kendi cebi derken!!!:mrgreen:
Kurum kendi bütçesinden verecek demek :mrgreen:
Nasıl yazmışım, anlamadım.
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:38 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:16 ----------
Ne kadar cok ogretmen dusmani varmis hayret ya aga babalari asagiladi ya hepsinin dusman olmasi lazim

sizi yetistiren ogretmenlerden utanin bari bunlari soylerken.her meslegin iyisi var kotusu var sapla samani birbirine karistirmayin ogretmenler kotu degil sistem kotu oyle disardan sallamakla olmaz o isler gelin 1 hafta ogretmenlik yapin da gorelim sizi.
Babam emekli emniyet görevlisi.
İzmir, Ankara, Isparta merkez ve 2 farklı ilçesi, burdur'un 2 farklı ilçesi, Antalya ve Erzurum.
Bunlar benim bu yaşıma kadar eğitim alırken yaşamak zorunda kaldığım iller. Tüm bu zaman süreci boyunca ki 18 yıl eder onlarca okul değiştirerek okuyan birisiyim. Yani aynı mahallede ilkokul ve liseyi bitirip komşu ilde üniversite okumadım, okuyamadım.
Tüm bu süreç boyunca eğitim sistemi hep aynıydı ancak öğretmenler farklıydı. Burdur'un Yeşilova ilçesinde tam 1 eğitim - çğretim dönemi boyunca kaldık. İlkokul öğrencisiyim, öyle bir sınıf gördüm ki, hem orta okul hem de lise öğrenciliğim boyunca o öğretmeni ve öğrencilerini hiç unutmadım. 8 ay sonra oradan ayrıldık aradan yıllar geçti ve şimdi o zamanki sınıf arkadaşlarıın hemen hemen hepsi üniversiteden mezun olup işe başladılar.
Ufak bir araştırma yaparak kimler nerelere gelmiş diye baktım, sonuç tam beklediğim gibi.
Boğaziçi uluslararası ilişkilerden, marmara ve ankara hukuk, siyasal bilimler fakültesine, Erzurum, Ege ve süleyman demirel Tıp fakültesinden Yıldız Teknik, İTÜ mühendislik fakültelerine kadar bu adamın tüm öğrencileri şu an parmak ısıtacak yerlerdeler. ( ben dahil

)
Bu ilçe 2500 nüfuslu, çok küçük bir yerdi. Buradan 15 kat daha büyük olan Bucak ilçesinde de ben 3 yıl kaldım. O zamanki sınıf arkadaşlarım arasından sadece 1 tane Anadolu mimarlık, 1 tane Akdeniz hukuk ve ben elle tutulur bir yere gelmişiz.
Bu farklılık eğitim sisteminden dolayı mı yoksa öğretmenden dolayı mı ? Cevabı buyurun siz verin.
Tabi bu sadece tek örnek değil, yukarıda saydığım her ilden onlarca hoca örnek verebilirim ki Türkiye'deki bu yobazlığın ve cehaletin kökeninin sistem değil, öğretmenlerin kendi özverisizliğinden ve umarsızlığından kaynaklı olduğunu kanıtlayacak.
Öğtetmen şu an ek ders peşinde, acaba daha iyi bir yere nasıl tain olurum peşinde, kimin kıçını yalasam da iyi bir yerden pozisyon alsam peşinde, hem devletten maaş alsam, hem bir dershanede soru çözsem hem de akşamları özel ders versem peşinde. Kaç öğretmen akşamları mahalle kahvesine gidip öğrenci velileri ile görüşüyor, benim çok yakın bir akrabam 2000 nüfuslu bir beldede 20 yıl öğretmenlik yapıp ödevini yapmayanın akşam evine giden bir öğretmenmiş, hasanoğlan mezunu yani eski köy enstitülerinden. Benim şahsen tanıdığım onlarca genel müdür, CEO ve iş adamı öğrencisi var dedemin. Peki şu anda bu özveri ile çalışan kaç tane öğretmen gösterebilirsiniz kendi kurumunuzdan ? Araba modeli yükseltmekten daha çok ilk sıvan sonunda ortalaması düşük çıkan sınıfın ortalamasını nasıl yükseltebilirim diye düşünen ? İşte bu ilgisizlikle büyüyen çocuklar şu anda veli oldular ve senin karşına çıkan ve her hususta kendi çocuğunu savunan o hödük veli varya, işte o veli sistemin değil, basiretsiz öğretmenlerin eseri. Bence vakit geç olmadan bu trenin en arka vagonlarını yola sokabilirsin bir öğretmen olarak. Yok 125'liği nasıl 250 veya 600 yaparım derdine düşersen ne olur bu işin bedelini sisteme yükleme.
