Pek de güzel görünüyor gözüme yeni motorum, öyle tertemiz, pırıl pırıl...
Bir iki gün sonra bir bakıyorum o tertemiz jantın üzerinde bir yağ birikintisi.
Şöyle hafif başımı kaldırıp bakıyorum nerden gelmiş bu yağ diyerek ve bu manzarayı görüyorum.
Hiçbir anlam veremiyorum tabi. O parçanın ne olduğunu da bilmiyorum ama epey canım sıkılıyor. İlk aklıma gelen arka fren oluyor. Son günlerde arka fren sanki biraz daha az tutuyor gibi hissediyordum, bu gördüğüm yağ da frenden sızan hidrolik yağı olsa gerek diye düşünüyorum. Koşuyorum servise.
Anlatıyorum durumu, lekeleri gösteriyorum, bu yağın hidrolik yağı olmadığı söyleniyor, hakikaten de herhangi bir hidrolik sızıntısı görünmüyor fren merkezinde. Şanzımanın üzerindeki o beyaz-gri plastik kapak açılıp tekrar sıkıca kapatılıyor, belki kapaktan kaçırmıştır diyerek. "Biraz daha kullan, öyle bakalım" deniyor.
Arka freni söylüyorum, arka fren tekrar kontrol ediliyor. Hava yapmış olabilir diyerek havasına bakılıyor. Onda da anormal bir durum görünmüyor, "arka, öne göre biraz daha az tutar zaten, normaldir" denince, ben "ilk birkaç ay gayet düzgündü, ikisi arasında bu kadar fark yoktu" diyorum. Fakat usta benimle aynı fikirde olmuyor. Oysa her gün kullandığım motor, neredeyse her gün üzerindeyim, neresinin nasıl çalıştığını ben biliyorum... Usta'ya bir test sürüşü yapmasını söylüyorum, alıyor test ediyor "normal, olur bu kadar" diyor. Bana normal gelmiyor nedense, ilk defa motor da kullanmıyorum ama "ustadır, vardır bir bildiği" diyerek çok da tatmin olmadan ayrılıyorum oradan.
Aradan iki gün geçmeden jantı yine yağ içinde bulunca, kafamı biraz daha yukarıya kaldırıp daha da dikkatli, her detaya bakıyorum bu sefer ve sonunda buluyorum kaynağını. Jantın kollarında gördüğüm siyah lekelerin nereden bulaştığı çıkıyor ortaya. Ama bu sefer gördüğüm manzara öncekinden çok daha kötü görünüyor bana...
Soluğu serviste alıyorum yine. Göbeğin olduğu yerdeki keçe yağ sızdırıyor, janta bulaşan da bu sızan yağ, şanzımanın sökülmesi gerek deniyor. Dolayısıyla şanzıman tekrar sökülüyor ve aynı sahneyi tekrar yaşıyorum... Şaka gibi.
Yine bütün arka takım (egzoz ve arka teker) mecburen komple tekrar sökülüyor. Şanzıman, dişliler, vidalar, contalar, yağlar ve stres yine hep beraber orada duruyor gözümün önünde ve ben yine bakıyorum öylece. Ve yine "tamam bütün bu işlemler garanti kapsamında yapılıyor neyse ki" diyorum kendime ama yine hiç iyi hissetmiyorum kendimi nedense?
Değişmesi gereken parça değiştiriliyor, ben motoru teslim almadan önce, arka frene tekrar bakmalarını, artık daha da aşağıda tutmaya başladığını söylüyorum. Kontrol ediliyor, "evet biraz aşağıda tutuyor ama normaldir deniyor yine. Test sürüşü yapmalarını istiyorum tekrar, test sürüşü yapılıyor ve yine normal olduğu söyleniyor. Ben yine çok tatmin olmadan ama "neyse ki daha büyük bir sorun olarak gördüğüm şu şanzıman işi halloldu en azından" diyerek ayrılıyorum oradan.
Biraz tedirginim, her sürüş sonunda kontrol ediyorum lastiği ve jantı "tekrar yağ görecek miyim?" diye... Birkaç hafta böyle tedirgin geçiyor. Neyse ki tertemiz. Oh, rahatladım, keyfini alarak kullanmaya başlayabilirim artık derken arka frenin gittikçe daha da aşağıda kavramaya başladığını hissediyorum. Yalnız bu seferki öyle böyle değil, neredeyse dibine kadar sıkmadan tutmaz oluyor artık. Gün içinde kullandıkça, biraz daha yukarıda tutuyor fakat sabah çalıştırmak için gittiğimde bir bakıyorum, yine dibine kadar geliyor sıkınca.
Aradan biraz daha zaman geçiyor ve sonunda bir rekora imza atıyorum... Fren kolunu sıkarak gidona değdirebiliyorum artık.
Servisin bile "normal!" diyemeyeceği bir boyuta geliyor durum. Benim içinse hayati bir tehlikeye!
