Acem İllerinde Bir Acemi

Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
HAZIRLIK

İran’a gitmek, motosiklet meclislerinde arkadaşlarla dillendirdiğimiz bir hayal idi.

Dünya siyasetindeki ılımlı havayı fırsat bilerek, bu hayalimi gerçekleştirme kararı aldım.

Elazığ’daki arkadaşlarımdan bu seyahatte bana eşlik edebilecek kimse olmayacağı düşüncesiyle motosiklet forumlarında İran’a gitmek isteyen iki teker sevdalılarını aramaya başladım.

Bazıları ramazan ayında gitmeyi planladığından bana cazip gelmedi. Nihayetinde Musa Çakır isimli bir arkadaşla irtibatlaştım. Bu seyahat için 5 Mayıs tarihinde müsait olabileceğini söylemesi üzerine benim için de uygun olur diyerek mutabık kaldım. İstanbul’a bir vesileyle gittiğimde, kendisiyle tanışıp, görüştüm. Motosikletinin 250 cc scootor olduğunu söyleyerek, yolda bana ayak uyduramamaktan endişe ettiğini söyleyince, bunun çok da önemli olmadığını 100-120 Km hızla gidebileceğimizi ifade ettim.

Nasıl bir ülkedir, nasıl gidilir, neler ile karşılaşılır sorularına cevap bulmak amacıyla, motosiklet forumlarında bu yolculuğu daha önce yapan arkadaşların bilgilerine baş vurdum.

Yetmez diyerek internet üzerinden kitap siparişi verdim.





Motosikletlerden birinde teknik bir arıza olursa neyle çekecektik diyerek bir adet çeki halatı temin ettim.



Soğuğa dayanıklı bir uyku tulumu olmalıydı elbette diyerek, İnternet üzerinden satın aldım.

Kılıfından çıkardıktan sonra aynı şekilde ambalajlayamayınca spor çantası temin edip oraya yerleştirdim



İlkyardım çantam zaten mevcut idi, arı sokmasına karşı iğne ve enjektör dahi almıştım.

Çadır, kafa lambası ,mat, lastik patlamasına karşı sıkıştırılmış köpük, bir litre motor yağı, katlanır sandalye, telefon başta olmak üzere bilumum elektronik eşyaların batarya şarj kablosu, fotoğraf makinası ve yağmurluk yanıma aldığım malzemeler arasında oldu.

Başta İran gezisi olmak üzere, yapacağım bütün gezilerimde bir adet Gopro kameraya ihtiyacım olduğu gerçekliği karşısında yeni çıkan Hero Plus modelini temin ederek rahatlamış oldum.




İran gezisi fikri yıl başından itibaren gündemimizde olup olgunlaşmaya başladıkça Elazığ’dan katılmak isteyen arkadaşlarımız oldu.

Moto23 üyelerinden, Halil Can İşvarlar ve Salih Şimşek’ten sonra Malatya’dan Murat Uğuralp arkadaşımızın katılacağını öğrenmek keyfimi ve hevesimi artırdı.

Üç yıl kullandığım BMW R 1200 GS motosikletimi satmış, yeni çıkan Adventure motosiklet için sipariş vermiş idim.

Nisan ayının son haftasında teslim alabilecek olmam az da olsa bir tedirginlik yaratsa da. çantaların gelmemiş olmasından başka bir sıkıntı yaşamadım.

Adventure modeli tercih etmemde 30 litrelik benzin deposu da etkili oldu tabi. Diğer İran seyyahları gibi, yanımda yedek yakıt bidonları taşımak zorunda kalmayacaktım artık.




Borusanoto İstinye’den işlemlerimi tamamlayarak, 29 Nisan günüTouratech’e uğradım ve sipariş vermiş olduğum koruma parçalarını taktırdım. Mevcut olmayanları ise kargo ile adresime gönderecekler.



Gezerek ve yeni motosikletimin rodajını yaparak Elazığ’a geldim.

Satın alma ve sonrası hakkındaki bilgiyi şu linkte bulmak mümkün:

http://www.moto23.net/forum/index.php?topic=2221.msg22473#new

Pasaportumu aylar öncesinden çıkartmış,İran’ın Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor olmasının rahatlığıyla gideceğimiz günü bekler olmuştum.

İran’ın her yönüyle güvenli bir ülke olduğunu öğrenmeme rağmen, bütün paramızı üzerimizde taşımak pek akıllıca değil idi.