Toplu iğnenin ucu kadar düzeni olmayan bir eğitim hayatından geçip, uğruna her yıl binlerce lira akıtılan kurumların yakınından geçmeyip 10 bin kişiden bir tanesinin muvaffak olabileceği düzeye erişmiş olup, hala daha üzerine ne koyabilirim diye düşünen birine kalkıpta "ağa baba'yla", "siyasetle" onla bunla cevap veremezsin.
Bu arada yatılı bölge okulunda matematik ve fen öğretmeni ataması yapılmadığı için 15 gün gönüllü öğretmenlik yaptım, dershaneye gidecek durmu olmayan 3 tane kerataya bir sene ders verdim. Peki sen hayatında hiç yatılı bölge okulunda yada parasız yatılı bir okulda görev yaptın mı ? Akşam eve gelince kafanda bir öğrenci profili çıkardın mı ?
Allah'a çok şükür, beni yetiştiren hiçbir öğretmenden utanacak yüzüm yok, hatta benim sırtımdan maaş alıp da bana 1 kelime ingilizce ya da almanca öğretememiş nice eşekler var ki onların benden utanması lazım. Belki bindikleri o motosikleti benim sırtımdan kazandıkları paralar ile almışlardır, who knows?
---------- Mesajlar birleştirildi - 18:48 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:38 ----------
Ben kesinlikle devletin yan gelip yatanların yeri olduğunu söylemiyorum. Böyle anlaşıldıysa kusura bakmayın. Ben yan gelip yatan işçilerden çalışanlardan bahsediyorum. Örneğin Karabük Demir Çelik Fabrikası , orada çalışan torpilli işçiler napıyorlardı biliyor musun? Kendilerinin yerine çalışacak işçi kiralıyorlardı. Sonra kartı basıp kiraladıkları işçiyi kendileri çalışıyormuş gibi çalıştırıyorlar ve sonra eve dönüyorlardı. E bunun neresi doğru? Oradaki işçi o kadar çok maaş alıyor ki yerine işçi kiralıyor... Sonra ne oldu 1 tlye özelleştirildi. Evet koca fabrikayı 1 tlye sattılar. Ve orada çalışan 15-20 bin kişiden sadece 4-5 bini kaldı özelleştirilince. Demekki 4-5 bin kişiyle de o fabrika çalışabiliyormuş. Özelde torpil işlemiyor tabi. Bir soru sormak istiyorum. Millet neden çocuklarını devlet değil özel okula yazdırmak istiyor? Yahu devletteki öğretmenlerin yarısı derse bile girmiyor ya da derse girip yoklamayı alıp geri çıkıyor(özellikle beden eğitimi öğretmenleri). Bu okul özelleştirilse, o öğretmenler orada tutunabilir mi? Direk tekmeyi basarlar adama. Bassınlar. Hak etmeden ekmek yok kardeşim. Yok öyle yağma. Ben vergi veriyorum. Karşılığınıda almak istiyorum. Oyumuda kendimce doğru gördüğüm yere veriyorum zaten. Tembel çalışmayan zihniyet değişir mi? Elbette değişir ama uzun bir zaman ister. Askeriye konusuna hiç girmiyorum. Komutanın karısını alışverişe götürüp getirmek için(!) var zaten o askeri araçlar , askerler ... E ben askeriyeyide özelleştirelim demiyorum. Devlete ait önemli kuruluşlar özelleştirilmesin diye belirtmiştim zaten. Ama bunlarında denetlenmesi şart. Ama denetleme derken. Gidip denetlenecek yerin kantininde çay içmek değil. Ciddi bir denetleme. Sürekli olan bir denetleme. Zamanla bu da olur. Şunuda belirtmek istiyorum, bence bir devletin görevi ülkeyi yönetmektir. Milli piyango kuruluşları , at yarışı gibi şeylerle uğraşmak değil. Bu şeker fabrikaları demir çelik gibi fabrikaların çoğu Kurtuluş savaşı sonrası güçsüz düşen halka yardım etmek için açılmıştır zaten. O zaman halkın parası yok ki fabrika kursun. E devlet kuruyordu. Ama şimdi o işlevlerini yitirdiler. Bu kurumların özelleştirilip satılması iyi oldu çünkü çoğu zarar ediyordu(asalaklar tarafından) bunun faturasıda vergiye yansıyordu. Ama şurayada gelelim ki doğalgazı özelleştirmek ne demek yahu? 100 lira olan faturalar çıktı 150 liraya. Satılacak şey var satılmayacak şey var. Yazıklar olsun diyorum bende bazen ..
Yöneticilerin vicdanı olmazsa o 100 liralık faturalar 150 oluyor maalesef. Adam gibi bir denetleme olsaydı yürek isterdi hesap işletim ücreti almak veya faturaya kafadan pay eklemek. Yıllık aidat alınamayack diye kanun çıkmasına rağmen hala bankalar catır çatır alıyorlar mesela.