Doğruca servise atıyorum kendimi. Hidrolik değiştiriliyor. Orası, burası, havası derken bütün fren merkezi elden geçiriliyor ve ne olduğu anlaşılamıyor. Balatalar bitene kadar biraz daha idare et, bir de öyle bakalım deniyor. Motorun üzerine biniyor ve fren kolunu kontrol ediyorum, eskisinden bir farkı yok. Tam hareket etmek üzereyken son bir kez daha sıkıyorum kolu, yine gidona değiyor.
İnip fren merkezinin oraya tekrar bakıyorum arka lastiğin hemen yanında, yerde, daha önce orada olmayan bir karaltı-ıslaklık fark ediyorum. Sanki basınçlı bir şişeden sıvı püskürtülmüş gibi. Fren merkezine bakınca hidroliğin, fren merkezindeki şu parçanın dibinden (ok'la gösterilen parça) fışkırdığını görüyor ve bir anda kendimi yine kötü hissediyorum. Neyse ki henüz servisten ayrılmamışım, tam kapının önünde oluyor bunlar.
Ustaya gösteriyorum hemen. Burası yapıştırıcıyla yapıştırılıyor ve bana "yurt dışına fren merkezi değişimi için yazı yazılacağı, eğer onaylanırsa parçanın İtalya'dan sipariş edileceği ve garantiden değiştirileceği" söyleniyor. Parça gelene kadar "yapıştırılan yerin açılmaması, ya da başka bir sorun çıkmaması ve ayrıca parça değişiminin onaylanıp fren merkezinin bir an önce Türkiye'ye ulaşması için dua ederek beklemekten başka bir seçenek kalmıyor bana.
Bütün bunların bir an önce gerçekleşmesini umarak bir kere daha servisten ayrılıyorum. Eve gidene kadar aklım sürekli fren merkezinde. Trafik durduğunda ilk işim arkaya bakmak, ama görmek ne mümkün. Yan ayak yok ki motordan inmeden "al yan ayağa" bak rahat rahat! Aprilia gerek duymamış buna. Öyle motorun üzerinde, bir yandan devrilmesin diye tutmaya çalışıp bir yandan arka lastiğe bakabilen varsa nasıl yapıldığını bana da anlatsın. Bak yan ayak dedim yine sinirlendim. Nasıl sinirlenmez ki insan.
Bugün (01 Eylül 2013) itibariyle Scarabeo yan ayak fiyatı 318,34TL. + servis ücreti ne kadarsa... Ayrıca fiyat Euro olduğu için sabit olmadığını da hatırlatmakta fayda var. Nedir bu? Altın kaplama mı? Acaba alsam, motora takmayıp salonda mı sergilesem acaba? Eşe dosta gösterir havasını atarız.
Neyse, konumuza geri dönersek, yaklaşık 1,5 ay bu şekilde kullandım motoru. Sürekli tedirginim tabii, gözüm sürekli o parçada, arada sağa sola bakıyorum, yağ vs var mı diye. özellikle yokuş aşağı giderken ani fren yapmak zorunda kalmamak için çok temkinli kullanıyorum, neredeyse her hafta servisi arıyorum, "ne oldu? yurt dışına bildirildi mi? onaylandı mı? gelecek mi? ne zaman gelecek?" derken 1,5 ayın sonunda geldi parça. Ertesi gün ben de servise geldim.
Uzun lafın kısası, garanti kapsamında değişti arka fren merkezi. Hazır servisteyken ön balatanın durumuna da bir bakalım dedim, bir baktık, ön balatalar dibine kadar erimiş, onlar da değişti tabi. Yaklaşık 7.000 km'de balataların bitmiş olması da normal gelmedi bana, herhalde fren merkezindeki bu sorundan dolayı böyledir diye düşündüm.
Scarabeo kullanan diğer arkadaşlar; balata değişimini kaç km'de yaptınız? Paylaşan olursa sevinirim, hem diğer kullanıcılara da referans olur.
Yalnız kullanıma göre tabi ki bu süre çok uzun da olabilir, çok kısa da. İstisnalardan bahsetmiyorum.
Normal kullanımla ortalama kaç km'de değiştirdiniz?
Bu arada diğer kullanıcılara sormak istediğim bir diğer konu da motor sıcakken motoru park ettikten sonra egzozdan yay gerilip bırakılıyormuş gibi 10sn'de bir Çatt!, Çutt! sesi geliyor mu? Hatta motor sıcak olduğunda kırmızı ışıkta beklerken bile duyuyorum ben bu sesi. Egzoz soğuyana kadar devam ediyor bu çatırtı.
Servise sorduğumda bunun da "normal" olduğu söylendi, 7.000'li km'lerden sonra kesilir dendi. Hala devam ediyor. Şu ana kadar kullandığım hiçbir motorda bu "normal" çatırtıyı duymadım ben. Scarabeo'ya özgü bir şey herhalde diyor ve soruyorum, sizin egzozdan da sıcakken böyle çatırtılar geliyor mu?
Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Yeri gelmişken; fark ettiyseniz hiçbir servis ve usta ismi vermedim, çünkü hepsinin elinden gelenin en iyisini yaptığına inanıyorum.
Herkese kazasız sürüşler diliyorum.