Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Eski otomotivi özlemek başka bir şey. Ben de 2010 civarından itibaren üretilen hemen hiç bir otomobili beğenmiyorum.
Ama sen sattığın arabaları özlemenin yanı sıra, çocukken kurduğumu hayaller daha masumdu deme seviyesine gelmişsin.
Hastalık demek haddime değil de, daimi geçmişe özlem sıkıntılı bir konu. Bugün ve yarınla ilgili problemlerden ötürü ortaya çıkar genelde.
üf ulan bizde bi 97 model Volvo S70 vardı, 2.5 Turbo'ydu galiba... araba bordoydu, krem rengi deri koltukları vardı.. ne arabaydı be çok az durdu ya keşke hala bizde olsaydı..
100 km de 20 lt yakan 6 silindir benzinli bir otomobil belli bir süre sonra keyifsiz gelebilir , nereden biliyorsun diye sorma biliyorum
bunu kullanmayacan garajda izleyecen o kısmı çok keyifli
Sadece izlemek için ara ara Gaziemir'deki lüks galerileri ziyaret ediyorum. Hem doya doya izliyorum hem de herhangi bir masraf etmiyorum. . Hem de motorla gezmek için bahane bulmuş oluyorum.
En güzel porshe arkadaşının porshesi , en güzel tekne arkadaşının teknesi.
Sadece izlemek için ara ara Gaziemir'deki lüks galerileri ziyaret ediyorum. Hem doya doya izliyorum hem de herhangi bir masraf etmiyorum. . Hem de motorla gezmek için bahane bulmuş oluyorum.
En güzel porshe arkadaşının porshesi , en güzel tekne arkadaşının teknesi.
Bağlama yeri varsa tekne o kadar masraflı değil aslında , 12 metreden kısa fiber yeşil ruhsatlı ötv siz dizel yakıt alıp motosikletden bile uyguna gelir gezmek
Konu dışı, ama lâfı gelmişken, yaşamını teknede sürdürmek hakkında görüşleriniz nelerdir? Güzellikleri-zorlukları nelerdir?
Dükkânı kapatınca bir düşüncem/hayalim de geri kalan ömrümü bir teknede sürdürmek - sürekli denizle iç içe olmak sanki ömrüme ömür katacakmış gibi geliyor.
Ama mutlaka her şeyde olduğu gibi bunun da avantaj ve dezavantajları vardır. İşte onlar nelerdir sizce?
Konu dışı, ama lâfı gelmişken, yaşamını teknede sürdürmek hakkında görüşleriniz nelerdir? Güzellikleri-zorlukları nelerdir?
Dükkânı kapatınca bir düşüncem/hayalim de geri kalan ömrümü bir teknede sürdürmek - sürekli denizle iç içe olmak sanki ömrüme ömür katacakmış gibi geliyor.
Ama mutlaka her şeyde olduğu gibi bunun da avantaj ve dezavantajları vardır. İşte onlar nelerdir sizce?
vereyim hocam sana 8 metre var bende fiber kıçtan takma Yalova da tersanede karada çürüyor menderek içi yerin varsa denizde dursun , senede bir kere karaya çek zehirli boyasını vur devam..
bağlama yerin sağlam olacak , amatör denizci belgesi al 500.000 liraya kamaralı 8-12 metre tekne çok , sıkılana kadar tadını çıkarırsın
vereyim hocam sana 8 metre var bende fiber kıçtan takma Yalova da tersanede karada çürüyor menderek içi yerin varsa denizde dursun , senede bir kere karaya çek zehirli boyasını vur devam..
bağlama yerin sağlam olacak , amatör denizci belgesi al 500.000 liraya kamaralı 8-12 metre tekne çok , sıkılana kadar tadını çıkarırsın
Nikkfurie, bu konuda en çok merak ettiğim temiz su, atık su, elektrik ve ısınma konuları. Yani karavanlarda olan bu problemler herhalde ayniyle bu tekne işi içinde geçerli, yanlış bilmiyorsam.
Bunlar nasıl çözülüyor? Var mı bir pratik yolu? Ve bunları sürekli çözmek bir süre sonra bıkkınlık vermiyor mu teknede yaşayanlara?
Konu dışı, ama lâfı gelmişken, yaşamını teknede sürdürmek hakkında görüşleriniz nelerdir? Güzellikleri-zorlukları nelerdir?
Dükkânı kapatınca bir düşüncem/hayalim de geri kalan ömrümü bir teknede sürdürmek - sürekli denizle iç içe olmak sanki ömrüme ömür katacakmış gibi geliyor.
Ama mutlaka her şeyde olduğu gibi bunun da avantaj ve dezavantajları vardır. İşte onlar nelerdir sizce?
bugüne kadar alıp sattığım motorları hep özlüyorum,bilgisayara resimlerini attım içip içip kendime kızıyorum neden sattım lan diye,geçen gün de 15 sene önce sattığımız arabayı ilanda gördüm başladım ağlamaya ben niye böyle eskiden kopamıyorum yemin ederim en yeni en lüks ne arabada ne motorda gözüm var sadece elimden geçen malları özlüyorum evet haklısınız bir avuç citava ama çok bağlanıyorum
Aslında her devrin, her neslin müziği kendine güzel. Bizden öncekilerde bunları sevmiyordur. Her devir kendi nesline anlatıyor. Mesela bende ağır sanat müziği sevmem misal.
Nikkfurie, bu konuda en çok merak ettiğim temiz su, atık su, elektrik ve ısınma konuları. Yani karavanlarda olan bu problemler herhalde ayniyle bu tekne işi içinde geçerli, yanlış bilmiyorsam.
Bunlar nasıl çözülüyor? Var mı bir pratik yolu? Ve bunları sürekli çözmek bir süre sonra bıkkınlık vermiyor mu teknede yaşayanlara?
25 mt den büyük teknelerde atık suyu denize veremezsin tankda biriktirip karada atık su deposuna verilmeli ve sintine defterine periyodik işlenmeli aksi halde büyük cezası var..
teknedeki tertibata göre jeneratör koyarsan evde kullandığın bütün cihazları teknedede çalıştırırsın..
yeni nesil paneller ve jel yada lityum aküler ile yazın idare edilebilir ama ufak bir jeneratör şart , bağlı olduğun yerdede dışarıdan 220 alabilirsin basitçe , bıkkınlık verecek bir durumu yok..
denizde teknen varsa sürekli ilgi ister , hava sertlediğinde mutlaka gidip halatını , demirini , tonozunu kontrol edeceksin , bu sebeple marina veya menderek içi yerler çok emniyetli ama marina rakamları uçuktur..
mendereklerde de kolay kolay yer bulamazsın , yıllardır oraları sahiplenenler var malum..
Ayvalık , Foça gibi sahil yerleşimlerimde bu konular daha kolay ve ucuz yolludur , oralarda da sıkıntı yaşayınca usta bulmak sezonda problem olabiliyor , ufak bir römorkla bile kumsaldan tekneyi alıp bahçene vs park edebilirsin ama 10 mtden uzunsa yine sıkıntı yaşanabilir..
Konu dışı, ama lâfı gelmişken, yaşamını teknede sürdürmek hakkında görüşleriniz nelerdir? Güzellikleri-zorlukları nelerdir?
Dükkânı kapatınca bir düşüncem/hayalim de geri kalan ömrümü bir teknede sürdürmek - sürekli denizle iç içe olmak sanki ömrüme ömür katacakmış gibi geliyor.
Ama mutlaka her şeyde olduğu gibi bunun da avantaj ve dezavantajları vardır. İşte onlar nelerdir sizce?
Uzun yıllardır denizden para kazanan bir profesyonelim. Hava her kaçak yaptığında "Lan gemiyi eriten deniz, bizim ağzımıza neler neler etmez" derim. Kesinlikle istemezsin, deniz insanın yaşamasına uygun bir yer değil. İnsan kesinlikle bir kara canlısı.
Konuya cevap; Kullanım eşyalarına bağ kurmak sağlıklı adamın işi değil. Yüceleştirmek, inancın merkezine koymak çok gereksiz. Hindistan'daki olayları biliyorsunuz, adamlar ineğin herşeyinden faydalanabildikleri için o canlıyı felsefelerinin merkezine yerleştirmiş ve bir zamandan sonra bu canlıdan faydalanmayı tabu ilan etmişler.
Herşeyden öte, para vererek aldığın beşeri imalatı hiçbir şeye manevi değer beslememelisin zaten. Bundan kurtuluşun arınma ile olacağına inanıyorum; Atmak, satmak, uzaklaşmak, isteyerek yabancılaştırmak. Bunu isteyerek ve yapabildiğini görerek arınmak. Motive olabilmek.
Hayatın aslında bir yolculuk olduğunun ve kişilerin/eşyaların/evlerin/mekanların/hayvanların birer tecrübe ve rehber olduklarını, zamanı geldiğinde de vazgeçilebilir olduklarını veya sonsuza kadar birlikte olunamayacağını kabul etmek gerekli. Her faninin yolculuğu fevri, kefenlerimiz ayrı. Merkeze kendinizi koyun ve yaşayın, çevreniz değişsin, siz dizayn edin. Onlar size bağlı olsun, siz değil.
Hepimiz insanız, çok güçlüyüz ve en akıllıyız. En başında bunu unutmamak lazım.
Bağlama yeri varsa tekne o kadar masraflı değil aslında , 12 metreden kısa fiber yeşil ruhsatlı ötv siz dizel yakıt alıp motosikletden bile uyguna gelir gezmek
Eğer emekli vb. şeklinde teknenin sürekli içinde yaşanınca illa ki pahalı bağlama yerlerine gerek kalmaz, bir ay bu koyda sonraki ay şu koyda şeklinde teknede yaşanır çok da ucuza gelir o zaman.
Yıllardır teknede yaşayan arkadaşlarıım var bu şekilde, Gezi zamanı teknenin adı gezi diye liman başkanı kıllık yapıp ceza kesmeye kalktığında eeaaah deyip demir alıp yola çıkmışlardı, şimdi okyanusun karşı kıyılarında Arjantin falan taraflarında takılıyorlar. Kaldıkları limanlarda diğer teknelerde tamir işleri boya işleri falan yaparak geçiniyorlar, çok para lazım olursa arkadaşın uzakyol kaptan lisansı var, bir gemide işe girip 6 kadar kadar çalışıyor, o para onlara uzun süre yetiyor, çok masrafları yokmuş.
Nikkfurie, bu konuda en çok merak ettiğim temiz su, atık su, elektrik ve ısınma konuları. Yani karavanlarda olan bu problemler herhalde ayniyle bu tekne işi içinde geçerli, yanlış bilmiyorsam.
Bunlar nasıl çözülüyor? Var mı bir pratik yolu? Ve bunları sürekli çözmek bir süre sonra bıkkınlık vermiyor mu teknede yaşayanlara?
izmir'İn deniz kıyısı bir köyünde yaşarken tanıştığım bir arkadaşım eşi ile teknede yaşıyordu. 15 metrelik yelkenli bir tekneydi, kışın Gökova'da okluk koyunda demirliyordu, yazın kalabalık ve sıcak oluyor diye kuzeye çıkıp Ayvalık, Cunda taraflarında koylarda kalıyorlardı, adam emekliydi çok zengin değildi, marinalara girmiyordu bu yüzden, yılda bir tekneyi karaya çektirip zehirli boyasını yenilemek en büyük masrafıydı. Adam 90 yaşına gelene kadar teknede yaşadılar, sona tekneyi sattı artık zor yaşlandım deyip Hollanda'dan eski minibüs alıp karavana çevirmişti, işini falan kendim yaptım demişti, onunla akdeniz kıyılarını dolaşarak Marmaris'e kadar geldiler, okluk koyuna baka bir yerde de bir kaç yıl karavanda yaşamışlardı, 95 yaşına kadar yaşadı. Öldüğünde hayatının son 30 yılını mutlu yaşadı demiştik arkasından.
ben bir şey satıp yenisini alınca hemen eskiyi unutuyorum evet onu unutuyorum ama gezdiğim yerleri biriktirdiğim anıları unutmuyorum çok vefalıyımdır yani
zaten adı üstünde eski !!
