- Katılım
- 8 Nis 2017
- Mesajlar
- 54
- Konu Yazar
- #1
3 yıldır kullandığım Ducati Hypermotardı satmış, iki kişilik keyifle uzun yol yapılabilecek bir motosiklet arıyordum. Hyperı satmadan uzun süre önce bir sonraki motor için testlere de başlamıştım. KTM, BMW, Ducati vb her birini değerlendirerek günün sonunda fiyat performansa göre kararımı 2016 model 3000kmde bir Honda Africa Twin manuelden yana verdim.
Uzun dönem inceleme yazısının fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz.
Türkiyede en çok tutulan motosikletlerden birisi Honda Africa Twinken diğeri BMW R1200GS. Karar aşamasında, bütçe dahilinde iki motosiklet arasında kaldım, birisi 2016 Africa Twin, diğeri 2011 R1200GSdi. Daha yeni ve daha kıvrak olduğu için Africa Twini tercih ettim. Bütçe kısıtı olmasa muhtemelen tercihim KTM 1290 ADV S olurdu, açık ara test edip etkilendiğim motosikletti.
Renk olarak aklımda sadece gümüş gri ve siyah vardı. Başka renk bir Africa twin bana fazlasıyla oyuncak gibi geliyordu. 2019un mart ayında yani bundan bir sene önce, ilanlardan güzel bir Africa Twin buldum, bir gece vakti eski sahibinin otoparkında kendisini görmeye gittim, bir hafta içerisinde de satın aldım.
Honda Africa Twini test ederken en çok beni tedirgin eden özelliği, motoru ayaktan alırken ki ağırlığıydı. Buna çok kısa zamanda alıştım ve şuan bir sorun olarak bile görmüyorum. Sele yükseliği, seleyi alt kademeye çekince rahat bir kullanım sunuyor. Bir başka tedirgin eden özellik ise iç lastikli olmasıydı. Motosikleti alır almaz eşimle birlikte Çanakkaleye sürmek istiyordum.
Yolda lastiğimiz patlarsa korkusuyla internetten biraz araştırmayla Formula-X diye bir ürüne rastladım, lastiğin içine sıkılan bir jel, 24 saat içerisinde lastiğe batan bir çivi vb varsa çıkarmanız halinde, lastik havası inmeden, sorun yaşamadan devam edebiliyorsunuz. Motosikleti aldığımda üzerinde Dunlop Trailmax lastikleri vardı hala da onlarla kullanıyorum.
İlk artçılı sürüşümüzde uzun yolda yağmurlu asfalt zeminde biraz tedirdin etse de 1 yıllık kullanımımda genel olarak memnunum, ancak heidenau k60 scout lastiklerle değiştirmeyi düşünüyorum.
Oturuş pozisyonu harika, dış görünüş oldukça etkileyici, yakıt tüketimi makul seviyelerde, kadranlara çabuk alışılıyor. Beni en çok şaşırtan özelliği ise sele konforu oldu. Ducati Hypermotardla 5 bin kmnin üzerinde bir Balkan turunu yaparken seleden hiç rahatsız olmazken, Çanakkaleye giderken bile sele 2 saat sonra rahatsızlık vermeye başlıyordu. Çözülmeyecek bir problem değil elbette, selenizi silikon sele yaptırdığınızda problem çözülebilir. Uzun turlar için akılda olması gereken bir durum. Sele alan olarak ve pozisyon olarak gayet güzelken, yumuşaklık olarak beklentileri karşılamıyor.
Gücüyle kendine hayran bırakan Africa Twin arkada Givi Outback Trekker 58L çantasıyla olduğundan daha büyük görünüyordu. Artçılı sürüşteki, artçıya verdiği güven hissiyatı ve bagaj kapasitesi tartışılmaz ama hafta sonları kısa turlar için olmasa da olur.
Arka çantayı sökünce motosikletin dinamikleri değişecek mi diye merak ederek, çantayı söktüm, beklentimin çok üzerinde fark yarattı, stabilitesinde muazzam bir fark oluştu. Her girdiğim virajdan keyif almaya başladım, Africa Twin tamam benim motorum dediğim nokta çantayı çıkarıp yaptığım ilk sürüş oldu.
