Benim tesellim ise beni sokan o tasvir bile edemediğim yaratığın ölecek olması.
Kafa zonklaması ile beraber yola devam ediyoruz. Kuğuköy civarında arı beni denk getirmişti. Oradan ineboluya kadar vukuatsız geliyoruz;
Abana;
Kostok sağolsun beni rahatlatıcı şeyler söylemeye çalışıyor.
"Alerjin olsa hacı şimdiye kadar yatardın yere"
"Bak buradan dolmuş geçiyor, birşey olursa ben motoru beklerim, seni dolmuşla sağlık ocağına salarız"
Adam 10 numara 5 yıldız kötü gün dostu.
Abana inebolu arasında arka fren iyice gevşiyor, onu biraz daha öne alıyorum ve arka frenin neden disk olması gerektiğini burada anlıyorm. ARtçı bindi derdi yok, balata eridi hadi öne al derdi yok.
İneboluyu geçer geçmez sevgili yol arkadaşımız yağmur yeniden o gül cemalini gösteriyor. az gittik uz gittik derken yağmur zıvanadan çıktı. Kendimizi atacak bir köy kahvesi arıyoruz. Doğanyurt mu? Belyaka mı derken İlyas Bey adında bir köyün kahvesine atıyoruz kendimizi.
Yağmur geçsin diye beklerken bakkaldan aldığımız poşetler ile yan çantaları örtüyoruz, kahve önündeki dam altında tam 2 saat bekliyoruz. ÇAyın teki gelsin ötekisi gitsin derken saat 13:30 a kadar köyde el mahkum misafiriz.
Biz kahve önünde beklerken kahvenin tam kapısına "karabaş" isimli boz bir kangal kırması köpek yatıyor. 2 saat boyunca kahveye girip çıkan yaklaşık 40 kişinin tamamı karabaş'a selam vermeden kahveye girmiyor. Herifin nasıl bir ağırlığı varsa köyde?
Karabaş, hoop, nasılsın?
Hayırdır yüzün düşük bugün.
Karabaş cumaya gelmiyon mu len?
misafirleri rahatsız etme, gel buraya yat.
Karabaş aşağı, karabaş yukarı. EN son biz ayrılırken acaba karabaş motor çalışınca üstümüze sarar mı derken kahveden birisi karabaş güle güle de len diye köpeğe sesleniyor. :mrgreen:
Cide'ye doğru giderken yol;
İlyas Bey köyünün bakkalı cideye kadar giderseniz gerisi kolayda dediydi. Cide'yi gördükten sonra şükür namazı kılacak kadar oluyoruz.
Cide'ye gelen kadarki sahil yolundan bahsedeyim. Aman diyim gençler, torunumun torununa vasiyetimdir. Ne buraya gelsinler, ne de buradan geçsinler.
Şimdi google'dan bir kere daha baktım. Yok, vallaha gözüktüğü gibi bir yol değil. 265 km, ne eksik ne fazla. Biraz Cide'nin önünde 3-4 km kadar sahil yolu var. Birazda Türkeli'ne gelmeden önce. Bunun dışında Sinop -Bartın sahil yolu adı verilen yoldan tek motorla, artçıyla falan kesinlikle gemeyi düşünmeyin.
Bir yol düşünün racing ile zorlasan belki 60 görürsün, bir virajlar silsilesi düşünün 2. vitesle viraja giriyorsun ama 1 le çıkıyorsun. Yola sarkmış olan ağaç dallarından 10 metreden fazla görüş elde etmen mümkün değil. Zaten 10 metreye kalmadan zırp pırt viraj var. Viraj var ama ne viraj. Karşıdan araba gelecek diye yüreğin ağzında.
İçten dönsen arabanın kucağındasın, dıştan dönsen teker uçurum kenarına yanak basıyor resmen. Hele tırmanırken iş kolay, birde aynı viraja inerken denk gelirsen aynı anda frenaj da yapman gerektiğinden iş iyice çığrından çıkıyor.
Arka kampana ısınır, fren performansını kaybeder, ön disk zaten "Köpeğin oluyum basma bi daha" diye inliyor. Hızlı gidemediğiniz için hava soğutmalı bir motor 2-3 saatlik bir dağ tırmanışı esnasında artık yavaş yavaş yan çizmeye başlıyor. "beni bırakın baba, siz devam edin. Ben size yetişirim" Güneş tepeden vurdukça kaskın içinde beyniniz kaynıyor.
Her ne kadar kısa süreli 2 defa mola vermiş olsamda özlüce yada kayran köylerinden geçerken bir süreliğine artık başımı kaldıramadığımı sadece ön tekere bakakaldığımı farkediyorum. Virajlara içten girip, devir yakalayamayıp 1. vitese kadar düşüp, inişlerde fren kaçırıp yol kenarındaki banketi yalamaya başlayınca dedim öperler reizz. Benden bu kadar.
Kastamonulular gibi ecele hitaben "gelüse gelü, gelmezse gendü bülüğ" diyerek sol taraftaki tarlanın birisine daldım. Kaskı montu çıkarıp yağmur başlayana kadar yarım saat falan yattım.
2-3 motor olursunuz, yada motorlarınız kalifiyedir amenna, ama benim gibi çinli geyşa ile falan sakın dalmayın bu yola. Ne kıyı görürsünüz ne manzara. GPS'e bakıp bakıp söversiniz benden demesi.
Şükürler olsun Cide'yi gösterene;
3. arı faciasından kıl payı yırtıyorum, yemezlerrrrr;
Cidenin kenarındaki sahil yolunu ve düzlüğü görünce motorda ayağa kalkıp zıplaya zıplaya gidiyorum. Zaten karo taşlarıda şişmiş. Birde onlar veriyor coşkuyu, motor hoplaya hoplaya tam cidenin çıkışına geliyorki gözümde bir eksiklik var. akıyorum aynalar tamam, lan ne eksik ne eksik? Telefon o zıplama esnasında uçmuş :mrgreen: öne koyup navigasyon olarak kullanıyorduk ya. Allahtan kör kelepçe ile öpücüklü olan plastiği motora bağlamıştım, sinyalin oradan tuttuğum gibi tükürükleyip gömüyorum devir saatinin üstüne.
Az daha dinlenmek için geri dönüp

cidede yemek yemeye karar veriyoruz. Kostok yine lahmacun yedi.
Yemek değilde yanındaki pide çok güzeldi vallaha;
Cide çıkışında Gideros Koyunu da görüp geçiyoruz;
Daha fotoğraf vardı ama Hain Kostok yer açmak için silmiş

r:
Aynı yer 2 tane Küre Dağı Milli Parkı tabelası görüyoruz. Girelim mi girmeyelim mi derken dirmiyoruz. Yeterince ot, çöp gördük herhalde.
Amasra'nın girişine kendimizi zor attık yine;
Gönül isterdi buralarda bir yerlerde geceleyelim, şilip şilip yapalım ama Amasra'nın bir dağından inip ötekine tırmanıp geçiyoruz. Sahil yolu ararken limana kadarda gittik tabiki.
---------- Mesajlar birleştirildi - 22:52 ---------- bir önceki mesaj zamanı 22:46 ----------
o sahil yolu nasıl Amasraya kadar, araba ile rahat gidilebilir mi
Araba ile gidilir ama rahat işi zor.
Virajlar çok kör, yani viraja girmeden baktığınızda tam olmasa bile çıkışa dair birkaç ipucun olur normalde. Bu yolda yolun nereye döndüğünü bir Allah bilir. Bırak virajın çıkışını, virajın tam göbeğini dahi göremiyorsun. Hızlı gitmeye kalksan araç işide zor. Ve 4-5 saat boyunca toplasan ben 10 tane araba görmedim ( cideye kadar ). SOrna GPS'E bakınca gördüm, kastamonu üzerinden 60 km daha uzun ama jilet gibi bir yolu kullanıyor bölge halkı.
Zannedersem hain kostok da aramıza katılmış
Hoşgeldin...
Daha çalışmayan motoru ayaklığından indirdiğinde dengede tutamayan adam motor alacak :mrgreen:
Burdurda pancar motorundan yapılma, traktör çakması araçlardan vardı, Kostok ancak onu sürer.
---------- Mesajlar birleştirildi - 23:12 ---------- bir önceki mesaj zamanı 22:52 ----------
Amasra limanı;
Bartın - safranbolu yolu son 2 gündür gezdiğimiz dağlık ve virajlı yolların aksine otoban niteliğindeydi. 600RR sürüyormuş gibiydim.