eskiyi unutmak kadar güzel bir his yok bence bu herşey için geçerli insan mal mülk araba motor eski eskide kalmalı
neler aldım neler sattım eski kullandığım araçlardan toyota auris'im vardı çok isteyerek almıştım sonra ev almak için sattım çok iyi yapmışım o ara 3 motosiklet 1 araba çok külfet oluyordu 1 araba 1 motoru sattım
birde spacy alpha yı keşke satmasaydım derim sıfır almıştım çok keyifli gelmişti şehir içinde zaten ondan sonra şehir içinde manuel fites e tövbe ettim
@yaşlıveacemi
89 yılında benim babam ford 1210 ile havalimanına jet yakıtı taşıdığını anlatırdı,şoförlüğün itibar gördüğü yıllar,arabacılığın kral zamanları 80 sonları 90 başları
Biz 1968 de Bulgaristan'dan turist olarak Türkiye ye gelmişiz, ben kucakta gelmişim hatırlamıyorum, neyse geri dönmeyip burada kalmışız.
Babam orada şoför kursunu bitirmiş, kamyon şoförü neyse burada kamyon var, sürecek yeterli şoför yok, bunu da işe alıyorlar. Tabi daha Türk vatandaşlığına geçmemişiz kaçak çalışıyor.
Rahmetli babam İstanbul Kadıköy de çevirmeye giriyor cebinden ehliyeti çıkarıyor orak çekiç, tabi cahillik zamanları halkın komünizmle korkutulduğu zamanlar. Polislerin gözü fal taşı gibi açılıyor biz ne yakaladık diye ne yapacaklarını bilmiyorlar, yaka paça karakola götürüyorlar, Rahmetli babam köy çocuğu ömründe polis, karakol görmemiş daha 24 yaşında toy delikanlı korkuyor, ağlamaya başlıyor, polisler de bilmiyor ne yapacaklarını çünkü böyle bir şey görmemişler, oraya soruyor, buraya soruyor sonra bırakıyorlar.
Ne günler geçmiş be, sen 1968 yılında Kadıköy'ün ortasında cebinde orak çekiçli kimlik, ehliyetle dolaş.
Bağlama yeri varsa tekne o kadar masraflı değil aslında , 12 metreden kısa fiber yeşil ruhsatlı ötv siz dizel yakıt alıp motosikletden bile uyguna gelir gezmek
Bir cümlenin içinde "aslında" kelimesi geçiyorsa olay tam da öyledir de öyle olmadığına kendimizi/çevremizi inandırmaya çalışıyoruzdur. Yolunu yapıyoruzdur. Zeminini hazırlıyoruzdur.
Örnek: "Pahalı değil aslında."
Meali : Gayet de pahalı, ve hatta kol gibi de işte almak istiyorum ve bunun için kendimi gaza getiriyorum.
Güldür güldürde buna benzer bir skeç yapıldı 10 gün önce daha.
Eğer emekli vb. şeklinde teknenin sürekli içinde yaşanınca illa ki pahalı bağlama yerlerine gerek kalmaz, bir ay bu koyda sonraki ay şu koyda şeklinde teknede yaşanır çok da ucuza gelir o zaman.
Yıllardır teknede yaşayan arkadaşlarıım var bu şekilde, Gezi zamanı teknenin adı gezi diye liman başkanı kıllık yapıp ceza kesmeye kalktığında eeaaah deyip demir alıp yola çıkmışlardı, şimdi okyanusun karşı kıyılarında Arjantin falan taraflarında takılıyorlar. Kaldıkları limanlarda diğer teknelerde tamir işleri boya işleri falan yaparak geçiniyorlar, çok para lazım olursa arkadaşın uzakyol kaptan lisansı var, bir gemide işe girip 6 kadar kadar çalışıyor, o para onlara uzun süre yetiyor, çok masrafları yokmuş.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
izmir'İn deniz kıyısı bir köyünde yaşarken tanıştığım bir arkadaşım eşi ile teknede yaşıyordu. 15 metrelik yelkenli bir tekneydi, kışın Gökova'da okluk koyunda demirliyordu, yazın kalabalık ve sıcak oluyor diye kuzeye çıkıp Ayvalık, Cunda taraflarında koylarda kalıyorlardı, adam emekliydi çok zengin değildi, marinalara girmiyordu bu yüzden, yılda bir tekneyi karaya çektirip zehirli boyasını yenilemek en büyük masrafıydı. Adam 90 yaşına gelene kadar teknede yaşadılar, sona tekneyi sattı artık zor yaşlandım deyip Hollanda'dan eski minibüs alıp karavana çevirmişti, işini falan kendim yaptım demişti, onunla akdeniz kıyılarını dolaşarak Marmaris'e kadar geldiler, okluk koyuna baka bir yerde de bir kaç yıl karavanda yaşamışlardı, 95 yaşına kadar yaşadı. Öldüğünde hayatının son 30 yılını mutlu yaşadı demiştik arkasından.
Bir cümlenin içinde "aslında" kelimesi geçiyorsa olay tam da öyledir de öyle olmadığına kendimizi/çevremizi inandırmaya çalışıyoruzdur. Yolunu yapıyoruzdur. Zeminini hazırlıyoruzdur.
Örnek: "Pahalı değil aslında."
Meali : Gayet de pahalı, ve hatta kol gibi de işte almak istiyorum ve bunun için kendimi gaza getiriyorum.
Bir motosikleti kullanırken benzini , bakımı vs park için harcadığımız tutardan çok çok daha yüksektir ama teknede güvenli park yeriniz yoksa daha pahalı olabilir..
"aslında" kelimesi cümlenin içinde bunu vurgulamak içindi
Ticari faaliyet kayıtlı veya balıkçı tekneleri-gemileri ötv siz yakıt satın alabilirler , merak eden detaylara internetden erişebilir
Sürekli teknede yaşamak hele dünyayı dolaşmak çok ama çok farklı bir boyut..
Bir motosikleti kullanırken benzini , bakımı vs park için harcadığımız tutardan çok çok daha yüksektir ama teknede güvenli park yeriniz yoksa daha pahalı olabilir..
"aslında" kelimesi cümlenin içinde bunu vurgulamak içindi
Ticari faaliyet kayıtlı veya balıkçı tekneleri-gemileri ötv siz yakıt satın alabilirler , merak eden detaylara internetden erişebilir
Mesajlarımda sıkça bahsi geçen adaşım Haluk Silivrideki yazlığının sahiline 4.90'lık küçük bir tekne aldı 8 yıl kadar önce.
Sitelerinin sahilinin biraz açığına tonozla bağlardı tekneyi.
Bir de römork aldı.
Kışları römorka çekerdi / çektirirdi.
Üstte de yazdığın gibi devamlı denizde duran tekne sürekli ilgi istiyordu.
Her sert havada denize atlar ve halatını, demirini, tonozunu kontrol ederdi.
Bir kez tonozdan sıyrılmıştı tekne de başka bir tekneyle açıktan toplayıp getirmişlerdi galiba yanlış hatırlamıyorsam
Ve kasko da yaptırmıştı.
Hatta böyle fırtınalı bir günde kayınbiraderinin söylediklerini anlatır durur: "Enişte gel hazır fırtına çıkmışken, kaskomuz da var nasılsa, yüzdürmeye hiç uğraşmayıp görmezden gelelim ve temiz temiz paramızı alıp bu tekne işinden sıyrılalım.
Dalga çıktığında önden su alıyordu galiba.
Sıfır aldığı teknenin sıfır motoru garanti bittikten sonra birkaç arıza çıkardı.
Ki yıllık servis için de sağlam bir rakam talep ediyordu firma.
Baktı çok ama çok meşakkatli, ilana koydu ve sattı.
Ona istinaden dedim "aslında" o kadar masraflı değil ifadesinin "aslında" gayet de masraflı olduğunu iması içerdiğine.
Bir de bağlama yeri için de para ödese hiç düşünemiyorum.
Belki emekli olsa ve/veya devamlı Silivride yaşasa o tekne daha fazla zaman geçirilecek bir aktivite haline gelebilirdi de bazen yazları bile birkaç hafta gidemediği oluyordu yazlığına.
Ama çok keyifli zaman da geçirdi(k) o tekne vasıtasıyla orası da ayrı.
6 iğneli oltayı sallayıp 1 dk sonra 6 tane balık çektiğimizi bilirim.