2020 yılında uzun turlar yaparız belki diyerek Trexesin yan çantalarını alsam da henüz hiç takıp test etmedim. Ön koruma barlarına takacağım soft çantlar için hala bakınıyorum. Özellikle Krieganın şu simsiyah versiyonu muhteşem duruyor.
Honda Africa Twinin asfalt ve viraj performansına değinmişken, konfordan ve yol tutuştan dem vuranlar genelde Pirelli Scorpion Trail II lastiğe geçiş yapmışlar, Hyperda bu lastiği kullandığım için hiç heveslenmedim, ama off-road kabiliyetlerinden bahsedilen bir motosikletin böyle fazlasıyla yol odaklı bir lastiğe mahkum edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Dunlop lastiklerle bu tutuşu sunuyorsa pek çok lastikle virajlarda keyif verecektir. Sonuçta bu naked ya da supersport değil, ancak keyif almak için çıktığınız bir Şile sürüşünde de size motosikletin hamallığını yaptığınız hissini vermemeli.
Motosikleti 20-25 gün gibi uzun süre kapalı otoparkımda bıraksam da marş bastığımda, tek marşta çalışması Hondanın verdiği güven, aksesuar aradığınızda veya hangi servise gideceğim diye düşündüğünüzde pek çok seçenek olması yine güven unsuru. Pek çok kullanıcısı olması ve her bir kullanıcının paylaştığı farklı deneyim, kullanım türü ve beklentinize göre doğru seçimleri yapmanızı sağlıyor.
Honda Africa Twin tam olarak mantık makinası, belli teknik koşulları sağlayıp, sizin gitmek istediğiniz yere tutkuyla gitmenizi sağlayabilecek cinsten bir motosiklet. Almadan önce acaba vasıfsız, tutkuyla kullanamayacağım ağır bir commuter mı alıyorum korkusunu, kullanırken bir an bile yaşatmadı.
Farları harika aydınlatıyor, sis farlarıyla da destekleyince gece sürüşlerinde bile kendinizi emniyette hissedebiliyorsunuz. Çok yoğun trafik ve gece dışında sis farlarını pek kullanmıyorum.
Africa Twin aldığımda uzun ön cama sahipti, orijinal camını da almıştım, ilk işim bunu değiştirmek oldu. Orijinal belli miktarda rüzgardan korumakla birlikte, rüzgar keyfini de yaşatıyor. En kısa siyah rüzgarlıklardan bulabilirsem keyfime göre onlardan takmayı düşünüyorum.
Gelgelelim Honda Africa Twinin off-road performansına, Şile-Teke civarında ufak denemelerim olsa da, off-road sürüşten keyif aldığım en güzel rota Darlık Barajının etrafı oldu.
Dik yokuşlardan iniş ve çıkışlarda, yer yer su birikintileri ve çamurda motosiklet ne kadar kabiliyetli olduğunu stock lastiklerine rağmen gösterdi. O günden beri Heidenau K60 Scoutlarla neler yapar acaba diye düşünmeden edemiyorum.
Pahallı bir KTM 1290 ADV Si bu denli zor yollara sokmaya cesaret edemem, aynı şekilde GS için de benzerini düşünüyorum. Africa Twin inceliği ve offroad kabiliyetiyle, biraz dikkat edip bazı önlemleri de aldığınızda off-roadda da güven veriyor. Tabi cross motorlarla ağaçların arasından gitmekten bahsetmiyorum ama yumruğunuzdan büyük taşların arasından, yer yer çukurlardan ve su birikintilerinden korkusuzca geçebiliyorsunuz.
Offroad için alınabilecek güzel önlemlerden birisi motor koruma demiri, grenajları koruyan koruma demiri tek başına yeterli olmayabilir. Yine offroad kullanımlarda grenaj koruma demirlerine soft çantalar takarsanız, motoru düşürdüğünüzde grenaj demirinin ortasındaki boşluğa gelecek taşların zarar vermesine de engel olabilirsiniz.