Benim kara kızan hala su koymadı ;
---------- Mesajlar birleştirildi - 23:35 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:12 ----------
Gendümüzü saat 20:00 civarlarında Safranbolu'ya atıyoruz. İlk hesap tez elden buraları gezip Ankara'ya tozutmak. Makina artık tıka basa resim doldu. Bir özçekimlik yer bile yok. Kostok bile artık silmeye kıyamaz duruma geldi.
Hemen girişteki internet kafeye girip resimlerin bir kısmını upload edelim yada telefona kopyalayalım diyoruz. Kafedeki pc'lerde XP yüklü. Benim telefonu hiçbirisi tanımıyor. Telefon işi yattı. Upload desen bir resim 5-6 mb. 25-30 resim upload edelim desek kim bekleyecek bilgisayarın başında o kadar. Hele bir kafeci var, kurtlar vadisindeki sürekli "lan it" diyen uyuşturucu tüccarı baba vardı ya, aynı öyle.
Havada iyice karardı sayılır. Makinede en son 5-6 resim daha silerek resim kalitesini 12M den 3M e düşürüyorum. Anam!! 75 resimlik yer var.
Girişte soldaki ( eski köy merkezi ) denen yerden seyir terasına doğru çıkıyoruz. Yer boşaldı ya Kostok hemen başlamış abuk subuk resimlere;
Seyir terasıdan, çay 2 lira lan bu arada. İlyas Bey köyünde 50 kuruşa satan adam mı çok gerizekalı buradakiler mi çok açıkgözlü! artık siz düşünün. Ya o kadar gezmişsin 2 liraya mı takıldın derseniz, çayın memleketinde köylü Ahmet ağa 1 lira çekse çaya kimse o kahveye gelmez. 100 km güneyde % 400 farkla satan adamın ayağına gitmek için birde giriş ücreti ödersiniz. Yoksa möhüm değil yani;
Küçük köyden, aslında akşamda çok gezdik ama 7. motor yatırma vakasını yaşamayalım diye fazla sınırları zorlamadık :mrgreen:
Gelelim gecenin final sorusuna. Nerde yatacaz?? Kostok bir gidelim diyor bir yatalım diyor. ,öğretmenevini arıyorum yine :cherry:, adam arada birsürü laf geveliyor. Yok 5 kişilik rezervasyon var, yok ay tutulacak yok güneş görücüye çıkacak.
Bacanak dedim, yatıp zıbaracağım 2 tane somya var mı oralarda?
Var ama odada 5 tane yatak var dedi.
40. piyade alayı gece safranboluya gelecekmiş herhalde son anda vazgeçmişler. Dedim sapını çöpünü karıştırmadan yatalım biz burada. Tamam bacanak dedim, kes fişi. Ben geliyom. Saat 21:30 'du ben aradığımda 22:30 da burda olman lazım dedi. Herifin sesinden kıllanıp 15 dakikada öğretmenevine gittim, kontağı kapatmadan daldım reception amcanın oraya.
eğer 2 dakika falan daha geç gelsek zübük bizim odayı kızlı - erkekli 4 kişiye veriyordu az daha.
Bizi görünce Zuzuuw bey mi? dedi. Bende kafa sallayınca yandaki gruba dönüp "maalesef" dedi.
Neyse biz odaya yerleşip yemek için çıkacaktık, ulan dedim kıllık değil mi. Gittim fiş istedim.
Ben siz fişi almayınca kesip çöpe atmıştım dşyerek çöp kovasından karıştıra karıştıra saat 20:30 da kesilmiş bir fiş buldu verdi.
Babalı günahı boynuna ossun amma ben odaya 22 de gittim. İnsan satmadığı odanın fişini 1,5 - 2 saat önceden keser mi ?
Gördüğüm en ciks örtmenevi odasıydı;
Taze fiş miş kestirirdim amma ayancık - cide yoluna dua etsinler, ne zaman yemek yedim ne zaman uyudum hatırlamıyom.
Birde her gittiğim öğretmenevinde yüzümü yıkadıktan sonra o beyaz havluya yüzümü silince göz çukurlarım hariç geri kalan yerlerin havluda bıraktığı kuru kafa lekesinin zevki inanılmazdı.
Sonra hepsi yatmış, uyumuş.