Euro 4 normu bildiğim kadarıyla enjeksiyon sistemi olmadan sağlanamıyor. Dolayısıyla 2018'den itibaren bütün motosikletler enjeksiyonlu olacak diyebiliriz. Bunun bizdeki yansıması "şark kurnazlığı" özelliğimizi de katarak şöyle olacak: Gelecek olan modeller eldeki stokları bitirebilmek için hemen ilanlarda kazık fiyattan satışa sunulacaklar. Sahibinden de sürekli "stoklar bitmeden Euro 4'e geçilmeden alın" diyerek eski modellere de bir miktar zam yapılacak. Bunu özellikle Japon'lar yapacaklar ve mesela CBF 125 gelirse Honda kafadan 8000 - 9000 TL fiyat koyacak. Tabi bir süre sonra CF Moto, Zontes gibi görece kaliteli modeller uygun fiyatıyla bunların satışlarını baltalamaya başlayınca ya fiyatları düşecek ya da Japonlar ufak cc'den çekilmeye başlayacaklar. Yani klasik olarak "uygun fiyata satmaktansa o motoru yakarım" mantığı yaşanabilir. İkinci aşamada bu sefer servisler ve usta zihniyeti hayranı kullanıcılar tarafından "Abi karbüratör enjeksiyondan çok daha iyidir" safsataları yayılıp, ikinci eldeki karbüratörlüler acayip yüksek fiyatlarla kaktırılmaya çalışılacak. Bunlar da satıcıların ellerinde patladıktan sonra yavaş yavaş piyasa normale dönecek. Bizim gibi bütçesi dar kullanıcılar için ise Çin motorları bu kez gerçekten kurtarıcı olacaklar çünkü Çin modellerindeki kalite, enjeksiyon sistemleri de sağlıklı olursa bir tık daha yükselmiş olacak. Bu konuda Spada firması geçen seneden beri hazırlık yaptı ve Anton hariç tüm modelleri (100 cc olan cup dahil) enjeksiyonla geldiler. Yalnız yeri gelmişken konuyla alakasız bir şey söyleyeyim, Motoran (Spada) bu konuda o kadar iş bilmez ki, Anton 200 modelini 2015'te 6900'ten piyasaya sürdü ve daha yolarda bir tane görmedim ve halen o motoru aynı fiyata satıyor hatta 5990'a satan bile var. Ortadaki zararı düşünebiliyor musunuz ? Oysa çıktığı gün 5990 TL deseler (ki bunu direk fabrikalarında yetkili müdüre 2105 yazında söylemiştim) şimdiye kadar yüzlerce satmışlardı. İşte bu kafadaki insanlar koca firmaların distribütörlüğünü yapıyorlar.
Türkiye'nin kendine yetme mevzusunda ise şunu diyeceğim, evet kendimize yetecek kaynağımız var ancak bunları kullanmaya Atatürk zamanında başlamış olmamız (ki başlamıştık) aradan geçen yıllarda sürekli gelişmemiz gerekirdi. Malaesef ki Atatürk'ten sonraki devlet yöneticileri koltuk sevdalarından vatanı satmakla, borca sokmakla yılları yediler. Şu anda hiçbir konuda kendi kendimize yetecek durumda değiliz. Yetecek durumda olsak bile bu ülkeye komünizm falan gelmedikçe, yerli malına güvenmeyen, sürekli gözü dışarıda üretilen ürünlerde olan, sen dünyanın en iyi telefonunu yapsan bile gidip Iphone veya Samsung alacak olan halkımızla bu iş olmaz. Bu, cahillikle ve ondan beslenen yöneticilerle olmaz. Zaten bizim "dış güçler" dediğimiz şeyin de asıl amacı buydu, amaçlarına ulaştılar. Geçmiş olsun.
Türkiye'nin kendine yetme mevzusunda ise şunu diyeceğim, evet kendimize yetecek kaynağımız var ancak bunları kullanmaya Atatürk zamanında başlamış olmamız (ki başlamıştık) aradan geçen yıllarda sürekli gelişmemiz gerekirdi. Malaesef ki Atatürk'ten sonraki devlet yöneticileri koltuk sevdalarından vatanı satmakla, borca sokmakla yılları yediler. Şu anda hiçbir konuda kendi kendimize yetecek durumda değiliz. Yetecek durumda olsak bile bu ülkeye komünizm falan gelmedikçe, yerli malına güvenmeyen, sürekli gözü dışarıda üretilen ürünlerde olan, sen dünyanın en iyi telefonunu yapsan bile gidip Iphone veya Samsung alacak olan halkımızla bu iş olmaz. Bu, cahillikle ve ondan beslenen yöneticilerle olmaz. Zaten bizim "dış güçler" dediğimiz şeyin de asıl amacı buydu, amaçlarına ulaştılar. Geçmiş olsun.