Hondanın orijinal koruma demiriyle ilgili de şunu söylemek gerek, eğer motorda yan çanta yoksa asfaltta düşürdüğünüzde grenaj koruma demirleri, gidon ve motor bloğunun herhangi bir parçası yere değmeyecek şekilde koruyor. Gidonun yere değmemesi demek, gidon ayarınızı bozulmaması, gidonun yamulmaması demek. Koruma demirleriyle ilgili de ucuzdan pahalıya pek çok çeşit var.
Bu arada Arai Rebel kask kullanıyordum, Terekli off-road kullanıma da yakışsın diye Bell MX-9 kask aldım. Bu kask daha fazla ses aldığı için motorun emiş sesini ve egzoz sesini daha fazla duyar oldum bu da bir hayli keyif veriyor. Egzoz sesini çok sevsem de, Ducatiden miras Termignoni egzoz takmayı istiyorum ancak alt devirlerdeki tepkileri nasıl olur bilemediğim için şimdilik bu planımı erteledim.
Uzun süre Ducati kullanan birisi için Africa Twinin motor performansına şu yorumları yapabilirim. Alt devirleri muhteşem bir esnekliğe sahip, düşük hızlarda stres yaşamadan kıvrak bir şekilde gidebiliyorsunuz, offroad da düşünülerek böyle tasarlanmış sanırım. Motor en fazla 8500 rpm çeviriyor. İkinci ve üçüncü vitesi son derece keyifli ancak 10 bin devir limiti olan Ducati Hypermotarddan sonra keşke Africa biraz daha devir çevirseymiş diye de düşünmedim değil. 6000-8000 rpm arasında oldukça keyifli ancak sürekli böyle kullanırsanız yakıt tüketimi 100kmde 6,5 litreleri bulabiliyor. Yeni 1100cclik Africa Twini denemedim muhakkak iyileştirmeler vardır ancak motorunuzu satıp üzerine bir o kadar daha ekleyip alınır mı, test etmeden bunu söyleyemiyorum. Test ettiğimde de muhtemelen düşüncem madem o kadar para veriyoruz, gidip 3-4 yaşında bir R1200GS alalım olur.
Virajları Hypermotard gibi keyifli olması imkansız, desmodromic 800 ccnin yüreğinizi hoplattığı gibi bir kick yok. Hep kontrollü, torklu hoş sesli bir mahcup etmeyecek, kesinlikle keyifli bir motor bloğu. KTM ve Ducatiden beklenen pür tatmin duygusunun, mantık dünyasında sizi yol yapmaya odaklanmaktan kopardığını düşünüyorsanız benim gibi, Africa twin özgürleştiriyor.
İstediğiniz yol hangisiyse ona odaklanıyorsunuz. Özellikle canımın istediği off-road yola saptığım anda altımdaki makinanın benim off-road yeteneklerimden daha kabiliyetli olduğunu bilmek muhteşem bir duygu.
Hypermotard kullandığım zamanlar, bir önceki kasa Multistrada kullandığımda gücünü takdir etmiş ama kullanımını çok soft bulmuştum, aşırı konforlu bunla nasıl gazlar insan üzerinde uykusu gelir diye düşünmüştüm. Africaya geçtikten sonra, yakın arkadaşımın Multisini aldığımda, o soft dediğim Multi bana o kadar sert ve gergin geldi ki, Africa Twinin ne kadar esnek ve yumuşak olduğunu anladım. Bir taraftan 150 hp ve üstü güçlere ne gerek var da dedim. Kendimi teselli ediyor da olabilirim. Seyahat endurosunda güce o kadar da gerek yok derken Hondanın verdiği güvenle şu makinanın yanına bir dört silindirli supersport çekmek lazım diyorum zaman zaman. Ya da şöyle canı alınmamış bir Ducati Monster 696, 796 veya 1100 bile düşünülebilir.
Fren yaptığında dalma yapıyor, diyenler var, Hyperdan alışkın olduğum 25 cmlik amortisör payı çok benzer olsa da çalışma prensipleri bambaşka, motora alıştıkça kullanımınıza göre yol veya offroad kullanıma göre amortisör ayarlarınızı kolayca yapabiliyorsunuz bu da çok hoş. Amortisör ayarlarınızı sertleştirdiğinizde daha rijit bir motosiklete dönüşüyor.
Kronik rahatsızlık olarak bahsedilen, ekran fonksiyon tuşunun takılması problemini yaşamadım. Ancak 2016 modellerde, 2018e kadar tel jantlarda korozyon mevcut, bilerek aldığım ve alırken de üzerinde gördüğüm için buna çok takılmıyorum. 2016 modellerin amortisörleri altın renginde olduğundan daha çok hoşuma gidiyor. 2018lerde gaz tepkisi bir nebze farklı olsa da, 2016daki gaz teli olması ve gaz telinin direk tepkisi yine benim için artılardan biri.
Africa Twinde kaydırmalı debriyaj olması muhteşem, 98 nm torkunu güvenle kullanabiliyorsunuz. 660 Tenereden veya NC700-750lerden Africa Twine geçiyorsanız muhteşem ötesi bir motosiklet. Ancak Ducati, KTM, BMWlerden geliyorsanız, beklentinizi ona göre belirleyip Africa Twini tercih edin derim. Beklentiler mantık çerçevesinde şekilleniyorsa Africa ağır basar. Yüksek hız beklentisi olmaması gerek, 180e kadar harika bir şekilde çıkarken sonrasında yavaşlıyor maksimum 205 gördüm. Uzun yolda 120-130 kmlerde keyifli ve sakin bir şekilde gidebiliyorsunuz, gaz açmanız gerektiğinde de elinizin altında güç bulunuyor.
İlk yılımda 4000km yol yapabilmişim, geçmiş yıllara oranla oldukça az kilometre, şöyle bir motosiklet piyasasına baktığımda Honda Africa Twini değiştirmeye değer bir motosiklet bulamıyorum. Eldekinin kıymetini bilip kullanmaya devam etmek lazım.
Belki Africa Twini BMW F800GSle, Ducati Multistrada 950yle, KTM 1090 ADVyle karşılaştırmak lazım, bunlarla karşılaştırdığımda tercihim kesinlikle Africa Twin olur. Ancak fiyat olarak bir tık yukarıda kalsa da F850GS aklımı karıştırabilir. Bu noktada üzerine bir miktar daha ekleyip R1200 GSlere bakmaya başlıyor insan.
Uzun dönem inceleme yazısının fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz.
Türkiyede en çok tutulan motosikletlerden birisi Honda Africa Twinken diğeri BMW R1200GS. Karar aşamasında, bütçe dahilinde iki motosiklet arasında kaldım, birisi 2016 Africa Twin, diğeri 2011 R1200GSdi. Daha yeni ve daha kıvrak olduğu için Africa Twini tercih ettim. Bütçe kısıtı olmasa muhtemelen tercihim KTM 1290 ADV S olurdu, açık ara test edip etkilendiğim motosikletti.
Renk olarak aklımda sadece gümüş gri ve siyah vardı. Başka renk bir Africa twin bana fazlasıyla oyuncak gibi geliyordu. 2019un mart ayında yani bundan bir sene önce, ilanlardan güzel bir Africa Twin buldum, bir gece vakti eski sahibinin otoparkında kendisini görmeye gittim, bir hafta içerisinde de satın aldım.
Honda Africa Twini test ederken en çok beni tedirgin eden özelliği, motoru ayaktan alırken ki ağırlığıydı. Buna çok kısa zamanda alıştım ve şuan bir sorun olarak bile görmüyorum. Sele yükseliği, seleyi alt kademeye çekince rahat bir kullanım sunuyor. Bir başka tedirgin eden özellik ise iç lastikli olmasıydı. Motosikleti alır almaz eşimle birlikte Çanakkaleye sürmek istiyordum.
Yolda lastiğimiz patlarsa korkusuyla internetten biraz araştırmayla Formula-X diye bir ürüne rastladım, lastiğin içine sıkılan bir jel, 24 saat içerisinde lastiğe batan bir çivi vb varsa çıkarmanız halinde, lastik havası inmeden, sorun yaşamadan devam edebiliyorsunuz. Motosikleti aldığımda üzerinde Dunlop Trailmax lastikleri vardı hala da onlarla kullanıyorum.
İlk artçılı sürüşümüzde uzun yolda yağmurlu asfalt zeminde biraz tedirdin etse de 1 yıllık kullanımımda genel olarak memnunum, ancak heidenau k60 scout lastiklerle değiştirmeyi düşünüyorum.
Oturuş pozisyonu harika, dış görünüş oldukça etkileyici, yakıt tüketimi makul seviyelerde, kadranlara çabuk alışılıyor. Beni en çok şaşırtan özelliği ise sele konforu oldu. Ducati Hypermotardla 5 bin kmnin üzerinde bir Balkan turunu yaparken seleden hiç rahatsız olmazken, Çanakkaleye giderken bile sele 2 saat sonra rahatsızlık vermeye başlıyordu. Çözülmeyecek bir problem değil elbette, selenizi silikon sele yaptırdığınızda problem çözülebilir. Uzun turlar için akılda olması gereken bir durum. Sele alan olarak ve pozisyon olarak gayet güzelken, yumuşaklık olarak beklentileri karşılamıyor.
Gücüyle kendine hayran bırakan Africa Twin arkada Givi Outback Trekker 58L çantasıyla olduğundan daha büyük görünüyordu. Artçılı sürüşteki, artçıya verdiği güven hissiyatı ve bagaj kapasitesi tartışılmaz ama hafta sonları kısa turlar için olmasa da olur.
Arka çantayı sökünce motosikletin dinamikleri değişecek mi diye merak ederek, çantayı söktüm, beklentimin çok üzerinde fark yarattı, stabilitesinde muazzam bir fark oluştu. Her girdiğim virajdan keyif almaya başladım, Africa Twin tamam benim motorum dediğim nokta çantayı çıkarıp yaptığım ilk sürüş oldu.
2020 yılında uzun turlar yaparız belki diyerek Trexesin yan çantalarını alsam da henüz hiç takıp test etmedim. Ön koruma barlarına takacağım soft çantlar için hala bakınıyorum. Özellikle Krieganın şu simsiyah versiyonu muhteşem duruyor.
Honda Africa Twinin asfalt ve viraj performansına değinmişken, konfordan ve yol tutuştan dem vuranlar genelde Pirelli Scorpion Trail II lastiğe geçiş yapmışlar, Hyperda bu lastiği kullandığım için hiç heveslenmedim, ama off-road kabiliyetlerinden bahsedilen bir motosikletin böyle fazlasıyla yol odaklı bir lastiğe mahkum edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Dunlop lastiklerle bu tutuşu sunuyorsa pek çok lastikle virajlarda keyif verecektir. Sonuçta bu naked ya da supersport değil, ancak keyif almak için çıktığınız bir Şile sürüşünde de size motosikletin hamallığını yaptığınız hissini vermemeli.
Motosikleti 20-25 gün gibi uzun süre kapalı otoparkımda bıraksam da marş bastığımda, tek marşta çalışması Hondanın verdiği güven, aksesuar aradığınızda veya hangi servise gideceğim diye düşündüğünüzde pek çok seçenek olması yine güven unsuru. Pek çok kullanıcısı olması ve her bir kullanıcının paylaştığı farklı deneyim, kullanım türü ve beklentinize göre doğru seçimleri yapmanızı sağlıyor.
Honda Africa Twin tam olarak mantık makinası, belli teknik koşulları sağlayıp, sizin gitmek istediğiniz yere tutkuyla gitmenizi sağlayabilecek cinsten bir motosiklet. Almadan önce acaba vasıfsız, tutkuyla kullanamayacağım ağır bir commuter mı alıyorum korkusunu, kullanırken bir an bile yaşatmadı.
Farları harika aydınlatıyor, sis farlarıyla da destekleyince gece sürüşlerinde bile kendinizi emniyette hissedebiliyorsunuz. Çok yoğun trafik ve gece dışında sis farlarını pek kullanmıyorum.
Africa Twin aldığımda uzun ön cama sahipti, orijinal camını da almıştım, ilk işim bunu değiştirmek oldu. Orijinal belli miktarda rüzgardan korumakla birlikte, rüzgar keyfini de yaşatıyor. En kısa siyah rüzgarlıklardan bulabilirsem keyfime göre onlardan takmayı düşünüyorum.
Gelgelelim Honda Africa Twinin off-road performansına, Şile-Teke civarında ufak denemelerim olsa da, off-road sürüşten keyif aldığım en güzel rota Darlık Barajının etrafı oldu.
Dik yokuşlardan iniş ve çıkışlarda, yer yer su birikintileri ve çamurda motosiklet ne kadar kabiliyetli olduğunu stock lastiklerine rağmen gösterdi. O günden beri Heidenau K60 Scoutlarla neler yapar acaba diye düşünmeden edemiyorum.
Pahallı bir KTM 1290 ADV Si bu denli zor yollara sokmaya cesaret edemem, aynı şekilde GS için de benzerini düşünüyorum. Africa Twin inceliği ve offroad kabiliyetiyle, biraz dikkat edip bazı önlemleri de aldığınızda off-roadda da güven veriyor. Tabi cross motorlarla ağaçların arasından gitmekten bahsetmiyorum ama yumruğunuzdan büyük taşların arasından, yer yer çukurlardan ve su birikintilerinden korkusuzca geçebiliyorsunuz.
Offroad için alınabilecek güzel önlemlerden birisi motor koruma demiri, grenajları koruyan koruma demiri tek başına yeterli olmayabilir. Yine offroad kullanımlarda grenaj koruma demirlerine soft çantalar takarsanız, motoru düşürdüğünüzde grenaj demirinin ortasındaki boşluğa gelecek taşların zarar vermesine de engel olabilirsiniz.
Hondanın orijinal koruma demiriyle ilgili de şunu söylemek gerek, eğer motorda yan çanta yoksa asfaltta düşürdüğünüzde grenaj koruma demirleri, gidon ve motor bloğunun herhangi bir parçası yere değmeyecek şekilde koruyor. Gidonun yere değmemesi demek, gidon ayarınızı bozulmaması, gidonun yamulmaması demek. Koruma demirleriyle ilgili de ucuzdan pahalıya pek çok çeşit var.
Bu arada Arai Rebel kask kullanıyordum, Terekli off-road kullanıma da yakışsın diye Bell MX-9 kask aldım. Bu kask daha fazla ses aldığı için motorun emiş sesini ve egzoz sesini daha fazla duyar oldum bu da bir hayli keyif veriyor. Egzoz sesini çok sevsem de, Ducatiden miras Termignoni egzoz takmayı istiyorum ancak alt devirlerdeki tepkileri nasıl olur bilemediğim için şimdilik bu planımı erteledim.
Uzun süre Ducati kullanan birisi için Africa Twinin motor performansına şu yorumları yapabilirim. Alt devirleri muhteşem bir esnekliğe sahip, düşük hızlarda stres yaşamadan kıvrak bir şekilde gidebiliyorsunuz, offroad da düşünülerek böyle tasarlanmış sanırım. Motor en fazla 8500 rpm çeviriyor. İkinci ve üçüncü vitesi son derece keyifli ancak 10 bin devir limiti olan Ducati Hypermotarddan sonra keşke Africa biraz daha devir çevirseymiş diye de düşünmedim değil. 6000-8000 rpm arasında oldukça keyifli ancak sürekli böyle kullanırsanız yakıt tüketimi 100kmde 6,5 litreleri bulabiliyor. Yeni 1100cclik Africa Twini denemedim muhakkak iyileştirmeler vardır ancak motorunuzu satıp üzerine bir o kadar daha ekleyip alınır mı, test etmeden bunu söyleyemiyorum. Test ettiğimde de muhtemelen düşüncem madem o kadar para veriyoruz, gidip 3-4 yaşında bir R1200GS alalım olur.
Virajları Hypermotard gibi keyifli olması imkansız, desmodromic 800 ccnin yüreğinizi hoplattığı gibi bir kick yok. Hep kontrollü, torklu hoş sesli bir mahcup etmeyecek, kesinlikle keyifli bir motor bloğu. KTM ve Ducatiden beklenen pür tatmin duygusunun, mantık dünyasında sizi yol yapmaya odaklanmaktan kopardığını düşünüyorsanız benim gibi, Africa twin özgürleştiriyor.
İstediğiniz yol hangisiyse ona odaklanıyorsunuz. Özellikle canımın istediği off-road yola saptığım anda altımdaki makinanın benim off-road yeteneklerimden daha kabiliyetli olduğunu bilmek muhteşem bir duygu.
Hypermotard kullandığım zamanlar, bir önceki kasa Multistrada kullandığımda gücünü takdir etmiş ama kullanımını çok soft bulmuştum, aşırı konforlu bunla nasıl gazlar insan üzerinde uykusu gelir diye düşünmüştüm. Africaya geçtikten sonra, yakın arkadaşımın Multisini aldığımda, o soft dediğim Multi bana o kadar sert ve gergin geldi ki, Africa Twinin ne kadar esnek ve yumuşak olduğunu anladım. Bir taraftan 150 hp ve üstü güçlere ne gerek var da dedim. Kendimi teselli ediyor da olabilirim. Seyahat endurosunda güce o kadar da gerek yok derken Hondanın verdiği güvenle şu makinanın yanına bir dört silindirli supersport çekmek lazım diyorum zaman zaman. Ya da şöyle canı alınmamış bir Ducati Monster 696, 796 veya 1100 bile düşünülebilir.
Fren yaptığında dalma yapıyor, diyenler var, Hyperdan alışkın olduğum 25 cmlik amortisör payı çok benzer olsa da çalışma prensipleri bambaşka, motora alıştıkça kullanımınıza göre yol veya offroad kullanıma göre amortisör ayarlarınızı kolayca yapabiliyorsunuz bu da çok hoş. Amortisör ayarlarınızı sertleştirdiğinizde daha rijit bir motosiklete dönüşüyor.
Kronik rahatsızlık olarak bahsedilen, ekran fonksiyon tuşunun takılması problemini yaşamadım. Ancak 2016 modellerde, 2018e kadar tel jantlarda korozyon mevcut, bilerek aldığım ve alırken de üzerinde gördüğüm için buna çok takılmıyorum. 2016 modellerin amortisörleri altın renginde olduğundan daha çok hoşuma gidiyor. 2018lerde gaz tepkisi bir nebze farklı olsa da, 2016daki gaz teli olması ve gaz telinin direk tepkisi yine benim için artılardan biri.
Africa Twinde kaydırmalı debriyaj olması muhteşem, 98 nm torkunu güvenle kullanabiliyorsunuz. 660 Tenereden veya NC700-750lerden Africa Twine geçiyorsanız muhteşem ötesi bir motosiklet. Ancak Ducati, KTM, BMWlerden geliyorsanız, beklentinizi ona göre belirleyip Africa Twini tercih edin derim. Beklentiler mantık çerçevesinde şekilleniyorsa Africa ağır basar. Yüksek hız beklentisi olmaması gerek, 180e kadar harika bir şekilde çıkarken sonrasında yavaşlıyor maksimum 205 gördüm. Uzun yolda 120-130 kmlerde keyifli ve sakin bir şekilde gidebiliyorsunuz, gaz açmanız gerektiğinde de elinizin altında güç bulunuyor.
İlk yılımda 4000km yol yapabilmişim, geçmiş yıllara oranla oldukça az kilometre, şöyle bir motosiklet piyasasına baktığımda Honda Africa Twini değiştirmeye değer bir motosiklet bulamıyorum. Eldekinin kıymetini bilip kullanmaya devam etmek lazım.
Belki Africa Twini BMW F800GSle, Ducati Multistrada 950yle, KTM 1090 ADVyle karşılaştırmak lazım, bunlarla karşılaştırdığımda tercihim kesinlikle Africa Twin olur. Ancak fiyat olarak bir tık yukarıda kalsa da F850GS aklımı karıştırabilir. Bu noktada üzerine bir miktar daha ekleyip R1200 GSlere bakmaya başlıyor insan.