Bankaya adımıza yatırıp orada çekebilme ihtimalini araştırdım ama maalesef bir sonuç alamadım. Bütün yumurtaları aynı sepete koyarak gidecektik anlaşılan.

Aracınız sizin adınıza kayıtlı değil ise noterden bir izin belgesi almayı unutmamak gerekiyor.

Google haritalardan rota çizip gezilecek şehirleri tespit ettiğimde 5-18 mayıs tarihleri arasında bu geziyi tamamlayabileceğimizi ön gördüm.

Salih Şimşek ile Murat Uğuralp arkadaşlarımızın zaman problemi olduğundan, gezinin bir yerinde onlardan ayrılıp devam edecektik yolumuza. Doğubayazıt’ta bir gün sonra buluşmak üzere onları 3 Mayıs Cumartesi günü önden uğurladık.

4.Mayıs.2014 Pazar sabahı ben ve motosikletim hazırdık.






Elazığ Motosiklet ve Motor Sporları Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Fethi Tan’ın, Honda bayi yemekli açılış törenine Erzincan Motosiklet Kulübünden Serkan Akpınar arkadaşlarının katılımıyla çok keyifli bir gün yaşadık.





Biz üç motosikletli yemek sonrası yola çıktık. İşte rotamız :




Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.






Bir başka kainata, bir başka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı






Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.






Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rüku’u, bir zirvenin kıyamı.







Aynı günün akşamı İshakpaşa Külliyesi eteklerindeki konaklama yerinde öncü arkadaşlarımızla buluşuyoruz.

Yoldaşlarımı size tanıtmak istiyorum. Sağ baştaki Salih Şimşek, namı diğer Halo. Elazığ İl Özel İdaresinde mühendis. Diyarbakır/Erganili şiveyle konuşmaya başlaması onu sevmeniz, yakınlık duymanız, içi dışı bir güzel kişiliği olduğunu anlamanız için kafi.

İkinci arkadaşımız Murat Uğuralp aslen Ankaralı olup Malatya’da özel bir hastanede göz doktoru. Gün görmüş geçirmiş, komplekslerini aşmış tepeden tırnağa haza bir beyefendi.

Üçüncü arkadaşımız Musa Çakır İstanbul’da elektrik teknisyeni. Muhitimde sessiz sakin az konuşan biri olarak bilinirdim ama benden daha sessizini de görmüş oldum bu yolculuk sayesinde. Musa Çakır’ı tanımaktan büyük bir mutluluk duydum. Tekrar görüşmek ümidiyle.

Dördüncü arkadaşımız Halil Can İşvarlar Elazığ Fırat Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde öğrenci. Aslen Karslı olup ailesi İstanbul’da ikamet ediyor. Civa gibi yerinde duramayan, becerikli, her işten anlayan bu delikanlı o kadar olgun ki bazen yaşını filan unutuyor, emsalim sanıyorum.

Ve beşinci kişi seyyah-ı fakir edebiyat muallimi Serdar Sertdemir. Elazığ Özel Bilgem Okullarında ve Elazığ Sürücü Kursunda görev yapar.




5.Mayıs.2014 Pazartesi sabahı kahvaltı sonrası, demir atlarımız uykuda.





İshakpaşa Külliyesinin hatırını soruyoruz.




Aradan yıllar geçti işte o günden beri





Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,





Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.





Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,





Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!





Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,





Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..







Sınırını geçmeden önce döviz bürosuna uğrayıp bir miktar İran parası temin ediyoruz.


Sınır kapısındaki ayaklı dövizciler ile Doğubayazıt’taki büro doları aynı kurdan bozarken, İran içlerine biraz girince daha hesaplı bozdurduğumuzu fark ettik.





Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik






Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle






Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan






Bir gün yine doludizgin atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla








Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde






Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik





 
Katılım
18 Eki 2013
Mesajlar
1,279
Muhteşem bişey ya... İnşallah banada nasip olur birgün böyle gezmek. Tekerinize sağlık devamını merakla bekliyoruz...
 
Katılım
15 Mar 2014
Mesajlar
404
Motosikleti
Honda CL250 /tvs jüpiter 110
Hocam gezi fotoğraflarını şiir dizeleriyle beze meniz harika harika bir şey. Şiir okumayı çok seven hatta son zamanlarda şiir üzerine araştırma yapmaya çalışan biri olarak çok keyif aldım. Sanırım devamı gelecek merakla bekliyorum.
 

PSK

Katılım
12 May 2014
Mesajlar
27
Harika gezi harika sunum... Edebi eser kıvamında :) Resimli şiir kitabı okur gibi oldum. emeğinize sağlık...
 
Katılım
20 May 2013
Mesajlar
1,247
Devamını bekliyoruz.
Motorlar sağlam, imkanlar güzel. Allah yolunuzu açık etsin
 
Katılım
22 Mar 2014
Mesajlar
148
Allah tekrarını nasip etsin sizlere,bizlerede tabi :) Çok güzel akarsu gibi okudum yazınızı.
 
Katılım
25 Mar 2011
Mesajlar
800
Çok keyifliydi gerçekten okurken resimlere bakarken heyecanlandım.güzel gezi devamıda gelecektir umarım teşekürler .
 
Katılım
5 May 2014
Mesajlar
2
Çok güzel gezi hocam sabırsızlıkla bekliyordum zaten fotoları devamını bekliyorum
 
Katılım
22 Nis 2008
Mesajlar
113
Serdar bey sizin gezi raporlarınızı ilgi merak ve beğeniyle takip ediyorum

Bu raporunuz da oldukça sürükleyici devamını sabırsızlıkla bekliyorum

Ellerinize sağlık
 
Katılım
11 Mar 2012
Mesajlar
1,572
tek kelime ile rüya gibi bir şey,ne gezi ama,muhteşem,benim gibi birisi için olağan üstü bir gezi ve daha nice övgüleri hak ediyor bu gezi harikasınız büyüklerim ve diğer arkadaşlarım her şey gönlünüzce olsun! gezip gördüğünüz sizin olsun,çekmiş olduğunuz fotolar bizim olsun MAŞALLAH ,MAŞALLAH,MAŞALLAH ! HER HALDE DENECEK EN GÜZEL SÖZ BU OLSA GEREK ,yolunuz açık olsun,saygılar...
 
Katılım
10 Haz 2012
Mesajlar
74
cesaretinizi, dilinizi (şiirli anlatımınızı) ve fotolarınızı takdir ediyor, sabırsızlıkla devamını bekliyorum...
 
Katılım
7 May 2014
Mesajlar
451
allah hepimize böyle motosikletler alıp deposunu habire doldurmayı nasip etsin. sadece böyle bir geziye cıkmak ortalama bi motosiklet parası :pr:
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
İRAN’A GİRİŞ

Gürbulak gümrük kapısının gece gündüz yirmi dört saat açık olduğunu ama Van’daki sınır kapısının
saat 18:00’den sonra kapandığını öğreniyoruz.






Pasaportumuzu alıp işlemleri başlatan görevlilerin, verdikleri belge ile yakındaki PTT şubesine,
kişi başı 200 Dolar depozito yatırdık. Arzu edenler bu depozitoyu döviz hesabı açtırıp geri alabiliyormuş.




Şu sarı defter için de 230 Lira verdik.
Giriş çıkışlarda karalayıp durdular.
Aldığımız TR çıkartmaları çantalarımıza yapıştırdık.




Girerken çantalarımız iki tarafça da aranmadı. Sadece İran dönüşü bizi sözlü olarak yoklayıp,
arkadaşlarımızdan birinin arka çantasını şöyle bir açtırdılar, adet yerini bulsun der gibi.


Ara bölgeyi geçip İran gümrüğüne geldiğimizde herkes ile Türkçe konuşup sohbet edebiliyorduk.
Orada bulunanlardan biri belgelerimizi elimizden alıp işlemler için dolaştırmaya başladı.
Ücretini de talep etti tabii iş bitiminde.





Bizler de bu arada ara bölgede, İran’lı görevlilerle ayak üstü sohbet ediyorduk.
Nereden gelip, nereye gittiğimizi, ne iş yaptığımızı filan konuştuk. Biz de merak ettiklerimizi onlara sorduk.
Gümrükten çıkıp, motosikletlere sigorta yaptırmak için hep birlikte aşağı bölgeye hareket ettik.






Motosikletlerin modeline markasına bakılmaksızın her birine 100 Dolar ödemek zorunda kalınca çok şaşırdık.
Daha düşük ücreti tahsil ediliyorken, aracı kişiler üstünü cebe mi atıyor diyerek bayağı direndik.
Bize makbuz verin dedik. Sonunda ikna olarak ayrıldık. İşte sigorta belgemiz. Vatana millete hayırlı olsun.




