- Katılım
- 1 Eki 2008
- Mesajlar
- 1,071
- Konu Yazar
- #1
Bugün hava güzeldi. Aralık ayı olmasına rağmen 25 derece idi. Bende indim motorumun yanına açtım önümdeki haritaya baktım günübirlik asfalttan çıkmadan nereye giderim diye..

İşte Rotam bu...

Bende Isparta yolu üzerinden Karaöz'e kadar gazı açayım ve uzaklaşayım deyip içeriden Gebiz'e inmeye karar vermiştim. Nevalem hanımın akşamdan kalma börekleri sıcak termos çayım ve kayısı kuruları idi.. İşte Karaöz sonunda geldim..

Karaözü geçip Akbaba çayındaki köprüyü geçince ilk asfalt köye yoluna girdim. İşte bu resim çekerken iki adet kangal havlayarak bana geliyordu anında motora nasıl bindiğimi hatırlamıyorum.. Çok korkmuştum... O kötü yolda 70 km ye çıkmışım..

Yorulmuştum. Bir bardak çay içmek için durdum. Yol iyi gibi görünmesine rağmen 30 km nin üstü rahatsız ediyordu..

Orman başlamıştı.. Durdum.. Sessizliği dinledim...

Yola devam o ne keçiler ve çoban çocuk.. Elinde de pala var... Eh.. Sormadım artık...

Acıkmıştım.. Burada hanımın böreklerinden 2 tanesini taze sıcak çayımla mideme indiriyorum...

İşte Yemek.. Taze toprak ve çam kokusu ile çay ve börek..

Ortam çok hoş ve sesiz dinlendirici... Sakin ve huzur dolu..

Gebize doğru yol alıyorum.. Hala orman ve ıssızlık köylerde geride kalmıştı..

Geldik ve çıkıyoruz bir köyden.. Köprüsü yaklaşık 75 m genişliğinde lakin altında suyu yada deresi yok kurumuş..


İşte torosların azgın suyu.. Dere yatağında sadece kuru taşlar var.. O kadar...

En nihayet GEBİZ.. İşte...

Gebiz i geçince bir tabela.. Yol çalışması 2km diye.. Mecbur girdim.. Pudra gibi toz var. İki kamyon bir geçti. Heryerim Beyaz..

Abdurrahmanlarda mola ve temizlik


Eh Abdurrahmanlardan sonra Antalya malum.. Kıssadan Hisse... Kargadan başka kuş; ANTALYA'dan başka şehir tanımam..:queen:

İşte Rotam bu...

Bende Isparta yolu üzerinden Karaöz'e kadar gazı açayım ve uzaklaşayım deyip içeriden Gebiz'e inmeye karar vermiştim. Nevalem hanımın akşamdan kalma börekleri sıcak termos çayım ve kayısı kuruları idi.. İşte Karaöz sonunda geldim..

Karaözü geçip Akbaba çayındaki köprüyü geçince ilk asfalt köye yoluna girdim. İşte bu resim çekerken iki adet kangal havlayarak bana geliyordu anında motora nasıl bindiğimi hatırlamıyorum.. Çok korkmuştum... O kötü yolda 70 km ye çıkmışım..

Yorulmuştum. Bir bardak çay içmek için durdum. Yol iyi gibi görünmesine rağmen 30 km nin üstü rahatsız ediyordu..

Orman başlamıştı.. Durdum.. Sessizliği dinledim...

Yola devam o ne keçiler ve çoban çocuk.. Elinde de pala var... Eh.. Sormadım artık...

Acıkmıştım.. Burada hanımın böreklerinden 2 tanesini taze sıcak çayımla mideme indiriyorum...

İşte Yemek.. Taze toprak ve çam kokusu ile çay ve börek..

Ortam çok hoş ve sesiz dinlendirici... Sakin ve huzur dolu..

Gebize doğru yol alıyorum.. Hala orman ve ıssızlık köylerde geride kalmıştı..

Geldik ve çıkıyoruz bir köyden.. Köprüsü yaklaşık 75 m genişliğinde lakin altında suyu yada deresi yok kurumuş..


İşte torosların azgın suyu.. Dere yatağında sadece kuru taşlar var.. O kadar...

En nihayet GEBİZ.. İşte...

Gebiz i geçince bir tabela.. Yol çalışması 2km diye.. Mecbur girdim.. Pudra gibi toz var. İki kamyon bir geçti. Heryerim Beyaz..

Abdurrahmanlarda mola ve temizlik


Eh Abdurrahmanlardan sonra Antalya malum.. Kıssadan Hisse... Kargadan başka kuş; ANTALYA'dan başka şehir tanımam..:queen:
Son düzenleme: