- Konu Yazar
- #1
Merhaba abiler,
"Bu nasıl başlık lan, böyle şaçma soru olur mu?" demeyin. Okuyun, yardımcı olabilecekseniz yardımcı olun, yoksa kırıcı olmayın (Bunu yazma sebebim, forumdaki arkadaşların çok çabuk sinirlenen kişiler olduğunu düşünmemdir. 2 Kişi aynı başlığa farklı yorum yaptıklarında "hayırdır birader, bir sorun mu var" moduna dönüyor olay)
Öncelikle uzun yazı için özür dilerim (yazı uzun olunca burayı sonradan ekledim
Daha önce bilgi almak için foruma girip yorumları okumuşluğum, faydalanmışlığım var. Yeni üyeyim, direk konu açıyorum, kusurum varsa affola. Bilgi vermeden, bilgi almak bencillik gibi görünse de, kendimi bilgi verecek kapasitede görmediğim için daha önce paylaşımda bulunmadım. Buralara girerek deneyimlerini paylaşan, bilgilerini aktaran, görüş belirten ve faydalanmamızı sağlayan tüm abilerimize de teşekkür ederim. Haklarınızı helal edin.
Gelelim benim konuya;
3 yıl boyunca Mondial 250MCT kullandım. Geçen ay sattım ve şimdi yükseltmek istiyorum. Malum satmak kolay ama almak mesele. Ne alsam derdi sardı beni.
250MCT'nin sevdiğim yanları; 1-Yere yakın olması sebebiyle ayağımı yere sağlam basabilmem (İlk aldığım zamanlarda 1-2 defa düşük hızlarda dönerken dengemi kaybedip düşecekken ayağımı yere sağlam basıp motoru tutmuşluğum var.)
2-Cruiser tipi motorların gözüme daha hoş görünmesi. Diğer motorların sanki ruhu yokmuş gibi geliyor bana. (Sanırım bu konuyu biraz aştım gibi, artık görünüşten ziyade motor kullanmayı sevidğimi farkettim.)
3-Ucuz olması. Parçalasam da koymaz, başlangıç için iyiydi. (Bu görüşüm hala devam etmektedir, neticede "cana geleceğine mala gelsin" ama daha pahalı bir motor alıp parçayı değiştirdikten sonra cana gelmediğine şükretmekle beraber çıkan faturaya da üzülürüm herhalde)
250MCT'nin sevmediğim yanları; 1-Arka frenin kampana olması (mecburiyetten fren yapmayı öğrendim ama hiç bir zaman kendimi güvende hissetmedim. Daha önceleri bir kaç defa panik ile ön frene asılıp kayıp düşmüşlüğüm var ancak hızlı giderken ön arka kombine kullanıp daha iyi fren yapabiliyorum, sanırım konsantrasyon ile alakalı. Ancak hala kendime güvenmiyorum, panik ile ön frene asılabilirim gibi geliyor.)
2-Aşırı titreşim. (Yarım saatlik sürüşten sonra bile müthiş yorgunluk yaşıyordum)
3-Biraz geniş olması sebebiyle sıkışık trafikte aralardan geçerken sorun yaşamam. (Aralardan geçmek belki zordur belki de bana zordur, emin değilim. Trafikte en sol ve en sağda kalan, benim "motorcu şeriti" adı verdiğim aralardan geçerken bile pizzacılar yada diğer motorcular kadar cesur olmadığım için çok yavaş gidiyorum, genelde arkadan gelen korna çalar, sellektör yapar, yol veririm gider. Hatta satacağım gün, satmaya giderken, Çağlayan'da sıkışık trafikte en sağda motorcu şeritinde giderken arabalara çarpacam korkusu ilen dengemi kaybedip bariyerlere yattım (çok şükür ufak bir diz yaralanması dışında bir sorun yok). Bir kaç defa arabaların aynasını almışlığım var. Bu konuda Honda'nın 2. seviye kursuna gitmeyi ciddi anlamda düşünüyorum.
Almak istediğim motor cruiser yada enduro. Cruiser dediğim gibi hoş görüntü ve alçak sele, enduro ise rahat sürüş. Titreşim sorunu gözümü korkuttuğu için bu önemli bir konu oldu.