Sonrasında ver elini Acem illeri, bekle bizi Tebriz.



Gözümüz bir benzinlik arıyor ve buluyoruz. Petrolün sudan ucuz olduğunu bizzat yaşayarak görüyoruz.

Benzinin litresi bir lira bile değil, 75 kuruş civarıydı. Demir atlarımızı gırtlağına kadar doyuruyoruz.

Görevlinin pompayı tuttuğuna bakmayın, genelde ellerini sürmüyorlar, siz dolduruyorsunuz.
Hizmet satın almaya alışmış olan biz ağaların zoruna gitse de sonrasında alışıyoruz.

Keşke ülkemizde de bu fiyat olsa da benzin pompasını biz tutsak.





Hapishane misali tuhaf bir benzinlik.



Karnımız aç, nerede yemek yiyebiliriz diye sorduğumuzda yolumuz üstündeki Yolageldi beldesinde
kebapçı Ali kara’nın meşhur olduğunu söylediler.

Belirtilen yeri buluyoruz. Ayaktaki kişiler Salih arkadaşımızla Kürtçe konuşuyor.





Kebaplar kuş başı veya Adana (kıyma) olarak yapılıyordu ve lezzetliydi.

Tavuk çiftliği olmadığındandır mıdır ne tavuk etine hiç rastlamadım.





Yol kenarında bir mola anımız, istikamet Tebriz.



Keyfiniz keyf ağalar.







Arkadaşlarımız benzin alıyorken.



Tebriz’e akşam üstü giriyoruz ama nereye gideceğiz. Öndeki arkadaşımızı, uyduk imama diyerek takip ediyoruz.
Şu nevigasyonun olmaması çok kötü. Derken bir taksi yanaşıyor ve içindeki iki genç otel aradığımızı öğrenince bizi takip edin diyorlar.
Dörtlü sinyallerini yakan bu aracı takip ettik bir müddet.


Motosikletlerimizi güvenli bir yere park ettirip, benle Musa’yı araçlarına alarak otel aramaya başladılar.
Kiminde yer yoktu, kimini biz pahalı bulduk. Derken bir otelde “Kaç nefersiniz?" Diye soran
kişiye “Beş neferiz evvelallah” dedik ve bu odaya yerleştik nihayetinde.


İçinde mutfak tüpü, ocak, kap kacak oluşu çok ilginçti. Yakın bir yerden et alıp kendimiz pişirdik,
çayımızı demledik. İran otellerinde kalitesi ne olursa olsun, diş fırçası ve plastik terlik hep mevcut idi.
Ah bir de internet olsaydı.

Avea ve Türkcell hatlarımı uluslar arası konuşmalara açmış olmama rağmen dışarıyı arayamadım.
Gelen aramaları görebiliyordum ama ben arayamıyordum, her ne hikmetse.

Koğuşumuz uyku hazırlığında, az yol gelmedik hani.

.




İran Riyaline iki örnek. Beş yüz bin Riyalin bir sıfırını elimizle kapatıp, bunun elli bin Tümen olduğunu anlıyorduk.
İyi ki Türk Lirası bol sıfırlardan kurtulmuş. Avrupalı turistler ne dalga geçmişlerdir bizimle kim bilir.
Bu sebeple ben bunu yapmayacağım.




Bana niye soruyorsun Musa, ben ne bileyim kaç liradır elinde tuttuğun para.

Sen çık işin içinden, ben daha yeni geldim buralara.




Acem illerinde ilk gün rotamız böyle oldu.




.
 
Katılım
15 Mar 2014
Mesajlar
404
Motosikleti
Honda CL250 /tvs jüpiter 110
Arkası yarın gibi oldu. Çok harika.
 
Katılım
9 Kas 2012
Mesajlar
802
DEvam abi devam :)
Çok keyif alıyorum, hem resimlerden, hem anlatımızdan :)
 
Katılım
25 Eyl 2006
Mesajlar
1,154
TEBRİZ

Arap İslam güçlerinin Tebriz’i fethi 642 yılına rastlar. Moğol istilası sırasında tahrip edilmeyen birkaç şehirden biri olarak Tebriz şanslıdır. Daha sonraki Safeviler devrinde Tebriz, bir süre için İran’ın başkenti olmuştur.

