Arkadaşlar ben bu hafta bir kısmkı artçıyla birlikte olmak üzere oldukça uzun ve eğlenceli bir gezi yaptım.
Daha önce bahsettiğim gibi önce tek başıma artçı olmadan Çeşme yarımadasına yönelmiştim, lakin bu rota kesmedi eve gelir gelmez hazır bavul da hazırken kan mı çekiyor nedir bilmem artçıyı arayıp güneye yöneldim. Çine üzerinden Sakar geçidinden inip Köyceğiz, Fethiye, Dalaman, Göcek, Fethiye, Kalkan, Kaş Demre Finike'den sonra Olimpos' a vardım ve orada Kadir'in ağaç evlerinde kaldım. Dönüş yolu olarak ise her ne kadar kıyı yolu kadar çekici olmasa da çok daha kısa ve duble yol olan Korkuteli- Denizli yolunu kullandım.
Çeşme yarımadası tahminimden sıkıcı geçti. Kuzeye doğru çıktıkça bırakın aracı, insanı tek bir davar bir koyun bile görünmez oldu. Özellikle Karaburun'dan sonra heryerde ürkütücü bir yanlızlık, terkedilmişlik sarplık hissi hakimdi. Kendimi bir anda Hakkari Cudi Dağındaymışım gibi hissettim. Buraları çok merak ediyordum öğrenmiş oldum. Yarımadayı tamamen dolanıp arka tarafta oldukça şirin ve güzel, sote bir balıkçı köyü Ildırı'ya gelince biraz rahatladım. Ondan sonra zaten Çeşme'ye oradan da Alaçatı'ya indim. Ardından da Kuşadası'na geri dönüp ertesi gün Antalya' ya hareket ettim.
Çine yolunda sıcaklık bir ara gölgede 39 ile asfalttan alev esiyordu. Köyceğiz tarafına vardığımda ise hamam gibi yoğun nem hissettim.
Böylece 3 gün içinde toplamda 1750 km yol yapmış oldum. Scarabeo genel olarak beklediğimden çok daha iyi performans gösterdi. Biraz da rahat etmek için normalde 20 bar olması gereken lastik basıncını bir bar aşağı çekip 19 bara düşürdüm. Yakıt tüketimim bir depoya 270 km idi. (8 litre)
Scarabeo Hiç bir yerde beni üzmedi. Ortalama hızım 90-100 km/h, virajlı yollarda ise 60-70 km/h. Virajlı yollarda Metzeller'ın ne kadar iyi bir yol tutuşu olduğunu bizzat öğrenmiş oldum. Sadece Tahtalı Dağına çıkarken aşırı sıcak ve yükten dolayı zirveye yaklaşırken hararet göstergesi fırladı ve gittikçe çekiş düştü. Düşük hızdanmıdır yokuştanmıdır bilmem radyatör müşürü devreye girmedi ve yokuş yukarı çıkmaya devam ettikçe yavaş yavaş motor durma noktasına geldi, nihayet stop edip 5 dk soğumasını beklemek zorunda kaldım. ( Sıcaklık gölgede 39-40 idi)
Başka araçlarla geçtiğim bu yollardan motorla geçmek gerçekten ayrı bir zevkmiş. Çam kokusunu içime çekerek her açıdan doğayı görebilmek pek keyifliydi. Özellikle köylerden geçerken anason kokusu, çam sakızı kokusu, tezek kokuları hasat kokuları birbirine karıştı, motosiklet gerçekten manzarayı gerçek anlamda yaşattırıyor.
Giderken nerede ne yenir neler görülür çalışıp ta gitmiştim, faydasını gördüm, sizlerle de paylaşmak istedim. Urla'nın katmerini, Çine'nin köftesini, Çıralı'nın hakiki kepekli undan yapılmış ıspanaklı yörük gözlemesini, Kemer'in Ulupınar köyünde Dev bir Çınar ağacının altında gürül gürülakan serin bir pınarın üzerinde Kavun içinde servis yapılan ballı dondurmayı, Korkuteli'nin mantarlı su böreğini, yanık kokulu dondurmasını unutamadım...
Hayat kısa arkadaşlar yiyin için gezin görün, ilerde keşke yapsaydım dememek için...
---------- Mesajlar birleştirildi - 13:26 ---------- bir önceki mesaj zamanı 13:08 ----------