Alçak olması, görüntüsünün güzel olması ve en önemlisi arka frenin disk olması sebebiyle Hyosung GV650'lere bakıyordum. Sonra güvenlik konusu açılınca ABS konusu açıldı, o zaman da endurolar devreye girdi. "ABS'yi belki 2-3 defa kullanacaksın" diyecek abilerim için, yine forumda bir arkadaşın dediği "belki 1 defa kullanacaksın ama iyiki varmış diyeceksin" yorumuna katıldığımı söyleyeyim.
Gelelim benim durumuma;
Boy 1,67 yaş 30.
Motoru Anadolu yakasından Avrupa yakasına (Çekmeköy veya Acıbadem'den Bağcılar'a) işe gidip gelirken kullanıyorum. Hep trafiğin yoğun olduğu saatler. Motorun varsa trafikte beklemek istemem, aralardan geçeyim.
Bütçe 13-15 ama yüksek model güzel bir şey bulursam 18-20'ye çıkarım. İkinci el planlıyorum, yaş derdim yok. Beni tamircilerle kanka yapmasın yeter.
250MCT ile hiç şehir dışı yapmadım, çünkü yolda kalırım korkusu vardı. Enduro alıp her hafta sonu şehir dışına çıkmayacağım hatta yılda bir defa bile şehir dışına çıkma ihtimalim şu an görünmüyor ama motorum bu kapasitede olursa bu ihtimali de değerlendiririm. Yani uzun yola çıkmak motorumun değil benim tercihime bağlı olsun istiyorum.
Cruiser alsam genişliği ve ağırlığı trafikte sorun yaratır korkum var, Enduroları da yolda görüyorum, arkada çanta, yanlarda çanta, "ben bununla aralardan nasıl geçerim" diye düşünüyorum. Tabi trafikte çantaları çıkarırım, sürekli çanta ile gezeyim derdim yok. Endurolardan uzak durma sebebim boy sorunu. Ayak ucu ile basıyorum, gözümü korkutuyor. Bir de dediğim gibi aralardan nasıl geçerim? (Sanırım bu korkuyu yenmek için eğitim almam şart)
Hyosung GV650 aklıma olan bir motor (disk fren), Yamaha Dragstar 650 (bana motoru sevdiren, cruiser aşığı yapan motor, hala aklımda - kampana fren). Bir arkadaş NC700 tavsiye ediyor (X ile S arasındaki farkı bilmiyorum). Bir komşuda F 650GS var, üzerine oturdum ayak ucu ile basıyorum, güzel motor ABS'si de var. İnternetten baktığımda da bütçeme uygun, KTM 390, CB 500F gördüm. XL 1000V Varadero gördüm, güzel, kombine ABS'si süper bir olay ama forumda bir arkadaş "190 boy için güzel ama benim gibi 170 için büyük" demiş, benim boy 170 bile değil. Son gittiğim tamirci Bajaj Pulsar taviye etti. Acaba onu mu alsam, bunu mu alsam???
Yada önce motoru alsam sonra kendi motorum ile Honda'nın eğitimine gidip alışsam mı?
Abiler şimdi bu bilgiler ışığında bana ne önerirsiniz? Model önerirken neden almam gerektiğini de yazarsanız, kendime göre mukayese de yapabilirim. Belki model değil de tip bile önerebilirsiniz (cruiser yada enduro) Scooter rahat diyorlar ama istemiyorum. Naked rüzgar alır üşürüm, oturuşu da çok rahat değil gibi. Touring büyük, sport touring büyük+oturuşu rahat değil gibi. Bir de bir yerde cruiser'ların daha rahat oturuşu olduğu (ayaklar biraz daha önde olduğu için) yazıyordu. Ben sağolsun 250 MCT sayesinde bunu çok anlayamadım, o arkadaşın yalancısıyım
Bir de yine internette, yüksek model, düşük fiyatlı ama kazalı motorlar var. Grenaj boyalı, kırık, ön amortisör kolları değişti gibi şeyler ne anlama gelir? Yani büyük hasar mıdır? Bunu soruyorum çünkü motora binmek dışında bilgim yok. Yani manet nedir, baskı balata ne işe yarar, kaliper nasıldır gibi bir bilgim cidden yok. Ben motora binerim, bakımı motorcu yapar.
Eğer bu yazıyı okuyorsanız TEBRİKLER!! Buraya kadar okuduğunuz için, yardımcı olamasanız yada yardımcı olmayı hiç düşünmeseniz bile teşekkür ederim. Peygamber sabrı varmış sizde
"Bu nasıl başlık lan, böyle şaçma soru olur mu?" demeyin. Okuyun, yardımcı olabilecekseniz yardımcı olun, yoksa kırıcı olmayın (Bunu yazma sebebim, forumdaki arkadaşların çok çabuk sinirlenen kişiler olduğunu düşünmemdir. 2 Kişi aynı başlığa farklı yorum yaptıklarında "hayırdır birader, bir sorun mu var" moduna dönüyor olay)
Öncelikle uzun yazı için özür dilerim (yazı uzun olunca burayı sonradan ekledim
Daha önce bilgi almak için foruma girip yorumları okumuşluğum, faydalanmışlığım var. Yeni üyeyim, direk konu açıyorum, kusurum varsa affola. Bilgi vermeden, bilgi almak bencillik gibi görünse de, kendimi bilgi verecek kapasitede görmediğim için daha önce paylaşımda bulunmadım. Buralara girerek deneyimlerini paylaşan, bilgilerini aktaran, görüş belirten ve faydalanmamızı sağlayan tüm abilerimize de teşekkür ederim. Haklarınızı helal edin.
Gelelim benim konuya;
3 yıl boyunca Mondial 250MCT kullandım. Geçen ay sattım ve şimdi yükseltmek istiyorum. Malum satmak kolay ama almak mesele. Ne alsam derdi sardı beni.
250MCT'nin sevdiğim yanları; 1-Yere yakın olması sebebiyle ayağımı yere sağlam basabilmem (İlk aldığım zamanlarda 1-2 defa düşük hızlarda dönerken dengemi kaybedip düşecekken ayağımı yere sağlam basıp motoru tutmuşluğum var.)
2-Cruiser tipi motorların gözüme daha hoş görünmesi. Diğer motorların sanki ruhu yokmuş gibi geliyor bana. (Sanırım bu konuyu biraz aştım gibi, artık görünüşten ziyade motor kullanmayı sevidğimi farkettim.)
3-Ucuz olması. Parçalasam da koymaz, başlangıç için iyiydi. (Bu görüşüm hala devam etmektedir, neticede "cana geleceğine mala gelsin" ama daha pahalı bir motor alıp parçayı değiştirdikten sonra cana gelmediğine şükretmekle beraber çıkan faturaya da üzülürüm herhalde)
250MCT'nin sevmediğim yanları; 1-Arka frenin kampana olması (mecburiyetten fren yapmayı öğrendim ama hiç bir zaman kendimi güvende hissetmedim. Daha önceleri bir kaç defa panik ile ön frene asılıp kayıp düşmüşlüğüm var ancak hızlı giderken ön arka kombine kullanıp daha iyi fren yapabiliyorum, sanırım konsantrasyon ile alakalı. Ancak hala kendime güvenmiyorum, panik ile ön frene asılabilirim gibi geliyor.)
2-Aşırı titreşim. (Yarım saatlik sürüşten sonra bile müthiş yorgunluk yaşıyordum)
3-Biraz geniş olması sebebiyle sıkışık trafikte aralardan geçerken sorun yaşamam. (Aralardan geçmek belki zordur belki de bana zordur, emin değilim. Trafikte en sol ve en sağda kalan, benim "motorcu şeriti" adı verdiğim aralardan geçerken bile pizzacılar yada diğer motorcular kadar cesur olmadığım için çok yavaş gidiyorum, genelde arkadan gelen korna çalar, sellektör yapar, yol veririm gider. Hatta satacağım gün, satmaya giderken, Çağlayan'da sıkışık trafikte en sağda motorcu şeritinde giderken arabalara çarpacam korkusu ilen dengemi kaybedip bariyerlere yattım (çok şükür ufak bir diz yaralanması dışında bir sorun yok). Bir kaç defa arabaların aynasını almışlığım var. Bu konuda Honda'nın 2. seviye kursuna gitmeyi ciddi anlamda düşünüyorum.
Almak istediğim motor cruiser yada enduro. Cruiser dediğim gibi hoş görüntü ve alçak sele, enduro ise rahat sürüş. Titreşim sorunu gözümü korkuttuğu için bu önemli bir konu oldu.