Tebriz’deki birçok tarihi eser, şehirde yaşanan depremler yüzünden yıkılmış ve kaybolmuştur.Safevilerden sonra gelen Kacarlar döneminde Tebriz, yine başşehir olmuştur.Bu dönemde sürekli Osmanlı ve Rus ordularının akınlarıyla karşılaşan şehir, 20. Yüzyılın başlarında uzun süre Rus işgali altında kalmıştır.

6.Mayıs.2014 Salı günü bizi iki araçla gezdirmeleri için Hasan ve Rüstem ile anlaşıyoruz. Akşamleyin otel bulmak için çok dolaştılar, kazıklanacaksak da bunlara kazıklanalım diyerek ücreti ağzımıza alıp sormuyoruz.

İki otomobil ile Tebriz sokaklarındayız.




Çoğumuz Tebriz ismini bir şehir isminden önce, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin gönül dünyasında büyük değişikliklere sebep olan ve Mevlânâ tarafından yazılan ilâhî aşk şiirlerindenoluşan "Dîvân-ı Şems-î Tebrîzî" adındaki nazım eser sayesinde duymuşuzdur.

Şems-i Tebrizî ya da Şems ed-Dîn Muhammad (d: 1185 - ö:1248) yani dinin güneşi lâkabıyla anılmıştır.




Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen Şems, Mevlânâ ile üç-üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onu ilahî aşkın potasında eriterek, kâmil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur.

Şems-i Tebrizî Şam’a döndüğünde, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî için onun yokluğu dayanılmazdır. Şems’in varlığını kabullenememiş kimseler,Mevlânâ’ya ileri geri laflar etmişlerdir. Celâleddîn Rûmî’nin bu kimselerden birine verdiği cevap şöyledir:
"Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. Ben onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür; deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. Onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim. Lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz."




Şems hicri 645, miladi 1247 tarihinde Mevlânâ'da meydana gelen büyük değişikliği hazmedemeyenler tarafından mı öldürüldü, yoksa geldiği gibi kimseye haber vermeden Konya’yı terk mi ettiği bilinmemektedir.

Bu gün Konya’da Şems makamı olarak bilinen, halk ve bilhassa Mevlevîlerce türbesinden önce ziyaret edilen bu mescit-türbe de mevcut sanduka, boş bir sanduka mı, yoksa Mehmet Önder Bey'in bir hatırasında anlatıldığı gibi, Şems gerçekten burada mı gömülüdür, bu da bilinmez.

Niğde’deki Kesikbaş Türbesi de Şems’e izafe edilir. Bunlardan ayrı olarak Tebriz şehrinde "Geçil" denilen mezarlıkta, aynı bölgede Hoy’da, Pakistan’ın Multon şehrinde Şems türbeleri veya makamları vardır. Bunlar çeşitli rivayetlerle süslenmiştir.






İlk durağımız meşhur Şehriyar olmak üzere, 200 civarı şairlerin yattığı Şairler Mezarlığı

İran’da ve Azerbaycan’da şairlerin yeri ayrıdır. Şairler yaşarken de öldükten sonra da büyük saygı görürler.




Son dönem İran edebiyatının en önemli şairi Seyyid Muhammed Hüseyin Behçet Tebrizi de (1906-1988) burada gömülüdür.

Ünlü Fransız düşünürü Jean Paul Sartre iki defa Tebriz’e gelerek Şehriyar ile görüşmüştür.

Ancak İran’da Farsça dışında kitap pek az bulunuyor.




Mihmandarlarımız Azeri Türkü Hüseyin ve Rüstem ile beraberiz.

Azeri Türkçesinin kendine has kelime vurgulamalarına bir süre sonra alışıyoruz.








Şehriyar’ın huzurundayız.

Heyder Baba'ya Selam
Heyder baba yıldırımlar çakanda
Seller sular şakgıldayıp akanda
Gızlar ona saf bağlayıb bakanda
Selam olsun şovketize elize
Menim de bir adım gelsin dilize




Heyder baba gün dalını dağlasın
Üzün gülsün bulakların ağlasın
Uşakların bir deste gül bağlasın
Yel gelende ver getirsin bu yana
Belke menim yatmış bahdım uyana




Heyder baba kekliklerin uçanda
Göl dibinden dovşan galkıp gaçanda
Bahçaların çiçeklenib açanda
Bizden de bir mümkünse yad ele
Açılmayan ürekleri şad ele