Senin karabük örneğine bir ek de ben vermek istiyorum. Tekel zamanında tekelde çalışan expertler köylünün getirdiği tütünden fire payı adı altında belli oranlarda pay alırlardı, vermezsen tütününü hiç vermezlerdi.
Büyük inşaat projelerinde özel firmaları denetleyen devlet mühendisleri vardır karayollar yada DSİ gibi. Bu kurumlarda çalışan müdürler rüşvet alarak denetlemek zorunda oldukları özel firmalara neleri kakalıyorlar neleri bir bilseniz. Düşünki betonun içine koyulacak çakılların standartları var, özel firma çakıl taşlarını aylar öncesinden almış ama şu anda testleri geçemiyor bu çakıl taşları. Yani beton üretiminde kullanılamaz, müdürün altına 0 km SUV bir araç çekersin yada oğlunun yurt dışı eğitimine BURS verirsin, yüz binlerce dolarlık bu çakıl taşları bir anda devletin köprülerinde barajlarında kullanılır.
Urfa^da tek müdürlüğü yapmış bir akrabamdan; kışın soğukta direklere kablo çekmek için yolladığımız araçlar o kabloları yakarak ısınır, içinden çıkan bakırları hurda olarak satardık, aylar sonra soruşturma açılsa bile biz bağladık, köylü çalmış/ sökmüş der işin içinden çıkardık.
Sonra sen dağ başında bekle TEDAŞ bize elektrik kablosu çekecek diye.
---------- Mesajlar birleştirildi - 19:10 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:48 ----------
Yuh artık TEKEL ve TELEKOM kar etmedi diyorsun ya yuh artık diyorum..
Bunlar devletin sırtında yük değil, bilakis devletin yükünü omuzlayıp giden kuruluşlardı.
Keza bugün satılmak istenen milli piyango gibi..
Bunlar da satılana kadar da satıldıktan sonra da kar etmediyse.. Dükkanı kapayıp gitsinler...
Askeriyeye gelene kadar eski cumhur reisi GÜL'e hizmet eden kaç tane personel ve hizmet aracı var bir öğrenin derim.
Birader, Gül'e hizmet eden personel sayısının özelleştirme ile alakası ne ? Yok Gül'ün AKP kökenli olmasından dolayı bana laf çarpıtmaya çalışıyorsan ban sana bir kere daha yazayım ben AKP'ye oy vermedim.
Ama yine de Gül'ün yanına aldığı tüm araç ve personel o adamın ANAYASAL hakkıdır, kanunsuzluk yoktur. Kanunda yazıyor ki adam yanına hizmetçi de almış şöför de koruma da.
Gül'den bu yana geçersek;
TEKEL ve TELEKOM aslında kar eden ama devletin sırtına yük olan kuruuşlardı.
Mesela, TEKEL anakra'da 2 tane gökdelen yaptırdı. Asıl ederi 100 milyon lira olsun, ihaleyle bu binaları 300 e verdiler. Yıl sonu devlet hani lan sizin karınız( ticari işlem sonucu elde edilen net gelir olan) diye sorunca cevap olarak " e görmüyon mu bina diktik" diyorlardı.
1. nokta, tekelin bu 2 gökdelene ihtiyacı var mıydı ?
2. nokta ihale bedeli eder değeri ile aynı mı?
3. nokta eskinde kamu kurumlarının gelirlerini bildirmek zorunda olduğu bir kurum yoktu, varsa bile naylon faturalar ile kamu kurumları devletten para saklıyorlardı. Bu sebeple para basan TELEKOM ve TEKEL her sene devletin sırtına yüktü.
4. nokta, bu kurumun asıl değeri 50 bin lira olsun, sen ihaleye çıktığında hiç bir alıcı sana 50 bin lira vermiyorsa sen bu kurumu nasıl değerine satarsın ?
5. nokta, şu anda açılan büyük ihalelere bir bak, mesela 3. köprü yada büyük metro istasyonları, altgeçitler veya körfez otobanı. Aklına ne gelirse ihale tekliflerine bak. Teklif veren 10 firmadan 6-7 tanesi hükümet yandaşı firmalar. E kardeşim bu ülkede Koç var, Sabancı var ki kendisi inşaat işinde, MNG var, o var bu var. Bu adamların hiç birisi elini taşın altına koymuyor, 2000 lira verip ihale dosyası bile satın almıyor, ihaleye sadece yandaş kurumlar başvuru yapıyor, sonra çıkıp yandaşa ihale verildi diyorsun. Lan MNG daha ucuz teklif verdi de öyle mi kazanamadı ihaleyi ?