Alçak olması, görüntüsünün güzel olması ve en önemlisi arka frenin disk olması sebebiyle Hyosung GV650'lere bakıyordum. Sonra güvenlik konusu açılınca ABS konusu açıldı, o zaman da endurolar devreye girdi. "ABS'yi belki 2-3 defa kullanacaksın" diyecek abilerim için, yine forumda bir arkadaşın dediği "belki 1 defa kullanacaksın ama iyiki varmış diyeceksin" yorumuna katıldığımı söyleyeyim.
Gelelim benim durumuma;
Boy 1,67 yaş 30.
Motoru Anadolu yakasından Avrupa yakasına (Çekmeköy veya Acıbadem'den Bağcılar'a) işe gidip gelirken kullanıyorum. Hep trafiğin yoğun olduğu saatler. Motorun varsa trafikte beklemek istemem, aralardan geçeyim.
Bütçe 13-15 ama yüksek model güzel bir şey bulursam 18-20'ye çıkarım. İkinci el planlıyorum, yaş derdim yok. Beni tamircilerle kanka yapmasın yeter.
250MCT ile hiç şehir dışı yapmadım, çünkü yolda kalırım korkusu vardı. Enduro alıp her hafta sonu şehir dışına çıkmayacağım hatta yılda bir defa bile şehir dışına çıkma ihtimalim şu an görünmüyor ama motorum bu kapasitede olursa bu ihtimali de değerlendiririm. Yani uzun yola çıkmak motorumun değil benim tercihime bağlı olsun istiyorum.
Cruiser alsam genişliği ve ağırlığı trafikte sorun yaratır korkum var, Enduroları da yolda görüyorum, arkada çanta, yanlarda çanta, "ben bununla aralardan nasıl geçerim" diye düşünüyorum. Tabi trafikte çantaları çıkarırım, sürekli çanta ile gezeyim derdim yok. Endurolardan uzak durma sebebim boy sorunu. Ayak ucu ile basıyorum, gözümü korkutuyor. Bir de dediğim gibi aralardan nasıl geçerim? (Sanırım bu korkuyu yenmek için eğitim almam şart)
Hyosung GV650 aklıma olan bir motor (disk fren), Yamaha Dragstar 650 (bana motoru sevdiren, cruiser aşığı yapan motor, hala aklımda - kampana fren). Bir arkadaş NC700 tavsiye ediyor (X ile S arasındaki farkı bilmiyorum). Bir komşuda F 650GS var, üzerine oturdum ayak ucu ile basıyorum, güzel motor ABS'si de var. İnternetten baktığımda da bütçeme uygun, KTM 390, CB 500F gördüm. XL 1000V Varadero gördüm, güzel, kombine ABS'si süper bir olay ama forumda bir arkadaş "190 boy için güzel ama benim gibi 170 için büyük" demiş, benim boy 170 bile değil. Son gittiğim tamirci Bajaj Pulsar taviye etti. Acaba onu mu alsam, bunu mu alsam???
Yada önce motoru alsam sonra kendi motorum ile Honda'nın eğitimine gidip alışsam mı?
Abiler şimdi bu bilgiler ışığında bana ne önerirsiniz? Model önerirken neden almam gerektiğini de yazarsanız, kendime göre mukayese de yapabilirim. Belki model değil de tip bile önerebilirsiniz (cruiser yada enduro) Scooter rahat diyorlar ama istemiyorum. Naked rüzgar alır üşürüm, oturuşu da çok rahat değil gibi. Touring büyük, sport touring büyük+oturuşu rahat değil gibi. Bir de bir yerde cruiser'ların daha rahat oturuşu olduğu (ayaklar biraz daha önde olduğu için) yazıyordu. Ben sağolsun 250 MCT sayesinde bunu çok anlayamadım, o arkadaşın yalancısıyım
Bir de yine internette, yüksek model, düşük fiyatlı ama kazalı motorlar var. Grenaj boyalı, kırık, ön amortisör kolları değişti gibi şeyler ne anlama gelir? Yani büyük hasar mıdır? Bunu soruyorum çünkü motora binmek dışında bilgim yok. Yani manet nedir, baskı balata ne işe yarar, kaliper nasıldır gibi bir bilgim cidden yok. Ben motora binerim, bakımı motorcu yapar.
Eğer bu yazıyı okuyorsanız TEBRİKLER!! Buraya kadar okuduğunuz için, yardımcı olamasanız yada yardımcı olmayı hiç düşünmeseniz bile teşekkür ederim. Peygamber sabrı varmış sizde