Garı nene gece nağıl deyende
Külek(rüzgar) galkıp gap bacanı döyende
Gurt keçinin şengülüsün yeyende
Men gayıdıp birde uşağ olaydım
Bir gül açıp ondan sora solaydım




Heyder baba nene gızın gözleri
Rehşende’nin şirin şirin sözleri
Türki dedim okusunlar özleri
Bilsinler ki adam geder, ad galar
Yahşı-pisden ağızda bir dad galar




Heyder baba dunya yalan dünyadı
Süleyman’dan Nuh’dan gelen dünyadı
Oğul doğan, derde solan dünyadı
Her kimseye her ne verip alıpdı
Eflatun’dan bir guru ad galıpdı




Heyder Baba, karlı dağlar aşanda,
Gece kervan yolun aşıb çaşanda,
Men hardasam, Tehran’da, ya Kâşan’da,
Uzaklardan gözüm seçer onları,
Hayâl gelib, aşıb keçer onları.




Heyder baba göyler bütün dumandı
Günlerimiz birbirinden yamandı
Birbirinizden ayrılmayın, amandı
Yahşılığı elimizden alıblar
Yahşı bizi yaman güne salıblar




Heyder baba guru gölün gazları
Gediklerin sazak çalan sazları
Kend kövşenin payızları yazları
Bir sinema perdesidir gözümde
Tek otorub seyr ederem özümde




Heyder baba yolum senden keç oldu
Ömrüm keçti gelemedim geç oldu
Heç bilmedim gözellerin neç oldu
Bilmez idim döngeler var, dönüm var
İtkinlik var, ayrılığ var, ölüm var




Verzeğan’dan armut satan gelende
Uşakların sesi düşerdi kende
Biz de bu yandan eşidip bilende
Şıllag atıp bir gışgırık salardık
Buğda verip armutlardan alardık




Emmecan’ın bal bellesin yeyerdim
Sonra durub üst donumu geyerdim
Bahçalarda tiringeni değerdim
Ay özümü o ezdiren günlerim
Ağaç minib, at gezdiren günlerim




Bayram yeli çardakları yıkanda
Növruz gülü gar çiceği çıkanda
Ağ bulutlar köyneklerin sıkanda
Bizden de bir yad eyleyen sağ olsun
Derdlerimiz goy dikkelsin dağ olsun




Heyder baba senin üzün ağ olsun
Dört bir yanın bulak olsun, bağ olsun
Bizden sonra senin başın sağ olsun
Dünya gaza-kader, ölüm-itimdi
Dünya boyu oğulsuzdu yetimdi




Heyder baba, iğit emek itirmez
Ömür keçer efsun bere bitirmez
Namert olan ömrü başa yetirmez
Bizde vallah unutmarıh sizleri
Görenmesek helal edin bizleri




Heyder Baba, senin könlün şad olsun,
Dünya varken ağzın dolu dad olsun,
Senden keçen yakın olsun, yad olsun,
Deyne menim şâir oğlum Şehriyâr,
Bir ömürdür gam üstüne gam çalar.




Seyyid Hamza Mescidi ve kabri





Girişin sol tarafında kitap, tespih gibi malzemeler satılıyordu.



Ziyarete gelen okul çocuklarını görünce sevmeden geçemedim.

Çocuk her yerde aynı çocuk, gözlerde aynı masum ifade.




Canlarım benim.



Bu mescit ve kabir Ebu’l-Huseyin Seyyid Hamza b. Musa b. Cafer adına yapılmış.



Mescidin 15 ve 16. yüzyılda Akkoyunlular ve Türkmenlerin zamanına kadar giden bir tarihi varmış.

Burası görebileceğiniz en ilginç mescidlerden biridir.

Her taraf kırık ya da parça aynalarla dolu



Mezar, mezar, zıtların kenetlendiği nokta;
Mezar, mezar, varlığa yol veren geçit, yokta...





Onda sırların sırrı: Bulmak için kaybetmek.
Parmakların saydığı ne varsa hep tüketmek.





Varmak o iklime ki, uğramaz ihtiyarlık;
Ebedi gençliğin taht kurduğu yer, mezarlık.





Ebedi gençlik olum, desem kimse inanmaz;
Taş ihtiyarlar, servi çürür, olum yıpranmaz.





Zaman deli gömleği, onu yırtan da olum;
Ölümde yekpare an, ne kesiklik, ne bolum






 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst